22 Mayıs 2015 Cuma

4 yorum:



Merhaba, gecen gün bir konuda yardım isteyeceğimden bahsetmiştim. Tehanu Yerdeniz'in belki de en güzel kitabi ama kitap okumakta zorlandığım bir döneme geldiği için uzun suredir kapağını açmadım bu yüzden ona devam edesim pek yok. :ı Yeni bir kitaba başlamak istiyorum, sizce seçtiklerimden hangisini okumalıyım?
Sessiz İntikam: Konusu çok hoşuma gitti zoraki evlilik oyunları hakkında okumak eğlenceli oluyor. *.*
On Küçük Nefes: Değişik bir konu, çıktığı donem baya beğeni almıştı.
Meleğin Düşüşü: Bu seriyi herkes çok övüyor, Tüyap'ta merak edip ilk kitabını almıştım. Ama devamı elimde olmadığından uzun bir sure ara vermem gerekebilir.
Kağıttan Kentler: John Green kitabi ama okumak çok içimden gelmedi, bayadır bekliyor kitaplığımda. -.-
Meleklerin Kani: Yine çok beğenilen bir kitap ama devamı ne alemde en ufak bir fikrim yok. :D

Yandaş: Serinin son kitabını bekletmiş olmam da güzel tabii. Uyumsuz'u pek sevemedim belki ondan böyle olmuştur.
Katılan herkese şimdiden teşekkürler. :**


10 Mayıs 2015 Pazar

Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar “Biz Mektup Yazardık” Sergisi’nde!

Hiç yorum yok:
İş Sanat Kibele Galerisi’ndeki “Biz Mektup Yazardık” Sergisi geçmişi günümüze taşıyor.
Bursa’nın ufak tefek yolları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burda  yatıyor
İşte mürekkep bu dizelerdeki gibi damlar Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun kaleminden… Sanatçı, 64 yıllık hayatına sığdırdığı sanat tutkusunu, aşklarını, sevinçlerini, hüzünlerini, dostluklarını çocukluğunu ve ilk gençlik yıllarını geçirdiği Anadolu’nun naifliğiyle yakın dostu Nâzım Hikmet’e yazdığı bu dizelerdeki gibi aktarır kâğıda ve tuvallere… Onun şiirlerindeki ve tablolarındaki narlar, dutlar, ayvalar kimi zaman sevdiği kadına duyduğu özlemi kimi zamansa amansız bir kara sevdayı anlatır. Babasından Batı Edebiyatı’nı, annesinden Yunus Emre’yi, Karacaoğlan’ı öğrenen sanatçı Anadolu’nun toprak damlı evlerinden, İstanbul’un martılarından, köpüren denizinden, Âşık Veysel’in sazından dem vurur…

Bedri Rahmi Eyüboğlu iç dünyasını tuvallere ve şiirlere aktarırken sanat, edebiyat, siyaset ve iş dünyasının önemli isimleriyle gerçekleştirdiği, yaşadığı döneme ışık tutacak mektuplaşmaları da tarih yolculuğundaki yerlerini alıyor.  Güzel Sanatlar Akademisi’nde başlayıp Paris’te süren eğitim hayatından, resim tutkusunun peşinden gittiği Anadolu’daki yurt gezilerine kadar sanatçının yaşamından birçok kesiti yansıtan mektuplar, “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile İş Sanat Kibele Galerisi’nde ilk kez gün yüzüne çıkıyor.

Sergi, hem sanatçının kaleme aldığı hem de kendisine gelen yüzlerce mektubun Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından uzun soluklu ve titiz bir çalışma ile kitaplaştırılmasına paralel olarak hayata geçiriliyor. Sanatçının gelini Hughette Eyüboğlu’nun hazırladığı, editörlüğünü Rûken Kızıler’in üstlendiği kitabın ve serginin tasarımı Emre Senan tarafından gerçekleştirildi.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Avrupa’da öğrenci olduğu günlerden Akademi’de öğretmen olduğu günlere pek çok anıyı barındıran mektuplar, orijinal olarak sahiplerinin kendi ifadeleriyle ve kendi imzalarıyla ziyaretçilere ulaşıyor. Sadece ressam ve şair olarak değil mozaik, seramik, vitray ve yazma sanatçısı, heykeltıraş, öğretmen ve yazar kimlikleriyle de sanatımıza kalıcı eserler bırakan Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun pek çok isimle sürdürdüğü yazışmaları aynı zamanda sanatçılar arasındaki kuvvetli bağı da gözler önüne seriyor. Her biri tarihi belge niteliğindeki mektuplar; sanatçıların o dönemde yaşadığı ekonomik sıkıntılara dair fikir verirken, yaşanan zorlu koşullara rağmen gerçekleştirdikleri idealleri ile tarihe not düşürebilmeyi başarmış bu insanların umutlarını yitirmediklerini de en iyi şekilde ortaya koyuyor.

Sanatçının Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Fikret Muallâ, Âşık Veysel, Adalet Cimcoz, Orhan Veli Kanık, Necip Fazıl Kısakürek, İbrahim Çallı, Andre Lhoté, Fahrünisa Zeid, Abidin Dino, Reşat Nuri Güntekin, Cemal Tollu, Nurullah Berk ve Arif Kaptan ile mektuplaşmalarının her biri ziyaretçilerde ayrı bir tat bırakmayı vaat ediyor. İş dünyasının önde gelen isimleri Vehbi Koç ve Nejat Eczacıbaşı’nın mektupları da Eyüboğlu arşivinin önemli parçaları arasında yer alıyor.

Serginin bölümlerinden biri de Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaşamını şekillendiren iki kadın, eşi ressam Eren Eyüboğlu ve büyük aşk yaşadığı, “Karadutum” dediği Mari Gerekmezyan ile mektuplaşmalarından oluşuyor. Eren Eyüboğlu, büyük aşk yaşadığı Karadut’u sonsuzluğa uğurladıktan sonra eşinin elini bırakmayarak o zor günleri atlatmasına ve resme odaklanmasına yardımcı olacak kadar güçlü iken, diğer taraftan Mari Gerekmezyan ise ölümünün ardından bile gözlerini yaşartacak kadar sevdalı olduğu bir isim.

64 yıllık yaşamına çok şey sığdıran Bedri Rahmi… 

İş Sanat Kibele Galerisi’nde çağdaşlarıyla yazışmalarının ilk kez gün yüzüne çıktığı “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi ile anılan sanatçının hayat hikâyesi Trabzon’da başlar. Takvimler 1911 yılını gösterdiğinde Görele Kaymakamı Mehmet Rahmi Bey ve Lütfiye Hanım’ın ikinci çocuğu olarak hayata merhaba der. Asıl adı olan Ali Bedrettin, zaman içinde önce Bedir’e sonra Bedri’ye dönüşür.  Babasının görevi dolayısıyla yerleştikleri Trabzon’daki lise resim öğretmeni ünlü ressam Zeki Kocamemi tarafından keşfedilir. Sanatçı yine bu dönemde edebiyata da merak salar ve ilk şiirlerini yazmaya başlar.

1929’da İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Bedri Rahmi Eyüboğlu, Nazmi Ziya ve İbrahim Çallı gibi Türk resminin mihenk taşlarının öğrencisi olma şansına erişir. Edebiyata olan ilgisinin üzerine düşer ve Ahmet Haşim’den estetik ve mitoloji dersleri alır. 1930’larda hayat onu bu kez Fransa’ya götürür. Dijon ve Lyon’da bir yandan çalışarak Fransızcasını geliştirmeye çalışırken, bir yandan da Gauguin, El Greco, Cezanne gibi beğendiği ressamların eserlerini kopya eder. Sanatçı, ileride hayatını birleştireceği Ernestine Letoni (Eren Eyüboğlu) ile de Fransa’da tanışır. 1940’lı yıllara gelindiğinde kalbine “kara saplı bir bıçak” gibi saplanan Mari Gerekmezyan girer. Asistanlık yaptığı Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel bölümüne misafir öğrenci olarak gelen Mari Gerekmezyan, Bedri Rahmi’nin bir büstünü yapar, sanatçı bu büste duyduğu minneti Mari’nin çeşit çeşit portrelerini yaparak ve ona şiirler yazarak yanıtlar. Artık bütün İstanbul ve elbette Eren Eyüboğlu bu tutkulu aşktan haberdardır. Bedri Rahmi Eyüboğlu 1975 yılındaki ölümüne kadar geçen çeyrek asrı aşkla, resimle, edebiyatla, dostlarıyla, dönemin önde gelen kültür ve düşünce insanlarıyla bir arada geçirir.

Meraklıları için 5 Mayıs - 20 Haziran arasında İş Sanat Kibele Galerisi’nde ziyaret edilebilecek “Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Çağdaşlarından Mektuplar - Biz Mektup Yazardık” Sergisi, sanat ve kültür tarihimizde eşine az rastlanır bir iz bırakmayı vaat ediyor. Sergide orijinal el yazılı mektuplar ve sanatçının çizimleriyle süslediği desenli zarfların yanı sıra mektuplaşılan isimlerin Bedri Rahmi Eyüboğlu tarafından yapılmış portreleri de yer alıyor. Serginin ziyaretçilerini güzel bir sürpriz de bekliyor. İsteyen katılımcılara, sanatçının desenleriyle hazırlanmış mektup ve zarflarla sevdiklerine yazma imkânı sunuluyor. Şimdi özlemle andığımız eski günlerdeki gibi mektup yazma zamanı!

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Mim Yazısı: Bir Kitap Olsaydım

2 yorum:
Kütüphanemden Kitap Manzaraları beni mimlemiş. *.* Bu yazıda kitap olsam nasıl olurmuşum beraber ona bakacağız. O halde sorulara geçelim. ^^

Adım
Mistik ve kendine has bir şey olsun aynı zamanda eline alan kişiye ilgi çekici gelsin. Örnek vermem gerekirse Bütünün Bir Parçası, Cadının Bahçesi, Yolun Sonundaki Okyanus, Kurtlara Söyle Eve Döndüm gibi.

Kapağım
Kapakta yüzü görünmeyen bir kız olsun isterdim. Düşüş Serisi'nin kapakları gibi mesela. 



Arka Kapak Yazım
Son birkaç yıldır çoğu kitabın tanıtım yazısını gereksiz övgülerle dolduruyorlar. Kitapçıya girip rastgele bir kitap almak istesek konusunu öğrenemeyeceğiz yani. Şu sıralar okuduğum Yerdeniz Serisi'nin kitaplarının arka kapak yazılarında yazar kitabın özü hakkında kısacık bir yazı paylaşmış ve o kısa yazı övgü dolu bir sayfadan çok daha iyi olmuş. Benim de arka kapak yazım öyle olsun, kısa ve öz.

Önsözüm
Tek cümle ya da kısa bir yazı olsun. Kitaba uygun bir şiirden, ya da herhangi bir edebi metinden alıntı olabilir.

İçeriğim
Geldik en zor kısma. Fantastik mi olsun dram mı gotik mi gerilim mi romantik mi... Hepsinden biraz olsun ama fantastik - romantik ağırlıklı bir kitap olsun. Ve bir büyükanne figürü olsun istiyorum, her zaman güçlü kalan ve çocuklarına gözkulak olan bilgin bir kadın. Kalabalık ve mutlu bir aile olsun, kız kardeşler olsun. İçimizde kalmasın hiçbir şey, özlemek olmasın. İşte o ailenin  mistik bir şeylerle bağlantılı mutlu hayatlarını konu alayım ben. Mutlu bir kitap olayım. ^^

Sorular bunlardan oluşuyordu, yapmak isteyen herkesi davet ediyorum. İyi geceler.^^

30 Nisan 2015 Perşembe

Fast and Furious 7

Hiç yorum yok:


Uzun zaman sonra bir film incelemesi ile karşınızdayım. Fast and Furious serisini hiç izlememiş biri olarak 7. filmine gittiğim için yorumum tüm seriyi bilenler kadar iyi olmayabilir. Benzer film olarak en son Need for Speed'e gitmiştim, çıkınca beyin isteyen zombi gibi araba istiyorum diyerek dolanmıştım falan. Fast and Furious 7 bitince ise "Dom, Dominic'i getirin banaaa *-*" moduna girdim. Hala filmin etkisindeyim yani ağır bir Vin Diesel fangirl'üyüm şu an. Bir adam nasıl aynı anda hem tatlı hem karizmatik hem çekici hem erkeksi ve türevi tüm iyi özellikleri taşıyabilir, nasıl bir mükemmelliktir bu. Seriyi ilk izleyişimde karaktere vuruldum sevgili okuyucu, hatta aşık olmuş olabilirim. :0 Neyse şimdi film incelemesi olarak Dominic'in her detayını anlatmadan Fast and Furious 7 hakkındaki görüşlerimi aktarayım, tabii ki de aralarda Dominic'e değinerek . :3 

Film Deckard Shaw'ın intikam için ortaya çıkmasıyla başlıyor. Dom ve ailesi için oluşturduğu tehdit ve Han'ı öldürmesi Dom başta olmak üzere tüm ekibi harekete geçiriyor. Bu arada Letty hafızasını kaybetmiş falan oraları çok iyi bilmediğimden aktaramıyorum ama Dom ile araları limoni. Sonra big boss kılıklı biriyle (Kendisi Kurt Russell oluyor.) ortak amaçları olduğundan bir araya geliyorlar. Person of Interest'tekine çok benzeyen bir program var, onu ve yaratıcısı Ramsey'i bulurlarsa Shaw'ı yakalama fırsatları doğacak. Film ilerlerken aksiyon sahnelerine kendimi öyle bir kaptırdım ki özellikle bir sahne vardı höh nasıl olabilir bu diyerek kaldım. Önceki filmlerden birinde uçağı düşürmüşler artık onu izlerken nasıl olurum kim bilir. o.o Ben birinci kattan sarkarak bile atlayamam adamlar ölümüne uçtu yahu. Fast and Furious 7'ın aksiyonun zirvesini yaşattığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca müzik muhteşemdi! Bir havaya giriyorsunuz sanki yılların yarışçısısınız da Dominic'le uzun zamandır tanışıklığınız varmış misali. <3  Yazının başında belirttiğim gibi seriyi ilk izleyişim o yüzden fanlarına göre yüzeysel bir inceleme oldu bu. Roman karakterini çok sevdim, komiklikleri filme tatlılık katmış, Ramsey rolünde Nathalie Emmanuel'i görmek de güzeldi. Filmin sonunda Paul Walker için yapılan sahneler çok hüzünlüydü o kısım izleyiciyi apayrı bir havaya sokuyor. Sonuç olarak aksiyon türüne pek aşina olmayan ben Fast and Furious 7'ı çook beğendim, önceki filmlerini de en kısa zamanda izlemeyi planlıyorum. Son cümlemi Dominic'in sözüyle bitirerek yazıyı sonlandırayım: "I don't have friends, I got family."

26 Nisan 2015 Pazar

5 Kitapla Okuma Alışkanlığı Kazanmaca *.*

8 yorum:

Merhabalar, bir önceki yazımda okuyamama sorunumdan bahsetmiştim. Bunu aşmak için hem kalınlığıyla gözümü korkutmayacak hem de sevdiğim türde, merak uyandırıcı kitaplar seçtim. Yerdeniz Serisi'nin ilk iki kitabını okumuş, çok beğenmiş ve bu kadar çok beğenince hemen bitmesin diye serinin diğer kitaplarını beklemeye almıştım. Şimdi düşününce keşke öyle yapmasaydım diyorum. Seriyi bütün halinde okumak kitapların bağlantısını koparmamak açısından daha iyi olurmuş. Sonuç olarak Yerdeniz'e yeniden merhaba dedim ve bu sefer kitapları peş peşe okuyup seriyi bitirmeyi planlıyorum. 
Uçabilen Kız Ukitap takasıyla elime geçti, konusu ilgi çekici, akıcı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Yerdeniz bitince okumayı planladığım 5. kitap olarak da onu seçtim. Şu an ne okuduğuma gelirsek, Yerdeniz III - En Uzak Sahil'e başladım. Ursula Le Guin serinin üçüncü kitabı için ölümü anlattığını, bu yüzden diğer kitaplardan daha zayıf kurgulu ve daha tutarsız olduğunu söylemiş. Kitabın yarısını geçmeme rağmen hala giriş bölümündeymiş gibi hissetmem bundan olsa gerek. Yine Yerdeniz'deyiz, Ufkabakan ile oradan oraya sürükleniyoruz. Şimdilik ilk iki kitap kadar akıcı gelmese de daha anlam yüklü olduğunu söyleyebilirim. Kitabı bitirince detaylı yorumumu paylaşacağım. Umarım okuma alışkanlığımı bir daha kaybetmemek üzere tekrar kazanırım. Bu arada, gelen yorumlardan yalnız olmadığımı görmek güzel oldu teşekkürler. :3

24 Nisan 2015 Cuma

Tekrar Merhaba Kitap Okuyamama Sorunu

18 yorum:

Ah sevgili okuyucu bu aralar çok dertliyim. Son iki senedir ara ara kitap okuyamama sorunu yaşıyordum, yine o dönemlerden birine girdim. Bunun temel sebebi kafamın okulla dolu olması mı yoksa başka bir şey mi anlamadım. Dönem bitimine dört hafta kaldı ama ne dört hafta. O.o Salak saçma şeyler çizip duruyoruz, gereksiz analizler için saatlerim gidiyor ya da yapmadığım zamanlar yarın iki kat çalışmam gerekecek diye kendimi geriyorum. Dün tatildi, bugün okula gitmedim yani iki günü kendime ayırdım. Önümüzdeki üç gün boyunca tekrar çalışacağım sonra belki iki gün dinlenirim. Dinlenmek dediğim sabahın köründe kalk okula git akşam yorgun argın eve dön olayından ibaret. Yani okul beni çok geriyor bu da kitap okumama engel oluyor. Evde okunmayı bekleyen o kadar çok kitabım var ki onları öyle gördükçe üzülüyorum. İzmir'de fuar başladı insanlar yeni kitaplar alıyor, okuyor falan bense koskoca nisan ayı boyunca sadece bir tane kitap okudum. Kötü Prensesler'i okuyordum ama okuyamama sorunumda kaynadı gitti güzelim kitap. Bu aralar benim gibi kitap okuyamayan başkası var mı yoksa tek miyim merak ediyorum açıkçası. :( Havalar bir ısınıp bir soğuyor ya onun dengesizliği yüzünden mi böyle oldum acaba. :0 



Şimdi benim bu konuya acil bir çözüm bulmam gerekiyor. Okunmayı bekleyen onca güzel kitabım varken bu okuyamama halim sinir bozucu olmaya başladı. -_-  Okul dönüşü vapurda okuyabilirim mesela, bi' de akşamüstü ve geceleri daha çok okurdum eskiden. Ders beklerken de kitap okurdum, artık bunları pek yapmıyorum. :/ Okul gerginliğini azaltmak için program yapıp aralara kitap okuma saatleri koymayı planlıyorum. Üniversite sınavına girecek olanlara küçük bir uyarı: Aileniz ya da çevrenizdekiler ne derse desin istemediğiniz ya da bilmediğiniz bölümlere girmeyin, gerekirse tekrar hazırlanırsınız problem değil. Sonra benim gibi gerilip durursunuz boşu boşuna. o.o 

Kitap okuyamamak bir zamanlar ortalama  iki günde bir kitap değiştiren biri için yürek dağlayıcı bir durum. Üstesinden gelmek için biraz çabalamak gerekiyor. Bu ara ben de kitaplığımdan yeni bir kitap seçip öyle devam etmek istiyorum. Kötü Prensesler iyi gidiyordu ama kurgu türünde olmadığı için benim durumumda olan birisinin rahat kopabileceği bir kitap. Beş kitap seçip okuma sırası yapacağım, heves artırıcı şeylere ihtiyacım var. Önerisi olan varsa seve seve kabul ederim, yeter ki bitsin şu bunalım dönemi. o.o



23 Nisan 2015 Perşembe

GoT, Salem, Penny Dreadful Yeni Sezonlar Hakkında

Hiç yorum yok:
Herkese merhaba, öncelikle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun! Nisan ayında takip ettiğim dizilerden bazılarının yeni sezonları başladı. Özellikle Game of Thrones'un ilk dört bölümünün çıkması şaşırtıcı bir gelişme oldu, ama keşke hepsini peş peşe izlemeseydim diyorum şu an. :3 GoT bu sezonu baya yavaş başlatmış gibi geldi bana. Belki ilk yarıda karakterler hakkında bir şeyleri oturttuktan sonra devamı güzel gider. Sezonun ilk bölümleri Jon Snow, Tyrion ve Daenerys odaklıydı. Jon'un gece nöbetinin başına geçmesi güzel oldu. Aslında gönlüm Stannis'e katılıp evini almasından yana ama bakalım, Davos'un  konuşması etkili olabilir.^^ Daenerys cephesinde işler karıştı, bence o kadının acilen iyi bir danışmana ihtiyacı var çünkü yönetmeyi beceremiyor. :0 Belki Tyrion gidince düzelir. Sansa'nın Winterfell'e dönmesi de büyük bir gelişme bence. Bu sezon onun intikamına dair bir şeyler görebilirsek harika olur. Arya garip bir eğitimde, Bran'i bu sezon göremeyecekmişiz. Cersei sezona diken üstünde başladı. Nihayet kraliçe olabilen Margaery onun için büyük tehdit. Umarım o kız Cersei'nin sonunu getireyim derken yeni kral olan bebeye zarar vermez ya çok iyi çocuk o. 

Game of Thrones böyle başladı, 2 hafta daha izleyemeyeceğim ama olsun, bekleyeceğiz artık. :D Salem'a gelecek olursam, bu sezonun konusu "Witch War". Geçen sezon elmadan yayılan kötülükle cadı olmayan veya cadılarla bağları olmayanların salgına yakalandığını görüyoruz. Mary elmayı açtı ama büyük ayin hala tamamlanmadığı için oğlunu yanına alamıyor. 2. bölümde dikkatimi çeken bir şey oldu, Hecate'nin oğlu ve Mary'ninki arasındaki benzerlik. o.o 3. bölümü henüz izlemedim ama sırf ilk iki bölüme bakıp şahaneydi diyebiliyorsunuz. *.* Ve bu temponun düşmeyeceğinden eminim, daha John kendini göstermedi ve Hecate yeni başlıyor. :3 Üstüne Anne Hale'in ne olacağı merakı var, çılgın kız Mercy var, var da var yani. Bu yazı bitsin hemen 3. bölümü açayım hatta. <3




Penny Dreadful mayısta başlayacaktı ama Show Time sürpriz yaparak ilk bölümü erken yayınladı. Penny Dreadful da ilk bölümden tempolu başladı, bu sezon cadılar ve Vanessa arasındaki savaşı izleyeceğiz gibi görünüyor. Şeytanın kendisinden korkmayan kız cadılardan çekinince diğerleri de biraz tırstı sanki. Geçen sezonun sonlarına doğru Vanessa ve Ethan arasında bir bağ oluştuğunu görmüştük. 2. sezonda bu bağ romantik bir şeye doğru gider mi orası belli değil ama Ethan Vanessa'ya karşı fazla korumacı. Dr. Frankenstein'ın yarattığı ilk kadın uyandı, geçmişi hatırlayacak mı ve Ethan'dan nasıl saklayacaklar çok merak ediyorum. Penny Dreadful'un yeni bölümü iki hafta sonra çıkacak, ilk bölümden bu kadar dolu olan dizi güzel bir sezon izletecek gibi, izlemediyseniz mutlaka göz atın.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...