5 Temmuz 2015 Pazar

Kitap Yorumlarına Yapılan Yorumlarla İlgili

Hiç yorum yok:

Selamlar, ne zamandır bloga bu konuda kısa bir not düşeyim diyordum ama unutmuşum. Konu nedir diyecek olursanız, kitap yorumlarına yapılan yorumlar. Örnek vermem gerekirse Mekanik Prenses kitap yorumuna birkaç ay önce birisi ağır spoilerlı bir yorum atmıştı başkası da senin yüzünden her şeyi öğrendim vs. yazmış altına, bunun üstüne iki yorumu da kaldırmıştım. Aslında kaldırmama gerek yoktu sonuçta burası kitaplar hakkında sohbet etmek istediğim bir yer ve okuduğunuz bir kitabın yorumunun altına yazarken elbette spoiler içeren şeyler de koyuyorsunuz ister istemez. Aynı kitabı okuduğum kişilerle yorumdan sohbet etmek güzel oluyor, böyle böyle sizinle ortak zevkleri olan yeni insanlarla tanışma fırsatı yakalıyorsunuz. Ben yazının şu kısmı spoilerlı olacak diye belirtiyorum ama başkalarının yorumlarına karışmaya hakkım yok .:ı O yüzden lütfen kitabı okumadıysanız yazıya gelen yorumlara bakmamaya özen gösteriniz çünkü aynı durumu ben de yaşadım, o zamandan beri de okumadığım bir kitabın incelemelerine bile pek bakmıyorum. :3 Ağır spoiler koyan arkadaşlar da yorumlarının başına spoiler içerir yazsalar güzel olur aslında, ama o kişinin tercihine kalmış.

Çekiliş Hakkında Duyuru

Hiç yorum yok:

Merhabalar, çekiliş tarihlerini ayarlarken tatilde olacağımı hesaba katmayı unutmuşum, son katılım için 15'i demiştim ama o tarihte  burayla ilgilenemiyor olacağım için çekilişi uzatmaya karar verdim. Son katılım tarihi 19 temmuz pazar günü olacak haberiniz olsun. :3 Bu arada çekilişin tek şartı blogumu takip etmeniz, diğer seçenekler ekstra hak veriyor. Hepsini yapmasanız bile katılmış oluyorsunuz yani merak etmeyin. :)  Herkese bol kitaplı günler! 


4 Temmuz 2015 Cumartesi

Kitap Yorumu: On Küçük Nefes - K. A. Tucker

2 yorum:

On Küçük Nefes'i dün gece bitirdim. Goodreads yorumumda kitap hakkında uzunca bir yazı yazmak istediğimden bahsetmiştim, becerebilirsem detaylı bir yorum yapmak istiyorum yani. Yazının bir kısmı spoiler içerecek oraya gelince belirteceğim.  Kitap hakkında bilgisi olmayanlar için öncelikle tanıtım yazısını paylaşayım. ^^

Arka Kapak Yazısı: Sadece nefes al Kacey. On küçük nefes. İçinde Tut. Hisset. Sev.
Dört sene önce sarhoş bir sürücünün neden olduğu trafik kazasında annesiyle babasını, erkek arkadaşını ve en yakın kız arkadaşını kaybeden Kacey Cleary'nin hayatı yerle bir olmuştu. Hâlâ kazadan sonra arabanın içinde sıkıştığı anı ve annesinin son kez aldığı nefesi hatırlayan Kacey, geçmişini geride bırakmak istiyordu. İki otobüs bileti alan Kacey ve on beş yaşındaki kız kardeşi Livie, hayatlarına yeniden başlamak üzere Michigan'dan kaçıp, Miami'ye gelmişlerdi. İlk başlarda, geçim sıkıntısı çektikleri hâlde, Kacey endişeli değildi. Her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünüyordu. Tek istisna, 1D dairesindeki gizemli komşularıydı.
Alev alev yanan mavi gözleri, derin gamzeleri ve kusursuz bedeniyle Trent Emerson, iyi çocuk ve kötü adam arasındaki karşı koyulmaz çizgiyi temsil ediyordu. Trajik geçmişinden sonra katı bir mizaç geliştiren Kacey, herkesi kendinden uzak tutmaya kararlı olsa da ikisi arasındaki karşılıklı çekime dayanmak çok güçtü. Trent ise Kacey'nin herkese kapattığı kalbine girmek için her şeyi yapabilirdi... Her ikisinin dünyasını paramparça edecek müthiş bir sırrı açıklaması gerekse bile.

Tanıtım yazısından anlaşılacağı üzere On Küçük Nefes en sevdiği insanları kaybettikten sonra hayatına devam etmeye çalışan iki kız kardeşin hikayesini anlatıyor. Tabii olaylar esas kızımız Kacey'nin üstüne kurulu. Kaza anını bir türlü unutamayan Kacey neşeli ve hayat dolu biriyken 180 derece değişime uğruyor. Kacey'in kaza anında yaşadıklarını okurken kendinizi bir an için bile onun yerine koymayı deneyince bu değişimin sebebini çok iyi anlıyorsunuz. Tucker detayları o kadar gerçekçi vermiş ki aynı şeylerin başıma geldiğini düşünmek bile bünyemde küçük çaplı bir deprem yaratmaya yetti. o.O Neyse ki Livie var, Kacey'nin yeni hali ne kadar sert ve tersse Livie de o kadar cana yakın ve mantıklı biri.

On Küçük Nefes'i okumaya başladığımda bir daraltı hissettim. Yani kitap gidiyordu ama eksik olan şeyler vardı. Sanki mekan yeterince iyi oturtulmamıştı. Olayların geçtiği yerler arasında bağlantı kurmakta zorlandım. Örnek vermem gerekirse bir sahne oturma odasında geçerken orayı bir apartmana ya da bir caddeye oturtamıyordunuz sanki sadece o oda vardı ve boşlukta sallanıyor gibiydi. İlk 150 sayfa falan hep böyle hissettim sonra karakterlere ısınınca mekanı çok önemsemedim. Karakterlerden bahsetmem gerekirse Kacey resmen kanlı canlı karşımda duruyor gibiydi. Erkeksi tavırlarının getirdiği sert esprileri, geçmişe dönünce hissettiği panik, öfke, ihtiyaç duyduğu sevgi, etrafında tek tük kalan sevdiklerini kaybetme korkusu... Baş karakter gerçekten çok iyi kurgulanmış. Diğer karakterler de aynı şekilde. Sadece Trent ilk başlarda çok yapmacık gelmişti ama sonlara doğru taşlar yerine oturunca onun da sağlam bir zemini olduğunu fark ediyorsunuz. Karakterlerin iletişimi, dostluklar ve arkadaşlıklar On Küçük Nefes'in en sevdiğim yanlarından biri. Belki biraz toz pembelerdi ama kitapta zaten ağır bir trajedi var. Hatta kurulan dostluklar sayesinde dramın ağırlığı dengelenmiş, kitabın havası yumuşamış. 

Peki kitap tatmin ediyor mu? Bu biraz ne beklediğinize bağlı. Ama kitabın atmosferine kendinizi bırakırsanız bitirdiğinizde memnun kalırsınız iye düşünüyorum. Farklı beklentilerle başladığımız kitaplar umduğumuz gibi çıkmayınca üzülüyoruz ya, On Küçük Nefes'i okurken de aynı durumun söz konusu olmaması için kitabın sizi yönlendirmesine izin vermeniz gerekiyor. Tabii beklentiyi çok yüksek tutmadan başlasanız daha iyi olur. Ben öyle yaptığım için son elli sayfa kala hayal kırıklığına uğramıştım. Sonra ilerledikçe ve kitabın asıl anlatmak istediği noktaya gelince düşen beklentimi hiç beklemediğim bir şekilde yükselirken buldum. Sırf yaşattığı bu gelgitler için bile kitaba bir şans verilebilir, şimdi düşündüm de sürekli yükselip alçalan kitapları okumak keyifli oluyormuş. ^. ^ 


Yazımın buradan sonrası orta derecede spoilerlı olacak. kitabı okumadıysanız da devam edebilirsiniz ama yok ben hiçbir şey bilmeden kitabı okuyacağım diyorsanız bu kısmı okumanızı tavsiye etmem. ^^

Kitabın kilit karakteri Kacey olabilir ama benim için Trent de çok önemliydi. On Küçük Nefes kaybetmek, pişmanlık, empati ve hayata devam ederken gerekli olan umuda tutunabilmeyi anlatan bir kitaptı. Trent ilk çıktığına yapmacık ötesi olduğunu düşünmüştüm. Aslında orada karakterin kendine biçtiği karakteri okurken ve yavaş yavaş kabuğu kırılırken altından çıkan pişmanlığı, affettirme çabası içindeki birinin gelgitlerini gördükçe ne kadar sağlam bir köke bağlı olduğunu anladım. Trent'in çaresizliği özellikle son dilimde net bir şekilde hissediliyor hatta okuyucuyu bile aynı duygu sarıyor. On Küçük Nefes'in pişmanlığı da Trent'ti umudu da. Kacey'nin hayatına devam etmesi için o umuda ihtiyacı vardı ama bunun için empati kurması gerekiyordu. Kaybettiklerinin acısı hala içindeyken o empatiyi kurmasının zorluğu belli tabii, orada olaylar kısırdöngü halini alıyor. Sonra affetmek ortaya çıkıyor, on küçük nefese tutunmak ve sevmek, olanları serbest bırakmak. Ve tüm bunlar size son elli sayfada veriliyor. Ne diyeyim sana Tucker nasıl bir kalemdir bu. *-*  

On Küçük Nefes belki de benim beklediğimi bulamama rağmen beğendiğim ilk kitap oldu. Misafir umduğunu değil bulduğunu yer atasözü bu kitabı okurken yaşadığımı özetliyor diyebilirim. :3  Umduğumdan  daha farklı ama belki de çok daha iyi bir finalle On Küçük Nefes'i kapattım. Başlarken ki daralma hissinin yerini tatlı bir umudun alması bile benim için güzel bir şey. ^^ Sanırım hikaye bu kitapla bitmiyormuş, devamı varmış. Biraz gidip onları araştırayım bari, herkese iyi geceler! 



3 Temmuz 2015 Cuma

Kapağına Aşık Oldum: Silber - Kerstin Gier

Hiç yorum yok:
Fotoğraf Pegasus Yayınları'nın instagram hesabından alıntıdır.

Tanıtım Yazısı:

Rüyaların gizemli ülkesine, merak uyandıran bir yolculuk…

Kertenkele tokmaklı, gizemli kapılar; konuşan taş heykeller ve elinde baltasıyla, delirmiş bir bakıcı… Liv Silber'ın rüyaları son zamanlarda epey tuhaflaşmıştır ve içlerinden biri fazlasıyla kafasını kurcalamaktadır. Bu rüyada geceyarısı dört çocuğun gizemli ve karanlık bir ayin gerçekleştirdiği bir mezarlıktadır. Üstelik Liv bu dört genci normal yaşamında tanımaktadır çünkü Grayson ve üç arkadaşı gerçekten vardır. 

Liv kısa süre önce bu dört gencin okuduğu okula kaydolmuştur ve aslında hepsi iyi çocuklardır. Mezarlıktaki geceden daha korkutucu olan, arkadaşlarının Liv'in rüyada söylediği ancak gerçek hayatta hiçbir şekilde sözünü etmediği şeyleri bilmesidir. Çocukların bunu nasıl öğrendiğini çözmek ise, bilmeceleri çok seven Liv'in uzak duramayacağı kadar çekici bir gizemdir… 

"Okurları kesinlikle memnun edecek. Dört yüz sayfa yetmiyor ama neyse ki devamı yolda." 
-Karin Wehrheim-

"Aşırı eğlenceli, aşk dolu, gizemli bir rüya." 
-Brigitte-

"Sempatik ve özgüvenli başkahramanıyla hassas ilk aşklara dair merak uyandırıcı bir roman. Daha ne olsun ki?" 
-Stefanie Leo-

Kerstin Gier Aşk Tüm Zamanların İçinden Geçer Serisi ile tanıdığımız bir yazar. Açıkçası o seriyi istediğim kadar göreyim ve kapakları istediği kadar şeker olsun yine de hiç ilgimi çekmemişti. Pegasus'un instagram hesabında Silber'i görünce vuruldum, hayran kaldım! :o Bu kitabı istiyorum hem de çok. :( Hem fantastik hem de mezarlıkta geçiyor daha ne olsun. :3 Hediye etmek isteyen olursa seve seve kabul ederim. ^.^

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Okuyorum: On Küçük Nefes - KA Tucker

1 yorum:

Arka Kapak Yazısı: Sadece nefes al Kacey. On küçük nefes. İçinde Tut. Hisset. Sev.
Dört sene önce sarhoş bir sürücünün neden olduğu trafik kazasında annesiyle babasını, erkek arkadaşını ve en yakın kız arkadaşını kaybeden Kacey Cleary'nin hayatı yerle bir olmuştu. Hâlâ kazadan sonra arabanın içinde sıkıştığı anı ve annesinin son kez aldığı nefesi hatırlayan Kacey, geçmişini geride bırakmak istiyordu. İki otobüs bileti alan Kacey ve on beş yaşındaki kız kardeşi Livie, hayatlarına yeniden başlamak üzere Michigan'dan kaçıp, Miami'ye gelmişlerdi. İlk başlarda, geçim sıkıntısı çektikleri hâlde, Kacey endişeli değildi. Her şeyin üstesinden gelebileceğini düşünüyordu. Tek istisna, 1D dairesindeki gizemli komşularıydı.
Alev alev yanan mavi gözleri, derin gamzeleri ve kusursuz bedeniyle Trent Emerson, iyi çocuk ve kötü adam arasındaki karşı koyulmaz çizgiyi temsil ediyordu. Trajik geçmişinden sonra katı bir mizaç geliştiren Kacey, herkesi kendinden uzak tutmaya kararlı olsa da ikisi arasındaki karşılıklı çekime dayanmak çok güçtü. Trent ise Kacey'nin herkese kapattığı kalbine girmek için her şeyi yapabilirdi... Her ikisinin dünyasını paramparça edecek müthiş bir sırrı açıklaması gerekse bile.
Uzun bir aradan sonra On Küçük Nefes ile okuyamama sorunumu biraz kırdım sanırım. Bugün başladığım kitabın yarısını geçtim. Açıkçası şu an için beklediğim kadar iyi çıkmadı ama ileride n'olur bilmiyorum. Tanıtım yazısındaki "müthiş sır" hakkında tahminlerim var, o doğru çıkarsa hüsran olacak, sürpriz bir final gelirse beklediğimi buldum diyeceğim. *.* Yorumunu çok yakında paylaşacağım, kitabı okuyan varsa nasıl bulmuştunuz?

29 Haziran 2015 Pazartesi

Kitap Yorumu Yapayım Derken Kitabı Karalamak

6 yorum:
Herkese merhaba. Bu yazımda kitap yorumu/ incelemesi yaparken dikkat ettiğim ve bana göre dikkat edilmesi gereken şeylerden bahsetmek istiyorum. Aslında böyle bir yazı yazma düşüncem yoktu, zaten kitap incelemesi konusunda kendime çok güvenmiyorum, süper eleştiriler yapmadığımın farkındayım yani. Ancak çok sevdiğim bir kitabı araştırırken denk geldiğim bir inceleme "eh yok artık" dedirtti ve bu konuda yazmam gerektiğine karar verdim.


Bildiğiniz üzere eskiden Kitap Canavarları'nın üyesiydim, son sınıfa doğru derslerim ağırlaştığı için turdan ayrıldım. İlk turlarımızdan birisi de İthaki   Yayınları'ndan çıkan Ötekiler Arasında'ydı. Tur içinde sanırım kitabı en çok beğenen ben oldum haliyle çok beğendiğimi belirten bir yazı yazdım. Kitap bana o kadar tanıdık geldi ki hakkında başka ne bulurum, kim ne demiş diye internette araştırma yaparken bir bloggerın yazısına denk geldim. Kendisini burada paylaşmayacağım çünkü kimseye bir suçlama yapmıyorum. Ötekiler Arasında yorumlarını incelerken hatrı sayılır bir kesmin kitabı fantastik olarak nitelendirmediğini gördüm, bana göre büyülü gerçeğin ve mistik edebiyatın en iyi örneğiydi, herkesin kendi düşüncesi ona bir lafım yok. İşte o denk geldiğim yazı kitabın fantastik olmadığını belirtmekle kalmamış, "...aranızda hâlâ Ötekiler Arasında'yı fantastik diye niteleyecek biri kaldıysa hepinizi tek tek Kitap'la ilgili tanıtımların yazıldığı başka, sığ bloglara alalım sevgili okuyucular. Burada sadece "fantastik" dendiğinde gerçek bir eser okuyunca doyanlar kalsın." gibi bir ifade kullanmış. Kitabı yerden yere vurmakla kalmayıp bir de okuyucuya hakaret etmiş yani. Bugüne kadar yaptığım kitap yorumlarında ağır eleştirdiğim tek kitap Tatlı Bela olmuştur. Onu da karalamadan, belli sınırlar çerçevesinde yaptım. Çünkü zevkler ve renkler tartışılmaz diye bir olgu var. Sizin beğenmediğinizi başkası beğenebilir, beğendiğiniz ise diğerleri tarafından olumsuz eleştiriler alabilir. Önemli olan o eleştiriyi yaparken okuyucu sadece bir yöne itmeden yapabilmek. Elbette görüşünü paylaşacaksın ama başkalarınınkine saygı duyacak şekilde yapacaksın bunu. Kimsenin kimseyi aşağılamaya hakkı yok. Bir avuç bloggerız zaten (kitap bloggerı olarak yani) eleştiri yaparken okuyucuya taş atmayın bari. Aynı durum geçtiğimiz günlerde Gözlerindeki Canavar kitabında da yaşanmıştı. Birkaç kişi kitabı öyle yerden yere vurdu ki konu okuyucuya kadar sıçradı. Ben bunu doğru bulmuyorum. Başkasının zevkine hakaret etmeye hakkınız yok, yorum yaparken buna dikkat edin lütfen. 




İnceleme yazısı yazarken her satırında olmasa da biraz objektif olmaya çalışalım, o yazıyı kendinizi tatmin etmek için koyacaksanız bir şey diyemem ama bu ne derece kitap bloggerlığı olur tartışılır. Okuduğumuz şeyi başkalarıyla paylaşabilmek gerçekten güzel bir şey, özellikle ortak zevklerde birkaç kişi bulunca bu paylaşımlar daha da keyifli bir hal alıyor. Eleştiriyi özgürce yapmak ama bunu yaparken karalamamak çok önemli. Birde bunun zıttı var, yayınevine yaranayım derken her kitaba şahaneydi bayıldım yazmak. Öylesi ayrı bir saçmalık neden yapılıyor anlam veremiyorum. o_o  Bu iki uca, karalamak ve abartmaya dikkat ettiğimiz sürece ortalarındaki özgür boşlukta sınırsızca yazabiliyoruz zaten. Gereken tek şey biraz özen, biraz saygı, biraz objektiflik. Abartılı yorumu okuyup kitabı alan okuyucuya da yazık, karalama yüzünden seveceği bir şeyi kaçıranada. Kafanızı daha fazla şişirmeden yazımı burada sonlandırayım, herkese iyi geceler. ^.^

27 Haziran 2015 Cumartesi

Çekiliş Var ^.^

26 yorum:

Herkese merhaba, resimde gördüğünüz üç kitabımı çekilişle hediye ediyorum. Uzun zamandır yeni bir çekiliş yapmak istiyordum şimdiye kısmetmiş. Kurallar her zamanki gibi, Rafflecopter ile yapıyorum, oradaki seçeneklerle çekiliş hakkı kazanıyorsunuz. Paylaşımları her gün yapanlar her gün fazladan hak kazanabilecek. Kargo ücreti bana ait, Türkiye dışına gönderim yapmıyorum. Bu arada her kitap bir kişiye gidecek, ilk kazananların seçme hakkı olacak. Hepsi de çok sevdiğim kitaplar, umarım çekiliş kazananları da severek okur. ^_^

Son katılım tarihi 15 temmuz olacak, açıklandıktan sonra kazananlar 48 saat içinde geri dönmeze yeni kazanan seçeceğim.  Çekilişe altta paylaştığım katılma şeysinden katılabilirsiniz. Herkese bol şans! ^.^


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...