27 Temmuz 2013 Cumartesi

Öylesine Bir Yazı: Neler Yapıyorum vs.

4 yorum:
Tatilde oluşum sebebiyle bilgisayarım iki saatlik yol uzaklığında olduğundan bloguma belli bir süre fazla giremeyeceğim. Bayramdan sonra bu açığı 300 kişi oluyor olmamızdan dolayı yapacağım çekilişle kapatacağımdan emin olabilirsiniz. Bulunduğum yerde teknolojik tek alet cep telefonum olduğundan bu yazıyı da telefondan yazmaya çalışıyorum. Saçma yerlerini görmezden gelirseniz sevinirim. :P Bunun dışında nihayet kitap okuma tutukluğuma son verdim ve daha hızlı okumaya başladım. Şu an Fahrenheit 451'iokuyorum, çok güzel ilerliyor. Kurgusu çok başarılı tabii Allah korusun kimse yakmasın kitaplarımızı. Bundan sonra bugün doğum günüm olmasından kaynaklı olarak hediye aldığım ve dün anneme çaktırmadan paketinden gördüğüm Uyumsuz'u okuyacağım. Ne zamandır okumak istiyordum bu kitabı, kısmet doğduğum güneymiş. Telefondan girdiğimden yazmakta zorlanıyorum, o yüzden şimdilik veda edeceğim. Herkese bol kitaplı günler!

23 Temmuz 2013 Salı

Kitap Yorumu: Aynı Yıldızın Altında - John Green

2 yorum:

Tanıtım Yazısı: 
Hayatın Anlamını Bulmanın, Âşık Olmanın ve Alınan Her Nefesin Farkına Varmanın Öyküsü
On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace'in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır. Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubunda boy gösterince Hazel'in hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır...  
 John Green'in bu kitabını Alaska'nın Peşinde'yi bitirdiğim zamandan beri bekliyordum. Daha önceki yazılarımda "Türkçesi çıkmazsa orjinal dilinde okumaya çalışırım." diye bahsetmiştim hatta. Peki benim gibi tarzancadan hallice yabancı dili olan biri okunacak onca Türkçe kitabı varken neden bu kitabı istesin, kanserli iki gencin hikayesini okumak için mi? Hastalıkla savaşan bireylerle alakalı bir sürü kitap okuyabilirsiniz. Küçük Mucizeler Dükkanı, Cam Çocuk okuduklarımdan aklımda kalanlar. (İkisi de çok güzel kitaplardı özellikle Cam Çocuk.) Ya da benzeri filmler fazlasıyla mevcut. Ama Aynı Yıldızın Altında bunların çok daha ötesinde, hem oldukça sıradan hem de o sıradanı o kadar özel anlatmış bir kitap ki okurken hayatın anlamına dair çok şey düşünmeye şevk ediyor insanı. Bu düşünme "Bak bunlar hasta ben değilim çok şükür Allahım." tarzı bir düşünce değil tabiki de. Alaska'nın Peşinde'nin Büyük Belki'si, Aynı Yıldızın Altında'nın evren için ben neyim ya da evren benim için ne kavramları kafamızda beliriyor. Romanda geçen Hazel, Augutus, Isaac gibi karakterler sayesinde çok şey zihnimize kazınıyor. Aralarında geçen diyalogların trajıkomik halleri, ölmek üzere olmalarının onlara verdiği his ve çevreleri tarafından dışlanmanın getirdiği buruk bir alışkanlık. Kemoterapi tedavisiyle uğraşırken bir yandan aşkın nasıl olacağını tadıyorlar ve o kadar normaller ki. Güzel olan da bu zaten. kitabı okurken o kasma hasta karakterlerden eser yoktu, duygular çok doğal ve gerçekçiydi. Ayrıca sonunda ağlayacağınız bir kitaba göre fazlasıyla eğlenceli diyalog vardı.

"On üç yaşında 4. evre tiroit kanseri tanısı konmuştu. (Ona tanının, ilk reglimden üç ay sonra konduğunu söylemedim. Şey gibiydi: Tebrikler! Kadın oldun. şimdi öl.)"

Aynı Yıldızın Altında hakkında uzun yazılar yazabilir insan ama söylenecek çok fazla şeyden ziyade hissedilmesi gereken çok fazla şey var. En kısa zamanda almanızı ve sessiz bir köşede okumanızı şiddetle tavsiye ederim.

Puanım: 



Kitap Yorumu: Opal - Jennifer L. Armentrout

2 yorum:

Yaklaşık 5 dakikadir ekrana bakıyorum ve nasıl bir girişle başlasam diye düşünüyorum. Opal bittiğinde öyle bir kaldım, öyle bir şok oldum ki kitap hakkındaki düşüncelerimi yazıya dökebilecek miyim bilmiyorum. O yüzden ağır ağır yazacağım, evet sanırım bunu yapabilirim.

Opal'i okumadan evvel Origin'in tanıtımına bakmıştım. Kitabın sonunda olacak önemli şeyi biliyordum. Buna rağmen o önemli şey o kadar ani geldi ki neye uğradığıma şaşırır bir halde kapattım kapağı. Böyle olmasını beklemiyordum. Çok çaresiz bir son oldu benim için. Elimden gelse kitabın içine dalıp birilerinin saçını başını yolacaktım. Ve maalesef günümüz teknolojisiyle kitabın içine girmek mümkün olmadığından öylece kaldım. Sanırım kafamı kitabın ilk sayfalarına götürmem gerekiyor yoksa sonlarda gelişen olaylardan başka bir şey yazamayacağım. Opal serinin EN iyi kitabı, benim için yani. (Bu arada Lux serisini okumadıysanız ve okumayı planlıyorsanız bu yorumu okumayı bırakın çünkü önceki kitaplar hakkında önemli bilgiler içerecek.) Nedenlerine gelecek olursam, Daemon ile Kat'in flört aşamasını geçip sevgili olmaları, aksiyon dozunun artmış olması, Dawson gibi merakla beklediğimiz bir karakterin de artık kitapta olması diyebilirim. Çift halindeki Daemon ile Kat, öküzümüzü daha şefkatli bir hale sokmuş. Tabii her zamanki kendini beğenmişlikleri yerli yerinde ama onu bu yüzden seviyoruz biz. Dawson'a gelecek olursam, hakkında fazla bir şey söylemesem daha iyi sanırım. Daemon'a göre daha bir uysal ve sakin. Kitabın aksiyon kısmının Dawson'la bağlantısı var ve ona yardım edeceklerinden tüm aileyle.

Kitaba Kat'n gözüyle bakacak olursam nihayet Daemon ile aralarındaki bağı adlandırdıkları için mutlu. Ancak Adam'ın ölümünden sonra Dee ondan tamamen uzaklaştı ve bu durum kızımızı baya üzüyor. Ayrıca gizlenmesi gereken bir SD var ve kötü yönde değiştiğini hissediyor.  Daemon'un gözünden bakacak olursam, sanırım onun gözünden bakamıyorum, o kadar öküz hissetmek biraz zor. :D

İlk iki kitaba beş üzerinden dört vermiştim, Opal ise ilk iki kitaptaki temponun çok daha üstünde olduğundan ve kalan her şey en az ilk iki kitap kadar iyi olduğundan benden beş puanı kaptı. Şu an okuyanlar için söylüyorum lütfen sonuna doğru kendinizi şoka hazırlayın, benim gibi "kalmanızı" istemem. o.o


18 Temmuz 2013 Perşembe

Çekiliş Haberi

2 yorum:

Bu güzel kitapları kazanmak için BURAYA TIK TIK! :)

Okuma Şenliği'nde Okuyacağım Kitaplar

6 yorum:

Daha önceki yazılarımda bahsettiğim Okuma Şenliği için okuyacağım kitapları az çok belirledim. Hangi puan türünde ne okuyacağıma bakacak olursak:

5 puan: Yukarıdaki kuralların hepsini boşverip canının istediği herhangi bir kitabı okuyanlara.
Aynı Yıldızın Altında - John Green (320 sayfa)

5 puan: Genel kural en az 200 sayfalık kitap okumak olsa da 150 sayfadan kısa bir kitap okuyanlara.
Güller ve Dikenler - Theodara Goss (120 Sayfa)

10 puan: Okuduğu kitabın adında bir renk olanlara.
Benim Adım Kırmızı - Orhan Pamuk (476 Sayfa)

10 puan: Bir serinin ilk kitabı dışındaki bir kitabını okuyanlara.
Kılıçların Fırtınası Kısım I - George R R Martin (600 Sayfa)

15 puan: Kendisi dışında herkesin o kitabı okuduğunu düşünüp sonunda o kitabı kendisi de okuyanlara.
Tatlı Bela - Jamie McGuire McGuire (424 Sayfa)

15 puan: Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.
Bu kategoride ne okuyacağıma henüz karar vermedim. Düzeltme: Bülbülü Öldürmek'i okuyarak yasaklanmış bir kitap okumuş oldum.

20 puan: Esas mesleği yazarlık olmayan bir kişinin yazdığı bir kitabı okuyanlara.
Allah'ın Askerleri - Yaşar Kemal (223 Sayfa) Yazarların asıl mesleklerini merak ediyorsanız buraya bakabilirsiniz.

20 puan: Türü kurgu olmayan bir kitap okuyanlara.
Karar veremedim, önereceğiniz kitapları bekliyorum. :) Düzeltme: Anne Frank'ın Hatıra Defteri'ni okumaya karar verdim.

20 puan: Hiç görmediği bir ülkede olayların geçtiği bir kitap okuyanlara.
Sağdan Birinci Mezar - Darynda Jones (316 Sayfa) Düzeltme: Bu kitaba başladım ama sarmadı, evdeki başka bir kitapla tamamlayacağım artık.

25 puan: 400 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
Kitap Hırsızı - Markus Zusak (574 Sayfa)

25 puan: Romanın yazarı veya karakterlerinden birinin adı veya soyadı kendisininkiyle aynı olan bir kitap okuyanlara.
Bu kategoride henüz kitap bulamadım, araştırmalarım devam ediyor. 

30 puan: Kendi doğum yılında doğan veya ölen bir yazar tarafından yazılmış bir kitap okuyanlara. 
Henüz karar vermedim fakat büyük ihtimalle Charles Bukowski'nin ya da Tarık Buğra'nın bir kitabını okuyacağım. 

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Game of Thrones Oyuncuları Jeneriği Söylerse

8 yorum:
Sıkıntıdan internette ilgi alanlarımla alakalı videolar izleyip vakit geçirmeye çalışan ben geçenlerde bu videoya denk geldim. Siz de benim gibi sıkıntıdan patlıyor ve dizi izlemeye dahi üşeniyorsanız böyle eğenceli videolar izleyip vakit öldürebilirsiniz. ^_^





Bu arada Joffrey'i canlandıran Jack Gleeson şu videoda bir  pek bir şirin, böyle süklüm püklüm olmuş bir şeyler anlatıyor ta ki 16. saniyede huhuhu'layana kadar. :D Onu da izlemenizi öneririm vakit öldüren kardeşlerim. o.o


13 Temmuz 2013 Cumartesi

Kitap Yorumu: Kaset - Anita Shreve

8 yorum:

... Anlamıyorum. Yılın bütün diğer günlerini alıyorsun; 364 tanesini. Ve karşısına kafayı bulup bir pislik gibi davrandığın bir saati koyuyorsun ve o bir saat senin hayatını mı belirliyor? Sonsuza kadar?

     Kaset özel bir yatılı okulda yaşanan seks skandalı ve bunun çevresinde gelişen olayları anlatan bir kitap. Dört yetişkin erkek öğrenci (birisi kameranın ardında) 14 yaşındaki bir kızla cinsel ilişkide bulunuyor ve bu olay kameraya alınıyor. Artık nasıl olduysa kaset yayılınca, çocuklar cinsel istismar suçuyla karşı karşıya kalıyor. Şunu en başta söyleyebilirim ki kitap düşündüğümden daha farklı çıktı. Örneğin kesin yaşananların kızın üstündeki etkisi ağır basar demiştim ama kitapta en az rol oynayan kişi kızdı diyebilirim. Daha çok kasetteki erkekler, aileleri ve müdürün hayatı kitabı oluşturmuş. İlk sayfalarda okurken gerçekten sıkıldım, ben kitabı okurken müdürle ailelerin ilişkisinden ziyade kızın yaşayacaklarını öğrenmek istiyordum fakat habire okul müdürümüz Mike'ın neler yaşadığı anlatılıyordu. Ya da çocukların ailelerinin durumu ve Silas'ın (skandala karışan çocuklardan biri ve kasabanın yerlisi) kız arkadaşıyla olan ilişkisini. Tabi kide yazar buralara da değinmeli ama eminim çoğu okuyucu kitaba benim düşündüğüm şekilde başlamıştır. Aradığımı bulamayınca haliyle biraz sıkıldım. Sonlara doğru artık konuyu kabullenen ben bu sefer de "kameranın arkasındaki kimdi?" düşüncesiyle götürdüm kitabı.

     Kitabımız küçük bir kasabada geçiyor, tabii küçük dediğime bakmayın, olayın yaşandığı okul burslu öğrencileriyle prim yapan, klasik lüks özel okullardan biri. Okul müdürü Mike, arabasıyla giderken kaygan zeminden dolayı bir çiftliğin çitlerine çarpıyor ve Silas'ın ailesi ile tanışması böyle oluyor. Sonrasında basketbolunun iyi olmasından dolayı Avery Akademisi'ne burslu olarak kaydı yapılıyor. Kitabın en talihsiz karakteri benim için Silas'tı, herkes olaydan etkileniyor; tüm basketbol takımı, öğretmenler hatta o dönem okulda okuyan öğrenciler bile. İyi üniversitelerin çoğu skandala adı karışmış bir liseden gelen öğrencileri istemiyor çünkü. Ama Silas'ın durumu çok daha üzücüydü.

     Kaset bana kalırsa güzel bir konuya sahip ama konunun iyi kullanılamadığı bir kitaptı, kız karakter kendini beğenmiş biri yerine sıradan bir aileden olsa ve yaşananların onun hayatına olan etkisi daha çok gösterilmiş olsaydı çıtası çok daha yüksek olurdu. yine de kendini okutan bir kitap, değişik bir kurgu arıyorsanız tavsiye edebilirim. 

Puanım:

Burada Çok Hoş Bir Etkinlik Var

3 yorum:
Kitapseverler olarak kitap okumamızı daha zevkli bir hale getirecek bir etkinlik ile karşınızdayım. Ev sahipliğini Pinuccia'nın Kitapları'nın yaptığı etkinlik 9 Temmuz - 9 Ekim tarihleri arasında gerçekleşiyor. Farklı kategorilerde okuyacağımız kitaplarla puanlar topluyoruz, amaç üç ay sonunda 200 puana ulaşmak. Kategoriler ise gerçekten çok eğlenceli. Lafı fazla uzatmadan sizleri buraya alayım, bence imkanı olan herkes mutlaka katılmalı. =)

10 Temmuz 2013 Çarşamba

Okuyorum: Opal

2 yorum:

Bitmesin diye yavaş gitmeye çalışıyorum. Bu arada okuduğum kadarının çok komik, romantik ve yüksek tempolu olduğunu söyleyeyim. Özellikle zombi filmi sahnesi çok eğlenceliydi. ^_^

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Kitap Sihirbazı'nda Martı Yayınları İndirimi

Hiç yorum yok:

Kitap Sihirbazı'nda temmuz ayı boyunca Martı Yayınları'nın kitapları %45 indirimli, indirimi kaçırmak istemiyorsanız sizi hemen BURAYA alalım. ;) Bu arada Martı Yayınları'ndan çıkan Gölge ve Kemik okumamış olanlara tavsiyemdir. Okuyacak rahatlatıcı bir şeyler arıyorsanız Debbie Macomber'ın küçük Mucizeler Dükkanı kitabı ve devamı gerçekten çok güzeldi. Herkese iyi alışverişler. ^^

7 Temmuz 2013 Pazar

D&R Kitap Alışverişim

16 yorum:

Dün özellikle Opal'dan dolayı oldukça mutlu olduğum bir alışveriş yaptım. Kardeşimin doğum günü olduğundan annemle alışverişe çıkmıştık  Eh hazır fırsatım varken D&R'ye annemi sokayım dedim. Bildiğiniz üzere D&R mağazalarında Can Yayınları'nın 5tl'lik kitapları var ve yaz kampanyası olarak birçok kitabı 10t'ye indirmişler. Gittiğim D&R'de 10tl'lik indirimde çok güzel kitaplar vardı. kitaplar azaldıkça depodan başka kitaplar getiriyorlar. Yani gidemeyenler üzülmesin bitenlerin yerine başka güzel kitaplar da geliyor. :) Benim dikkatimi Arkadya Yayınları'nın kitapları çekti, Dostluk Ekmeği, Mart Menekşeleri, Britanya Yolu ve Gülümse Anılarına indirime giren kitaplardan. Bunların dışında Ara Dünya, Vampir Lestat gibi fantastik okurların ilgisini çeken kitaplarda var. Ama bana kalırsa indirim en çok polisiye-gerilim severlerin hoşuna gider, o tarz baya kitap vardı.


Aldığım kitaplara geçecek olursam, evet orada bir Opal var! D&R'ye ilk girdiğimde Opal daha gelmemişti ben kitaplara bakınırken getirdiler. O kadar mutlu oldum ki anlatamam hiç beklemediğim bir anda Opal'ime kavuştum. Aynı Yıldızın Altında şu sıralar çok popüler bir kitap, hem kitapçılar da hem de bloggerlar da fazlasıyla rastlıyorum. Yazarın Alaskanın Peşinde'sini okumuş ve çok beğenmiştim. Bu kitabında onun kadar güzel olacağına eminim. Güller ve Dikenler geçen hafta D&R'de bakınırken gözüme çarptı, kitap iki taraflı yani hikayeler arka ve ön kapağından başlıyor. Ciltli olması da artısı. Fahrenheit 451 uzun zamandır almak istediğim bir kitaptı, beğeneceğimden emin olarak aldım diyebilirim. Opal'den sonra o okunacak.


En Uzun Gece'yi aslında kardeşim için aldım ama ben de okumak istiyorum, kısmetse Ahmet Altan'ın okuduğum ilk kitabı olacak. Altındaki kitaplarsa indirimden aldıklarım. Sağdan birinci Mezarı 5tl'ye görünce çok sevindim ve hemen kaptım. Konusu çok ilgimi çekti, ne zamandır aklımdaydı zaten. Nemesis'i gittiğim başka bir D&R'de almış ve vazgeçip bırakmıştım. Sonra bir bloggerın çok beğendiğini okuyunca almaya karar verdim. Sistem Can Yayınları'nın 5tl indirimindeki kitaplardan. Konusu oldukça ilginç, bir arama motorunun yaydığı virüsten dolayı dünyada ortaya çıkan kaosu anlatıyor. Tabii bu durumda yaratıcıları cinayet sorumlusu konumuna düşüyor ve antivirüs programını üretmeleri gerekiyor. 


Ve Opal.. Selam Daemon eheheh. 


Çekiliş Sonucu

2 yorum:

Çekiliş sonucunda kazanan kişi Serkan Özkan olmuştur. Kendisine birazdan mail adresi yoluyla bildireceğim, 48 saat içerisinde geri dönmezse yeni bir kazanan seçeceğimden takipte kalmanızı öneririm. :) Herkese iyi pazarlar!

4 Temmuz 2013 Perşembe

Yeni Dizi: Under the Dome

8 yorum:

Stephen King'in kitabından diziye uyarlanan Under the Dome henüz iki bölümü yayınlanmış olan bir dizi. Çok yeni olduğundan yorum yapamıyorum ama izleyecek bir şeyler arıyorsanız tavsiye ederim, şu an için gayet güzel gidiyor.

Konusu:
Güzel, güneşli ve tamamen sakin bir bahar gününde, Maine’deki Chester’s Mills isimli küçük kasabanın dünyayla olan bütün bağlantısı, açıklanamayan görünmez bir güç alanı tarafından aniden kesilir. Uçaklar görünmez bir kalkana çarpar, şiddetli bir yağmur önüne geleni yıkıp yerle bir eder. Havadan kasabaya düşen, yanan uçak parçaları vardır. Kubbe yavaş yavaş alçalırken bahçevanın eli kopar. Arabalar infilak eder. Aileler birbirinden kaçar, herkes panik içindedir. Hiç kimse bu kalkanın nedenini, neden, ne zaman geldiğini ve ne zaman ortadan kalkacağını bilemez. 
Bir Irak savaşı gazisi Dale "Barbie" Barbara, kasabada birkaç vatandaş ile gruplaşır: Kasabanın The Democrat isimli yerel gazetesinin sahibi Julia Shumway, fizik terapi uzmanının hastanedeki asistanı, seçilmiş bir kadın ve üç cesur çocuk. Bunların karşısındaysa, her şeyi göze almış -cinayete bile bulaşabilecek- politikacı James "Big Jim" Rennie vardır. Big Jim, gücünü elinde tutmak istemektedir ve oğlu da korkunç bir sırra sahiptir. Fakat herkesin asıl düşmanı, aslında Kubbe'nin kendisidir. Çünkü zaman gittikçe azalmaktadır. 

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Kitap Yorumu: Kralların Çarpışması Kısım II

2 yorum:

Buz ve Ateşin Şarkısı Serisi'nin ikinci kitabı olan Kralların Çarpışması'nın ikinci kısmını birkaç gün önce bitirdim. Blogumu takip ediyorsanız Taht Oyunları'nın dizi ile birebir aynı olduğunu söylemiştim ve bu yüzden ilk kitapla uzun bir süre oyalanmıştım. Kralların Çarpışması ise diziden farklı pek çok şey barındırıyor ve yüksek temposuyla sıkılmadan kendini okutturan cinsten. Kısım II'ye gelecek olursam, kitap genel olarak Karasu Savaşı üzerine kurulu. Bunun yanında Theon, Arya, Bran ve Jon'da benim için ön planda olan karakterlerdi. Theon'un Kışyarı'yı işgal etmesi de diziye göre çok daha ayrıntılı anlatılmış. Ben mi yanlış hatırlıyorum bilmiyorum ama dizide Theon'un Bolton'un piçinin eline nasıl düştüğü gösterilmemişti sanki. Kitapta bunun nasıl olduğunu da öğreniyoruz.

Daenerys köşesine bakacak olursak, Ejderhaların Annesi geldiği şehirde zengin bir tüccar tarafından ağırlanmaktadır ve Quarthlı adam Dany ile evlenmek istiyordur. Bunun yanında ejderhaları isteyen büyücüler Dany'i Ölümsüzler Sarayı'nda tuzağa düşürmeye çalışırlar ancak ejderhalardan biri kızımızın hayatını kurtarır ve saraydan çıkabilmesini sağlar.

Bu arada Duvar'ın ötesinde yabanıllar kendini göstermeye başlamıştır. Jon Snow bu kitapta Yarımel'i öldürerek yabanıllara kendini kanıtlar ve onlardan biriymiş gibi davranır. Bunu yapmasaydı yabanıllar onu da Yarımel'i de hatta belki kurdunu da öldürecekti ama dizide Ygritte gibi kızı bırakıp gittikten sonra Jon'dan çok soğudum, bir tek kurda zarar gelmesine üzülürdüm yani.


Tek tek hangi cephede ne olduğunu anlatarak uzatmayayım fakat son olarak Arya'nın "Gelincik Çorbası" ile Harrenhal'daki esir kuzeylileri kurtarıp kalenin Bolton'un eline geçmesine yardımcı olduğunu ekleyeyim. Kitapta beni sinir eden noktalardan biri de Arya'nın Stark olduğunu anlatmamasıydı. Sonuçta kale abisinin krallığındaki adamlara geçmişti. Dizide söylendiğinin aksine Arya ilk kez kaçarken birini öldürüyor. Bu kaçışın Jaqen H'ghar ile bir ilişkisi de yok. Kitapta bunun benzeri diziden farklı bir sürü ayrıntı var hatta çok farklı olan ve dizide sözü geçmeyen ya da daha ileride geçen şeyler. Bu sayede diziyi izlemiş olsam da okurken hiç sıkılmadım aksine bazı yerlerde olayların farklı ilerlediğini öğrenmek daha bir keyif alarak okumamı sağladı.

Önceden diziyi izlediğim için kitapla diziyi karşılaştırarak yorumlamış gibi oldum tabii insan ister istemez kıyaslıyor okurken. Kitaplar benim için daha tatmin ediciydi çünkü ayrıntılar daha bol ve karakteri çok daha iyi tanıyoruz. Diziyi izleyip kitapları okumak isteyenlere tavsiyem ilk kitapta çok oyalanmayın zaten hemen hemen her şey aynı. Merak ettiğiniz sahneleri okuyup geriye kalanını hızlıca tararsanız daha iyi olur bence. Yok ben hiç sıkılmadan okurum diyorsanız beklediğiniz kabahat hemen ilk kitabı alıp başlamanızı öneririm. ^^

Puanım:
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...