distopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
distopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2015 Pazar

Okuma Günlüğü #2

Hiç yorum yok:
resim buradan http://rebloggy.com/post/cat-cats-book-books-cats-and-books-cat-sleeping-cat-and-book-cat-sleeping-on-boo/63200609542
Buralarda bir blogum varmış da haberim yokmuş, yazmayalı 36 gün olmuş. Sanırım staj - iş arasında sıkışıp kaldığım 2014 yazından sonra ilk defa bu kadar uzun bir süre boyunca yazı girmedim. Yeniden işe başladım, bir buçuk aydır okul iş arası mekik dokuyorum, üstelik bu seferki hem evime hem de okula biraz uzak kalıyor. Olsun, çalışmak evde kös kös oturmaktan iyidir diyerek kendimi avutuyorum ama hadi bakalım. :3 Bu süre zarfında az da olsa kilo verdim, eski işime göre daha hareketli bir yerdeyim hep ayaktayım vs tüm bunlar bana kalori yakımı olarak geri dönüyor tabii heheheh. Birbirimize destek olalım arkadaşlar kış bitiminde fazlalıklarımızın çoğunu atmış olalım inşallah. ^.^

Bloga giremesem de instagram hesabım üzerinden olabildiğince aktif olmaya çalıştım. Okuduğum kitapları, yaptığım takasları, aldıklarımı vs. instagram hesabım üzerinden paylaşıyorum genelde. Blog yazısı yazmak fotoğraf paylaşıp altına üç beş şey karalamaktan daha zahmetli oluyor, mesela bu yazı için en az 45 dakikamı ayıracağım ki ona rağmen ortaya ahım şahım bir şey çıkmayacak. :D O yüzden ne okuduğumu güncel olarak takip etmek isterseniz instagram hesabımı da takip edebilirsiniz. ^^














Kasım ayının başında Stephen King - Medyum'u okumaya başlamıştım. Kitap biraz elimde süründü sonra da okul için okumam gerekenler araya girince yarım kaldı. Sokratesin Savunması, Ten ve Taş: Batı Uygarlığında Beden ve Şehir aldığım seçmeli dersler için yazı teslim etmem gereken kitaplardı. Son sınıf olmama rağmen bölümümle alakalı pek fazla kitap okumadığımı fark ettim. Bitirme ödevim de geliyorken ve İdefix'te fuar kampanyası varken birkaç kitap seçtim pazartesi sipariş edeceğim. Kasım ayının başında Ukitapta yeni bir takas yaptım, Otomatik Portakal, 1002. Gece Masalları ve Akşam Yemeği'ne karşılık olarak başıma ağrılar sokan Titus Groan'ı verdim gitti. :D Özellikle Otomatik Portakal'ı aldığıma çok sevindim. ^.^  Akşam Yemeği belki bir süre kitaplığımda bekleyebilir ama diğer ikisini en kısa zamanda okumak istiyorum. Bu arada aldığım şöyle bir karar var. Bundan sonra haftada en az bir kitap bitireceğim. Düşününce çok durmuyor ama plansız okuyunca ayda dört kitap bile bitiremiyorum zaten. :ı  Bu ay okuyacaklarımın bir kısmı biraz ince olduğundan belki altı - yedi kitap okurum hadi bakalım. Yalnız şöyle bir sorun var ben daha önce hangi kitaba başlasam karar veremedim. :D Tehanu ve Medyum yarım kalan kitaplarım, onları mutlaka bitirmek istiyorum. Ama okul kitaplarından yeni çıkmışken biraz kafamı dağıtıp yeni bir başlangıç yapasım var. Başlamak istediklerimi bir sıralayayım beraber karar verelim. : Beş Sevim Apartmanı, Tehanu, Medyum, Pabucumun Ajanı 2 ve Saklı Bahçe. Aslında bu aralar güzel bir historical romance okuyup dinlenesim var, Kütüphanemden Kitap Manzaraları bana bu konuda öneri verirse çok mutlu olucam. ^_^ 
Sağdakiler Orkinos Yayınları'ndan gelen sürpriz kargodan çıkanlar. Kafam çok dolu olmasa hemencecik Gölgedeki yıl'a başlayabilirdim ama dramları sömestır tatiline saklayayım diye düşündüm. Karmaşanın ortasında gelen şirin kitaplar insanı  o kadar mutlu ediyor ki anlatamam. Orkinos Yayınları'a tekrardan teşekkürler, diğer yayınevleri de onları örnek alsın bence. =P

Kitap alışverişi yapacağım demiştim, pazartesi günü alacağım kitaplara çizgi -roman ve historical da koysam mı diyorum. Gözlerindeki Canavar, Şemsiye Akademesi ve bir de bi' tane daha vardı bir serinin ilk çizgi - romanı adı bişey bişey Camlar Konağı'ydı bak unuttum. :D Onları da alsam mı almasam mı kararsızım. Siparişin en güzel kitabı sanırım Ursula ablamızdan Karanlığın Sol Eli olacak. Bazen kitap bakarken ara ara girip Ursula Le Guin'e bakıyorum ölmüş mü sağ mı diye. Saçma gelebilir ama Marquez'den sonra sevdiğim yazarları daha bir kollar oldum. Yaşını başını almış kadın ama gitmesini hiç istemiyorum. Umarım upuzun bir süre boyunca daha bizimle burada kalır. Böyle ama çok uzun baya uzun bir süre. ^^ 

Yazıyı burada bitirip yarınki jürime hazırlanmak üzere gidiyorum. Önce çayımı tazeleyeyim soğudu zaten baya. Dışarıda çok güzel bir yağmur yağıyor, aslında en güzeli gecenin derinlerine kadar kitap okumak olurdu. Biraz Friends izler sonra kitabıma geçerdim. Yarıyıl tatilini iple çekiyorum sevgili okur, eminim öğrenci olan kesim de benim gibi hissediyordur. Umarım pazar gününüz çok güzel ve verimli geçmiştir, umarım artık daha sık girerim bloga. Herkese bol kitaplı günler, iyi akşamlar. ^_^


26 Temmuz 2015 Pazar

Uyumsuz Serisi İncelemesi & Yandaş Kitap Yorumu

1 yorum:

Herkese merhaba, bu yazımda Uyumsuz Serisi'ni ve geçtiğimiz günlerde okuduğum Yandaş'ı inceleyeceğim. Bildiğiniz üzere seri özellikle filmlerin çıkmasından sonra dünya çapında fenomen haline geldi. Distopya türünde olan Uyumsuz, gelecekte yaşanan savaşlardan sonra, insanların düzene uyum sağlayabilmesi için bölündükleri beş topluluğu konu alıyor. Bu topluluklara Fedakarlık, Dürüstlük, Bilgelik, Cesurluk ve Dostluk isimlerini vermişler. Doğduğunuz toplulukta yaşamak zorunda değilsiniz ama "Kandan Önce Topluluk" kuralı olduğundan eğer ailenizden ayrılıp farklı bir topluluğa geçerseniz, tüm yaşamınızı geçtiğiniz topluluğa adayacak şekilde yeniden düzenlemeniz gerekiyor. 

Yazının bu kısmında topluluklar  ve genel durum hakkında bilgi verip sonra görüşlerime geçeyim diyordum ama sanırım öyle yaparsam gereksiz uzatmış olacağım. O yüzden direkt görüşlerime geçiyorum. 
Uyumsuz Serisi'nin seveni çok farkındayım ama maalesef ben onlardan birisi olamadım. İlk kitabı beğenmiştim, konu ilgimi çekmişti, kolay okunuyordu, temposu yüksekti vs. Hatta yorumum mevcut, Uyumsuz hakkında ne düşünmüşüm bakmak isterseniz buradan bakabilirsiniz. Tabi bu yazım iki sene öncesinden kalma olduğu için Uyumsuz'u şimdi okusam aynı şekilde beğenir miydim bilmiyorum. :3 

Seriyi neden sevmediğimi birkaç cümleyle özetleyecek olursam, ilk olarak konunun çok havada kaldığını söyleyebilirim. Özellikle Yandaş'ta öğrendiklerimden sonra her şey o kadar saçma geldi ki yazara dönüp "Ee madem böyle yapacaktınbunu yazmaktaki amacın neydi?" diyesim geldi. Uyumsuz süper bir kitap değildi ama üstüne bir şeyler koyulursa çok iyi bir sona sahip olabilirdi. Bence Veronica Roth Kuralsız'dan sonra ne yapacağını şaşırmış ve öylesine bir kitap yazmış, Sona da okuyucuya şok etkisi yaratacak olaylar koyarak esas konunun girdiği kördüğümü kapatmaya çalışmış ama olmamış! -_- Bu arada kitaplardan tek tek bahsetmeme gerek yokmuş blogumda Kuralsız yorumum da varmış zaten eheheh. Serinin ikinci kitabı Kuralsız hakkında ne düşünmüşüm bakmak isterseniz buraya TIK TIK.



Kuralsız yorumumda kitabı Uyumsuz kadar beğenmediğimi, konunun havada kaldığını söylemişim. Yani Uyumsuz Serisi ikinci kitabından itibaren konu olarak bana yeterli gelmemeye başlamış. Kitapta çok büyük siyasi oyunlar dönüyor, önemli gelişmeler oluyor ama yazar bunu sanki üç beş kişi toplanmış, dandik bir örgüt kurup dünyayı kurtarmaya çalışıyorlarmış gibi anlatmış. Yahu bu insanların kalanı nerede? Madem bu kadar farklı bir yaşantı yaratıyorsun büyüklük kavramına dikkat et biraz. Bu dediklerim hem Kuralsız hem de Yandaş için geçerli.-_-

 Yandaş Uyumsuz Serisi'nin en kötü kitabıydı. Kuralsız'a kadar kurulan dünya Yandaş ile yerle bir olmuş, yazar resmen kendi emeğini yok etmiş. Biraz daha açıklamam gerekirse Uyumsuz ile bildiğimiz o topluluklar, olaylar vs zaten yeterince farklıyken sanırım Roth bunlarla yetinememiş ve tüm bunları kapsayan daha farklı bir şey yaratmaya girişmiş. Ne yazık ki bu girişimi başarısız olmuş. -_- Başarısızlığını fark etmiş olacak ki Yandaş'ın sonuna okuyucunun beklemediği üzücü hadiseler eklemiş. Sürpriz final yaparım yarattığım evreni gölgede bırakırım düşüncesiyle mi yapmış yoksa en başından beri finali böyle mi yapmayı planlıyormuş bilmiyorum. Ama gerçekten olmamış, oturmamış.


Biraz da karakterlere bakmak lazım, bir kitabın evrenini beğenmemiş olsam bile karakterlere ısındıysam eğer bunu gözardı edebiliyorum. Uyumsuz Serisi'nde karakterler arası ilişkiler konunun gölgesinde kalmıştı. İlk iki kitabı hatırlamıyorum ama Yandaş'tan örnek vermem gerekirse, Tris ve Tobias sürekli bir şeylerle uğraşıyor sonra 20 - 30 sayfada bir en son ne zaman öpüştüğünü unutmuştu cümlesinin ardından gelen öpüşmeyle sevgili olduklarını anımsatıp olay döngüsünde kaybolmaya devam ediyorlar. Uyumsuz'da olaylar bu kadar ön planda olmadığı için karakterler daha "yaşıyor" hissi veriyordu. Sonraki kitaplarsa koşuşturmacanın etrafında kaybolan diyaloglar dışında karakterleri ön plana almamış, bi' tek Yandaş'ın sonu için belki tam tersini söyleyebilirim. Ama o da oturmayan bir şeylerin üstüne ekleme yapmak gibi olmuş işte. 

Uyumsuz Serisi hakkında daha fazla bir şey söyleyesim yok. İlk kitabı sevmiştim, cesurlukta olanlar bana Açlık Oyunlarını anımsatmıştı. En azından aksiyonu hissettiren iyi bir temposu vardı. İkinci kitap Kuralsız bu tempodan yoksundu ve üstüne bir anda okuyucunun kafasını kurcalayan bilgiler verilmişti & verilmeye çalışmıştı. Yandaş zaten serinin hazin sonu, üvey evladı. Sonuç olarak Uyumsuz Serisi'ni beğenmedim. Ama yazının başında belirttiğim gibi seveni, beğeneni çok. O yüzden şans vermek istiyorsanız verin, belki siz de beğenirsiniz. Yine de çok bir şey beklemeyin derim. 

27 Ağustos 2014 Çarşamba

KCBT / Yeni Dünya - Anna Carey Kitap Yorumu

7 yorum:


Kitap Canavarlarının Blog turları kapsamında okuduğum distopya türündeki Yeni Dünya'nın yorumu ile karşınızdayım. Tanıtımı yazısında  bahsettiğim üzere kitap yaşanan bir salgın sonrası dünya nüfusunun çoğunun yok olmasının ardından gelen kaos döneminde olanları anlatıyor. Olanları Eve'nın bakış açısıyla izliyoruz. Salgın da annesini kaybetmiş ve küçük yaşta yetim kalmış olan Eve sadece kızların okuduğu bir yatılı okulda eğitim görmektedir. Okul kızların her ihtiyacını karşılayan, onları inşa edilen Kum Şehrinde birer doktor, öğretmen, ressam gibi mesleklerde yer almalarını sağlayacak olan bir yerdir. Kum Şehri salgın sonrasında başa geçen krallarının Yeni Amerika hayaliyle kurmak istediği, insanları tekrardan refaha ulaştıracağına inandığı yer bu arada. Okulla alakalı söylemem gereken en önemli şeyi sona bıraktım o da şu ki verilen eğitimlerin hepsinde erkeklerin korkunç, güvenilmez, uzak durulması gereken varlıklar oldukları anlatılıyor. Eve okul birincisi, ressam olmak isteyen ve sanatta oldukça yetenekli ola bir kızımız. Okulun tüm kurallarına istisnasız uyuyor olması da öğretmenlerinin onun için farklı bir plan yapmasına neden olacak ama Eve'nın hiçbir şeyden haberi yok.Okuldaki son gecesinde  her şeyin düşündüğü kadar toz pembe olmadığını anlayınca yapabileceği tek bir şey olduğunu fark ediyor, bu okuldan ve gidecekleri diğer binadan kaçabildiği kadar kaçmak.


Yeni Dünya ilk sayfasından itibaren okuyucuyu kendine bağlayan bir kitap, okurken sıkmıyor, gereksiz paragraflarla insanı boğmuyor. Sade dilinin yanında asıl bağlayan şey temponun yüksek olması. Hep bir saklanma, kaçma halindeler bu yüzden en sakin anlarında bile acaba şimdi bir şey mi olacak düşüncesiyle çevirdim sayfaları. İlerleyen bölümlerde kitaba dahil olan erkek karakterler salgını onların açısından da izlememizi sağladı ki Eve'ya adapte olup sadece kadın bakış açısını gördükten sonra erkek karakterler hakkında bir şeyler öğrenmek beni de en az Eve kadar şaşırttı. Yeni Dünya okuyacak farklı bir şeyler arayanları tatmin eden bir kitap, çok kalın olmaması sayesinde bir gecede bitirip farklı bir kitaba geçmenize de olanak sağlıyor. Yaz sıcağında ağır klasiklere boğulmaktansa tercihiniz bu tarz kitaplar olsun bence. :3 

Canavarlar olarak Pegasus desteğiyle iki kişiye Yeni Dünya'yı hediye ediyoruz. Çekilişe katılmayı unutmayın!


a Rafflecopter giveaway
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...