Stephen King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Stephen King etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Eylül 2017 Pazartesi

Beyoğlu Sahaf Festivali

4 yorum:


Yağmurlu bir geceden herkese merhaba! Yazarken bir yandan yağmur sesi dinliyorum. Bir ara odam şimşekle aydınlanınca aynı sesin dışarıda da olduğunu görüp mutlu oldum. Zaten bugün o kadar rüzgarlıydı ki yağmur geleceği belliydi. Yarın ve çarşamba da yağdıracakmış, nihayet sonbaharın geldiğini hissetmeye başladık. 
Bugün Beyoğlu Sahaf Festivali'ne gittim. Bu düzenlenen kaçıncı sahaf festivali bilmiyorum ama daha öncekilere gidememiştim. Gidenlerden ortam ve fiyatlar hakkında az çok bilgi aldığım için büyük bir beklentim yoktu ama o kadar kitabı bir arada görmek insanı heyecanlandırıyor tabii. 
Festivalden fotoğrafta gördüğünüz iki kitabı aldım. Stephen King - It'i hemen girişteki sahaflardan birinde buldum. 50 liralık bir fiyatı vardı, sahaf 40'a düşürdü. Orjinal dilinde ve boyutuna bakılırsa sansürsüz tam metin. 1986 basımı olmasına rağmen kağıdı kaliteli olduğu için gayet temiz, hiçbir hasarı yok. Ayrıca dün gece rüyamda Pennywise'ın çırağı gibi bir şey oldum. :D Güldüğüme bakmayın, Pennywise bir vagon dolusu insanı yemek için gelirken arkadaşlarımla yeraltından kaçtığımız tırstırıcı bir rüyaydı. Bunun üzerine kitabını görmüşken alayım dedim, ne kadar da güzel denk gelmiş değil mi? =P İngilizce bilgim süper olmasa da biraz kurcaladım, gayet anlaşılır bir dili var. Hazır hevesliyken bekletmeden okuyayım diyorum. Ya da 31 ekim haftasında başlarım, daha heyecanlı olur. 👻👻👻
Borges uzun zamandır listemde olan, okumak istediğim bir yazar. Kum Kitabı aradıklarım arasında olduğundan onu da aldım. 2016 basımı yeni gibi temiz bir kitap. Sahaf festivaline gidip yeni kitaplar mı aradın derseniz, eski kitapları okuyamıyorum, alerjik gibi burnum kaşınıyor. 
Festivalde Marvel / DC çizgi romanları, Sandman Serisi'nin birkaç kitabı, Hobbit'in küçük şirin bir İngilizce baskısı, Le Guin'in yeni çıkan Anlatış kitabı (yarı fiyatına) vs vs böyle ilgi çekici kitaplar var. Bununla beraber listemde olan - baya uzun bir liste - kitaplara nadiren denk geldim. Fiyatlar pek uygun değil, ama sahaflar da okuyucuların pazarlık yapmasından şikayetçi. Kum Kitabı'nı aldığım yerde Ravenloft Serisi'nin ikinci kitabı Ben Strahd - Bir Vampirin Anıları'nı görünce heyecan yaptım ama baskısı olmadığı için  etiket fiyatı 15 olan kitaba 20 tl dediler. Nadir Kitap'ta kargo dahil daha uyguna bulabiliyorum. Genelde fantastik satıyoruz diyerek kartlarını verdiler, Kadıköy'de yerleri varmış ama gider miyim bilemedim. Yeni baskısı olmayan her kitabın yüksekten satılması saçma geliyor. Kitaptan piyasa bir sürü var zaten, olmasa neyse diyeceğim. Eskiden sahaflar uygun fiyata kitap bulduğumuz yerlerdi, şimdi çoğu fahiş fiyattan kitap satıyor. Üzücü bir durum.
Yorgun olduğumuz için tüm alanı gezemeden festivalden çıktık. It'i çıkarken aldım. Şansıma bu sahaf daha önce Üsküdar'daki yerine gittiğim Kırkambar Sahaf çıktı. Arkadaşım oradan toplu kitap almıştı ve baya güzel bir indirim yapmışlardı. Üsküdar'da sahaf önerisi isterseniz yeni belediyenin orada birkaç sahaf var. Kırkambar da oralarda. Adresini tam tarif edemeyeceğim ama etrafta sorarsanız mutlaka söylerler.
Üsküdar Sahaf Festivali ne zaman bilmiyorum ama başlayınca ona da gitmek istiyorum. Her ne kadar sahaflar pek indirim yapmıyor olsa da gidip o ortamı solumak güzel oluyor. Arada sürpriz kitaplara denk geliyorsunuz, benim aldığım Stephen King kitabı gibi. 
Festivale gittiyseniz nasıl buldunuz, neler aldınız, benimle paylaşın. Bu arada yarın eğitim hayatımın yüksek lisans aşamasına başlıyorum, hadi hayırlısı. Bana şans ve çalışma azmi dileyin. =D Herkese mutlu geceler, güzel bir hafta olsun. 

14 Ocak 2015 Çarşamba

O - Stephen King Sansürsüz Tam Metin Geliyor!

13 yorum:

Geçen seneki fuar yazımda Altın Kitaplar'ın Stephen King - O yeni basımı gelecek dediğinden bahsetmiştim. Tabi o haber üzerinden baya zaman geçti, haliyle bir süre sonra beklediğim kitaplar arasında olmaktan çıktı. Bugün denk geldiğim bir yazı sağ olsun kitabın yeni basımının 16 ocak ön siparişi ile çıktığını öğrendim. Ehehe bu sevindirik gelişme için altın Kitaplar'a teşekkürler. Kapak biraz korkunç dursa da almalıyız, okumalıyız derim. ^^ 

Tanıtım Yazısı:
Küçük bir Amerikan kasabası olan Derry’yi diğer kasabalardan farklı kılan şey, kanalizasyon mazgallarının altındaki dehlizlerde yaşayan, kendini kimi zaman kâbuslarda, kimi zaman da gerçek hayatta gösteren bir yaratığın, insanları kendi karanlık dünyasına çeken esrarengiz bir gücün varlığıdır. Bu korkunç yaratıkla uzun yıllar önce savaşıp ardından kasabayı terk eden ve kendilerine yeni bir hayat kurmuş olan yedi çocuk, artık birer yetişkin olmuş ve yaşadıkları dehşet dolu günleri unutmuşlardır. Ancak, anılarının derinliklerine gömülen yaratık yıllar sonra yeniden harekete geçince, onunla bir kez daha hesaplaşmak zorunda kalırlar. Geçmişte kalan kâbuslar, şimdiki zamanda korkunç bir gerçeğe dönüşmüştür artık.
Stephen King’in yazımını dört yılda tamamladığı ölümsüz başyapıtının sansürsüz ve eksiksiz metnini okurken tam da Daily Express’in tarif ettiği gibi, kendinizi O’nun karanlık dünyasında hissedeceksiniz.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Kitap Tanıtımı: Bay Mercedes - Stephen King

1 yorum:

Stephen King'in beklenen kitabı Bay Mercedes 19 aralıkta raflarda yerini alacak. Bill Hodges Üçlemesi'nin ilk kitabı olan ve bir dedektifin (kendisi Bill Hodges oluyor) başından geçenleri konu alan kitap GR Choice Awards 2014'de yılın en iyi gizem & gerilim kitabı ödülünü kazandı. Serinin ikinci kitabının ismi ise Finders Keepers olarak belirlenmiş, o da yine Bill Hodges karakteri üzerinden gidiyor. 

31 Ekim 2014 Cuma

Bu Gece Ürkütücü Şeyler Okuyalım

10 yorum:
Ekimin son günü, kimisi için halloween benim için Samhain ama tema aynı, bu gece ölülerle aramızdaki perdenin kalktığı gece. Hayaletlerin etrafta dolanacağı, ölmüş cadıların kara kedi kılığında dünyaya geri geleceği 31 ekim gecesinden 1 kasım gün doğumuna kadar olan zaman geldi.  Neden bilmiyorum ama küçüklükten beri bu geceyi ayrı bir seviyorum. Hatta telefon oyunlarına cadılar bayramı temalı sürüm geliyor ya o bile beni ayrı bir mutlu ediyor. Bugün belki çok özel bir şey yapmayacağız ama bu konuyla alakalı yazılar okumak bile ayrı bir mistik ayrı bir şirin. İnsan kendini hoş kokuların geldiği bir mutfakta çay içip kitap okurken hayal ediyor böyle her yer her yerde ama bir o kadar da kendi düzeni olan şirin bir ev, dışarıda hava kapalı ve akşama en yakın arkadaşlarınız size gelecek. Her şey hazır onları beklerken birkaç sayfa okuyorsunuz ve evet bu ev bir cadının evi. Neyse sonuç olarak hayal kurmak güzel şey. ^_^  31 ekimin haftasonu öncesi olması da ayrı bir şans sanırım.:) Bir kitapkurdu olarak hazır hava da soğukken yorganın altına girip gecenin bitimine kadar en sevdiğimiz kitaplarda dolansak ya da yeni bir kitap seçip bir gecede bitirsek güzel olur bence. Halloween ruhunu yaşamak isteyenler için kitaplığımdan bir iki kitap seçtim. Neleri niçin seçmişim diye sırayla bakacak olursak^^


Sıkıldıkça resim süslerim falan. :D Seviyorum bu tarz şeyleri ya. ^_^ Şimdi, büyücülerin ağırlıkta olduğu bir seriyle başlayalım. Muhteşem Yaratıklar. Klasik cadı olayından biraz daha farklı ve kesinlikle daha gotik bir hikayeye sahip olan serinin Türkçeye üç kitabı çevrildi. Dördüncünün ingilizcesini aylar önce D&R'de gördüm keşke hazır son kitap hafızamda tazeyken alsaydım baksanıza Epsilon devamını tin tin getiriyor. -_- Konusunu özet geçecek olursam esas karakter Ethan büyücü olan kızımız Lena ile tanışıyor, Lena'nın ailesi büyücü ve her 16. yaş gününe gelen büyücü iyi ya da kötü tarafı seçiyor ama Lena'nın kötü tarafta olacağı kesin gibi. Üstelik ne o ne de Ethan bunu istiyor. Konu bu tip kısacası büyücüler işte bilirsiniz. :D 

Dracula hem klasik ve fantastiğin birleşiminden  oluşuyor, filmi olan Bram Stoker's Dracula'yı da şiddetle tavsiye ederim. Sonunda belki Mina benimdir hı olamaz mı triplerine girip birkaç hafta öyle dolanmanız muhtemel tabii. 

Uğultulu Tepeler günümüz genç yetişkin kitaplarına ilham veren eserlerin başında geliyor. Kitabı okuyalı baya olduğundan kafamdakiler biraz silik ama hayaletlerin dolaştığı bir kitap olduğundan eminim. Ortada bir aşk var, geçmişte hata yapmış bir adam ve sevgilisinin peşini bırakmayan hayaleti. Bu gece için iyi bir seçim olabilir. 

Yer Değiştirenler için çok iyiydi mutlaka okuyun diyemem ama her sayfası ben gizemli ve farklı bir kitabım diye bağıran cinstenti. Kapağı bile cadılar bayramı listesine girmesi için yeter de artar bile. Öyle göründüğü kadar ürkünç değil aksine biraz hüzünlü. Bundan ötürü de fazlasıyla gotik. ^^

Paranormal Serisi'ni çoğunuz biliyorsunuzdur, üç kitaptan oluşuyor; Paranormal, Doğaüstü ve Sonsuz. Peri ağırlıklı her türden paranormali içeren çok eğlenceli bir seri. Bazen bu kısmı biraz çocukça olmuş deseniz de işin eğlencesi orada aslında. Bu gecenin en pembe ve en eğlenceli seçeneklerinden biri. 

Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri, adı bile ürkütücü falan. Nerede okuduğunuza göre korkutacak cinsten. Hatta şunu keşfettim korku ve gerilim türündeki kitaplar yalnızken mükemmel bir tempoya bürünüyor ama kalabalıkta gün ışığında okursanız boğuculaşıyor. En azından ben bunu çok yaşadım size de oldu mu bilmiyorum. Gece tek başınıza okuyun ;) diyorum sadece. 

Tam çıkmamış ama orada bir Stephen King var, üstelik en bilindiklerinden bi' tanesi; Hayvan Mezarlığı. Her ne kadar kapağında dünyanın en korkunç kedisi olsa da (ve bir o kadar gereksiz) konu sağlam, hikaye akıcı. Gece yarısı başlayıp sabah bitirebilirsiniz (tabii kitaptaki Wendigo gelip sizi yemezse nihahah.)  






18 Kasım 2013 Pazartesi

Carrie: Günah Tohumu

Hiç yorum yok:

Stephen King'in romanından uyarlanan Carrie'yi uzun zamandır bekliyordum. Filmi geçtiğimiz cuma izleme fırsatım oldu. Açıkçası beklediğimi bulamadım, belki Göz'ü okurken çok beğendiğimden filmine fazladan beklentiyle gittim bilmiyorum. Zaten hangi kitaptan uyarlama film kitabı kadar iyi oldu ki? Konusuna kısaca değinecek olursam Carrie White inanılmaz derece dindar (onlara bir şey deniyordu ama unuttum şimdi.) bir ailede doğmuştur. Annesi kızını küçük yaştan beri İncil'de dahi geçmeyen ağır dini yükümlülüklerle büyütmüş, çevresinden asimile etmiştir. Kadın terzilik yapıyor mesela günahkar bir elbise diktiği için kendine ceza olsun diye bacağını deşiyor falan. Hani Hz. İsa'nın acılarını çekme amaçlı bedenlerine zarar veren bir grup var ya bu bayan da o kesimden. Bu derece dindar bir annenin kızı olduğu için okul arkadaşları Carrie'yi dışlıyor. Sürekli tacize maruz kalan Carrie'ninse tek istediği normal bir kız olmak.

Tam da normal olmak istemişken kızımız normallik hayalini sonsuza dek kapatacak bir şey keşfediyor, telekinezi gücü. Eşyaları hareket ettirebilmek Carrie için kendisini özel hissetmesini sağlayan bir sığınak ama içinize şeytan kaçtığını düşünecek türde bir anneniz varsa durumun rengi değişiyor.


Bu resimde Carrie annesinin zorla soktuğu dolabın içinde. Orası dua edilmesi için kurulmuş bir mekan ama etraftaki ölü İsa heykelciklerinden ötürü fazlasıyla ürkünç.

Hem annesinin baskısı hem okuldakilerin zorbalıkları hem de telekinezi olayı olunca Carrie patlamaya hazır saatli bomba haline geliyor. Filmin ilk yarısı hatta 3/4'ü sahneyi tanıtmak üzerine kurulmuş. Olaylar daha sonra başlıyor ve ne olduğunu anlayamadan film bitiyor. Bunun yerine en başından beri bazı olaylar olsaydı ve aynı zamanda karakterleri tanımamızı sağlayacak sahneler çekilseydi film adamakıllı bir hal alabilirmiş. Carrie = dışlanmış süper gücü olan kız ve Annesi= yobaz kadın der gibi yapmaları karakterleri hissedemeden filmin bitmesine sebep olmuş.

Göz'ü okumanızı şiddetle tavsiye ederim ama 2013 yapımı Carrie için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Sinemaya gitmeye değmeyeceğini düşünüyorum. Bu arada oyuncular karakterlere yakışmış unutmadan onu da söyleyeyim.

4 Temmuz 2013 Perşembe

Yeni Dizi: Under the Dome

8 yorum:

Stephen King'in kitabından diziye uyarlanan Under the Dome henüz iki bölümü yayınlanmış olan bir dizi. Çok yeni olduğundan yorum yapamıyorum ama izleyecek bir şeyler arıyorsanız tavsiye ederim, şu an için gayet güzel gidiyor.

Konusu:
Güzel, güneşli ve tamamen sakin bir bahar gününde, Maine’deki Chester’s Mills isimli küçük kasabanın dünyayla olan bütün bağlantısı, açıklanamayan görünmez bir güç alanı tarafından aniden kesilir. Uçaklar görünmez bir kalkana çarpar, şiddetli bir yağmur önüne geleni yıkıp yerle bir eder. Havadan kasabaya düşen, yanan uçak parçaları vardır. Kubbe yavaş yavaş alçalırken bahçevanın eli kopar. Arabalar infilak eder. Aileler birbirinden kaçar, herkes panik içindedir. Hiç kimse bu kalkanın nedenini, neden, ne zaman geldiğini ve ne zaman ortadan kalkacağını bilemez. 
Bir Irak savaşı gazisi Dale "Barbie" Barbara, kasabada birkaç vatandaş ile gruplaşır: Kasabanın The Democrat isimli yerel gazetesinin sahibi Julia Shumway, fizik terapi uzmanının hastanedeki asistanı, seçilmiş bir kadın ve üç cesur çocuk. Bunların karşısındaysa, her şeyi göze almış -cinayete bile bulaşabilecek- politikacı James "Big Jim" Rennie vardır. Big Jim, gücünü elinde tutmak istemektedir ve oğlu da korkunç bir sırra sahiptir. Fakat herkesin asıl düşmanı, aslında Kubbe'nin kendisidir. Çünkü zaman gittikçe azalmaktadır. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...