5 Mayıs 2013 Pazar

Efsane Seriler #2: Elli Ton Üçlemesi

     


     Efsane Seriler yazı dizimi hatırlayanınız var mı? :) Araya o kadar uzun bir zaman girdi ki ben bile unutmuşum böyle bir yazı dizisi yapacağımı. Vaktim varken serileri tanıtmaya devam etmek istedim. Kısacası artık iki haftada bir bu yazı dizisini yazacağım. Eğer siz de çok sevdiğiniz serileri Efsane Seriler başlığı altında incelemek isterseniz bu yazıları blogunuzda yayınlanıp bizimle paylaşabilirsiziniz. ^_^. Şimdi kaldığım yerden devam etmek üzere ikinci konuğum olan Elli Ton Üçlemesi'ni inceleyeceğim. Bildiğiniz gibi seri dünya çapında büyük bir üne sahip. Beğenenleri kadar beğenmeyenlerin de sayısı bir hayli yüksek. Bana kalırsa seri güzel, akıcı bir dile sahip ve kadınların oldukça ilgisini çekecek bir konuyla süslenerek her kesimden insana hitap etsin diye yazılmış. Evet belki maddi çıkarlar da içeriyor ama günümüzde kitapları bestseller olup da maddi çıkarlar gütmeden yazan kaç tane yazar vardır ki? Elli Ton Üçlemesi'ni şimdi liseye yeni geçmiş kızların elinde bile görüyorum, her kesime hitap ediyor demiştim fakat her yaşa hitap etmediği kesin. Çevirisinin kalitesinden olsa gerek okurken rahatsızlık duyduğum hiçbir sahne olmadı ama +18 olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ben olsam daha yaşıma uygun kitapların hepsini okuyabildiğim kadar okumaya çalışırdım, lütfen ama kızlar o seriyi biraz daha ileriki zamanlara saklayın. :D Genel bir yorum yapacak olursam Okuduğum üç kitabın ikisini çok beğendim, sonuncu kitapta daha çok beklentim vardı o yüzden biraz sönük geldi bana. Konusu çoğunuzun bildiği üzere zengin bir iş adamı olan Christian Grey ile üniversiteden yeni mezun (ilk kitapta hala okuyordu) olan Anastasia Steele arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Üç kitapta ikilinin yaşadıkları, geçmişte geçirdikleri sorunlar (bu kısım daha çok Christian ile ilgili) ve geleceklerini inşa etme süreçleri üzerine kurulu. Tabii bu kadar sıradan bir kurgu nasıl çok satanlara girdi asıl orası ilgi çekiyor. Kitapta geçen köle-efendi ilişkisine dayalı cinsel içerikli sahneler, az biraz sadistlik ve ütopik derecede mükemmel olan Christian bu kitabın ününü kıtalar aşırı yapmasını sağlayan şeyler diyebilirim. Kitapların her birini tek tek inceleyecek olursak:

Grinin Elli Tonu


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...
Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.
Goodreads'de 499,955 kişinin katıldığı oylama sonucu 3.60'lık bir puan elde eden Grinin Elli Tonu'na benim puanım ise 4 oldu. Serinin ilk kitabında ev arkadaşı Kate'in yerine Christian ile röportaja Ana'nın gitmesiyle ikili tanışmış oluyor. Daha sonra Christian onu iş yerinde ziyarete gidiyor, kendini gösteriyor vee en sonunda hukuki bir anlaşma ile aralarındaki değişik ilişki başlamış oluyor. İlk kitapta sinirimi bozan tek bir nokta vardı. Christian normalde kimseyle aynı yatakta uyumazken Ana ile uyumuş, nedense hiç tanımadığı bu kıza diğerlerinden daha çok değer vermişti. (Diğerleri onun eksi itaatkarları) Şu klasik "sende beni çeken bir şeyler var." olayını ilk kitapta da görmüş oldum. Bu nokta dışında hatırladığım kadarıyla canımı sıkan bir şey olmadı, akıcı bir dili vardı ve severek okudum.

Karanlığın  Elli Tonu


Ruhu yaralı genç girişimci Christian Grey'in karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.Ama Grey'e duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Ton'un sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır.Ve bu kararı tek başına vermelidir...
Serinin ikinci kitabının GR puanı ise 3.95 ve benim puanım yine dört. :D Bu kitapta Christian'ın geçmişine ve karakterine dair çok önemli bilgiler öğreniyoruz. Ayrıca ikili arasındaki aşkın arttığını da görüyoruz. Kitabın yorumunu daha önce yapmıştım, okumak isteyenler buraya TIK

Özgürlüğün Elli Tonu


Anastasia Steelein ne istediğini bilen, göz alıcı iş adamı Christian Greyle tanışması, her ikisinin de hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştiren şehvetli bir ilişkinin kıvılcımını çakmıştır. Christianın sıra dışı zevkleri karşısında şoka uğrayan, ondan hem hoşlanan hem de korkan Ana, daha derin bir bağlılık istiyordur. Onu yanında tutmaya kararlı olan Christian, bunu kabul eder. 
Şimdi her şeye sahiptirler; aşk, tutku, yakınlık, servet ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünya. Ana, Greyi sevmenin kolay olmayacağını ve beraberliklerinin her ikisinin de tahmin edemeyeceği zorluklar getireceğinin her zaman farkında olmuştur. Anastasianın kendi benliğinden ve bağımsızlığından ödün vermeden Greyin yaşam stiline uyum sağlamayı öğrenmesi, Greyinse kontrol dürtüsünü aşması ve kendisini altüst eden fırtınaları arkasında bırakması gerekmiştir. 
Ama geçmişle hesapları henüz kapanmamıştır. Tam her şeye sahip gibi göründükleri bir anda, talihsizlik ve kader bir araya gelip Ananın en korkunç kâbuslarını gerçeğe dönüştürür...

Serinin son kitabının diğer iki kitaptan pek farkı yoktu. Yazar az biraz aksiyon katmak istemiş ama bence olmamıştı. Tabii diğerlerine göre farklı bir ilişki görüyoruz (spoiler geliyorrrrr) çünkü bu kitapta Christian ve Ana evliler ama beklentilerimi karşılamadığını söyleyebilirim. Ve hoş bulmadığım sahneler ilk defa Özgürlüğün Elii Tonu'nda karşıma çıktı. Yine de kitap okumayı sevmeyenlerin bile okuyabileceği akıcılıkta bir dili olduğu için sayfalar hızla akıp gitti. Ve seriye veda etmiş oldum.

     Toparlayacak olursan Elli Ton Üçlemesi öyle çok iyi diyebileceğim bir seri değil. Şimdi tekrar dönüp baktığımda okumasam da olurmuş diyorum. Bu seriden sonra aynı türde bir sürü kitap çıktı ve dilimize çevrilenleri de oldu. Hepsi de birbirinin kopyası gibi. Okumaya değer bir yanı yok aslında, Elli Ton yerine daha güzel kitaplar okuyabilirsiniz. Okuduğum için pişman değilim okurken zevk de aldım. Yine de şimdiki aklım olsa ilk kitaptan sonrasını spoiler alıp okumazdım diye düşünüyorum. Ya da okurdum, hastalıklı kişiliğim serileri yarım bırakmayı sevmiyor pek. :D Seriyi okuyanlarınız benimle düşüncelerini paylaşırsa çok sevinirim. Bir sonraki Efsane Seriler yazımda Harry Potter Serisi'ni ele alacağım. Bir Potterhead olarak o yazıyı bir hayli uzun tutmayı planlıyorum. En geç iki hafta sonra Harry Potter incelememi koymuş olacağım inşallah. Herkese iyi pazarlar. :)

7 yorum:

  1. ben de dediğinize katılıyorum. her yaşa hitap etmiyor. liseli arkadaşlarımız daha güzel kitapları okuyabilirler, mesela Sophie Kinsella tarzı. ben 23 yaşındayım ama benim bile midem bulandı. Christian'ın nesine bayılıyorlar anlamıyorum. ben neresinden tutsam karakter elimde kalıyor hiçbir artısı yok. zenginmiş pehh geç zenginliği ama manyak. bizim insanımız manyak olsun bizim olsun derdinde hemen Christian diye inlemeye başladı, ki saygı duyuyor deyip geçiyorum ama ben kitabı da herifi de kızı da sevmedim. hele silik, sümsük Ana deli etti beni. tam birbirlerine layıklar oh birbirlerini buldular ama biz de iğrençliklerini okumak zorunda kaldık o başka :D ben de seriyi yarıda bırakmayı sevmem o yüzden bitirdim ama ondan sonra çıkan cinsel hiçbir kitabı okumadım çünkü 50 ton höhh dedirtti :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçini dökmüşsün. :) Çoğu söylediğine katılıyorum yani öyle aman aman bir seri değil. Ama Christian'dan etkilenmedim desem yalan olur. :D

      Sil
    2. ya gene de çok yazmayayım dedim ama sonunda demişsiniz ya "seriyi okuyanlar düşüncelerini paylaşırsa" diye işte dayanamadım bir şeyler söyleyeyim dedim :) ne bilim ben sinir oldum topuna :D yanımda olsa Ana saçını başını yolardım herhalde haha :D cevap için teşekkür ederim, iyi okumalar hepimize :)

      Sil
  2. Seri hakkındaki paylaşımı okudum ve çok beğendim.Güzel bir yorum oldu bence,bu seri yi bende başlayıpta yarıda bırakamayan biri olarak okudum.Beğendim mi evet beğendim bencede çok sürükleyici ve akıcı bir dille yazılmış okumaktan zevk aldığım bir seriydi.Evet katılıyorum biraz fazla içeriği cinselliğe dayalı bir konuya sahipti bu kadar fazla ayrıntaya girelmeseydi de olurmuş.Senin ve Seda arkadaşımın da dediği gibi bence de herkes yaşına uygun kitapları okusa daha doğru olur ama şimdiki nesil biraz çabuk herşeye sahip olduğu için bu tür konuları ele alan kitapları da önceden okuyo.Bu arada Seda arkadaşımızın yorumunu okurken çok güldüm çok hoş bir yorum yapmış:)
    Evet fazla uzatmadan bitiriyim yinede okumaktan pişmanlık duymadığım güzel bir seriydi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğendiğin için teşekkür ederim. :) Benim hayal kırıklığım üçüncü kitaptı. İkinciyi beğenmiştim baya ama sonu istediğim gibi bitse de üç sıradan geldi bana. :/

      Sil
    2. evet akıcıydı Zeynep hanım, size ve Berfin hanıma kesinlikle katılıyorum ama bana ne kattı diye düşünüyorum içimde kocaman bir mide bulantısı :D :D yani herkese her kitap hitap etmez neticede. ben de denedim olmadı. olmuyorsa zorlamayacaksın misali abovv diyerekten elimi eteğimi çektim bu erotik romanlardan :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...