Go Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Go Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2016 Cumartesi

Buradayım - Clélie Avit / Kitap Yorumu

5 yorum:

Herkese merhaba, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! :) Hep birlikte nice 93 yıllarımız olsun. ^.^ Dün instagram hesabımdan birkaç kitap paylaşıp hangisini okusam diye sormuştum. Buradayım da fotoğraftaydı ama pek aklımda yoktu. Yorumlardan gelen bir öneri üzerine kitabı elime aldım ve nasıl başlıyor diye bakmak için ilk cümlesini okudum. Kitapların ilk cümlelerini çok önemsiyorum diyemem ama ilgi çeken bir başlangıç klasik bir girişten daha iyidir tabii. Buradayım'a başlamamı sağlayan şey ilk cümleleri oldu.

"Üşüyorum. Açım. Korkuyorum. Bunları Hissediyor Olmalıyım. Yirmi haftadır komadayım..."

Diye başlayıp devam ediyor. Dağ tırmanışında kaza geçirip komaya giren Elsa etrafındaki sesleri duyuyor ama tepki veremiyor. Aynı hastanede Thibault'un erkek kardeşi yatıyor. Tesadüfen Elsa'nın odasına giren Thibault komadaki kadınla ilgilendikçe ikisinin arasında duygusal bir bağ oluşmaya başlıyor. Daha önce komadaki insanlarla alakalı hiç kitap okumadım. Sesleri işittiklerine dair bir bilgim vardı ama gerçek mi değil mi bilmiyorum. Elsa'nın durumu bana uyku felci geçirdiğim zamanları hatırlattı. Zihin uyanık, sesleri duyabiliyorsun ama hareket edemiyorsun. İşin kötü tarafı uyku felcinde genellikle nefessiz kalıyormuşsunuz gibi bir his oluyor. Onun verdiği gerginlikle panik oluyorsunuz ve bu durum kalp krizine kadar gidebiliyor. Konudan bağımsız bilgi olacak ama uyku felci geçirmek istemiyorsanız dolu mideyle uyumayın. Ayrıca yorgun hissetmiyorsanız öğlen uykusuna yatmayın. Gerçekten kötü bir deneyim, düşündükçe geriliyorum. *-*

Buradayım'ın edebi açıdan pek bir değeri yok. Dolu dolu bir kitap değil ama kafa dinlendirmek, hoşça vakit geçirmek için çok iyi bir seçim. Sade cümlelerle konu hızlı bir şekilde ilerliyor. Kitap okuyamadığınız bir dönemdeyseniz Buradayım'a bakın derim. Kitapla ilgili tek keşkem sonunun aceleye getirilmiş olması. Bendeki kitabın sayfası mı eksik acaba diye düşündüm hatta. :D Yine de bir buçuk günde bitirdiğim kitaptan memnun kaldım. Kitabın edebi değeri yok demiştim ama mutlu bir şekilde kapattığımız her kitap bize bir şeyler katıyor aslında. :) Pozitif ve mutlu geçireceğimiz bir haftasonu olsun, herkese iyi günler. ^.^

30 Ağustos 2016 Salı

İhtiyaç - Carrie Jones / Kitap Yorumu

7 yorum:

Tanıtım yazısı:
HERKESİN KORKULARI VARDIR…

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.

Perilerle ilgili kitapları çok seviyorum. Ne kadar klişe barındırırsa barındırsın okuduğum kitapta periler varsa daha bir istekle okuyorum. İhtiyaç Go Kitap'ın çıkardığı yeni kitaplardan biri. Tanıtımları hep fobiler üstünden gittiğinden çok merak edip hemen okumak istedim. Ana karakter Zara White korkularını yenmek için onların bilimsel adlarını ezberliyor ve korktukça kendine bu adları hatırlatıp rahatlıyor.  Fazlasıyla fobisi olan biri olarak bu yöntemin bende işe yaramayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. :D Kitap klişeler ve Alacakaranlık Serisi'ne çok benzeyen bir atmosferde başlıyor. Böyle olması beni rahatsız etti hatta başlarındayken kitabı bıraksam mı acaba diye düşündüm. İlerledikçe ve konu kendi rayına oturdukça iyi ki bırakmamışım diyerek devam ettim. ^^ 

İhtiyaç yüksek beklentiyle başlanmaması gereken kitaplardan. Benzeri çok fazla kitap var. Başta belirttiğim gibi perileri seviyorum, bu yüzden klişeleri görmezden gelerek okudum. Bu arada Zara Uluslararası Af Örgütü üyesiydi ve sürekli bununla ilgili mektuplar yazıyordu. Yazarın ana karaktere böyle bir özellik vermiş olmasını takdir ettim. 

Kitap birden fazla fantastik tür içeriyor. Spoiler olmaması açısından diğerlerinden bahsetmek istemiyorum. Mekan olarak Stephen King'in hikayelerinin geçtiği Maine seçilmiş. Soğuk yerlerde geçen kitaplar diğerlerinden bir adım öndedir diyerek kitabın bir artısını daha belirteyim. :3 Zaten Jones Stephen King'e ara ara atıfta bulunmuş. 

Fantastik - romantik türünde popüler olan zilyon tane kitap var. Çoğu da birbirine benziyor, yine de alıp alıp okuyoruz. :D İhtiyaç da bu kitaplardan biri işte. Kafanızı yormayacak bir şeyler okumak isterseniz bakabilirsiniz. Perili kitaplarla daha çok ilgiliyseniz hoşunuza gidecektir. Son olarak devamını okumak istiyorum der, herkese iyi geceler dilerim. ^^

22 Ocak 2016 Cuma

Neler Okudum & İzledim #3

5 yorum:
Bu aralar eskiye oranla kitap okuma hızım biraz daha arttı. Bunda üç gündür izinli olmamın da etkisi var tabii. İki gün boyunca tüm gün evdeydim, bütünleme sınavına çalıştığım sıkıcı saatleri saymazsak güzel geçti diyebilirim. Özellikle soğuk günlerde evde kalıp, geç kalkıp istediğim gibi takılmayı seviyorum. Zaten uyandıktan sonra kendime gelmem bir iki saati buluyor, ardından biraz boş boş takılma ihtiyacı duyuyorum. :D Sonra kitap - dizi - film üçlüsüyle tüm gün  baş başa kalıyorum. ^.^ 


Bugün beşte iş başı yapacağımdan yazıyı biraz çabuk bitirip hazırlanmam gerekiyor. O yüzden lafı uzatmadan dün izlediğim La Belle Et La Bete - Güzel ve Çirkinden bahsetmek istiyorum. Güzel ve Çirkin masalını bilmeyen yoktur, canavara dönüşen prens ve onu sevgisiyle eski haline dönüştüren kızın hikayesi. 2014 yapımı olan filmi daha önce internette görmüştüm ama nedense izlememiştim. Sanırım film hakkında  kötü yorumlar vardı. Bu arada bayadır film izlememiştim o yüzden iznimin son gecesinde güzel bir şeyler izleyeyim dedim. Film sitelerinde dolaşırken Güzel ve Çirkin'in fragmanına denk geldim, tam sevdiğim tarzda karanlık bir masal gibi duruyordu. Çarşamba gecesi ertesi günkü bütünlemeye çalışırken filmi buldum, yarın izlerim diye baya bi' heyecan yaptım. Hatta şansıma bir ara internet gitti sonra neyse ki düzeldi. :D


Fransız yapımı olan film görsel olarak şahane. Etrafta güllerle dolu soğuk ama güvenli bir bahçe var, bahçenin merkezindeyse canavarın yaşadığı kocaman şato. *-*  Anlatım diliyse oldukça şiirsel, şatonun bahçesinde esen sakin bir rüzgar gibi. Filmin eksik bulduğum tek yanı biraz kısa olması. Belle ve canavarın arasındaki aşk çok hızlı oluşuyor, o kısımların biraz daha üstünde durulabilirmiş. Kısacası Güzel ve Çirkin'in bu versiyonunu çok sevdim, izleyecek romantik - fantastik film arıyorsanız mutlaka bir bakın derim. ^.^


Akşam Yıldızı'nı geçtiğimiz günlerde bitirdim. Tarihi aşk romanlarını seviyorum, genelde aynı mutlu sonra biten kafa rahatlatıcı şeyler oluyorlar. =) Bu türden çok fazla okumadım gerçi, fazla mıçmıç bir hikayeyle karşılaşmamak adına sevdiğim bloggerların önerdiği birkaç kitabı aldım sadece. Akşam Yıldızı da tatlı kıs Benherneysemo'nun aldıkları arasındaydı. Sevdiklerini kaybetmiş soğuk bir adam ile yarı İskoç - yarı İngiliz (çoğunlukla İskoç .d.d ) inatçı bir kızın arasında geçenleri anlatıyor, güzeldi bence. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı, ayrıca Akşam Yıldızı bir serinin de ilk kitabı. Goodreads'den devam kitaplarını inceledim, Akşam Yıldızı kadar beğenilmemiş o yüzden büyük ihtimalle seriye devam etmeyeceğim. :D Klasik bir romance olsa da İngiltere'nin fırtınalı bozkırlarında geçmesi benim için diğerlerinden ayıran, artı bir unsur. Türü seviyorsanız tavsiye ederim. 



Go! Kitap'tan çıkan Komik Bir Hikaye dün elime ulaştı. Annem sana kargo gelmiş dediğinde İdefix'ten verdiğim sipariş geldi sandım ama sonra Komik Bir Hikaye olduğunu görünce baya sevindim. Kitabı dün az da olsa okudum, komik ve rahat okunan bir dili var. Ana karakter Craig'e şimdiden bayıldım, yazının bitiminde psikologuyla yaptığı ufak bir diyalogu paylaşacağım neden sevdiğimi siz de anlarsınız. :D Kitabı en geç bu pazar bitirmiş olmak istiyorum, hızlı okuyabileceğim bir kitap zaten iş çıkışları biraz vakit ayırsam yeter. ^.^

Bir yazımın daha sonuna geldim. Şimdi hazırlanıp üç gündür gitmediğim işe gideceğim. -.- Bakmayın uzun zamandır gitmedim diye gidesim gelmiyor yoksa çalışmak güzel şey, yazın tüm gün evde kala kala sıkıntıdan patlıyordum. Biraz da sıcağın etkisi vardı ama neyse. Dediğim alıntıyı paylaşıp kaçayım, herkese iyi günler! =) 




5 Ağustos 2015 Çarşamba

İşgalci - Melissa Landers / Kitap Yorumu

Hiç yorum yok:


Merhaba, bugün Go Kitap etiketiyle çıkan İşgalci hakkındaki görüşlerimi yazacağım. Öncelikle şunu belirteyim, İşgalci Yabancı'nın devam kitabı. Yani ilk kitabı okumadıysanız bu yazı sizin için spoiler içeriyor olabilir. Uyarımı da yaptığıma göre yorumuna başlayayım. ^.^

Bilim - kurgu türüyle aram pek iyi değildir çünkü uzaylılarla alakalı kitapların çoğuna adapte olamıyorum, bana çok uzak, sıkıcı geliyorlar. Hatta bu yüzden Yabancı'ya beklentimi olabildiğince düşük tutarak başlamıştım. Kitabı okudukça ve konuya dahil oldukça çok sevmiştim. Evet yine farklı bir gezegen, gelişmiş teknolojiler falan var ama asıl konu gezegenler arası öğrenci değişimi. Bu sayede ağır bir bilim- kurgudan ziyade liseye giden iki gencin arasında geçenleri okumuş gibi oldum, bilim- kurgu biraz daha geri plandı kaldı . 

Blogda Yabancı yorumum da mevcut, ilk kitap hakkında ne düşünmüşüm bakmak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. 

İşgalci ara kitap olmasına rağmen başarılıydı. Çoğu serinin ara kitabı geçiş niteliğinde olduğundan devamına hazırlık gibi oluyor bu da kitabı sıkıcı kılıyor. İşgalci'nin bu klişeye takılmamış olması güzeldi. Cara ve Aelyx farklı gezegenlerde oldukları için aralarındaki ilişkiyi kitabın son dilimine kadar pek gözlemleyemiyoruz. Bu benim için ufak bir eksiydi, Cara Dünya'ya daha erken dönebilirdi ya da Aelyx kısa bir süre için L'eihr gezegenine uğrasaydı, ikisinin farklı bir gezegende nasıl yaşayacaklarını bu kitapta görsek güzel olurdu. 

Bu serinin en sevdiğim yanı ana karakterlerin hepsinin gerçekçi olması. Eğlenceli diyaloglar ve sağlam ilişkiler okurken keyif aldığım şeylerdi. Ayrıca ilk kitaptan beri Cara'yı karakter olarak çok seviyorum. Okuduğum en iyi kız karakterlerden birisi. Komik, zeki, eğlenceli, mantıklı ve tüm bunlar onu sert biri yapmıyor aksine kız gibi kız. :D Aelyx'i henüz tam olarak çözebilmiş değilim, ilerki kitapta onu da analiz edeceğim inşallah. :3 

İşgalci akıcı bir dile sahip, kolay okunan bir kitap olsa da ilk yarı biraz durgundu. Cara'nın L'eihr'de geçirdiği zamanlarda gezegeni tanıyorsunuz iyi hoş ama orada yaşayanlar hakkında çok bilgi edinemiyorsunuz. Bu da benim gözümde L'eihr halkının yapısını biraz havada bırakan bir durum.

Kitabı okuma sürem gereğinden uzun sürdü. Başlarken en fazla 3 güne bitiririm diyordum ama o üç gün 2 haftayı geçti galiba. :D Bunun bir kısmını kitabın ilk yarısının durgun olmasına, diğerini de sıcaklara bağlıyorum. Hava bu aralar o kadar bunaltıcı ki dışarı çıkıp gezmek işkence, evde kapalı kalmak ayrı bir işkence. :0 Umarım en kısa zamanda havalar soğur, en azından evde piştiğimiz günler geride kaldı ama bir hafta boyunca yağmur yağsa, serinlesek fena olmazdı. *-*

Kitabın son çeyreğinde olaylar gelişmeye başlıyor ve birden yüksek tempoya girip son sayfalara kadar öyle devam ediyoruz. Üçüncü kitabı büyük bir heyecanla bekliyorum diyemem ama çıkar çıkmaz alıp okumak isterim çünkü merak uyandırıcı şeyler gerçekleşti. :3  Kısacası Yabancı ve İşgalci farklı konularıyla kitaplığımda "uzaylılar" olarak yerlerini alan iki şirin kitap oldular. Unutmadan kapak tasarımlarının çok hoş olduğunu belirteyim. Seriyi incelemem için gönderen Go Kitap'a çok teşekkürler. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...