31 Ekim 2014 Cuma

Bu Gece Ürkütücü Şeyler Okuyalım

Hiç yorum yok:
Ekimin son günü, kimisi için halloween benim için Samhain ama tema aynı, bu gece ölülerle aramızdaki perdenin kalktığı gece. Hayaletlerin etrafta dolanacağı, ölmüş cadıların kara kedi kılığında dünyaya geri geleceği 31 ekim gecesinden 1 kasım gün doğumuna kadar olan zaman geldi.  Neden bilmiyorum ama küçüklükten beri bu geceyi ayrı bir seviyorum. Hatta telefon oyunlarına cadılar bayramı temalı sürüm geliyor ya o bile beni ayrı bir mutlu ediyor. Bugün belki çok özel bir şey yapmayacağız ama bu konuyla alakalı yazılar okumak bile ayrı bir mistik ayrı bir şirin. İnsan kendini hoş kokuların geldiği bir mutfakta çay içip kitap okurken hayal ediyor böyle her yer her yerde ama bir o kadar da kendi düzeni olan şirin bir ev, dışarıda hava kapalı ve akşama en yakın arkadaşlarınız size gelecek. Her şey hazır onları beklerken birkaç sayfa okuyorsunuz ve evet bu ev bir cadının evi. Neyse sonuç olarak hayal kurmak güzel şey. ^_^  31 ekimin haftasonu öncesi olması da ayrı bir şans sanırım.:) Bir kitapkurdu olarak hazır hava da soğukken yorganın altına girip gecenin bitimine kadar en sevdiğimiz kitaplarda dolansak ya da yeni bir kitap seçip bir gecede bitirsek güzel olur bence. Halloween ruhunu yaşamak isteyenler için kitaplığımdan bir iki kitap seçtim. Neleri niçin seçmişim diye sırayla bakacak olursak^^


Sıkıldıkça resim süslerim falan. :D Seviyorum bu tarz şeyleri ya. ^_^ Şimdi, büyücülerin ağırlıkta olduğu bir seriyle başlayalım. Muhteşem Yaratıklar. Klasik cadı olayından biraz daha farklı ve kesinlikle daha gotik bir hikayeye sahip olan serinin Türkçeye üç kitabı çevrildi. Dördüncünün ingilizcesini aylar önce D&R'de gördüm keşke hazır son kitap hafızamda tazeyken alsaydım baksanıza Epsilon devamını tin tin getiriyor. -_- Konusunu özet geçecek olursam esas karakter Ethan büyücü olan kızımız Lena ile tanışıyor, Lena'nın ailesi büyücü ve her 16. yaş gününe gelen büyücü iyi ya da kötü tarafı seçiyor ama Lena'nın kötü tarafta olacağı kesin gibi. Üstelik ne o ne de Ethan bunu istiyor. Konu bu tip kısacası büyücüler işte bilirsiniz. :D 

Dracula hem klasik ve fantastiğin birleşiminden  oluşuyor, filmi olan Bram Stoker's Dracula'yı da şiddetle tavsiye ederim. Sonunda belki Mina benimdir hı olamaz mı triplerine girip birkaç hafta öyle dolanmanız muhtemel tabii. 

Uğultulu Tepeler günümüz genç yetişkin kitaplarına ilham veren eserlerin başında geliyor. Kitabı okuyalı baya olduğundan kafamdakiler biraz silik ama hayaletlerin dolaştığı bir kitap olduğundan eminim. Ortada bir aşk var, geçmişte hata yapmış bir adam ve sevgilisinin peşini bırakmayan hayaleti. Bu gece için iyi bir seçim olabilir. 

Yer Değiştirenler için çok iyiydi mutlaka okuyun diyemem ama her sayfası ben gizemli ve farklı bir kitabım diye bağıran cinstenti. Kapağı bile cadılar bayramı listesine girmesi için yeter de artar bile. Öyle göründüğü kadar ürkünç değil aksine biraz hüzünlü. Bundan ötürü de fazlasıyla gotik. ^^

Paranormal Serisi'ni çoğunuz biliyorsunuzdur, üç kitaptan oluşuyor; Paranormal, Doğaüstü ve Sonsuz. Peri ağırlıklı her türden paranormali içeren çok eğlenceli bir seri. Bazen bu kısmı biraz çocukça olmuş deseniz de işin eğlencesi orada aslında. Bu gecenin en pembe ve en eğlenceli seçeneklerinden biri. 

Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri, adı bile ürkütücü falan. Nerede okuduğunuza göre korkutacak cinsten. Hatta şunu keşfettim korku ve gerilim türündeki kitaplar yalnızken mükemmel bir tempoya bürünüyor ama kalabalıkta gün ışığında okursanız boğuculaşıyor. En azından ben bunu çok yaşadım size de oldu mu bilmiyorum. Gece tek başınıza okuyun ;) diyorum sadece. 

Tam çıkmamış ama orada bir Stephen King var, üstelik en bilindiklerinden bi' tanesi; Hayvan Mezarlığı. Her ne kadar kapağında dünyanın en korkunç kedisi olsa da (ve bir o kadar gereksiz) konu sağlam, hikaye akıcı. Gece yarısı başlayıp sabah bitirebilirsiniz (tabii kitaptaki Wendigo gelip sizi yemezse nihahah.)  


Benim seçtiğim kitaplar bunlardı. Size böyle cadılı korkunçlu kitaplar sundum ama ben bu gece Aslan Balkanlı'yla takılıyor olacağım. (Bkz. Şahmelek) Herkesin gecesi kutlu olsun, huzurla başlayıp huzurla bitsin.




13 Ekim 2014 Pazartesi

Büyülü Ayraç Instagram'da

2 yorum:
Kitap ağırlıklı paylaşımlarda bulunacağım Instagram hesabımı açmış bulunuyorum.Bloga nazaran daha sık aktif olabildiğim bir yer oldu benim için, fark ettiyseniz yeni yazı yazmayalı çok uzun zaman olmuş. Ekim sonuna kadar bu böyle gidebilir ama kasımdan itibaren sadece öğrenci olacağımdan bloga ayıracağım vakit tavan yapıcak. Her neyse dostlar takip etmek isterseniz hesabım burada. ^^


Instagram

1 Ekim 2014 Çarşamba

//KCBT//Kitap Yorumu: Kaplan Laneti - Colleen Houck

6 yorum:
Ölmek üzereydim. Biliyordum. En azından artık canım yanmıyordu. Sadece, onu sevdiğimi söylemek istiyordum.Ama sonra birden karanlık beni ele geçirdi…" 

"Tatlı bir aşk hikâyesi ve kalbinizi sıkıştıracak bir macera. Daha ilk birkaç sayfada kendimi çığlık çığlığa tırnaklarımı yerken buldum. Kısacası, Kaplan Laneti sihirli!"
-Becca Fitzpatrick New York Times çoksatarı yazar-








Vampirlerden, perilerden, meleklerden sıkıldınız mı? O halde Collen Houck'un yarattığı dünyaya, kaplanlara merhaba deyin. Ülkemizde Artemis etiketiyle çıkan Kaplan Laneti bizi mistik olayların asıl kökenine, doğuya, Hindistan'a götürüyor. Kitabın adından da anlaşılacağı üzere kaplan olmakla lanetlenmiş bir esas oğlanımız var. Kızımız Kelsey anne babasını kaybetmiş bir yetim, koruyucu ailesiyle beraber yaşarken sirkte işe girmesiyle kaplanla tanışıyor.  Kaplan deyince insan bir korkar hani yırtıcı sonunda yaklaşsan elini kolunu kapar falan. :D Ama bu seferki kaplanımız oldukça uysal, Kelsey onu ilk gördüğü andan itibaren etkisi altına giriyor ve ikisi arasında görünmez bir bağ kuruluyor. Kaplan Hindistanlı birine satılınca satın alan kişinin yardımcısı Kelsey'den Hindistan'a kadar kaplana bakıcılık yapması için iş teklif ediyor. Ve bundan sonra olaylar başlıyor, laneti bozmaya hazır olun!

Kaplan Laneti'ni okurken ilk başlarda hikayeye girmeye biraz zorlandım. Alışık olmadığım bir konu, yani kaplandan fantastik üretmek zor iş çünkü bilinen mitlerden, alışık olduğumuz yaratıklardan farklı bir tür. Bir yandan ısınmaya çalıştım bir yandan da kaplanlı  kitap acaba nasıl olur merakımla okudum ve sonunda pisicikle anlaştık. Akıcı, temposu yüksek bir kitap zaten okumamı kolaylaştıran en büyük etken buydu.  Beklentilerimin çoğunu karşıladı, çevirisi biraz daha iyi olabilirdi yalnız gözüme takılan yerler oldu çünkü.

Kaplan Lanetini okumak istiyor ve ama değişik geldi bilemedim ben şimdi diyorsanız çekilişimize katılın, kazanan şanslı kaplancıklardan olup kitabı okuyabilirsiniz böylelikle. ^^

Burada facebook üzerinden düzenlediğimiz bir çekiliş var, katılmayanı kaplan ısıyormuş benden söylemesi. :D




29 Eylül 2014 Pazartesi

Kendimi Tutamadım...

1 yorum:
Ve yine kitap aldım. :D Resimde görmüş olduğunuz kitaplardan ilkini ukitap.com'daki bir kullanıcıdan çok uygun fiyata satın aldım, takas yapmak, kitap almak ya da satmak isterseniz ukitap'a mutlaka üye olun gerçekten güzel bir site. Martı yayınlarından çıkan kitap ise incelemem için gönderildi, kitabın kapağını çok beğendim kaliteli ve göze hoş gelen bir kapak olmuş. Konusu da ilgi çekici duruyor en kısa zamanda okuyup yorumunu bloga koyacağım. Diğerlerini de gezinirken kendimi tutamayıp aldım, Lux'u merak etsem de açıkçası diğer iki kitap için daha heyecanlıyım. Özellikle zamanında Rüyalar'ı almayı çok isteyip alamamıştım bakalım güzel miymiş. Kitaplardan okuduklarınız varsa görüşlerinizi yazınız lütfen, herkese iyi akşamlar. ^^



19 Eylül 2014 Cuma

Yeni Kitaplar^^

1 yorum:

İncelemem için gelen iki yeni kitabım da olduğuna göre bu aralar okuyacaklarım seçilmiş oldu. Kaplan Laneti'nin tasarımı tartışmasız kitaplığımdaki en iyi kapaklara girer. Diğer kitabımızın konusu ise baya ilgi çekici. Sadece telefonla konuştuğunuz birinin size aşık olması mümkün müdür okuyup göreceğim. Merak edenler için diyeyim ilk sırada Kaplan Laneti var. ^_^

10 Eylül 2014 Çarşamba

#DIY Monster Highlı Ayraç

8 yorum:
Renkli Kitap'ın yaptığı şirin DIY videolarını izledikten sonra ben de yapabilirim ya gazını verdim kendime ve ne bulduysam masama döktüm. Eski ayraçlardan yeni ve çok daha özgün bir ayraç yapmak vardı kafamda, hem kitap okurken daha güzel olur kendi emeğim bu ya eheheh diyerek bakarım falan. Tabii Renkli Kitap'ın yaptığı kadar güzel olmadı, elektrik bandıyla cebelleştim durdum ama sonuç fena değil. :D İlk "do it yourself"im nasıl olmuş diye bakacak olursak:

Kullandığım malzemeler:

  • Eski iki ayraç
  • Uhu
  • Ayraçların üstüne yapıştırmalık şirin şeyler (Benimkiler Monster High Dergisi yırtmaları:D )
  • Makas
  • İsteğe bağlı çıkartmalar, kenar süslemeleri.







İlk olarak iki adet ayraç seçtim ve kalın bir taban elde etmek için bunları üst üste yapıştırdım. Altta görmüş olduğunuz MH dergisinden istediğim kısımları seçip üstüne yapıştırmaya başladım. Açıkçası ilk ayracım olduğu için sorun etmedim ama hem kötü kestim hem de uhu üstte kaldı falan. Sonra kurtarıcım elektrik bandı oldu o kısma geleceğim. 


Resimde gördüğünüz üzere ayracın ön kısmı ilk başlarda böyleydi. Tabanlık yaparım diye birtakım şeyler yapıştırmıştım ama yamuk yumuk oldu falan. ^^


Bu da ayracımın arkası. Fil inanılmaz tatlı değil mi sizce de?


Sonra bir iki şey daha yapıştırdım ama baktım böyle olmayacak. Aklıma birden geçenlerde elektrik bandına sardığım mumum geldi. (denemeyiniz bant yanıyor.) Ayracın dışını da o siyah bantla kaplarım böyle havalı bir şey elde ederim dedim. Resimde gördüğünüz ayracın son hali. Böyle olması için baya bantlamam gerekti hatta ağırlığının büyük kısmını banttan alıyor diyebilirim. Fotoğrafta olduğundan daha güzel çıkmış aslında bandın çizgileri pek belli olmuyor. 


Kitapla ayracı beraber çektiğim fotoda bant daha bir kendini göstermiş. Biraz değişik oldu ama ayraçların eski halinden daha güzel oldu bence. Siyah bant yerine siyah kap kağıdı kullansaydım ya da kumaş daha şık olurdu. Aslında en baştan tüm ayracı siyah kap kağıdıyla kaplayıp üstüne istediklerini yapıştırsaydım istediğime daha yakın bir şey elde ederdim. Eğer siz de ayraç yapmak istiyorsanız önce tabanını ayarlamanızı tavsiye ederim. Bir sonraki ayraç yapışımda sadece yaldızlı kap kağıdı kullanmayı planlıyorum kışın onu kullanmak güzel olur. ^^

Bu arada Lanetli Sevgili'yi okumaya başlayacağım, periler hakkında kitap okumayalı baya olmuştu, umarım güzel çıkar. Ayraç ve kitap hakkındaki düşüncelerinizi benle paylaşmayı unutmayın herkese iyi geceler! :3




9 Eylül 2014 Salı

Kitap Yorumu: Kurtlara Söyle Eve Döndüm - Carol Rifka Brunt

4 yorum:


Yorumlamakta zorlanacağım kadar güzel bir kitap bitirdim. Neredeyse bir yıldır kitaplığımda öylece durmuş, daha erken okumuş olsaydım keşke demiyorum hatta keşke hafızamı silip tekrar tekrar okuma imkanım olsa. Kitabın kapağını ve tanıtım yazısını inceleyince sizin aklınıza ne geliyor? Şahsen ben kapaktaki iki kızın aşkını anlatacağını düşünerek okumaya başladım. Ve düşündüğüm gibi çıkmadı. :D Kapaktaki kızlar, June ve Greta, abla kardeşler. Hikayeyi June anlatıyor. Greta sesinin mükemmelliği ile tanınan popüler bir kızken June orta çağa düşkün neredeyse hiç arkadaşı olmayan çoğu zamanını dayısı Finn ile geçiren biri. Eskiden Greta ve June birbirlerinin en iyi arkadaşlarıyken bir gün Finn ortaya çıkıyor ve June'un ilgisi ona kayınca Greta ile aralarına bir soğukluk giriyor.Bu kitabın başlangıç zamanından önceki kısımlar. Başladığında ise ilk aşkı olan dayısını kaybetme korkusu yaşayan June'u ve umursamaz Greta'yı görüyoruz. Finn iyi bir ressam, oldukça iyi. Kitabın bir kısmında June'a anlattığı resimlerdeki negatif bölge kısmı hakkında bir şeyler var. Oraya resme dair bir sürü ipucu ya da detaylar ekleyebiliyorsunuz. Greta da böyle birisi aslında, dıştan bakılınca umursamaz gelse de ilerleyen bölümlerde anlıyoruz ki bir şeye çok kızmış ve bunu içine atmış. 


"Senin için dileğim bu." demişti. "Senin, dünyanın en iyi insanlarını tanımanı istiyorum yalnızca."

Kurtlara Söyle Eve Döndüm'ü güzel kılan birçok şey var.  İlk olarak, June tam bir orta çağ hayranı. O dönemde daha az şey bilinmesi, daha zor koşullarda olunması, bazı şeylerin daha değerleri olması gibi bir sürü şeye bağlı. Hatta yalnız başına ormana gidip orta çağda yürüyormuş gibi yapıyor, bu çok hoşuma gitmişti. Arada geçmişe dönük olayların aslını anlatan kısımlar vardı, yazar kitabı yapboz gibi parçalara bölmüş ve sanki her seferinde bir parçayı yerine oturtuyordunuz. Hiçbir karakter mükemmel değildi, hepsinin geçmişte ya da o anda yaptığı hatalar vardı. Ama hiçbir hata da geri dönülemez değildi.

"Her şeyi en ince ayrıntısına kadar inceleyerek gördüğüm şeylerin içinde bir düzen bulmaya çalışıyordum. Yeterince dikkatli bakarsam belki de dünyanın parçaları bir araya gelip anlayabileceğim bir bütün oluşturur umuduyla yapıyordum bunu."




Ve kitabın en can alıcı kısmı benim için şurasıydı. Annesi ve June Finn hakkında konuşurken geçen bir sahne.

"Her gece odanda ne dinlediğini bilmediğimi mi sanıyorsun? Requiem'den haberim olmadığını mı? O müziği Finn'e ilk kim dinletti sanıyorsun? Güzel şeylerden anlayan bir tek o değil."


Bu sayfaya kadar hep ara ara June'un Finn'e ait sandığı şeylerin başkasından geldiğini öğrenmesini izliyorsunuz. Sonra an geliyor ve hem June hem de okuyucu anlıyor ki Finn düşündüğümüz kadar mükemmel biri değilmiş. en sıradan görünen kişiler bile aslında içinde bir yerlerde diğerlerinden daha mükemmel detaylar taşıyormuş.

Aslında bu yorumu yazarken kitap hakkında neredeyse hiçbir şey anlatmadım. Okuyup görmeniz daha güzel olur çünkü. Akıcı olmasından ve kendine özgün kurgusundan bahsetme gereği bile duymuyorum zaten bir kitapta bunlar olmazsa o kitap da tam olmuyor biliyorsunuz. Yaz boyunca okuduğum en güzel kitaptı Kurtlara Söyle Eve Döndüm. Romantik - dram türünü seviyor ve farklı bir şeyler arıyorsanız okumanızı şiddetle tavsiye ederim. ^^

Ek: Goodreads yorumum da baya bir şeyi açıklıyor aslında:

Bitirdiğimde hafızamı silip tekrar tekrar okumak istediğim bir kitap oldu. Tabloları, orta çağ orman gezilerini, pire sirkini, sevdiğimiz insanların kokusu sinmiş paltoları, sevdiğimiz insanlarla birlikte denediğimiz ilk içkiyi, ilk sigarayı ve onları kıskandığımızı kabullenmeyi okudum. Sevginin her çeşidini hissettiren ve sevdiğin insanlar uğruna göze alabileceklerinin sınırı olmadığını gösteren bir kitaptı. Çok daha fazlası vardı aslında, bu kitapta bir şeyleri kabullenmek vardı. Ve her şeye rağmen elimizde bize kalan hatıralarla yola devam etmemiz gerektiğinin bilinci. Belki bir gün biz de içimizdeki ormanda sinsice dolaşan kurtlara dönüp eve döndüm diyebiliriz. O zamana kadar negatif bölgelerde kaybolmamaya çalışarak dolaşıp duracağız işte.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...