27 Mayıs 2017 Cumartesi

Neler Yapıyorum / Mayıs 2017

20 yorum:
Normalde bu yazıya havalardan girerek başlayacaktım.  Muhabbet açmak için havalardan bahsetmek iyi oluyor. Şöyle sıcaktı böyle soğuktu, polenler alerji yaptı, aa kardeşim de alerjik, ilaçlar, doktorlar, bu arada kardeşin kaç yaşındaydı derken sonsuza kadar gidecek bir sohbet açabilirsiniz. Ya da yanınızdaki kişi mesafeli biriyse bu konuşma oldukça kısa sürebilir, emin değilim. Sorun şu ki son bir haftayı ve özellikle bugünü çok can sıkıcı olaylarla kapattım, o yüzden havalardan girip uzun, hoş bir yazı yazamayacağım.


Geçen salı arkadaşımın ofisini ziyarete gittim. Girişte güvenlik kimliğimi alıp ziyaretçi kartı verdi, gayet normal bir durum. Birkaç saat Burcu'yla muhabbet ettik, ofiste tek olduğumuz için dönen sandalyeyle oradan oraya sürüklenip eğlendim vs. Çıktığımızda saat sekizi geçiyordu, kimliğimi almak için ismimi söyledim ama maalesef kalan tek kimlik başka birine aitti. Benim kimliğimi de o kıza vermişlerdi, sanırım iş görüşmesinden çıkmış ve o kafa dalgınlığıyla verilen kimliğe dikkat etmeden gitmiş. Hem ohal'den hem de yüksek lisans başvuruları için kimliğime ihtiyaç duymamdan dolayı panikledim tabii. Her yerden kıza ulaşmaya çalıştık, sosyal medyada ona benzeyen hesaplara yazdık ama o gece sonuç çıkmadı. Bu arada metrodayken aklıma bu haftasonu e-yds'ye gireceğim gelince iyice panikledim. Kıza ulaşmak için bir iki günüm vardı. Geleceği görme gücüm olsa kimliğin sınav için gerekli olmadığını anlar ve biraz rahatlardım tabii, sebebini az sonra yazacağım. 

Neyse ertesi gün güvenlikleri bin defa arayarak kızın numarasını elde etmeyi başardım. Salı günü akşamı kaybolan kimliğime perşembe günü kavuştum. Çok iyi oldu, kimliksiz sınava giremezdim diyorum, geçici kimlik belgesi e - yds'de kabul ediliyor mu bilmiyordum. Nazar çıktı eheheh diyoruz, bir yandan Yds geçince hazırlamam gereken portfolyoyu düşünüp geriliyorum ama bir şekilde hallolur diyorum. Sınav 27 mayısta gözüküyor, ve ben o günü kendimden emin bir şekilde pazar günü zannettiğim için giremiyorum. Bugün girmem gereken sınavı böyle saçma bir şekilde kaçırdım işte. Dün gece sabaha karşı dörtte uyudum, bilgisayar takvimim, telefonum ısrarla 27'sini gösterirken durumu fark etmedim. Kalkınca da anlamadım hatta, farkına varmam öğleden sonra beş gibi oldu. Hala onun mutsuzluğunu yaşıyorum, böyle bir hatayı nasıl yaptım? İşin kötü tarafı okula en geç 20 eylülde yabancı dil belgesi vermem gerekiyor, girebileceğim ilk yds ise 5 ekimde açıklanıyor. Neyse ki durumu 9 temmuzda yapılacak olan YÖKDİL sınavı kurtardı. (Sanırım.) Yds ile denk görünüyorlar, okula mail attım bekliyorum. TOEFL ya da IELTS ile denk puan almam imkansız. Gerekirse YÖK'e sizin denk dediğiniz sınavı kabul etmiyorlar diye dilekçe yazarım. Mailime denkliği kabul ediyoruz diye cevap gelene kadar diken üstünde bekleyeceğim. Ve bu arada babama yaptığım saçmalığı anlatmaya çekindiğim için yarın sınava gidiyormuş gibi evden çıkacağım. Sonra da kötü geçti kaldım deyip konuyu kapatmayı umuyorum.


Bazen böyle ufak görünen şeyler hayatınızın düzenini çok can sıkıcı bir şekilde bozabiliyor işte. Sınav tarihini karıştırmam vesilesiyle hem yüksek lisansa hem de genel olarak yapmam gereken şeylere daha fazla özen göstermem gerektiğini anladım. Her şey parça parça ilerlerim demekle olmuyor, bütünü görmek de çok önemli. Sanırım çoğu zaman aşama aşama yaparım diyerek ertelemeye gidiyorum. Bu konuda üşengeçlik diye kısa bir yazı yazmıştım hatta. Oysa çabalamak önemli, zorlandığın şeylerin üstüne gitmek, aşmak ve başarmak. "If you work really hard, and you're kind, amazing things will happen" demiş Conan O'Brien. Hadi bunu yapalım. ^^  Ve hayatımızı, nerede olduğumuzu, ne istediğimizi düşünelim ama öylesine değil, özen göstererek yapalım. Bu yazıda normalde izlediklerim & okuduklarım da yer alacaktı, bu seferlik böyle bitsin. Ciddi bir konudan girip Friends'e yeniden başladım diyerek devam etmek istemiyorum. Herkese mutlu ve farkındalık dolu bir hafta dilerim. Kendinize ve çevrenize dikkat edin, umarım ben de ederim. 

1 Mayıs 2017 Pazartesi

Nisan Ayında Okuduklarım

29 yorum:

Herkese merhaba! Nisan ayında toplam on bir kitap okudum. Bunlardan biri çizgi roman ve ikisi manga olsa da benim için verimli bir ay olduğunu söyleyebilirim. Okuduklarımın hemen hemen hepsini beğendim ve çoğu bana bir şeyler kattı. Keyifle okuduğum bir kitap aynı zamanda bilgilendiriciyse çok daha mutlu olarak bitiriyorum. Bilmem siz de öyle hissediyor musunuz? ^.^

Laura Esquivel'den Lupita Ütü Yapmayı Seviyordu nisan ayında okuduğum ilk kitaptı. Yazarın Acı Çikolata adlı kitabını çok beğenmiştim. Latin Amerika Edebiyatı'nı seviyorum, Laura Esquivel de bu edebiyatın başarılı temsilcilerinden biri. Kitap Meksika'da yaşayan Lupita'nın hayatından bir kesit sunuyor. Bunu yaparken Meksika'nın siyasi - toplumsal yapısını da es geçmiyor. Kitabı Acı Çikolata kadar iyi bulmadığım için beklentilerimi karşıladı diyemem. Acı Çikolata kadar iyi bir kurguya sahip değil ama Meksika'yı az biraz mercek altına almak isterseniz okuyabilirsiniz. Lupita karakterini başlarda rahatsız edici bulsam da kitap ilerledikçe kabullendim. O da hikayesinde ilerledikçe etrafındakileri nasıl seveceğini öğreniyordu.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...