19 Ekim 2017 Perşembe

Yaban Kızlar - Ursula K. Le Guin / İnceleme

Hiç yorum yok:
Yaban KızlarYaban Kızlar by Ursula K. Le Guin
My rating: 4 of 5 stars

Kısa ama etkileyici bir hikaye, peşine Ursula'nın yayıncılık sektörünü eleştirdiği bir denemesi, ardından Ursula'yla yapılan çok hoş bir röportaj... Devamında neler olduğunu okurken görün. ^.^ Kitap yazarın sevenleri için sürprizlerle dolu, farklı yazıları karşınıza çıktıkça mutlu oluyorsunuz. Yaban Kızlar'ın öyküsünden ziyade - ki öykü kısa ve vurucuydu - Ursula'yla yapılan söyleşiyi sevdim. Kitap vesilesiyle yazarın Mr. Darcy ve Alan Rickman'ı beğendiğini öğrendim ve çok sevindim! Hatta Alan Rickman için söylediklerini direkt aktarayım:
"...Çello sesli Alan - neydi soyadı?- gibi birisini beğenmemem mümkün değil."

Yaban Kızlar yazarın hayranlarının beğenerek okuyacağı bir kitap, Ursula K. Le Guin ile tanışacak olanları ise Yerdeniz Serisi'ne yönlendireyim. Bu kitabı yazarı benimsedikten sonra okumak daha güzel olur, o zaman kendinizi Yerdeniz'in ücra bir köşesinde kıymetli bir şey keşfetmiş gibi mutlu hissedebilirsiniz. Ve son olarak Yaban Kızlar'dan değerli bir alıntı:

"Yaban kızlara kentte nasıl yaşanacağını öğretme işini Nata üstlendi ve görevini içtenlikle yaptı. Kuralları öğretti, neye inanıldığını öğretti. Kurallar adalet içermediğinden adaleti öğretmedi."

Mini not: Herkese merhaba! Uzun zamandır bloga yazı giremiyorum ve açıkçası girmeye pek vakit bulamıyorum. Bugün Goodreads'de html linki ile yorumlarımı buraya aktarabileceğimi keşfettim. Hatta otomatik yayınlama seçeneği de varmış ama kontrol etmeden bloguma gelmesindense kendim kopyalamayı tercih ederim. 
Bloga uzun uzun yazmayı, takip ettiğim blogların son yazılarını okumayı gerçekten istiyorum, özledim burayı. Yüksek lisans çok fazla vaktimi alıyor, neyse ki kitap okumaya  eskisi gibi olmasa da devam edebiliyorum. Umarım çok iyisinizdir, herkese mutlu günler dilerim. En kısa zamanda görüşmek üzere. 

25 Eylül 2017 Pazartesi

Beyoğlu Sahaf Festivali

4 yorum:


Yağmurlu bir geceden herkese merhaba! Yazarken bir yandan yağmur sesi dinliyorum. Bir ara odam şimşekle aydınlanınca aynı sesin dışarıda da olduğunu görüp mutlu oldum. Zaten bugün o kadar rüzgarlıydı ki yağmur geleceği belliydi. Yarın ve çarşamba da yağdıracakmış, nihayet sonbaharın geldiğini hissetmeye başladık. 
Bugün Beyoğlu Sahaf Festivali'ne gittim. Bu düzenlenen kaçıncı sahaf festivali bilmiyorum ama daha öncekilere gidememiştim. Gidenlerden ortam ve fiyatlar hakkında az çok bilgi aldığım için büyük bir beklentim yoktu ama o kadar kitabı bir arada görmek insanı heyecanlandırıyor tabii. 
Festivalden fotoğrafta gördüğünüz iki kitabı aldım. Stephen King - It'i hemen girişteki sahaflardan birinde buldum. 50 liralık bir fiyatı vardı, sahaf 40'a düşürdü. Orjinal dilinde ve boyutuna bakılırsa sansürsüz tam metin. 1986 basımı olmasına rağmen kağıdı kaliteli olduğu için gayet temiz, hiçbir hasarı yok. Ayrıca dün gece rüyamda Pennywise'ın çırağı gibi bir şey oldum. :D Güldüğüme bakmayın, Pennywise bir vagon dolusu insanı yemek için gelirken arkadaşlarımla yeraltından kaçtığımız tırstırıcı bir rüyaydı. Bunun üzerine kitabını görmüşken alayım dedim, ne kadar da güzel denk gelmiş değil mi? =P İngilizce bilgim süper olmasa da biraz kurcaladım, gayet anlaşılır bir dili var. Hazır hevesliyken bekletmeden okuyayım diyorum. Ya da 31 ekim haftasında başlarım, daha heyecanlı olur. 👻👻👻
Borges uzun zamandır listemde olan, okumak istediğim bir yazar. Kum Kitabı aradıklarım arasında olduğundan onu da aldım. 2016 basımı yeni gibi temiz bir kitap. Sahaf festivaline gidip yeni kitaplar mı aradın derseniz, eski kitapları okuyamıyorum, alerjik gibi burnum kaşınıyor. 
Festivalde Marvel / DC çizgi romanları, Sandman Serisi'nin birkaç kitabı, Hobbit'in küçük şirin bir İngilizce baskısı, Le Guin'in yeni çıkan Anlatış kitabı (yarı fiyatına) vs vs böyle ilgi çekici kitaplar var. Bununla beraber listemde olan - baya uzun bir liste - kitaplara nadiren denk geldim. Fiyatlar pek uygun değil, ama sahaflar da okuyucuların pazarlık yapmasından şikayetçi. Kum Kitabı'nı aldığım yerde Ravenloft Serisi'nin ikinci kitabı Ben Strahd - Bir Vampirin Anıları'nı görünce heyecan yaptım ama baskısı olmadığı için  etiket fiyatı 15 olan kitaba 20 tl dediler. Nadir Kitap'ta kargo dahil daha uyguna bulabiliyorum. Genelde fantastik satıyoruz diyerek kartlarını verdiler, Kadıköy'de yerleri varmış ama gider miyim bilemedim. Yeni baskısı olmayan her kitabın yüksekten satılması saçma geliyor. Kitaptan piyasa bir sürü var zaten, olmasa neyse diyeceğim. Eskiden sahaflar uygun fiyata kitap bulduğumuz yerlerdi, şimdi çoğu fahiş fiyattan kitap satıyor. Üzücü bir durum.
Yorgun olduğumuz için tüm alanı gezemeden festivalden çıktık. It'i çıkarken aldım. Şansıma bu sahaf daha önce Üsküdar'daki yerine gittiğim Kırkambar Sahaf çıktı. Arkadaşım oradan toplu kitap almıştı ve baya güzel bir indirim yapmışlardı. Üsküdar'da sahaf önerisi isterseniz yeni belediyenin orada birkaç sahaf var. Kırkambar da oralarda. Adresini tam tarif edemeyeceğim ama etrafta sorarsanız mutlaka söylerler.
Üsküdar Sahaf Festivali ne zaman bilmiyorum ama başlayınca ona da gitmek istiyorum. Her ne kadar sahaflar pek indirim yapmıyor olsa da gidip o ortamı solumak güzel oluyor. Arada sürpriz kitaplara denk geliyorsunuz, benim aldığım Stephen King kitabı gibi. 
Festivale gittiyseniz nasıl buldunuz, neler aldınız, benimle paylaşın. Bu arada yarın eğitim hayatımın yüksek lisans aşamasına başlıyorum, hadi hayırlısı. Bana şans ve çalışma azmi dileyin. =D Herkese mutlu geceler, güzel bir hafta olsun. 

13 Eylül 2017 Çarşamba

Ne Okuyoruz?: Günümüz Kitapları ve Okuma Alışkanlığı Üzerine Bir Eleştiri

14 yorum:

İyi bir okur ayda 5, senede 60 kitap okusa, ömrü boyunca yaklaşık 4000 kitap okuyacak. Daha iyi bir okur bu sayının iki katını da görebilir. Dünya üzerinde keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca kitabı düşününce bu sayılar az geliyor gözüme. O yüzden ne okuyacağımızı seçmek oldukça önemli. Kitap okuma alışkanlığı genellikle çocukluktan gelir. Kitap okumaya nasıl başladın sorusu yöneltilen okurların çoğu ailesinin teşvikiyle başladığı çocuk kitaplarından bahseder. Bununla beraber kitap okumanın değerini anladığımız bir dönüm noktası vardır. Normal bir okurdan kitap kurdu mertebesine geçişimizi sağlayan kitapları genellikle ortaokul bitimi - lise başlangıcı dönemlerinde keşfederiz. Bu kitaplar gelecekteki okuma tarzımızın temelini oluşturur. 21. yüzyıl gençleri olarak kitaplar konusunda hem şanslı hem de şanssız bir döneme denk geldik. Şanslıyız çünkü her ortamdan istediğimiz kitaplara rahatlıkla erişebiliyoruz. Baskısı Türkiye'de olmayan, çok eski bir esere internetten ulaşabiliyorum. Zamanında sansürlenmiş, yasaklanmış kitapları okuyabiliyoruz. Şanssız olmamızın sebebi ise ergenliğe giriş dönemimizin kapağında "New York Times Bestseller" yazan, okuruna çok bir şey katmayan kurgu romanların popülerliğinin tavan yaptığı zamanlara denk gelmiş olması. 

Kitap okuma alışkanlığı kazanmam lise başlangıcında oldu. Bu alışkanlığı bana kazandıran Alacakaranlık Serisi'ydi. Hiç unutmam, kitapları o kadar popülerdi ki okuldaki tüm kızların elinde serinin bir kitabı, dillerinde kitaplardan sahneler. Fantastik seven, daha önce hiç vampirleri konu alan romantik türde bir kitap okumamış biri olarak seriyi çok merak ettim. Sonuçta popülerdi, herkes beğeniyordu. Ergenlik döneminde herkesin beğendiğini takip etme algısı çoğunluk gibi bende de vardı. Tüketim yüzünden bu algı hepimizde hala var ama neyse. Alacakaranlık için kötü bir seri demiyorum, onun sayesinde en sevdiğim klasiklerden biri olan Uğultulu Tepeler'i keşfettim. Bununla beraber o dönemde Alacakaranlık Serisi'ni okumam lise ve hatta üniversitenin bir kısmındaki okuma alışkanlığımı oluşturdu ki okuduklarımın hepsinin çok iyi kitaplar olduğunu söyleyemeyeceğim. Onun ardından benzeri fantastik - aşk romanlarına devam ettim, çoğu arkadaşım da benim gibi yaptı. Dünya klasiklerine karşı soğuktuk çünkü Suç ve Ceza'yı sınav kitabı olarak dayatıp soru olarak Raskolnikov ile Keloğlan'ın benzerlikleri & farklarını soran harika bir edebiyat öğretmenimiz vardı. (!) 

6 Eylül 2017 Çarşamba

Okuma Maratonu, Kitap Alışverişi ve Bir Şeyler

Hiç yorum yok:
Bayram tatilinde arkadaşımla Marmaris - Turunç'a gittik. İlk defa ailem olmadan deniz tatiline çıktım, eh zamanı gelmişti diye düşünüyorum :3. Okuma maratonunun Latin Amerika Edebiyatı haftası tatile denk geldi. otobüste ve plajda okurum diye yanıma beş tane kitap aldım ama sadece bir tanesini bitirebildim. =P Bu yüzden maratonu bir hafta uzatmaya karar verdim, bu hafta da Latin Amerika Edebiyatı'ndan okuyacağım. Üstümde hala tatilin etkisi olduğu için yavaş gidiyorum, sanırım Türk Edebiyatı haftası kadar verimli bir okuma sürecine geçmem biraz zaman alacak. 



Ağustos ayında Metis Yayınları'nın sitesinde benim çok ilgimi çeken bir indirim vardı. Ursula Le Guin kitapları %40 indirimdeydi. Yazarı çok seviyorum ama kitapları genel olarak biraz pahalı. En azından Metis'ten çıkanlar öyle ve nedense kitap satış sitelerinde Metis Yayınları'nı istediğim indirimde bulamıyorum. Neyse ki kendi sitelerinde güzel indirimler yapıyorlar. Yerdeniz Serisi'ni yeni bitirdim, elimde Ursula'nın okumadığım sadece Marifetler kitabı kalmıştı. Her ay bir iki tane alırım diye düşünürken bu indirime denk gelince almak istediklerimin çoğunu topladım. Tatil dönüşü kitap kargosunu açmak da iyi geldi, yorgunluğumu aldı doğrusu. =) Şu an yaptığım okuma maratonu bitince belki iki haftalık bir Ursula K Le Guin maratonu yaparım. Okumadıkça kalemini çok özlediğim nadir yazarlardan biri kendisi. Sanki zihnimde onun kitaplarına özel bir bölge varmış da okuyup sindirdikçe yenisine ihtiyaç duyuyormuşum gibi hissediyorum. Sizin de böyle hissettiğiniz yazarlar var mı? Bir diğeri için Marquez'i örnek verebilirim sanırım. 


American Horror Story'nin 7. sezonu dün başladı. İnternette aradım ama altyazılı olarak bulamadım. Gerçi diziyi eskisi gibi takip edesim gelmiyor. Hotel sezonundan sonra bozduğunu düşünüyorum. Roanoke Nightmare sezonu izlediğim en korkunç sezondu ama eski tadın vermedi. -.- Onun da sonunu getirmedim zaten. Yine de izleyenler, bir yerlerden bulup indirenler varsa hem yeni sezonu hem de eski sezonları seve seve alırım. :D Bence en iyisi Freak Show temalı olan dördüncü sezondu. Jessica Lange ayrıldıktan sonra dizi düşüşe geçti, senaryolar basitleşmeye başladı diye düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz? Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, herkese mutlu günler!


27 Ağustos 2017 Pazar

Okuma Maratonu: Türk Edebiyatı Haftası Sonucu

10 yorum:

Herkese merhaba! Geçen hafta bir okuma maratonuna başlayacağımdan söz etmiştim. 25 eylüle kadar her hafta farklı temalarda okuyabildiğim kadar çok kitap okuyacak, bu sayede yüksek lisans yoğunluğuna girmeden önce bol bol kitap okumuş olacaktım. Okuma maratonuna başladığımı bilmeyenler buraya tıklayarak yazısını okuyabilirler. İlk haftamı geride bıraktım ve sonuçtan memnunum. Türk Edebiyatı kitapları okuduğum bu hafta için fotoğrafta gördüğünüz 10 kitabı seçmiştim. Son anda ufak bir değişiklik olsa da maratonun ilk kısmını on kitap okuyarak tamamladım. O halde neler okumuşum gelin onlara bakalım. ^.^

Okuma maratonuna Yaşar Kemal'den Allah'ın Askerleri ile başladım. Yazarın lisede iki kitabını okumuştum. O zamandan beri de farklı kitaplarına maalesef geçemedim. Maraton vesilesiyle tekrar okuyabildiğim için mutluyum. Allah'ın Askerleri İstanbul'un sokak çocuklarını anlatan bir kitap. Görmedigimiz yerlerde yatıp kalkan, bir orada bir burada olan çocukların göçebe hayatları. Bir şey arıyormuş gibi oradan oraya gitmişler, bazen kaybolmuşlar bir daha gören olmamış. Gözümüzün önünde yürüyorlar ama görmüyoruz işte. Bakıyoruz sadece, sakınıyoruz bazen. Yaşar Kemal'in konuştuğu çocukları anlattığı kitap ben de bu hisleri uyandırdı. Bir süre sonra yeniden uykuya dalacak olan hisleri. Çünkü sokak çocukları da kaybolacak yine, kısmetlerini, ekmeklerini başka yerlerde arayacaklar. 
Bu arada, Yaşar Kemal'in betimlemelerini seviyorum ama bazen ağır gelebiliyor. Rahmetli bütün dünyayı aynı anda görebiliyormuş gibi yazmış. Onunla aynı anda göremeyince okuma aksıyor. Yine de Türkiye'nin en güçlü kalemlerinden biri olduğu kesin.


"Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır."
Anlayamadım bu sözü önce, kitabı yarılayana kadar anlayamadım. Ana - baba sevgisini çocukken coşkuyla hissederdik, şimdi solmuş sanki. Kuşlar Yasına Gider ile babanın ne olduğunu hatırladım. Küçükken uzun süre evden uzak kaldı diye hastalanırsın, dut ağacının asla yetişemeyeceğin dallarına uzanır, en güzel meyveleri senin için koparır baba. Onun gideceğine, yaşlanacağına nasıl inanayım, nasıl veda edeyim?
Zaman geçiyor, türküler bitiyor. Hasan Ali Toptaş kendi kültürümüzü en ince detaylarına kadar o kadar güzel anlatmış ki tarif etmek için yazı dilim yetersiz kaldı. Uzun yolculuktasınızdır, güneş batmak üzeredir. O esnada bir ırmağın yanından geçerken ırmak bitmesin, dağların ortasındaki güneş hemen batmasın dersiniz ya öyle bir şey işte. O an ki huzuru içinize çekerken hissedilen buruk mutluluğu alıp üstüne büyülü bir dil katın, öyle bir şey işte.

15 Ağustos 2017 Salı

Okuma Maratonu: Her Hafta Farklı Temalarda Kitaplar

17 yorum:
2 Aylık upuzun bir aradan sonra herkese merhaba! Blogdan bayadır uzağım. Bu süreçte ara sıra yayın sayfasını açıp yazmak istedim ama olmadı. Sanırım instagramdan paylaşım yaptıkça bloga girmek zor geldi. Keşke blogspot'un da düzgün bir telefon uygulaması olsa da girsek. Geçenlerde instagram hesabımı vakit alıyor diye kapatmayı düşündüm ama orası dışında da hayli işsizlik içinde geçirdiğim saatler olduğu için vazgeçtim. İki aydır ne yaptım, neler okuyup izledim, bunları başka bir yazıda paylaşacağım. Bu yazının konusu başlıkta da belirttiğim gibi bir okuma maratonu. ^.^ Peki bu maraton tam olarak nasıl olacak? Şöyle ki, hepimizin kitaplığında okumak isteyip de sürekli ertelediğimiz bir sürü kitap beklemekte. Bazısı altı aydır, çoğu bir seneyi aşkın süredir, azımsanamayacak kadarı da senelerdir el sürülmeden kitaplıkta bekliyor. Maraton vesilesiyle bekleyen kitaplarımdan seçtiklerimi okuyacağım. Fikir aklıma bugün geldi, hemen yarın başlayayım diyorum. Zaten eylülün 25'inde okulum başlayacak. Maraton da o tarihe kadar olacak. Bu haftayı yarım sayarsam, önümde 5 buçuk hafta var. Her hafta farklı bir tema seçip ona uygun kitaplar okuyacağım. Bir hafta bir tema için yeterli gelsin, en azından 3 - 4 kitap bitirebileyim istiyorum. O yüzden günlük sayfa limitim olacak. Her gün en az 300 sayfa okurum diye düşündüm. Bayram tatilinde bu sayı belki düşebilir ama elimden geldiğince sadık kalacağım.
16 Ağustos - 25 Eylül arasında yapacağım maratonun temaları şöyle olsun diye düşündüm:
* Türk Edebiyatı
* Latin Amerika Edebiyatı
* Dünya Klasikleri
* Felsefe Okumaları
* İki seneyi aşkın süredir okunmayı bekleyen kitaplar
Yarın Türk Edebiyatı ile başlıyorum, onun süresini bir buçuk hafta yapmaya karar verdim. Diğerleri için bir sıralama düşünmedim, o hafta hangi kategoriden okumalar yapmak istersem ona yöneleceğim. Kitapları günlük olarak instagram hesabımdan paylaşacağım, her hafta da buraya okuduğum kitaplarla ilgili bir yazı gireceğim. Siz de benim seçtiğim temalarla ya da kendinize uygun gördüğünüz farklı bir temayla etkinliğime katılabilirsiniz. Mesela birisi "Gözümüzü korkutan kitaplar" başlığını önerdi, bence çok uygun. ^.^
Maratonu yapmaktaki amaçlarımdan biri de okul açılmadan önce bol bol kitap okumak. Yüksek lisans yaparken istediğim kadar okuyabilecek miyim bilmiyorum. Aslında şimdiden okul için hazırlık yapmam gerekiyor, günde 1 saatimi bölüm hazırlığına ayırsam iyi olacak. Birkaç saati de dil hazırlığına ayırsam fena olmaz hani. Neyse bu başka yazının konusu. =D Umarım maratonum verimli geçer ve bu süreçte hepimiz çok güzel kitaplar okuruz. Herkese iyi geceler, yarın mutlu bir gün olsun. En kısa zamanda görüşmek üzere diyor ve sevgilerimi gönderiyorum. ❤❤❤


14 Haziran 2017 Çarşamba

Kitaplığıma Yeni Katılanlar / Toplu Alışveriş & Takas Yazısı

10 yorum:


Herkese merhaba! Uzun zamandır yaptığım alışverişlerden ve takaslardan blogumda bahsedemiyordum. Geçen hafta kitaplığıma yeni eklenenlerin hepsini topladım, doğrusu bu kadar çok olduklarını bilmiyordum ki eksik olan bir iki kitap daha var. Fotoğrafta gördükleriniz mayıs başından şimdiye kadarki süreçte yeni edindiğim kitaplar. Mayıs başındakileri ne zaman nereden aldım pek hatırlamıyorum ama neyse ki instagramdan paylaşmıştım. Kitapların bir kısımı çoktan okudum, bilgi vermek adına okuduklarım hakkında fikrimi belirteceğim. O halde hadi yeni kitaplarıma kısım kısım bakalım. ^.^


Ermiş ve Ermişin Bahçesi'ni Kitapyurdu'nda biriken puanlarımla almıştım. Fark etmemişim ama sitede kullanmalık baya puanım birikmiş. Halil Cibran ise çok merak ettiğim bir yazardı. Burada bahsettim mi bilmiyorum ama okuduğum tarzı değiştirmeye, felsefe ağırlıklı okumalara geçiş yapmaya çalışıyorum. Lisede ve üniversitenin büyük bir kısmında genellikle kolay okunan fantastik & aşk türünde roman ve öyküler okuduğum için bu geçiş çok kolay olmuyor. Eğer siz de benim gibiyseniz Halil Cibran gerçekten iyi bir başlangıç olacaktır. Ermiş kısacık bir kitap ama içine hayatın sırları sığmış. Cümleleri iyice özümsemek için ağır ağır okudum. Hatta bazen tekrar okudum ki sadece zihnime değil içime de işlesin. Yaşama dair öğütlerle dolu bir kitap, kelimelerle tarif etsem de yeterli olmayacak. Maddiyatın içinde boğulan maneviyatı kuvvetlendirmek için ara ara okumak, yeniden hatırlamak gerek. 


Kuşlar Yasına Gider'i ukitap takasıyla edindim, üstelik imzalı bir kitap. Savaşçı Kediler Serisi'ni çok merak ediyordum, D&R'da ilk kitap hariç tüm kitapları bir ara 9.90 indirimine girmişti ama Vahşi Doğa yoktu. İçimde kalmasın diyerek onu da Kitapyurdu'ndan aldım. Mayıs ayında okuduklarımdan biri de Savaşçı Kediler'di. Beğendim mi, evet ama devamını henüz okumak istemiyorum. Kedileri vahşi doğada yaşarken görmek istiyorsanız Savaşçı Kediler Serisi'ne bakabilirsiniz. Karışıklık olmaması adına bir not düşeceğim, yazar Savaşçı Kediler'e ait iki seri çıkarmış. İlki yeşil seri, ikincisinin rengi yanlış hatırlamıyorsam maviydi. Zaten ikincisi yeni kehanet diye geçiyor ama serileri karıştırmadan takip etmek için sayıların bulunduğu kısımdaki renge göre alabilirsiniz. 

Kelt Şafağı'nı Uglaa.com'dan aldım. Siteyi yaptıkları bir kampanya sayesinde duymuştum. Okuduğunuz kitaplara yorum yaparak hediye çeki kazanıyordunuz. Denemek için ben de yaptım ama biraz garip de geldi. Sırf yorum yapıyorsun diye hediye çeki veriyorlar, altından bir şey çıkar mı diye düşünmedim değil. Sanırım tanıtım amaçlı yapmışlar. Biriktirdiğim kuponla baskısını başka sitelerde bulamadığım Canavarın Çağrısı'nı aldım. Siteye destek amaçlı Kelt Şafağını da ekledim, zaten almak istediğim bir kitaptı. İstanbul içi kendi kargolarıyla geldiği için hem ücretsizdi hem de bir gün önceden arayıp haber vermişlerdi. Ama kargomu alınca fark ettim ki bana haber verilmeden Canavar'ın Çağrısı'nın Delidolu baskını yollamışlar. Üstelik bunu diğer kitap satışta olmadığından beni zor durumda bırakmamak için yapmışlar. İki baskı arasında o kadar fark olmasa umursamazdım ama bu cevap beni çok rahatsız etti. Maile dönmedikleri için instagramdan konuştuk. Gerçekten çok acemiler, giyim mağazasında satış danışmalığı yapan ben bile hediye çekinin kredi kartına iade edilemediğini bildiğim için iade nasıl olacak diyorum ve benim iki kitap arasındaki bir iki lira farkı istediğimi zannedip onu karta iade ediyorlar falan. En sonunda bana 20 tl hediye çekimi geri yüklemelerini, onunla alacağım kitaplar gelince Canavarın Çağrısı'nı vermem üzerinde anlaştık. Yeniden seçtiğim kitaplarsa hem çok geç geldi hem de birinin giriş sayfası baya yırtıktı. Siteyi bir daha kullanmayı hiç düşünmüyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...