29 Mayıs 2013 Çarşamba

Çekiliş: Tess Gerritsen Kitapları

Hiç yorum yok:

Gerilim - polisiye sevenler çekiliş için TIK TIK

28 Mayıs 2013 Salı

Bugün Neler İzledim?

Hiç yorum yok:
Sınavların bitmesinin verdiği gazla ve hazır evde boşken film izleyeyim dedim. Hep girdiğim bir sitede bakınırken Sıcak Bedenler'in yüklenmiş olduğunu görünce baya sevinerek açtım. :) Filmin konusunu daha önce anlatmıştım bakmak için TIK TIK. Severek izlediğim konusu değişik bir filmdi tavsiye ederim. Bir diğer izlediğim  film ise Tim Burton imzası taşıyan Ölü Gelin. Müzikal havasında hoş ve kısa bir filmdi.


Şimdi de 92 yapımı olan Dracula'yı izleyeceğim, bugün film izleme havamdayım galiba. :) 

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: En Sevdiğim Yazarlar

2 yorum:

Bir Cumartesi İlk 10 etkinliğiyle yine karşınızdayım. Bu haftaki konumuzu oylayarak belirledik. Şıklarda kitapla iyi giden yiyecek/içecekler olanı görünce hemen atladım tabii ama herkes benim kadar yemeyi düşünmediğinden çoğunluk yazarları seçmiş. :D Açıkçası en sevdiğim yazarları düşüneyim derken kimi daha çok sevdiğime karar veremedim. Buraya yazacağım isimlerin hepsi benim için çok özel, iyi ki varlar ve kitaplarını bize ulaştırmışlar dediğim insanlar. Bu konuyu da çok sevdiğimi belirterek en sevdiğim yazarları sıralıyorum. :

1. Nora Roberts
Kendisiyle Anahtar Üçlemesi sayesinde tanıştım. Dilinin akıcılığı, karakterlerinin gerçeğe maksimum düzeyde
yakın olması ve fantastik-polisiye-romantizm üçlemesini çok güzel birleştirmesi onu favori yazarım yaptı.

2. J.K. Rowling


Fantastik edebiyat sevenlerden benim yaş grubumda olanların annesi, Harry Potter Serisi'nin yazarı. Yeni kitabı Boş Koltuk'ta büyük ses getirdi fakat Harry Potter'ın yerini alamadı tabii.

3. Cassandra Clare

Ölümcül Oyuncaklar ve Cehennem Makineleri'nin yazarı olan Clare yarattığı "Gölge Avcıları" ile melek temalı kitaplara farklı bir boyut kazandırdı. Dilinin akıcılığını ve kitap ortalarında yaptığı sürprizlerini seviyorum.  

4. Gabriel Garcia Marquez
Yüzyıllık Yalnızlık ile tanınan Marquez aslında ilk üçümde sayılır, zaten böyle sıraladığıma bakmayın ilk beşteki hepsini ve diğer beşliyi kendi içlerinde ayırt etmeden seviyorum. Yazarın Kırmızı Pazartesi, Yüzyıllık Yalnızlık ve Aşk ve Öbür Cinler adlı kitaplarını okudum, hepsini de çok beğendim. Hedefim tüm kitaplarını okumak ama hadi bakalım. Bu arada fotoğrafta çok sevimli çıkmış . :) 


5. Jose Mauro de Vasconcelos
Şeker Portakalı ve Güneşi Uyandıralım sayesinde tanıdığım mükemmel yazar. Zeze'yi de kurbağasını da unutacağımı hiç sanmıyorum. Kitaplarını küçükken okuduğum için cümleleri anımsamıyorum fakat hissettirdiği duygu hiç kaybolmuyor.

6. George R. R. Martin
Yazıyor, çiziyor sonra acımadan öldürüyor! Taht Oyunları ile gündemin en popüler yazarlarından biri haline gelen Martin isteme 6. sıradan giriş yaptı. Kitaplarını okudukça daha çok beğeneceğimi düşünüyorum.

7. Karen Marie Moning
Ateş Serisi'nin yazarı, yarattığı erkek karakterler yüzünden kimseyi beğenemediğim insan. En sevdiğim yanı da yarattığı her önemli karakterin güçlü bir yapısının olması. Mıy mıy karakterleri sevmiyorsanız ve farklı bir kitap arıyorsanız Ateş Serisi'ni rahatlıkla önerebilirim. Ayrıca Dublin'i gitmeyi en çok istediğim yer yapan şey de yine Ateş Serisi'dir. 


8. Stephen King
Korku romanı denilince akla ilk gelen isim olan Stephen King şu an için sekizinci sırada. Hayvan Mezarlığı ve Göz'ü okudum, özellikle Göz'ü çok beğendim. TÜYAP zamanı diğer kitalarını da toplayacağım. O zaman listede daha yüksekte olur muhtemelen.

9. Neil Gainman
Fantastik edebiyatının en quarizmatik yazarı. Sadece Mezarlık Kitabı'nı okumuş olsam da  hemen en sevdiğim yazarlardan biri oldu. Yokyer'i de en kısa zamanda okuyacağım inşallah. ^_^

10. John Green
Alaska'nın Peşinde'nin ve Aynı Yıldızın Altında'nın yazarı. Başka kitapları da var tabii ama ülkemizde çıkanlar şimdilik bunlar. Alaska'nın Peşinde okuduğum en iyi kitaplardan biriydi diyebilirim. Yeni keşfettiğim bir yazar ve neden bu kadar geç keşfettim diye üzülüyorum. 

Listemi şöyle bir gözden geçirdim ve hiç Türk yazar olmadığını fark ettim. Sonra da düşündüm ve aklıma çok sevdiğim bir yazar diyebileceğim bir Türk yazar gelmedi ve kendime kızdım. Son zamanlarda sürekli yabancı yazarlardan okuyor olmamın bunda etkisi olsa gerek. Gerçi Canan Tan'ı çok severim mesela ya da İpek Ongun çocukluktan gençliğe geçiş yaptığım dönemde en sevdiğim yazardı. Yaşar Kemal'e bir türlü ısınamadım dili çok ağır geliyor. Orhan Pamuk, Sevim Ak, Erdal Öz ve adını hatırlayamadığım bir sürü isim daha var sevdiğim. En kısa zamanda kitaplığımdan yerli bir kitap seçip okuyacağım. Siz de en sevdiğiniz yazarları tanıtmak isterseniz etkinliğe BURADAN ulaşabilirsiniz.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

İlgimi Çeken Kitaplar

Hiç yorum yok:

Bayan Peregrinenin Tuhaf Çocukları

Arka Kapak: 
Gizemli bir ada
Terk edilmiş bir yetimhane
Tuhaf fotoğraflar


16 yaşındaki Jacob, dedesinin başına gelen felaketin ardından hiç bilmediği bir adada keşfe çıkar. Burada Bayan Peregrinee ait bir çocuk yuvasının darmadağın olmuş kalıntılarıyla karşılaşır. Evin metruk koridorlarını, yatak odalarını araştırırken duyduğu bir sesle dehşete düşer, gördüğü şeyin peşinden koşarken birden zamanın hiç akmadığı, diğer insanların asla göremeyecekleri bir dünyaya ayak basar.

Akıllardan çıkmayacak eski fotoğraflarla bezenmiş bu roman yetişkinlerin, gençlerin ve karanlıkta geçen bir serüvenden haz duyan herkesin hoşuna gidecek.


Sayfa 6 Yayınları ilk defa duyduğum bir yayınevi. Kitabı bir blog'da gördüm ve çok beğendim. Konusu oldukça ilgi çekici ayrıca  kapağındaki küçük kız ne kadar tatlı öyle yerim ben onu. :)) TÜYAP'tan önce seri devamı hariç kitap almayı düşünmüyorum ama bakarsınız seri devamını sipariş etmişken bu kitabı da birkaç kitapla beraber sepete eklerim. Her türlü 2013 bitmeden okuyacaklarım arasında girdi zaten.


Muhteşem Gatsby 

Arka Kapak: "O ümitledir ki şimdi sefer etmekteyiz, biz o akıntıya karşı giden tekneler, durmadan geriye, geçmişe çarpılıp atılsak da ne gam..."

Yirminci yüzyılın en büyük Amerikan yazarlarından F. Scott Fitzgerald, 1. Dünya Savaşı sonrası Amerikasının, Caz Devri olarak adlandırdığı on yıllık şaşaalı dönemini, paranın yegâne değer kabul edildiği bir topluma dair, ustalığına ve orijinalitesine henüz erişilememiş betimlemelerle süslü, kırık bir aşk hikâyesiyle anlatıyor.

Filmi vizyonda olan Muhteşem Gatsby şu sıralar oldukça popüler. Birden fazla yayınevinden çıkmış olan kitabın en sevdiğim kapağı Everest'ten çıkan   oldu. 









Oz Büyücüsü

 Çocukluğumun filmlerinden olan Oz Büyücüsü'nün kitabını da okumak istiyorum. Olur da ciltli güzel bir şey bulamazsam Can Yayınları'ndan çıkanı alacağım. 























Beastly

Arka Kapak: Aşk hiçbir zaman çirkin değildir!

Çirkin bir yaratığa dönüşmüştüm.

Aynaya bakakalmıştım. Bir hayvandım artık, tam olarak bir kurt, ayı, goril ya da köpek değil, ama ayakta durabilen, neredeyse insan sayılabilecek ama insan olmayan korkunç bir türün örneğiydim. Ağzımdan köpek dişleri çıkıyordu, parmaklarım pençeleşmişti ve her yerimden tüyler fışkırıyordu. Sivilceli ya da ağzı kokan insanları küçümseyen ben, bir canavara dönüşmüştüm.

Peri masallarından mı bahsettiğimi düşünüyorsunuz? Kesinlikle hayır. Yer, New York şehri. Zaman, günümüz. Bu herhangi bir şekil bozukluğu ya da hastalık değil. Sonsuza kadar bu şekilde bir yaratık olarak? kalacağım, tabii büyüyü bozmanın bir yolunu bulmazsam.

Evet, İngilizce sınıfımdaki kızın bana yaptığı büyüden bahsediyorum. Neden beni gündüzleri saklanan ve geceleri etrafta gizli gizli dolaşan bir canavara dönüştürdü? Size anlatacağım. Size eskiden nasıl yerinde olmak istediğiniz zengin, kusursuz bir görünüşü ve hayatı olan adam Kyle Kingsbury olduğumu anlatacağım. Ve sonra nasıl kusursuz bir... canavar olduğumu.


Son zamanlarda masalları takıntı haline getirdim, Güzel ve Çirkin'de bunlardan biri. Pegasus Yayınları'ndan çıkan Beastly bu masalın günümüze uyarlanmış hali. Filmini izlemiş ve çok beğenmiştim, kitabını da okumak istiyorum.



Cehennem

Arka Kapak: Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon başından vurulmuş bir halde hastane odasında gözlerini açar. Ne buraya nasıl geldiğini ne de nasıl vurulduğunu hatırlamaktadır. Camdan gördüğü manzara karşısında altüst olan profesör, evinden binlerce kilometre uzakta, Floransa’da olduğunu anlar. Yaşadığı korkunç baş ağrısına eşlik eden tek şey; sürekli kâbuslarında gördüğü kan kırmızısı bir nehrin karşısından kendisine seslenen gümüş saçlı güzel bir kadın ve toprağa baş aşağı gömülü can çekişen bedenlerdir. Langdon gördüğü kâbusları anlamlandırmaya çalışırken kadın bir suikastçı tarafından takip edildiğini, kendine tedavi uygulayan doktorlardan biri gözlerinin önünde vurulunca anlar. Hastanede görevli diğer doktorlardan biri olan Sienna Brooks’un o ölüm kalım anında yardım etmesiyle hayatta kalır. Simgebilim profesörü kendini bir anda ipuçlarını Dante’nin cehenneminde bularak çözmesi gereken korkunç bir senaryonun içinde bulur. Floransa’nın tarih kokan dar sokaklarından Venedik’in muazzam bazilikalarına uzanan semboller zinciri Langdon’ı insanlık tarihini sonsuza dek değiştirebilecek bir mekâna sürükler. Burası üç imparatorluğun merkezi olmuş, insanlık tarihi kadar eski, dünyanın incisi İstanbul’dur. Ve bu şehirde ya insanlık tarihi baştan sona yeniden yazılacak ya da bunu yazacak hiç kimse kalmayacaktır... 

Dan Brown'un beklenen kitabı cehennem nihayet geçtiğimiz günlerde çıktı. Açıkçası kendisinin hiç bir kitabını okumadım fakat serisinin dördüncü kitabı olsa da Cehennem okumak istediklerim arasında. Da Vinci Şifresi'ne çok küçükken başlayıp sıkılmıştım, onu tekrar okuyup serinin devamından gidersem Cehennem'i de alabilirim.


19 Mayıs 2013 Pazar

Efsane Seriler #3: Harry Potter Serisi

10 yorum:


Bu yazımda fantastik seven herkesin gerek kitapları, gerek filmleriyle sevgisini kazanan Harry Potter kitaplarından bahsedeceğim. Harry Potter'la  yedi yaşındayken Felsefe Taşı'nın filmi ile tanıştım. Çok severek izlemiştim fakat o dönemler şu an ki kadar önemsemiyordum seriyi. Benim dönüm noktam ortaokul başların denk geliyor, Ateş Kadehi'nden öncesini sinemada izlemedim ve 4. film ben 11 yaşındayken çıkmıştı yanlış hatırlamıyorsam. O dönemlerde kitaplarını henüz almamıştım ama filmleri bile insana  kendini nasıl bağlıyor biliyorsunuzdur. Kitaplarla tanışmama gelecek olursak, biraz geç oldu o. İki sene önce seriye başladım ve bu kadar geç kalmış olmama üzüldüm. Kitapları okuyunca filmlerin çok yüzeysel geçtiğini anlıyorsunuz. Bu iyi bir şey aslında çünkü kitapların daha özel olması okumayı seven kesim için bir ayrıcalık oluyor. Kitaplar bitince de Pottermore ortaya çıktı hatta ilk kullanıcılardan biride bendim, bildiğiniz Hogwarts mektubu aldım kabul edildiğime dair. :) Ondan da yazının ilerleyen kısımlarında ayrıca söz edeceğim. Şimdi kitapları inceleyelim bakalım. ^_^

Felsefe Taşı



Serinin bir günde bitirdiğim tek kitabı. Çoğu insan Melez Prensi bir günde bitirdim eheheh diye övünüyor fakat bence bu güzel bir şey değil. Sevdiğim bir kitabı yavaş yavaş okurum hemen bitsin istemem. Serinin ilk kitabında bizimkiler bildiğiniz çocuk, hatırladığım sahnelerden örnek verecek olursam Snape bir şeye kızdığında Hermione ağlıyor, Neville zaten sürekli gözlerinde yaşlarla geziyor. :D Hepsi çok şirindi ve onların büyümelerine eşlik etmek ayrı bir mutluluk veriyor insana. Bu arada internette gezinirken Emma, Rupert ve Daniel'ın ilk kez basına tanıtıldıkları video çekimini buldum. Çok tatlılar ya mutlaka bakın. :)





Sırlar Odası ve Azkaban Tutsağı'nı çok net hatırlamıyorum ama ikisi de ilk kitap kadar güzel ve akıcı olan kitaplar. Çocuklar Sırlar Odası'nda da hala küçük olsa da Azkaban Tutsağı'nda büyüdüklerini hissediyoruz. Filmden farklı olarak Sırlar Odası'nda Ev Cinleri hakkında daha çok bilgi var, Ateş Kadehi içinde bu geçerli. Ve kitaplarda Severus'a şişman yarasa lakabını takmış olmalarını kınadım tabii durumu bilmemiş olsam ben de aynı şeyleri yapabilirdim. :0


Ateş Kadehi filmle kitap arasında çok fark bulduğum kitaplardan biri oldu. Turnuvalar düşündüğümüzden daha farklı gelişiyordu, örneğin filmdeki uzun bir sahne kitapta kısa geçilmişti ya da kitaptaki uzun bir yeri filmde atlamışlardı. 



Zümrüdüanka Yoldaşlığı  serinin en kalın kitabı ve bu kadar kalın olmasına çok sevindim bir kitap, bitecek korkusu olmadan okuduğum en azından. (Bu arada kitapların ayrıntılarını çok net hatırlamadığımdan fazla aktaramıyorum ama çoğu insan en azından filmlerini izlemiştir diye düşünüyorum. Kitaplara dair daha fazla ayrıntı isterseniz mutlaka alıp okumanızı öneririm.) Bu kitapta da başta belirttiğim gibi filmde değinilmemiş bir sürü sahne var. Ya da filmde uzun uzun anlatılmış. İlk defa çok sevilen bir karaktere veda ediyoruz ve Bellatrix ile tanışıyoruz.









Snape öyle demek istemedi Lily. :/





















Melez Prens'e geldiğimizde artık ipler kopuyor. Bu kitap filmde olduğundan daha çok savaş sahnesi içeriyor aslında. Özellikle Severus'un kaçtığı sahnenin öncesinde Hogwarts'da öğrencilerle Ölüm Yiyenler arasında  -Yoldaşlık Üyeleri'de geliyor tabii- uzun süren bir çarpışma oluyor. Ve her şeyden önce Hortkuluk'ları öğreniyoruz Melez Prens'de.


Ölüm Yadigarları bitmesini hiç istemediğim bir kitaptı ve bitirdikten sonra kendimi boşlukta hissettim. Küller Şehri'ne başlamama rağmen zevk alarak okuyamadım bir süre. Çünkü hiç bir kitap ve hiç bir seri benim için HP'nin yerini dolduramaz. 8 film ve 7 kitap yetmedi bana, keşke bir yedi kitap daha çıksaydı seve seve okurdum. Serinin son kitabının mutlu sonla bitmesi tabiki de güzel oldu ama ölmesini hiç istemediğim insanlar öldü, onlara çok üzüldüm. İyiki okumuşum diyorum ve yazımın başında bahsettiğim Pottermore nedir konusuna geçiyorum.


Pottermore  Harry Potter dünyasına online olarak adım atabileceğiniz sanal bir ortam. Tüm kitapların bölümlerini sırayla geçtiğimiz, asa, okul bölümü seçilen ve ilerleyen bölümlerde kitaplara uygun mini oyunlar barındıran bu site Potterheadler'in sevinç kaynağı diyebilirim. Siteyi ilk açılacağı zaman büyük bir heyecanla bekliyordum ve şu an üye olmanız sadece iki dakikanızı alıyor. Güvenlik açısından oyundaki isminizi size gösterilen birkaç isim arasından seçiyorsunuz ve sonra serüven başlıyor. :)) Henüz Felsefe Taşı'ndan ileriye gitmemiş olsam da bu yaz tüm kitapları bitirmeye kararlıyım. Yeni bir üyelik açıp en baştan başlamak istiyorum. İlk girdiğimde Ravenclaw olmuştum neyse hem Luna da Ravenclaw. :D

Seri hakkında benim söyleyeceklerim bu kadar. Tüm kitapları eşit derecede güzel gözümde ve hepsi çok özel. Harry Potter'la birlikte büyüyen bir nesilden geldiğim için çok mutlu olmakla beraber J.K Rowling'e  bu güzel kitapları için teşekkür ediyorum. Serinin filmleri, kitapları ve Pottermore hakkında görüşleriniz için yazının altına yorum atabilir ya da bana mail adresimden ulaşabilirsiniz. Herkese iyi pazarlar. :)



18 Mayıs 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: Yazın Okumayı Planladığım Kitaplar

4 yorum:
 

 Sihirli Kitap'ın bir diğer Cumartesi İlk 10 etkinliği aracılığıyla yazın okumak istediğim kitapları sıralayacağım. Blog'umu takip edenlerin bildiği üzere okunmayı bekleyen çok kitabım var ve hangisinden başlayacağım belli olmuyor çünkü o anki isteğime göre farklı bir kitaba geçebiliyorum. Bu listedeki sıralama okuma sırasından ziyade şu an için okumaya hevesli olduklarımdan oluşuyor. Ve işte benim bu yaz için okumayı planladığım kitaplar:

1. Kılıçların Fırtınası Kısım 1
Yaz gelmeden Kralların Çarpışması Biter diye düşünüyorum ve sırada Kılıçların Fırtınası var.

2.Kılıçların Fırtınası Kısım 2
Olur da araya başka bir kitap koymak istemezsem ikinci kısımla devam edeceğim.

3/4. Kargaların Ziyafeti Kısım 1-2
Buz ve Ateşin Şarkısı Serisi'nin bu kitapları henüz ben de yok. Ama Kılıçların Fırtınası bittiğinde almayı planlıyorum.

5. Kitap Hırsızı
Konusu oldukça değişik olan bir kitap, araya girmesi güzel olacak bence.

6. Kaset
Fantastik kitapları okumayı çok sevsem de ara ara gerçekçi şeyler okuma ihtiyacı duyuyorum, Kaset'de bunlardan biri.

7. Tatlı Bela
Okuyanların çok beğendiği bir kitaptı, umarım ben de beğenirim.

                                  8. Ruhlar Çemberi
Geçen yaptığım kitap alışverişinden oldukça uygun bir fiyata aldığım bir kitap. Gerilim - polisiye tarzında yazılmış.









9. Alice
Alice Harikalar Diyarında, Aynanın İçinden ve Peruklu Arı'nın olduğu bu kitabı alalı bir seneden fazla oluyor ama henüz adamakıllı okuyamadım. Yazın bitirmek istediklerimden biri de o.

10. Tarihçi
Drakula hakkında yazılmış, gerçekçi bir roman olduğundan dolayı almıştım, İstanbul'la ilgisi olması beni ayrı bir çekti.

Listem şimdilik böyle, ilerde büyük ihtimalle yerlerini farklı kitaplar alacak ama bu kitapları da okumay çok istiyorum. Buz ve Ateşin Şarkısı'nı her türlü okuyacağım ve Ejderhaların Dansı haziran ayında çıkabilirmiş, belki onu da alıp araya koyabilirim. Sizde Bu etkinliğe katılmak isterseniz Sihirli Kitap'ın Blog'unu ziyaret edebilirsiniz.

17 Mayıs 2013 Cuma

Ne okuyorum/izliyorum?

2 yorum:

Taht Oyunları'na tekrar başlayıp hızlıca bitirdikten sonra Kralların Çarpışması'na geçmiştim. Sekiz gündür elimde dolanıyor yavrucak, bir türlü bitiremedim. Bunda diziyi izlememin de etkisi büyük. Olacakları önceden bildiğimden pek merak duymuyorum ama ilk kitapta olduğu kadar benzemiyorlar diziyle. 


Bu yazımı bitirdikten sonra Hannibal'cığımın yeni bölümünü izleyeceğim. Mads Mikkelsen en sevdiğim aktörlerden biri haline geldi ve Hannibal Lecter rolüne çok yakıştığını düşünüyorum. Baya da beğeniyorum kendisini. Hatta gelsin bir gün beraber yemek yiyelim, etin çeşidi sorun değil. *_*

     Okulumun bitmesine son iki hafta kala sınavlar ve ödevlerin korkunçluğunu kitaplar ve dizilerle hafifletmeye çalışacağım ama hadi bakalım. Herkese iyi bir hafta sonu diliyorum, ve hafta sonu demişken, bu pazar efsane seriler yazıma bakmayı unutmayın; Harry Potter Serisi'ni işleyeceğim. :)

13 Mayıs 2013 Pazartesi

Kilerde Kitaplar Yarı Fiyatına

10 yorum:
Kiler Marketleri'nde kitaplar yarı fiyatına satılıyor. Bugün sırf neler var diye bakmak için otobüsten geç inip baya büyük bir Kiler'e gittim. Maalesef çok fazla çeşit yoktu, yanında okullar olduğundan olabilir diye düşünüyorum çünkü daha küçük bir markette daha fazla çeşit görmüş arkadaşım. Kimi kitaplar zaten indirimde, 10 liralık kitap 5 liraya geliyor. İlk girdiğimde gaza gelip elime Aşk Tuzağı, Ateş ve Buz, Geçmişin Kanı, Kutsanmış Kan, Ruhlar Çemberi ve Soğuk Büyü'yü aldım. Hepsi 9.95'di hatta Kutsanmış Kan 7.95'e satılıyordu. Sonra nedense içime sinmedi zaten evde de okuyacak çok kitabım var diye düşündüm. Ve bunları aldım. :


Anna Karenina almak istediğim bir romandı, umarım Martı kaliteli çevirmiştir. 25 lira olan kitap 12.5'e gelmiş oldu. Kitap Hırsızı 22 olan etiketinden 11'e düştü. Soğuk Büyü ve Ruhlar Çemberi'ni ise etiket fiyatının yarısına almak baya sevindirdi beni. Sonuç olarak toplamda hepsine 33 lira gibi bir şey verdim. ^_^ Kitap olarak benim gittiğim yerde öyle aman aman seçenek yoktu, Nora Roberts kitapları bile yoktu yani. :/ Ama tarihi aşk romanları sevenlerin gayet memnun kalacağını düşünüyorum. Bunlarsa bir arkadaşımın daha küçük olan Kiler'de ben göreyim diye çektiği fotoğraflar. :)

 Klasikten başlayıp her türde kitapları satıyor Kiler. bu arada uyarayım fiyatına aldanıp o klasikleri almayın yanlış hatırlamıyorsam çevirileri pek iyi değildi.


Bu Kiler'e de gideceğim galiba. :D





12 Mayıs 2013 Pazar

Can Yayınları'ndan Aldıklarım

5 yorum:
     Bildiğiniz üzere Can Yayınları'nın birçok kitabı D&R mağazalarında 5tl'ye satılmaya başladı. Beyoğlu D&R'ye gidip bir bakayım dedim ve Gece Tabloları ile Genç Kızlar'ı aldım. Tabii bunlar şimdilik aldıklarım, yaz boyu farklı D&R mağazalarına denk gelirsem farklı kitaplar alabilirim. ^_^


Gotik tarzda yazılmış kitapları çok seviyorum ve Gece Tabloları bunlardan biri. Genç Kızlar'ı birden fazla blog'da gördüm, herkes çok güzel bir kitap olduğunu söylüyordu ve onu da aldım. Kitap çeşitleri oldukça fazla. Aldıklarım dışında Marc Levy - Gölge Hırsızı kitabını da tavsiye ederim. Kitabı birkaç sene önce okumuş ve çok beğenmiştim.  Sizinde indirimdeki kitaplardan tavsiye edecekleriniz varsa paylaşın, herkes öğrensin. :) 

Çekiliş Sonucu

1 yorum:
   Zaman Yolcusunun Karısı'nın Kazananı 19. sıradaki Fehiman Neşe olmuştur. Kendisine mailini gönderiyorum, umarım en kısa zamanda döner. :) Çekilişi kazanamayanlar üzülmesin, belirli bir sayıda takipçiye ulaşırsam daha güzelini yapmayı düşünüyorum. :) Herkese iyi pazarlar.


11 Mayıs 2013 Cumartesi

Çekiliş için son gün!

Hiç yorum yok:
    Zaman Yolcusunun Karısı'nı hediye ettiğim çekilişim pazar gecesi bitiyor sanıyordum fakat 15 saat sonra sona eriyormuş. :0 Katılmak için BURAYA TIK


10 Mayıs 2013 Cuma

Etkinlik: Kitaplığında Neler Var?

12 yorum:
  Kitaplığımı ne zamandır blog'da paylaşmak istiyordum, Mai Kalem'in düzenlediği etkinlik buna vesile oldu. Kitaplığınızdan seçtiğiniz bir kesimi paylaşıp ilk 5 kitabınızı yazarak bu etkinliğe katılabilirsiniz. Etkinliğin sonunda Mai Kalem "Blogların Kitapları" adı altında topladığı bir resim oluşturacakmış. :) Ben kitaplığımdan bir kesitten ziyade en sevdiğim kitapları bir araya getirmeye çalıştım. Açlık Oyunları'nı atlamışım sanırım, o da kitaplığımdaki favorilerden biri.


     İlk kareyi GoT kitaplarım, Cassandra'nın yazdıkları ve iki adet Stephen King kitabım süslüyor. Hatta şu an Kralların Çarpışması Kısım 1'i okuyorum. :) Ölümcül Oyuncaklar Serisi'nin ilk kitabı olan Kemikler Şehri bu ağustos sinemalara giriyor. Serinin kitaplarını YA sevenlere şiddetle öneririm.


İkinci olarak Epsilon'dan sevdiklerim, HP Serisi ve Alice kitabım var. Alice'i bir türlü bitiremedim ama kitaplığımın en şirin kitaplarından biri olduğunu söyleyebilirim. 


Ve son olarak bende yeri ayrı olan kitapları bir araya getirdim. Özellikle Bütünün Bir Parçası ve bulanıklıktan dolayı gözükmediğinden pek belli olmayan Meridian (Solda, mezarlık kitabının üstünde) çok beğenerek okuduğum kitaplardan. Yana da Sandık İçi 1-2 ve İşimdeyim Gücümdeyim'i koydum. Karikatür ve çizgi-dizi kitaplarını çok seviyorum, keşke Zagor tarzı şeyleri de sevsem de kütüphaneme eklesem. :)

İlk Beş'ime gelecek olursak, 

1. Stephen King - Göz
2. Harry Potter Serisi, birini diğerlerinden ayıramayacağımdan seri olarak yazıyorum. :)
3. Bütünün Bir Parçası
4. Alaskanın Peşinde
5. Açlık Oyunları

Bu sıralamaya koymak istediğim başka kitaplarımda olabilir şu an aklıma gelmeyen. Zaten bazı kitaplar dışındaki diğer tümü benim gözümde eşit değerde. Siz de kitaplığınızdaki ilk beşinizi benimle paylaşırsanız sevinirim. Bu arada kitaplığımdan okuduğunuz, beğenip-beğenmediniz kitaplar var mı? Ya da benim tarzıma uygun önerecekleriniz? 

Herkese iyi akşamlar. =))



8 Mayıs 2013 Çarşamba

Taht Oyunları'na Yeniden Başladım

4 yorum:

     Dizinin her bölümünü merakla izleyip kitaplarını hala okumamış olmam ve bu sezondaki 9. bölüm hakkında spoiler (hem de baya ağır bir spoiler) almış olmamdan dolayı kitaba tekrar başladım. Yoksa bu gidişle spoiler isteyip duracağım ve bir müddet sonra işin zevki kalmayacak. Eski bir yazımda da bahsettiğim gibi serinin ilk kitabıyla dizi inanılmaz benziyor ve kitaplarını izledikten sonra set halinde almıştım. Haliyle ilk kitapta sıkıldım ve yarım bıraktım. Şimdi sayfaları hızlı hızlı geçerek okuyorum, bir an önce sezonu yakalamak istiyorum. Bu arada 9. bölüm gerçekten... O spoilerı keşke almasaydım.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Muhteşem Kaos - Kami Garcia, Margaret Sthol

Hiç yorum yok:

     Caster Günlükleri'nin üçüncü kitabı olan Muhteşem Kaos dün bitti. İlk iki kitaba göre kıyaslayacak olursam ikinci kitaptan daha iyiydi fakat birincideki gotik atmosferi yakalayabilmiş de değil. Seriyi bilmeyenler için konuyu özet geçmem gerekirse Ethan Wate Gatlin kasabasında sıradan bir hayat süren 16 yaşında bir çocuktur. Okula yeni gelen ve kasabanın ürkünç adamı Macon Ravenwood'un yeğeni olan Lena ile tanışınca  hayatına giren büyü her şeyi değiştirecektir. Lena'nın 16. ay dönümünde iyi ya da kötü olarak belirlenmesi gerekiyordur ve kötü tarafa geçecek gibi duruyordur.. Kısacası ilk kitap büyücülerin dünyasını, belirlenme olayını ve Ethan'ın buradaki rolünü anlatıyordu. İkinci kitap olan Muhteşem Karanlık'da  belirlenme gecesinden sonra olanlar ve Ethan'la Lena'nın ilişkisi ön planda olan şeylerdi. Muhteşem Kaos'da ise Lena'nın 17. ay dönümünde verdiği kararın getiri olan kaos ortamı, kuraklık, düzenin bozulması ve bu düzeni kimin nasıl yerine getireceği konusu üzerinde durulmuş. Serinin ilk iki kitabını peş peşe okumuş ve üçüncüye yıllar sonra kavuşmuş biri olarak büyücülerle ilgili okumayı özlediğimi söyleyebilirim. Kitabın diğer YA türündeki serilerden en büyük farkı anlatıcının erkek yani Ethan olması. Muhteşem Yaratıklar'a başladığım zaman Ethan'ın anlattığını görünce biraz üzülmüştüm ama şimdi iyi ki öyleymiş diyorum. Zaten tüm kitaplarımızı kız karakterlerin ağzından okuyoruz bari bunda bir değişiklik olsun. :D 

      Dün tüm gün kitabı bitirmek adına 330 küsür sayfa okumaya çalıştım ve gözlerim inanılmaz ağrıdı. Hala da az çok ağrıyor. Sonunu merak duyacağımız bir yerde bırakmış yazarlar ve diğer kitapta ne olacağı meçhul. Bu arada büyücü dediysem Harry Potter gibi anlaşılmasın, her büyücünün kendine has bir yeteneği var. Örneğin Lena bir doğal yani doğa olaylarıyla ve elementlerle içli dışlı. Teyzesi geçmişte olanları şimdiki zaman gibi görebiliyor, kuzeni Ridley ise bir cezbedici. Ve tabii her büyücü ufak tefek numaraları yapabiliyor. Lena'nın dayısı Macon Ravenwood'un karabasan olduğunu söylemeden  geçemeyeceğim. Kitabın en ilgi çekici yanı karabasanlarla dolu olması. Kimi kan kimisi ise rüya emiyor ve Macon bir şekilde kan olayından kendini uzak tutmayı başarmış. Sanırım karabasanlık sadece erkeklere geçebiliyor çünkü hiç kadın karabasan yoktu, onlar büyücü oluyor genelde.

     Kitaba Goodreads'de 4 verdim fakat asıl puanım 3.7 falan. =P Bir de her yerde buraya koyarım diye Lena'nın kolyesini aradım ama bulamadım. Kızımız anılarını toplamak amaçlı bir ipe ona güzel anılarını anımsatacak olan bir sürü şey takıyor böyle kocaman bir kolye. Bir fotoğraf buldum ama benim aklımdaki daha farklıydı. ^_^



     Okuyacak farklı bir şeyler arıyorsanız seriyi tavsiye edebilirim fakat fazla "Alacakaranlık'ımsı" olduğunu belirteyim. Muhteşem Yaratıklar'ı iki sene evvel değil de şimdi okumuş olsaydım belki de sıkılıp bırakırdım. Serinin ilk kitabının filmi olan Muhteşem Yaratıklar vizyona geçtiğimiz aylarda girmişti. Gitmeyi istiyordum fakat kısmet olmadı. Orada da ilk kitap hakkında bir özet geçmiştim, bakmak isterseniz TIK TIK

5 Mayıs 2013 Pazar

Efsane Seriler #2: Elli Ton Üçlemesi

7 yorum:
     


     Efsane Seriler yazı dizimi hatırlayanınız var mı? :) Araya o kadar uzun bir zaman girdi ki ben bile unutmuşum böyle bir yazı dizisi yapacağımı. Vaktim varken serileri tanıtmaya devam etmek istedim. Kısacası artık iki haftada bir bu yazı dizisini yazacağım. Eğer siz de çok sevdiğiniz serileri Efsane Seriler başlığı altında incelemek isterseniz bu yazıları blogunuzda yayınlanıp bizimle paylaşabilirsiziniz. ^_^. Şimdi kaldığım yerden devam etmek üzere ikinci konuğum olan Elli Ton Üçlemesi'ni inceleyeceğim. Bildiğiniz gibi seri dünya çapında büyük bir üne sahip. Beğenenleri kadar beğenmeyenlerin de sayısı bir hayli yüksek. Bana kalırsa seri güzel, akıcı bir dile sahip ve kadınların oldukça ilgisini çekecek bir konuyla süslenerek her kesimden insana hitap etsin diye yazılmış. Evet belki maddi çıkarlar da içeriyor ama günümüzde kitapları bestseller olup da maddi çıkarlar gütmeden yazan kaç tane yazar vardır ki? Elli Ton Üçlemesi'ni şimdi liseye yeni geçmiş kızların elinde bile görüyorum, her kesime hitap ediyor demiştim fakat her yaşa hitap etmediği kesin. Çevirisinin kalitesinden olsa gerek okurken rahatsızlık duyduğum hiçbir sahne olmadı ama +18 olduğunun altını çizmek gerekiyor. Ben olsam daha yaşıma uygun kitapların hepsini okuyabildiğim kadar okumaya çalışırdım, lütfen ama kızlar o seriyi biraz daha ileriki zamanlara saklayın. :D Genel bir yorum yapacak olursam Okuduğum üç kitabın ikisini çok beğendim, sonuncu kitapta daha çok beklentim vardı o yüzden biraz sönük geldi bana. Konusu çoğunuzun bildiği üzere zengin bir iş adamı olan Christian Grey ile üniversiteden yeni mezun (ilk kitapta hala okuyordu) olan Anastasia Steele arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Üç kitapta ikilinin yaşadıkları, geçmişte geçirdikleri sorunlar (bu kısım daha çok Christian ile ilgili) ve geleceklerini inşa etme süreçleri üzerine kurulu. Tabii bu kadar sıradan bir kurgu nasıl çok satanlara girdi asıl orası ilgi çekiyor. Kitapta geçen köle-efendi ilişkisine dayalı cinsel içerikli sahneler, az biraz sadistlik ve ütopik derecede mükemmel olan Christian bu kitabın ününü kıtalar aşırı yapmasını sağlayan şeyler diyebilirim. Kitapların her birini tek tek inceleyecek olursak:

Grinin Elli Tonu


Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı... Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak.
Edebiyat ögrencisi olan Ana Steele, genç girişimci Christian Grey'le röportaj yapmaya gittiğinde son derece çekici, zeki ve sinir bozucu bir adamla karşılaşır. Toy ve masum Ana, bu adama duyduğu arzu karşısında şaşkına döner ve adamın gizemli doğasına rağmen ona yakınlaşma arzusuyla yanıp tutuşur. Ana'nın güzelliği, zekâsı ve özgür ruhuna direnemeyen Grey de onu istediğini kabul eder, ancak şartları vardır...
Grey'in sıra dışı erotik istekleri karşısında şoka uğayan ama bir yandan da heyecana kapılan Ana tereddüde düşer. Büyük başarısına rağmen -çokuluslu şirketleri, uçsuz bucaksız serveti ve sevgi dolu bir ailesi vardır- Grey şehvete esir olmuş ve hükmetme hırsı olan bir adamdır. Çift, cüretkâr ve tutkulu bir fiziksel ilişkiye yelken açarken, Ana, Christian'ın karanlık sırlarını ve kendi gizli arzularını keşfeder.
Goodreads'de 499,955 kişinin katıldığı oylama sonucu 3.60'lık bir puan elde eden Grinin Elli Tonu'na benim puanım ise 4 oldu. Serinin ilk kitabında ev arkadaşı Kate'in yerine Christian ile röportaja Ana'nın gitmesiyle ikili tanışmış oluyor. Daha sonra Christian onu iş yerinde ziyarete gidiyor, kendini gösteriyor vee en sonunda hukuki bir anlaşma ile aralarındaki değişik ilişki başlamış oluyor. İlk kitapta sinirimi bozan tek bir nokta vardı. Christian normalde kimseyle aynı yatakta uyumazken Ana ile uyumuş, nedense hiç tanımadığı bu kıza diğerlerinden daha çok değer vermişti. (Diğerleri onun eksi itaatkarları) Şu klasik "sende beni çeken bir şeyler var." olayını ilk kitapta da görmüş oldum. Bu nokta dışında hatırladığım kadarıyla canımı sıkan bir şey olmadı, akıcı bir dili vardı ve severek okudum.

Karanlığın  Elli Tonu


Ruhu yaralı genç girişimci Christian Grey'in karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar.Ama Grey'e duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Ton'un sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer.Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır.Ve bu kararı tek başına vermelidir...
Serinin ikinci kitabının GR puanı ise 3.95 ve benim puanım yine dört. :D Bu kitapta Christian'ın geçmişine ve karakterine dair çok önemli bilgiler öğreniyoruz. Ayrıca ikili arasındaki aşkın arttığını da görüyoruz. Kitabın yorumunu daha önce yapmıştım, okumak isteyenler buraya TIK

Özgürlüğün Elli Tonu


Anastasia Steelein ne istediğini bilen, göz alıcı iş adamı Christian Greyle tanışması, her ikisinin de hayatlarını geri dönülmez biçimde değiştiren şehvetli bir ilişkinin kıvılcımını çakmıştır. Christianın sıra dışı zevkleri karşısında şoka uğrayan, ondan hem hoşlanan hem de korkan Ana, daha derin bir bağlılık istiyordur. Onu yanında tutmaya kararlı olan Christian, bunu kabul eder. 
Şimdi her şeye sahiptirler; aşk, tutku, yakınlık, servet ve sonsuz olasılıklarla dolu bir dünya. Ana, Greyi sevmenin kolay olmayacağını ve beraberliklerinin her ikisinin de tahmin edemeyeceği zorluklar getireceğinin her zaman farkında olmuştur. Anastasianın kendi benliğinden ve bağımsızlığından ödün vermeden Greyin yaşam stiline uyum sağlamayı öğrenmesi, Greyinse kontrol dürtüsünü aşması ve kendisini altüst eden fırtınaları arkasında bırakması gerekmiştir. 
Ama geçmişle hesapları henüz kapanmamıştır. Tam her şeye sahip gibi göründükleri bir anda, talihsizlik ve kader bir araya gelip Ananın en korkunç kâbuslarını gerçeğe dönüştürür...

Serinin son kitabının diğer iki kitaptan pek farkı yoktu. Yazar az biraz aksiyon katmak istemiş ama bence olmamıştı. Tabii diğerlerine göre farklı bir ilişki görüyoruz (spoiler geliyorrrrr) çünkü bu kitapta Christian ve Ana evliler ama beklentilerimi karşılamadığını söyleyebilirim. Ve hoş bulmadığım sahneler ilk defa Özgürlüğün Elii Tonu'nda karşıma çıktı. Yine de kitap okumayı sevmeyenlerin bile okuyabileceği akıcılıkta bir dili olduğu için sayfalar hızla akıp gitti. Ve seriye veda etmiş oldum.

     Toparlayacak olursan Elli Ton Üçlemesi öyle çok iyi diyebileceğim bir seri değil. Şimdi tekrar dönüp baktığımda okumasam da olurmuş diyorum. Bu seriden sonra aynı türde bir sürü kitap çıktı ve dilimize çevrilenleri de oldu. Hepsi de birbirinin kopyası gibi. Okumaya değer bir yanı yok aslında, Elli Ton yerine daha güzel kitaplar okuyabilirsiniz. Okuduğum için pişman değilim okurken zevk de aldım. Yine de şimdiki aklım olsa ilk kitaptan sonrasını spoiler alıp okumazdım diye düşünüyorum. Ya da okurdum, hastalıklı kişiliğim serileri yarım bırakmayı sevmiyor pek. :D Seriyi okuyanlarınız benimle düşüncelerini paylaşırsa çok sevinirim. Bir sonraki Efsane Seriler yazımda Harry Potter Serisi'ni ele alacağım. Bir Potterhead olarak o yazıyı bir hayli uzun tutmayı planlıyorum. En geç iki hafta sonra Harry Potter incelememi koymuş olacağım inşallah. Herkese iyi pazarlar. :)

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Cumartesi İlk 10: En Kaliteli Kitap Blogları

18 yorum:
   

     Blogların etkinliklerine katılmayı seviyorum, özellikle kitap blogger'larının düzenlediklerine. Severek takip ettiğim bloglardan biri olan Sihirli Kitap bu cumartesi için en sevdiğimiz kitap bloglarını sıralayacağımız bir etkinlik oluşturmuş. Benim sıralamam daha çok ortak kitapları okuduğum blogları ve tasarımlarını sevdiklerimi içeriyor olacak. Umarım unuttuklarım olmaz.





Bloglar hakkında hiç bir fikrim yokken sitesini açıp incelediğim, kapaklarına hayran kaldığım kitaplarla dolu çok güzel bir blog. Fantastik/YA ağırlıklı kitapların tanıtımlarını, kitapların çıkış tarihleri hakkındaki bilgileri ve daha pek çok şeyi içeren Vampirellanın Güncesi düzenli olarak takip ettiklerim arasında.






Bana çok şirin ve sıcak gelen,  her türde kitap incelemesini bulabileceğiniz bir blog.  en sevdiğim yanı ise sitenin tasarımı. Resimleri ve renkleri aklıma kocaman ve şömine karşısında kitap okuyabileceğiniz bir kütüphaneyi andırıyor.

Yüklediği videoları severek izlediğim bir blog. Kitap alışverişleri hakkındaki yazılarını seviyorum.



Örnek aldığım bir blog, videoları oldukça samimi ve kırtasiye eşyaları hakkındaki yazıları çok güzel.



Tasarımını ve yorumlarını beğendiğim bir blog.



Her yerde göremeyeceğiniz değişik konuları işleyen, kendini tamamlamış bir blog. Yazılarını severek takip ediyorum ve ayrıca tasarımı çok hoş.


Dex koleksiyonunu görmeyen yoktur herhalde. Bol kitaplı, güzel etkinliklere ev sahipliği yapan bir blog.



Tasarımı çoook tatlı olan ve okumayı sevdiğim türde kitapları inceleyen bir blog.


Güncel kitaplar, filmler ve diziler hakkında bilgi edinebileceğiniz Percy Jackson hayranlarının daha çok seveceğini düşündüğüm bir blog.

Tasarımını, incelemelerini ve yabancı dildeki kitaplar hakkındaki yorumlarını okumayı sevdiğim bir blog.

Sizde blogunuzda en sevdiğiniz kitap bloglarını tanıtmak isterseniz Sihirli Kitap'ın etkinliğine katılabilirsiniz.


1 Mayıs 2013 Çarşamba

Rüya Ateşi - Karen Marie Moning

12 yorum:
     Bu sene okuduğum en iyi kitabı az önce bitirmiş bulunmaktayım. Sonunda zönk diye kaldım ve bitirir bitirmez lütfen Barrons olmasın diye dualarıma başladım. Umarım spoiler yemeden son kitabı okurum çünkü o kişinin kim olduğunu hem çok merak ediyorum hem de kitaptan önce bilmek istemiyorum!


     Kapak görselini koymuşken ekleyeyim, keşke orijinal kapağıyla çıkarsalardı. Artemis'in kapağı da fena değil gerçi.
     Kitabı neden bu kadar uzun bir sürede okudum bilmiyorum, araya bir iki ödev girdi belki ondandır. Yoksa oldukça akıcı ve heyecanlı bir kitap. Serinin dördüncü kitabı, İntikam Ateşi'nde Mac'in başına gelen talihsiz olayın etkileriyle başlıyor. Devreye Barrons giriyor ve eheheheh orasını siz okursunuz. Bu arada eskiden Barrons'un yerine kimi koysam der dururdum ve şu an için Mads Mikkelsen'i yerinde buldum. Hannibal dizisindeki karizmatik enerjisinin Barrons'unki ile uyuştuğunu düşünüyorum. Ne diyordum, Mac Priya'lıktan kurtulunca eskisinden daha güçlü bir şekilde geri dönüyor ve Dublin'deki mücadelesi başlamış oluyor. Yanında süper hızlı ve güçlü Sidhe-kahin olan Dani var. Bu kitaptaki en sevdiğim karakter Dani idi, oldukça enerjik, eğlenceli ve içinde sakladığı duygularıyla Dani kız kardeşim olarak isteyeceğim bir insan.

     Rowena ve diğer kahinler ile arası bozuk olan Mac durumu toparlamaya başlıyor ve iş birliğine giriyorlar. Bu birlikte Rowena ne kadar var bilmiyorum ama diğer kahinler manastıra tıkılı kalmaktan sıkıldı ve bir şeyler yapmak istiyorlar. Eh bu durumda dünyadaki 2 milyar insanın ölmüş olmasının etkisi büyük tabii.

     Kitabın sonu.. Kelimelerle ifade edemiyorum gerçekten şok oldum. O kişi kimdi, neden öyleydi ve şimdi ne olacak soruları kafamda dönüp duruyor. O şokla Gr'ye hayal meyal bir şeyler yazdım ve 5 puanı yapıştırdım. 10 olsa 10, yüz olsa 100 verirdim yani o derece beğendim. Kitap cinsellik içerdiği için 16 yaşından küçüklere önermiyorum ama üstünde olanların severek okuyacağını düşünüyorum. Artemis lütfen son kitabı çok bekletmeden çıkartın burada kendi kendimi yiyorum. :( Ve son olarak, Allah'ım sen Barrons'u koru!



   

Etkinlik: Görülesi Kitap Mekanları

4 yorum:
SaklanmaKabı kitaplarda okuduğunuz ve görmeyi çok istediğiniz mekanları sıralayabileceğimiz bir etkinlik başlatmış. Aslında okuduğum her kitabın mekanlarında gezmek istiyorum ama benim için daha özel olan bazı yerler var. Bunları sıralayacak olursam:

1. Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu


2. Dublin (Barrons'un Kitabevi ve Antika Dükkanı özellikle)


3. Diagon Yolu (Harry Potter)


4. Narnia


5. Ölümcül Oyuncaklar'daki Enstitü

6. Zehir (Duman ve Kemiğin Kızı)


7. Meridian'ın büyük teyzesinin evi. (Meridian)


8. Gece Evi (Her ne kadar seriden nefret etsem de okul çok güzeldi.)



9. Winterfell (Taht Oyunları)


10. Bu maddeyi hatırlayamadığım ve gidip uzun bir süre orada kalmak istediğim kitap mekanlarına adıyorum. :)














Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...