Uzaylılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uzaylılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2015 Çarşamba

İşgalci - Melissa Landers / Kitap Yorumu

Hiç yorum yok:


Merhaba, bugün Go Kitap etiketiyle çıkan İşgalci hakkındaki görüşlerimi yazacağım. Öncelikle şunu belirteyim, İşgalci Yabancı'nın devam kitabı. Yani ilk kitabı okumadıysanız bu yazı sizin için spoiler içeriyor olabilir. Uyarımı da yaptığıma göre yorumuna başlayayım. ^.^

Bilim - kurgu türüyle aram pek iyi değildir çünkü uzaylılarla alakalı kitapların çoğuna adapte olamıyorum, bana çok uzak, sıkıcı geliyorlar. Hatta bu yüzden Yabancı'ya beklentimi olabildiğince düşük tutarak başlamıştım. Kitabı okudukça ve konuya dahil oldukça çok sevmiştim. Evet yine farklı bir gezegen, gelişmiş teknolojiler falan var ama asıl konu gezegenler arası öğrenci değişimi. Bu sayede ağır bir bilim- kurgudan ziyade liseye giden iki gencin arasında geçenleri okumuş gibi oldum, bilim- kurgu biraz daha geri plandı kaldı . 

Blogda Yabancı yorumum da mevcut, ilk kitap hakkında ne düşünmüşüm bakmak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. 

İşgalci ara kitap olmasına rağmen başarılıydı. Çoğu serinin ara kitabı geçiş niteliğinde olduğundan devamına hazırlık gibi oluyor bu da kitabı sıkıcı kılıyor. İşgalci'nin bu klişeye takılmamış olması güzeldi. Cara ve Aelyx farklı gezegenlerde oldukları için aralarındaki ilişkiyi kitabın son dilimine kadar pek gözlemleyemiyoruz. Bu benim için ufak bir eksiydi, Cara Dünya'ya daha erken dönebilirdi ya da Aelyx kısa bir süre için L'eihr gezegenine uğrasaydı, ikisinin farklı bir gezegende nasıl yaşayacaklarını bu kitapta görsek güzel olurdu. 

Bu serinin en sevdiğim yanı ana karakterlerin hepsinin gerçekçi olması. Eğlenceli diyaloglar ve sağlam ilişkiler okurken keyif aldığım şeylerdi. Ayrıca ilk kitaptan beri Cara'yı karakter olarak çok seviyorum. Okuduğum en iyi kız karakterlerden birisi. Komik, zeki, eğlenceli, mantıklı ve tüm bunlar onu sert biri yapmıyor aksine kız gibi kız. :D Aelyx'i henüz tam olarak çözebilmiş değilim, ilerki kitapta onu da analiz edeceğim inşallah. :3 

İşgalci akıcı bir dile sahip, kolay okunan bir kitap olsa da ilk yarı biraz durgundu. Cara'nın L'eihr'de geçirdiği zamanlarda gezegeni tanıyorsunuz iyi hoş ama orada yaşayanlar hakkında çok bilgi edinemiyorsunuz. Bu da benim gözümde L'eihr halkının yapısını biraz havada bırakan bir durum.

Kitabı okuma sürem gereğinden uzun sürdü. Başlarken en fazla 3 güne bitiririm diyordum ama o üç gün 2 haftayı geçti galiba. :D Bunun bir kısmını kitabın ilk yarısının durgun olmasına, diğerini de sıcaklara bağlıyorum. Hava bu aralar o kadar bunaltıcı ki dışarı çıkıp gezmek işkence, evde kapalı kalmak ayrı bir işkence. :0 Umarım en kısa zamanda havalar soğur, en azından evde piştiğimiz günler geride kaldı ama bir hafta boyunca yağmur yağsa, serinlesek fena olmazdı. *-*

Kitabın son çeyreğinde olaylar gelişmeye başlıyor ve birden yüksek tempoya girip son sayfalara kadar öyle devam ediyoruz. Üçüncü kitabı büyük bir heyecanla bekliyorum diyemem ama çıkar çıkmaz alıp okumak isterim çünkü merak uyandırıcı şeyler gerçekleşti. :3  Kısacası Yabancı ve İşgalci farklı konularıyla kitaplığımda "uzaylılar" olarak yerlerini alan iki şirin kitap oldular. Unutmadan kapak tasarımlarının çok hoş olduğunu belirteyim. Seriyi incelemem için gönderen Go Kitap'a çok teşekkürler. 

22 Kasım 2014 Cumartesi

//KCBT// Kitap Yorumu: Yabancı: Melissa Landers

3 yorum:

Gezegenler arası öğrenci değişim programı kapsamında evinde L’eihrli bir lise son sınıf öğrencisini ağırlamaya hazırlanan Cara, bu sayede hem hayallerindeki üniversiteye ücretsiz gidebilecek hem de o gizemli L’eihrliler hakkında gazetecilerin uğruna öleceği bilgiler edinecektir. L’eihrli öğrenci Aelyx’in, ayakları yerden kesen yakışıklılığı da cabası.
Ama işler hiç de düşünüldüğü gibi yolunda gitmeyecektir, çünkü Aelyx’i okulda istemeyenler de vardır ve sayıları hiç de az değildir. Tehdit mektupları almaya başlayan Cara bir süre sonra Aelyx ile okula polis eşliğinde gitmek zorunda kalacaktır.
Okuldaki herkes tarafından dışlanan Cara’nın artık tek arkadaşı Aelyx’tir. Üstüne üstlük Cara ona sırılsıklam âşık olmuştur. Öte yandan Aelyx’in de ölümcül sonuçlar doğurabilecek sırları vardır. Büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olan Cara hem kendi hem sevdiği çocuğun hayatı hem de gezegeninin geleceği için bir ölüm kalım savaşı vermek zorundadır.

Erasmus'un gezegenler arası versiyonuyla başlayan kitap L'eihr gezegeninden Aelyx'in Cara'nın evine gelmesini konu alıyor. Cara okulun en gözde öğrencilerinden biri, sevgilisi ve sevgilisine katlanamayan en iyi arkadaşı ile bir şekilde hayatına devam ediyor. Sonra okul yönetiminden gelen teklif ile tüm hayatı bir anda değişiyor, bir L'eihrli'yi evinde konuk edecek. İnsanların bir kısmı uzaylılarla iletişime geçildiği için mutlu ama bir kısmı da onlardan ölümüne nefret ediyor. Nefret eden kesim kasabanın çoğunluğu olunca Cara için sıkıntılı günler başlıyor. Ta ki Aelyx ile aralarında bir şeyler başlayana kadar.
Go Kitap etiketi ile çevrilen Yabancı uzun zamandır elimi atmadığım bilim-kurgu türüne yeniden bakmamı sağlamış oldu. Farklı gezegenden gelen ve insanların yaşayış biçmine tamamen uzak olan Aelyx ve onu rahat ettirmek için uğraşan Cara ikilisi ilk başta birbirlerine karşı baya mesafeliler. Zamanla insanlar Cara'ya sırtını dönüyor ve o da kendini yeni arkadaşı Aelyx'in yanında buluyor. Kitap benim için ikisinin yakın olmasından öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrıldı diyebilirim. Öncesi biraz daha tanıtım gibi, konu geniş olduğu için haliyle bu tanıtma biraz uzun. Sonrasında ise asıl olaylar gelişmeye başlıyor. Gerçi en başından kitap gizemini koruyordu. En basitinden arka kapağını okuyup tamam yakınlaşacaklarmış ama kadınlara dişi diyen, neslin devamı için her cümlesinde rahatsız edici bir şekilde üreme lafını kullanan bu uzaylı ile Cara gibi şirin bir kız nasıl çıkacaklar diye düşünmeden edemiyor insan. :D Bu arada Cara uzun zamandır okuduğum en gerçekti YA kitap karakteriydi. Komik, eğlenceli, mükemmel değil ama zeki de. Karakteri sağlam olan kitapları her zaman daha çok sevmişimdir. Yabancı'nın en çok sevdiğim yönü Cara gibi bir karaktere sahip olmasıydı.


Son zamanlarda uzaylı temalı çok fazla kitap göremiyoruz ki olanların hepsi güzel çıkmıyor. Bu yüzden Yabancı'ya bir şans verin, sayfaların nasıl aktığını anlamadan bitirebileceğiniz bir kitap. 

Bizi böyle güzel bir kitapla tanıştırdığı için Go Kitap'a Teşekkürler ^_^


19 Nisan 2013 Cuma

Kitaplarım Geldi!

7 yorum:
     Salı akşamı Okuoku'dan sipariş verdiğim kitaplar bugün elime ulaştı. :) Kargoya dün verilmişti açıkçası hızlarını takdir ettim. Bu seferki siparişimden memnun kaldım yani. :) Siparişi verdiğim günden beri heyecanla kitaplarımı bekliyordum, üç adet de seri devamı olan kitaplarım vardı. Muhteşem Kaos, Rüya Ateşi, Oniks, Kaset ve Tatlı Bela'yı sipariş etmiştim. İçlerinden Oniks'e mi yoksa Rüya Ateşi'ne mi daha çok sevinsem bilemiyorum ama  ikisi de benim kedilerim. =) Kitaplara şöyle bir bakacak olursak;


     Oniks kaç gündür çıktı çıkacak diye bekleyip kendi kendimi yememe sebep olan bir kitap. Nihayet elime ulaştı, dokundum kitabıma. Rüya Ateşi'ni İntikam Ateşi'ni bitirdiğim andan beri bekliyorum, Jericho'yu nasıl özledim anlatamam. Onu Oniks'ten sonra okuyacağım. Sıralamanın sebebi Oniks'i daha çok merak etmem mi yoksa Rüya Ateşi'ni hemen okumaya kıyamamam mı bilemiyorum, sanırım her ikisi de.
    
     Muhteşem Yaratıklar'ın üçüncü kitabı olan Muhteşem Kaos ilk iki kitabı bitirdikten bir buçuk sene sonra çıktı. Karakterleri falan hatırlıyorum zaten ama araya çok uzun zaman koydu yayınevi. O da severek okuyacağım bir kitap olacak. Tatlı Bela ve Kaset ise sepete aniden ve kararsızlıklarla attıklarımdan. Pegasus Yayınları'nın kitaplarını beğendiğimden Kaset güzeldir diye düşünüyorum. Konusu ilgimi çekmişti, artık ilerleyen haftalarda okurum. Tatlı Bela şu sıralar çok konuşuluyor fakat almamayı düşündüklerimdendi. Nedense beğenmeyecekmişim gibi hissediyordum ama Goodreads'den aldığı 4.25'lik uçuk puan kitabı okunacaklar sepetime atıverdi. Gölgeler Kitabı'na gelecek olursak onu Okuoku'dan almadım. Kadıköy'de bir sahafta rastladım, basımı tükenmiş kitaplardan biri olduğunu öğrenince ne olur ne olmaz diye aldım. :D Konusu ve ismi çok dikkatimi çekmişti, oralarda bırakmaya kıyamadım. Okunmasına çok var gibi duruyor ama hiç olmamasından iyidir. Üstelik baya hacimli bir kitap olmasına rağmen sadece 5tl. Sahaflar <3 mi desem ne desem şimdi. Gerçi evdeki satmak istediğim kitapları su parasına alıyorlar ama baskısı olmayan kitaplar için tek umudumuz da onlar. 
     
    İşte bunlar benim yeni cicilerim. Kendime Tüyap'a kadar kitap alma yasağı koymuştum ama kısmet değilmiş. :D Bu sefer cidden almayacağım, sanırım almayacağım yani alabilirim de ama almasam iyi olacak gibi duruyor. Belki bir iki tane alırım. *_*

     Siz yeni kitaplar aldınız mı? 
     




21 Mart 2013 Perşembe

Filmi Çıkacak Kitaplar #2

6 yorum:
Göçebe




Alacakaranlık Serisi'nin yazarı Stephenie Meyer'in yazdığı Göçebe 29 Mart'ta sinemalara giriyor. Kitabını birkaç sene önce okumuş ve sevmiştim. Aldığım arkadaşım ilk 150-200 sayfası biraz sıkıcı demişti, o yüzden çok büyük bir beklentiyle başlamamıştım. Aslında ilk kısmı sıkıcı değil, sadece olayları açıklarken biraz karıştırmışlar. Kitabın ve filmin konusu şöyle: 
 Dünyamız görünmeyen bir düşman tarafından istila edilmişti. İnsanların bedenleri, bu istilacılar için sahiplik yaparken bedenler bir değişikliğe uğramamış gibi görünse de, zihinleri ele geçiriliyordu. Neredeyse herkes teslim olmuştu.Geriye kalan "vahşi" birkaç insandan biri olan Melanie, yakalandığı zaman sonunun geldiğine inanır. Göçebe, Melanie'nin bedenini alan "ruh", yetkililer tarafından bir insan bedeninin içinde yaşarken karşılaşabileceği zorluklar hakkında uyarılmıştır: Baskın duygular, hislerin yoğunluğu, çok canlı olabilen anılar… Ama Göçebe'nin beklemediği bir zorluk vardır: Bedeninin önceki sakini zihninden vazgeçmeyi reddeder.Göçebe, Melanie'nin düşüncelerinin derinlerine inerek geri kalan insanların nerde olduğunu öğrenmeye çalışır. Ama Melanie'nin zihninde tek görebildiği, sevdiği adamın, hâlâ saklanan bir insan olan Jared'ın hayalidir. Bedeninin arzularına direnemeyen Göçebe, yakalamak zorunda olduğu bu adama karşı özlem duymaya başlar. Dış güçler, Göçebe ve Melanie'yi, aslında istemeseler de, ortak bir hedefte birleştirir ve birlikte sevdikleri adamı bulmak için tehlikeli ve sonu belli olmayan bir macera için yola koyulurlar.Zamanımızın en çok ilgi uyandıran yazarlarından biri olan Stephenie Meyer, aşkın direnci ve insan olmanın asıl anlamını anlatan, unutulmaz ve heyecan dolu bir romanla yine sizlerle beraber.

Konusundan anlayacağınız üzere temamız ruhlar. (Ya da uzaylılar ama ruh daha çok yakışıyor.) Kitabın en sevdiğim  yanıysa iki erkeğin aynı beden içindeki iki farklı kadını seviyor olmasıydı. Aralarındaki çekişmeler hoşuma gitmişti. Göçebe ilk başta dışlansa da diğer ruhlar gibi olmadığı anlaşılınca kabul edilmişti ve içlerinden biri (Ian) ona aşık olmuştu. Melanie'nin sevgilisi Jared ise bedenin içinde ki aşkına ulaşmaya çalışıyordu. Değişik bir aşk çokgeni vardı yani. :) Kitabı tam hatırlayamıyorum okuyalı çok oldu, ama aksiyonun da bolca olduğunu söyleyebilirim. Filmin kitap kadar iyi olasa bile izlenmeye değer olacağını düşünüyorum. Oyunculara bakacak olursak başroller de Saoirse Ronan, Max Irons ve Jake Abel var. Erkek karakterler için bir şey diyemeyeceğim ama Melanie olmamış. Bir kere o kız esmerdi yani çok alakasız birini seçmişler. Oyunculuğu iyidir umarım, ilk defa izleyeceğim.


Film çıkmadan kitabı okumak isteyenler için hala zaman var, izlemeden önce okumak isterseniz belki. ;) (Kitap okumaya teşvik çabalarım.) Bir sonraki filmi çıkacak kitaplar yazımda Ölümcül Oyuncakları yazayım diyorum. Uzun uzun bahsedesim var, özellikle de Jace'den. :))

Göçebe'nin henüz izlemediğim fragmanı:






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...