13 Eylül 2017 Çarşamba

Ne Okuyoruz?: Günümüz Kitapları ve Okuma Alışkanlığı Üzerine Bir Eleştiri

11 yorum:

İyi bir okur ayda 5, senede 60 kitap okusa, ömrü boyunca yaklaşık 4000 kitap okuyacak. Daha iyi bir okur bu sayının iki katını da görebilir. Dünya üzerinde keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca kitabı düşününce bu sayılar az geliyor gözüme. O yüzden ne okuyacağımızı seçmek oldukça önemli. Kitap okuma alışkanlığı genellikle çocukluktan gelir. Kitap okumaya nasıl başladın sorusu yöneltilen okurların çoğu ailesinin teşvikiyle başladığı çocuk kitaplarından bahseder. Bununla beraber kitap okumanın değerini anladığımız bir dönüm noktası vardır. Normal bir okurdan kitap kurdu mertebesine geçişimizi sağlayan kitapları genellikle ortaokul bitimi - lise başlangıcı dönemlerinde keşfederiz. Bu kitaplar gelecekteki okuma tarzımızın temelini oluşturur. 21. yüzyıl gençleri olarak kitaplar konusunda hem şanslı hem de şanssız bir döneme denk geldik. Şanslıyız çünkü her ortamdan istediğimiz kitaplara rahatlıkla erişebiliyoruz. Baskısı Türkiye'de olmayan, çok eski bir esere internetten ulaşabiliyorum. Zamanında sansürlenmiş, yasaklanmış kitapları okuyabiliyoruz. Şanssız olmamızın sebebi ise ergenliğe giriş dönemimizin kapağında "New York Times Bestseller" yazan, okuruna çok bir şey katmayan kurgu romanların popülerliğinin tavan yaptığı zamanlara denk gelmiş olması. 

Kitap okuma alışkanlığı kazanmam lise başlangıcında oldu. Bu alışkanlığı bana kazandıran Alacakaranlık Serisi'ydi. Hiç unutmam, kitapları o kadar popülerdi ki okuldaki tüm kızların elinde serinin bir kitabı, dillerinde kitaplardan sahneler. Fantastik seven, daha önce hiç vampirleri konu alan romantik türde bir kitap okumamış biri olarak seriyi çok merak ettim. Sonuçta popülerdi, herkes beğeniyordu. Ergenlik döneminde herkesin beğendiğini takip etme algısı çoğunluk gibi bende de vardı. Tüketim yüzünden bu algı hepimizde hala var ama neyse. Alacakaranlık için kötü bir seri demiyorum, onun sayesinde en sevdiğim klasiklerden biri olan Uğultulu Tepeler'i keşfettim. Bununla beraber o dönemde Alacakaranlık Serisi'ni okumam lise ve hatta üniversitenin bir kısmındaki okuma alışkanlığımı oluşturdu ki okuduklarımın hepsinin çok iyi kitaplar olduğunu söyleyemeyeceğim. Onun ardından benzeri fantastik - aşk romanlarına devam ettim, çoğu arkadaşım da benim gibi yaptı. Dünya klasiklerine karşı soğuktuk çünkü Suç ve Ceza'yı sınav kitabı olarak dayatıp soru olarak Raskolnikov ile Keloğlan'ın benzerlikleri & farklarını soran harika bir edebiyat öğretmenimiz vardı. (!) 

6 Eylül 2017 Çarşamba

Okuma Maratonu, Kitap Alışverişi ve Bir Şeyler

Hiç yorum yok:
Bayram tatilinde arkadaşımla Marmaris - Turunç'a gittik. İlk defa ailem olmadan deniz tatiline çıktım, eh zamanı gelmişti diye düşünüyorum :3. Okuma maratonunun Latin Amerika Edebiyatı haftası tatile denk geldi. otobüste ve plajda okurum diye yanıma beş tane kitap aldım ama sadece bir tanesini bitirebildim. =P Bu yüzden maratonu bir hafta uzatmaya karar verdim, bu hafta da Latin Amerika Edebiyatı'ndan okuyacağım. Üstümde hala tatilin etkisi olduğu için yavaş gidiyorum, sanırım Türk Edebiyatı haftası kadar verimli bir okuma sürecine geçmem biraz zaman alacak. 



Ağustos ayında Metis Yayınları'nın sitesinde benim çok ilgimi çeken bir indirim vardı. Ursula Le Guin kitapları %40 indirimdeydi. Yazarı çok seviyorum ama kitapları genel olarak biraz pahalı. En azından Metis'ten çıkanlar öyle ve nedense kitap satış sitelerinde Metis Yayınları'nı istediğim indirimde bulamıyorum. Neyse ki kendi sitelerinde güzel indirimler yapıyorlar. Yerdeniz Serisi'ni yeni bitirdim, elimde Ursula'nın okumadığım sadece Marifetler kitabı kalmıştı. Her ay bir iki tane alırım diye düşünürken bu indirime denk gelince almak istediklerimin çoğunu topladım. Tatil dönüşü kitap kargosunu açmak da iyi geldi, yorgunluğumu aldı doğrusu. =) Şu an yaptığım okuma maratonu bitince belki iki haftalık bir Ursula K Le Guin maratonu yaparım. Okumadıkça kalemini çok özlediğim nadir yazarlardan biri kendisi. Sanki zihnimde onun kitaplarına özel bir bölge varmış da okuyup sindirdikçe yenisine ihtiyaç duyuyormuşum gibi hissediyorum. Sizin de böyle hissettiğiniz yazarlar var mı? Bir diğeri için Marquez'i örnek verebilirim sanırım. 


American Horror Story'nin 7. sezonu dün başladı. İnternette aradım ama altyazılı olarak bulamadım. Gerçi diziyi eskisi gibi takip edesim gelmiyor. Hotel sezonundan sonra bozduğunu düşünüyorum. Roanoke Nightmare sezonu izlediğim en korkunç sezondu ama eski tadın vermedi. -.- Onun da sonunu getirmedim zaten. Yine de izleyenler, bir yerlerden bulup indirenler varsa hem yeni sezonu hem de eski sezonları seve seve alırım. :D Bence en iyisi Freak Show temalı olan dördüncü sezondu. Jessica Lange ayrıldıktan sonra dizi düşüşe geçti, senaryolar basitleşmeye başladı diye düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz? Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, herkese mutlu günler!


27 Ağustos 2017 Pazar

Okuma Maratonu: Türk Edebiyatı Haftası Sonucu

10 yorum:

Herkese merhaba! Geçen hafta bir okuma maratonuna başlayacağımdan söz etmiştim. 25 eylüle kadar her hafta farklı temalarda okuyabildiğim kadar çok kitap okuyacak, bu sayede yüksek lisans yoğunluğuna girmeden önce bol bol kitap okumuş olacaktım. Okuma maratonuna başladığımı bilmeyenler buraya tıklayarak yazısını okuyabilirler. İlk haftamı geride bıraktım ve sonuçtan memnunum. Türk Edebiyatı kitapları okuduğum bu hafta için fotoğrafta gördüğünüz 10 kitabı seçmiştim. Son anda ufak bir değişiklik olsa da maratonun ilk kısmını on kitap okuyarak tamamladım. O halde neler okumuşum gelin onlara bakalım. ^.^

Okuma maratonuna Yaşar Kemal'den Allah'ın Askerleri ile başladım. Yazarın lisede iki kitabını okumuştum. O zamandan beri de farklı kitaplarına maalesef geçemedim. Maraton vesilesiyle tekrar okuyabildiğim için mutluyum. Allah'ın Askerleri İstanbul'un sokak çocuklarını anlatan bir kitap. Görmedigimiz yerlerde yatıp kalkan, bir orada bir burada olan çocukların göçebe hayatları. Bir şey arıyormuş gibi oradan oraya gitmişler, bazen kaybolmuşlar bir daha gören olmamış. Gözümüzün önünde yürüyorlar ama görmüyoruz işte. Bakıyoruz sadece, sakınıyoruz bazen. Yaşar Kemal'in konuştuğu çocukları anlattığı kitap ben de bu hisleri uyandırdı. Bir süre sonra yeniden uykuya dalacak olan hisleri. Çünkü sokak çocukları da kaybolacak yine, kısmetlerini, ekmeklerini başka yerlerde arayacaklar. 
Bu arada, Yaşar Kemal'in betimlemelerini seviyorum ama bazen ağır gelebiliyor. Rahmetli bütün dünyayı aynı anda görebiliyormuş gibi yazmış. Onunla aynı anda göremeyince okuma aksıyor. Yine de Türkiye'nin en güçlü kalemlerinden biri olduğu kesin.


"Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır."
Anlayamadım bu sözü önce, kitabı yarılayana kadar anlayamadım. Ana - baba sevgisini çocukken coşkuyla hissederdik, şimdi solmuş sanki. Kuşlar Yasına Gider ile babanın ne olduğunu hatırladım. Küçükken uzun süre evden uzak kaldı diye hastalanırsın, dut ağacının asla yetişemeyeceğin dallarına uzanır, en güzel meyveleri senin için koparır baba. Onun gideceğine, yaşlanacağına nasıl inanayım, nasıl veda edeyim?
Zaman geçiyor, türküler bitiyor. Hasan Ali Toptaş kendi kültürümüzü en ince detaylarına kadar o kadar güzel anlatmış ki tarif etmek için yazı dilim yetersiz kaldı. Uzun yolculuktasınızdır, güneş batmak üzeredir. O esnada bir ırmağın yanından geçerken ırmak bitmesin, dağların ortasındaki güneş hemen batmasın dersiniz ya öyle bir şey işte. O an ki huzuru içinize çekerken hissedilen buruk mutluluğu alıp üstüne büyülü bir dil katın, öyle bir şey işte.

15 Ağustos 2017 Salı

Okuma Maratonu: Her Hafta Farklı Temalarda Kitaplar

17 yorum:
2 Aylık upuzun bir aradan sonra herkese merhaba! Blogdan bayadır uzağım. Bu süreçte ara sıra yayın sayfasını açıp yazmak istedim ama olmadı. Sanırım instagramdan paylaşım yaptıkça bloga girmek zor geldi. Keşke blogspot'un da düzgün bir telefon uygulaması olsa da girsek. Geçenlerde instagram hesabımı vakit alıyor diye kapatmayı düşündüm ama orası dışında da hayli işsizlik içinde geçirdiğim saatler olduğu için vazgeçtim. İki aydır ne yaptım, neler okuyup izledim, bunları başka bir yazıda paylaşacağım. Bu yazının konusu başlıkta da belirttiğim gibi bir okuma maratonu. ^.^ Peki bu maraton tam olarak nasıl olacak? Şöyle ki, hepimizin kitaplığında okumak isteyip de sürekli ertelediğimiz bir sürü kitap beklemekte. Bazısı altı aydır, çoğu bir seneyi aşkın süredir, azımsanamayacak kadarı da senelerdir el sürülmeden kitaplıkta bekliyor. Maraton vesilesiyle bekleyen kitaplarımdan seçtiklerimi okuyacağım. Fikir aklıma bugün geldi, hemen yarın başlayayım diyorum. Zaten eylülün 25'inde okulum başlayacak. Maraton da o tarihe kadar olacak. Bu haftayı yarım sayarsam, önümde 5 buçuk hafta var. Her hafta farklı bir tema seçip ona uygun kitaplar okuyacağım. Bir hafta bir tema için yeterli gelsin, en azından 3 - 4 kitap bitirebileyim istiyorum. O yüzden günlük sayfa limitim olacak. Her gün en az 300 sayfa okurum diye düşündüm. Bayram tatilinde bu sayı belki düşebilir ama elimden geldiğince sadık kalacağım.
16 Ağustos - 25 Eylül arasında yapacağım maratonun temaları şöyle olsun diye düşündüm:
* Türk Edebiyatı
* Latin Amerika Edebiyatı
* Dünya Klasikleri
* Felsefe Okumaları
* İki seneyi aşkın süredir okunmayı bekleyen kitaplar
Yarın Türk Edebiyatı ile başlıyorum, onun süresini bir buçuk hafta yapmaya karar verdim. Diğerleri için bir sıralama düşünmedim, o hafta hangi kategoriden okumalar yapmak istersem ona yöneleceğim. Kitapları günlük olarak instagram hesabımdan paylaşacağım, her hafta da buraya okuduğum kitaplarla ilgili bir yazı gireceğim. Siz de benim seçtiğim temalarla ya da kendinize uygun gördüğünüz farklı bir temayla etkinliğime katılabilirsiniz. Mesela birisi "Gözümüzü korkutan kitaplar" başlığını önerdi, bence çok uygun. ^.^
Maratonu yapmaktaki amaçlarımdan biri de okul açılmadan önce bol bol kitap okumak. Yüksek lisans yaparken istediğim kadar okuyabilecek miyim bilmiyorum. Aslında şimdiden okul için hazırlık yapmam gerekiyor, günde 1 saatimi bölüm hazırlığına ayırsam iyi olacak. Birkaç saati de dil hazırlığına ayırsam fena olmaz hani. Neyse bu başka yazının konusu. =D Umarım maratonum verimli geçer ve bu süreçte hepimiz çok güzel kitaplar okuruz. Herkese iyi geceler, yarın mutlu bir gün olsun. En kısa zamanda görüşmek üzere diyor ve sevgilerimi gönderiyorum. ❤❤❤


14 Haziran 2017 Çarşamba

Kitaplığıma Yeni Katılanlar / Toplu Alışveriş & Takas Yazısı

10 yorum:


Herkese merhaba! Uzun zamandır yaptığım alışverişlerden ve takaslardan blogumda bahsedemiyordum. Geçen hafta kitaplığıma yeni eklenenlerin hepsini topladım, doğrusu bu kadar çok olduklarını bilmiyordum ki eksik olan bir iki kitap daha var. Fotoğrafta gördükleriniz mayıs başından şimdiye kadarki süreçte yeni edindiğim kitaplar. Mayıs başındakileri ne zaman nereden aldım pek hatırlamıyorum ama neyse ki instagramdan paylaşmıştım. Kitapların bir kısımı çoktan okudum, bilgi vermek adına okuduklarım hakkında fikrimi belirteceğim. O halde hadi yeni kitaplarıma kısım kısım bakalım. ^.^


Ermiş ve Ermişin Bahçesi'ni Kitapyurdu'nda biriken puanlarımla almıştım. Fark etmemişim ama sitede kullanmalık baya puanım birikmiş. Halil Cibran ise çok merak ettiğim bir yazardı. Burada bahsettim mi bilmiyorum ama okuduğum tarzı değiştirmeye, felsefe ağırlıklı okumalara geçiş yapmaya çalışıyorum. Lisede ve üniversitenin büyük bir kısmında genellikle kolay okunan fantastik & aşk türünde roman ve öyküler okuduğum için bu geçiş çok kolay olmuyor. Eğer siz de benim gibiyseniz Halil Cibran gerçekten iyi bir başlangıç olacaktır. Ermiş kısacık bir kitap ama içine hayatın sırları sığmış. Cümleleri iyice özümsemek için ağır ağır okudum. Hatta bazen tekrar okudum ki sadece zihnime değil içime de işlesin. Yaşama dair öğütlerle dolu bir kitap, kelimelerle tarif etsem de yeterli olmayacak. Maddiyatın içinde boğulan maneviyatı kuvvetlendirmek için ara ara okumak, yeniden hatırlamak gerek. 


Kuşlar Yasına Gider'i ukitap takasıyla edindim, üstelik imzalı bir kitap. Savaşçı Kediler Serisi'ni çok merak ediyordum, D&R'da ilk kitap hariç tüm kitapları bir ara 9.90 indirimine girmişti ama Vahşi Doğa yoktu. İçimde kalmasın diyerek onu da Kitapyurdu'ndan aldım. Mayıs ayında okuduklarımdan biri de Savaşçı Kediler'di. Beğendim mi, evet ama devamını henüz okumak istemiyorum. Kedileri vahşi doğada yaşarken görmek istiyorsanız Savaşçı Kediler Serisi'ne bakabilirsiniz. Karışıklık olmaması adına bir not düşeceğim, yazar Savaşçı Kediler'e ait iki seri çıkarmış. İlki yeşil seri, ikincisinin rengi yanlış hatırlamıyorsam maviydi. Zaten ikincisi yeni kehanet diye geçiyor ama serileri karıştırmadan takip etmek için sayıların bulunduğu kısımdaki renge göre alabilirsiniz. 

Kelt Şafağı'nı Uglaa.com'dan aldım. Siteyi yaptıkları bir kampanya sayesinde duymuştum. Okuduğunuz kitaplara yorum yaparak hediye çeki kazanıyordunuz. Denemek için ben de yaptım ama biraz garip de geldi. Sırf yorum yapıyorsun diye hediye çeki veriyorlar, altından bir şey çıkar mı diye düşünmedim değil. Sanırım tanıtım amaçlı yapmışlar. Biriktirdiğim kuponla baskısını başka sitelerde bulamadığım Canavarın Çağrısı'nı aldım. Siteye destek amaçlı Kelt Şafağını da ekledim, zaten almak istediğim bir kitaptı. İstanbul içi kendi kargolarıyla geldiği için hem ücretsizdi hem de bir gün önceden arayıp haber vermişlerdi. Ama kargomu alınca fark ettim ki bana haber verilmeden Canavar'ın Çağrısı'nın Delidolu baskını yollamışlar. Üstelik bunu diğer kitap satışta olmadığından beni zor durumda bırakmamak için yapmışlar. İki baskı arasında o kadar fark olmasa umursamazdım ama bu cevap beni çok rahatsız etti. Maile dönmedikleri için instagramdan konuştuk. Gerçekten çok acemiler, giyim mağazasında satış danışmalığı yapan ben bile hediye çekinin kredi kartına iade edilemediğini bildiğim için iade nasıl olacak diyorum ve benim iki kitap arasındaki bir iki lira farkı istediğimi zannedip onu karta iade ediyorlar falan. En sonunda bana 20 tl hediye çekimi geri yüklemelerini, onunla alacağım kitaplar gelince Canavarın Çağrısı'nı vermem üzerinde anlaştık. Yeniden seçtiğim kitaplarsa hem çok geç geldi hem de birinin giriş sayfası baya yırtıktı. Siteyi bir daha kullanmayı hiç düşünmüyorum.

8 Haziran 2017 Perşembe

Instagram Çekilişim #2

5 yorum:
Diger cekilisi aciklamama az kalmışken yenisini başlatayım dedim.😃 Kazanan kişi görselden istediği bir kitabı seçecek, kitapları internet sitesinden seçip kazananın adresine yollayacağım. Çekilişe katılmak için: Beni, yani @buyulu_ayrac'ı takip etmeniz Yoruma 4 arkadaşınızı etiketleyerek istediğiniz kitabı belirtmeniz yeterli. Farklı yorumlarda farklı 4 kişi etiketledikçe ek hak kazanacaksınız. (Aynı yorumda 4 kişi, tek tek değil😅) Ek haklar için: #buyuluayraccekilis etiketiyle görseli profilinizde paylaşabilir ya da ekran görüntüsü alıp hikayenizde paylaşabilirsiniz. Her ikisinde de beni etiketlemeyi unutmayın.😊 Profildeki linkimden bloguma girip, İzleyicilerim kısmından üye olarak +3 hak kazanabilirsiniz. Mobilden gözükmediği için web sürümünü görüntüleyi seçin. Sagdaki izleyiciler kısmından takibe alacaksınız. Bunu yaparsaniz mutlaka blogumdaki son yazıma instagram kullanıcı adınızı ve blogdaki takipçi isminizi bırakarak çekilişten geldiğinizi belirtin ki adınızı not alabileyim, yorum yazmadan bu hak geçerli sayılmayacak bilginize.😊 Blog adresim: buyuluayrac.blogspot.com Çekiliş hesapları ve yorum olarak ünlüleri vs etiketleyenler dahil edilmeyecektir. Son katılım tarihi 28 haziran çarşamba, herkese iyi şanslar. =) Not: Yorum kısmına cekilise katiliminiz disinda ekstra bir sey yazmayin lutfen, sorulariniz icin DM atabilirsiniz. 😊 #kitap #book #instabook #blogger #bookblogger #kitapblogu #kitapsevgisi #booklove #booklover #booknerd #bookgeek #vsco #vscocam #vscobooks #kitaptavsiyesi #büyülüayraç #cekilis #cekilisvar #çekiliş #çekilişvar #kitapçekilişi #kitapcekilisi @kitapcekilisi
Berfin Kanat (@buyulu_ayrac)'in paylaştığı bir gönderi (

Herkese selam, bu yazıyı yazarken sürekli öksürüp hapşırdığım için çok uzatmayacağım. Instagram hesabımda 2. bir çekiliş düzenliyorum, üstelik blog takipçilerim direkt +3 hakka sahip oluyorlar. Instagram kullanıyorsanız mutlaka katılın, bu tarz çekilişleri instagramdan bloguma kitle çekmek için yapıyorum. O yüzden blogumu uzun zamandır takip eden birinin kazanmasını daha çok isterim. Normalde bugün bir sürü kitaptan oluşan bir alışveriş & kitaplığıma yeni eklenenler yazısı yazacaktım ama bünyem odaklanmaya müsait değil.  Çok yakında görüşmek üzere, herkese sağlıklı ve mutlu bir gün dilerim. 

27 Mayıs 2017 Cumartesi

Neler Yapıyorum / Mayıs 2017

20 yorum:
Normalde bu yazıya havalardan girerek başlayacaktım.  Muhabbet açmak için havalardan bahsetmek iyi oluyor. Şöyle sıcaktı böyle soğuktu, polenler alerji yaptı, aa kardeşim de alerjik, ilaçlar, doktorlar, bu arada kardeşin kaç yaşındaydı derken sonsuza kadar gidecek bir sohbet açabilirsiniz. Ya da yanınızdaki kişi mesafeli biriyse bu konuşma oldukça kısa sürebilir, emin değilim. Sorun şu ki son bir haftayı ve özellikle bugünü çok can sıkıcı olaylarla kapattım, o yüzden havalardan girip uzun, hoş bir yazı yazamayacağım.


Geçen salı arkadaşımın ofisini ziyarete gittim. Girişte güvenlik kimliğimi alıp ziyaretçi kartı verdi, gayet normal bir durum. Birkaç saat Burcu'yla muhabbet ettik, ofiste tek olduğumuz için dönen sandalyeyle oradan oraya sürüklenip eğlendim vs. Çıktığımızda saat sekizi geçiyordu, kimliğimi almak için ismimi söyledim ama maalesef kalan tek kimlik başka birine aitti. Benim kimliğimi de o kıza vermişlerdi, sanırım iş görüşmesinden çıkmış ve o kafa dalgınlığıyla verilen kimliğe dikkat etmeden gitmiş. Hem ohal'den hem de yüksek lisans başvuruları için kimliğime ihtiyaç duymamdan dolayı panikledim tabii. Her yerden kıza ulaşmaya çalıştık, sosyal medyada ona benzeyen hesaplara yazdık ama o gece sonuç çıkmadı. Bu arada metrodayken aklıma bu haftasonu e-yds'ye gireceğim gelince iyice panikledim. Kıza ulaşmak için bir iki günüm vardı. Geleceği görme gücüm olsa kimliğin sınav için gerekli olmadığını anlar ve biraz rahatlardım tabii, sebebini az sonra yazacağım. 

Neyse ertesi gün güvenlikleri bin defa arayarak kızın numarasını elde etmeyi başardım. Salı günü akşamı kaybolan kimliğime perşembe günü kavuştum. Çok iyi oldu, kimliksiz sınava giremezdim diyorum, geçici kimlik belgesi e - yds'de kabul ediliyor mu bilmiyordum. Nazar çıktı eheheh diyoruz, bir yandan Yds geçince hazırlamam gereken portfolyoyu düşünüp geriliyorum ama bir şekilde hallolur diyorum. Sınav 27 mayısta gözüküyor, ve ben o günü kendimden emin bir şekilde pazar günü zannettiğim için giremiyorum. Bugün girmem gereken sınavı böyle saçma bir şekilde kaçırdım işte. Dün gece sabaha karşı dörtte uyudum, bilgisayar takvimim, telefonum ısrarla 27'sini gösterirken durumu fark etmedim. Kalkınca da anlamadım hatta, farkına varmam öğleden sonra beş gibi oldu. Hala onun mutsuzluğunu yaşıyorum, böyle bir hatayı nasıl yaptım? İşin kötü tarafı okula en geç 20 eylülde yabancı dil belgesi vermem gerekiyor, girebileceğim ilk yds ise 5 ekimde açıklanıyor. Neyse ki durumu 9 temmuzda yapılacak olan YÖKDİL sınavı kurtardı. (Sanırım.) Yds ile denk görünüyorlar, okula mail attım bekliyorum. TOEFL ya da IELTS ile denk puan almam imkansız. Gerekirse YÖK'e sizin denk dediğiniz sınavı kabul etmiyorlar diye dilekçe yazarım. Mailime denkliği kabul ediyoruz diye cevap gelene kadar diken üstünde bekleyeceğim. Ve bu arada babama yaptığım saçmalığı anlatmaya çekindiğim için yarın sınava gidiyormuş gibi evden çıkacağım. Sonra da kötü geçti kaldım deyip konuyu kapatmayı umuyorum.


Bazen böyle ufak görünen şeyler hayatınızın düzenini çok can sıkıcı bir şekilde bozabiliyor işte. Sınav tarihini karıştırmam vesilesiyle hem yüksek lisansa hem de genel olarak yapmam gereken şeylere daha fazla özen göstermem gerektiğini anladım. Her şey parça parça ilerlerim demekle olmuyor, bütünü görmek de çok önemli. Sanırım çoğu zaman aşama aşama yaparım diyerek ertelemeye gidiyorum. Bu konuda üşengeçlik diye kısa bir yazı yazmıştım hatta. Oysa çabalamak önemli, zorlandığın şeylerin üstüne gitmek, aşmak ve başarmak. "If you work really hard, and you're kind, amazing things will happen" demiş Conan O'Brien. Hadi bunu yapalım. ^^  Ve hayatımızı, nerede olduğumuzu, ne istediğimizi düşünelim ama öylesine değil, özen göstererek yapalım. Bu yazıda normalde izlediklerim & okuduklarım da yer alacaktı, bu seferlik böyle bitsin. Ciddi bir konudan girip Friends'e yeniden başladım diyerek devam etmek istemiyorum. Herkese mutlu ve farkındalık dolu bir hafta dilerim. Kendinize ve çevrenize dikkat edin, umarım ben de ederim. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...