27 Kasım 2013 Çarşamba

İlgimi Çeken Kitaplar #3

Hiç yorum yok:
Bu hafta sınavlardan ve ödevlerden vakit bulup kitapları inceleme fırsatım pek olmadı doğrusu. ama her kitapsever ne kadar yoğun olursa olsun mutlaka almak istediği bir kitaba denk geliyor sanırım. :)


Losing İt - Cora Carmack / Pena Yayınları

Gülen Yorumbaz'da görmüş ben de onun sayesinde haberdar oldum kitaptan. Henüz türkçesi çıkmadı ama yakın zamanda bekliyoruz. Goodreads'den anladığım kadarıyla güzel bir konusu var. Arkadaş çevresindeki tek bakire olan kızımız bu durumdan sıkılıyor ve tek gecelik bir ilişki yaşamak istiyor. Karşısına çıkan yakışıklı ise bilin bakalım kimmiş, kızın tiyatro öğretmeni.






Lanetliler Ormanı - Carrie Ryan / Pegasus Yayınları

Mary’nin dünyasına basit gerçekler hâkimdi… 


Rahibe Kardeşliği her zaman en doğrusunu bilir.
Koruyucular kollar ve hizmet eder.
Lanetliler hiçbir zaman pes etmez.
Ve gözünü, kasabayı çevreleyen tel örgülerden ayırmaman gerekir.
Kasabayı, Lanetliler Ormanı’ndan koruyan tel örgülerden…

Mary’nin kanıksadığı bu gerçekler, onu birer birer yüzüstü bırakmaktadır. Rahibe Kardeşliği ve Koruyucularla ilgili sırları keşfederken sorgulamaya başladığı hayatı, Lanetlilerin tel örgüleri aşmasıyla yerle bir olur. Mary artık hem yaşamın hem de ölümün acımasızlığıyla yüz yüzedir.
Tel örgülerin ardındaki Lanetliler Ormanı’nda bir ölüm kalım savaşına atılan Mary, hayallerindeki okyanusa ulaşmak için kasabası ile geleceği, sevdikleri ile kendisini sevenler arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır... 





MERLYN - T. A. Barron / Parodi Yayınları


Büyü temalı kitaplara bayılıyorum. *.* Merlin'in hikayesini bir de bu kitaptan dinlemek gerek.








24 Kasım 2013 Pazar

Kitap Canavarlarının 4. Blog Turu: Ötekiler Arasında - Jo Walton (Yorum)

Hiç yorum yok:


Anlatılmaz yaşanır diyebileceğim bir kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Fantastik ama bir o kadar gerçekçi, akıcı ve bilim-kurgu romanlarıyla dolu bir kitap Ötekiler Arasında. Galler'in vadilerinde perilerin arasında başlıyor ve sihri en başından hissediyorsunuz. Hugo ve Nebula ödüllerini kazanmasına şaşmamak gerek, Jo Walton içinde kaybolacağımız bir dünya yaratmış. İyi ki İthaki dilimize çevirmiş, iyi ki tur kapsamında bizimle olmuş.

Arka kapak yazısında anlatıldığı gibi, hikaye tam bir kitapkurdu olan ve perileri görebilen Mori'nin yaşamından bir kesitle karşımıza çıkıyor. İkizi de var Mor. Ancak o annelerinin sebep olduğu bir kazada hayatını kaybetmiş. Aynı kaza Mori'nin topal kalmasına neden olmuş. Kazanın ardından yatılı bir okulda eğitim görmeye başlayan Mori bir yandan annesinin kötü büyülerinden korunmaya çalışırken diğer yandan okuduğu kitaplarla bizi bilim-kurgu ve fantastik eserlerle dolu sayfalarla karşılıyor. Karakteri kıskanmadım desem yalan olur, bir kitabı bitirip peşine ötekine başlıyor. O kadar hızlı okumasına çok imrendim doğrusu. Tabii kitapların sadece ismi geçmiyor her biri hakkında kısa kısa bilgiler öğreniyoruz. Ötekiler Arasında sayesinde bilim-kurgu türü hakkında baya bir fikir edindim. En kısa zamanda kitapta adı geçen kitaplardan birkaç tane seçip alacağım.

Kütüphane kavramı Ötekiler Arasında'da büyük yer kaplıyor. Mori kütüphaneler arası ödünç sistemi sayesinde istediği çoğu kitaba ulaşabiliyordu. Bizde de kütüphanelere bu kadar çok önem verilse keşke.

Kitap hakkında söyleyeceğim şeylerden birisi de dingin oluşu. Belli bir temposu var ve bu ne düşüyor ne de yükseliyor. Ama kesinlikle sıkıcı değil. Sakin, öğretici ve onca sihir kavramına rağmen bir o kadar mantıklı bir kitap okudum. Bunda Mori'nin zeki bir kız olmasının etkisi var. Hani özgür, zeki ve çekici bilim kadınları ya da yazarlar olur ya Mori de öyleydi. Kimseye ihtiyacı yoktu. Çantasını içindekiler ona yetiyordu. Kitaplar, gezerken nerede olduğunu anlayabilmesi için bir harita ve yanında ne olur ne olmaz diye taşıdığı para. Tabii yürümesine yardımcı olan bastonu da var. Öhöm, neyse. Bu kitaba bayıldım. Blogumu takip eden herkese tavsiye ediyorum. Okuyacak hoş bir şeyler arıyorsanız Ötekiler Arasında'ya bir şans verin. Kitaplarımızı veren ve bu tura destek olan İthaki Yayınları'na çok teşekkür ederim.

Puanım tabiki  5 kuzgun. =)


22 Kasım 2013 Cuma

Etkinlik: Üç Blogger ile Son Zamanlarda

5 yorum:

Vampirellanın Güncesi, Optik'in Kitap Blogu ve Büyülü Ayraç olarak toplandık, eğlenceli bir etkinlik hazırladık. Son zamanlarda başlığıyla oluşturduğumuz 10 soruya cevap vermek için etkinliğe katıl! Cevabını yorum olarak atabilir ya da blogunda konuyu işleyebilirsin. İşte sorular:

Son zamanlarda:

1. Seni mutlu eden bir kitap haberi


2. Okuyup da çok beğendin bir kitap

3. Okuyup da beğenmediğin, seni hayal kırıklığına uğratan bir kitap


4. Okuma alışkanlığında bir değişim oldu mu? Son iki ayda kaç kitap okudun?


5. Gözüne kestirdiğin, mutlaka okumalıyım dediğin kitaplar hangileri?


6. Etkinliği takip edenler bir kitap öner!


7. Okuyup da yarım bıraktığın bir kitap


8.En çok hangi yayınevinin kitaplarını okudun?

9. Bu ay okuduğun en uzun kitap neydi ve kaç sayfaydı?

10. Hediye kitap aldın mı? Aldınsa bizimle paylaş.


Cevaplarım

Büyülü Ayraç 1. Yaş Günü Çekilişi

119 yorum:


Blogumun birinci yaşı 16 aralıkta doluyor. Bu zamana kadar beni takip eden kitapsever dostlarıma çok teşekkür ederim. Birinci yaş gününde bitecek bir çekiliş düzenleyerek resimde görmüş olduğunuz 5 kitabı 5 kişiye hediye edeceğim. Aşağıdaki Rafflecopter formundan çekilişe katılabilirsiniz. Haklardan bir tanesine "En sevdiğiniz kitap nedir ve bu kitabı sevme sebebinizi kısaca açıklayın." seçeneğini koydum. Kim hangi kitapları seviyor görmüş olurum. :) Facebook paylaşımlarını yaparken yukarıdaki resmi koymanız gerekiyor, seçenekte yazıyor ama buradan da söyleyelim dedim. Düşüncelerin benim için önemli kısmını da lütfen doldurun blogumda görmek istediğiniz şeyleri ya da değiştirmemi istediklerinizi öğrenmek istiyorum.

Çekiliş bu akşamdan başlamış olup 16 aralıkta yani blogun birinci yaş gününde bitecek şekilde programlandı. Kazananları seçtikten sonra mail atacağım ve iki gün içerisinde dönmezlerse yeni kazananlar belirleyeceğim. Kargo ücreti bana ait, kitapları kitaplığımdan veriyorum. Hepsi tabii ki de orijinal ve özellikle Oksa Pollock kocaman ciltli süper bir kapağa sahip. :D Fantastik, romantik ve gerilim türlerinde kitaplar koydum ki herkesin seveceği şeyler olsun. Umarım kitaplar onu en çok isteyen kişilere gider, bir nevi yılbaşı hediyesi olur hem diyor ve herkese bol şans diliyorum.


a Rafflecopter giveaway

20 Kasım 2013 Çarşamba

Kitap Yorumu: Mekanik Prenses - Cassandra Clare

12 yorum:

Cehennem Makineleri Serisi'ne Ölümcül Oyuncaklar'dan önce başlamıştım. Kitabın türkçesinin ilk çıktığı zamanlardı, hep uğradığım bir sahafta birden fazla kopyasını görünce merak edip almıştım. (Not: o sahafı sonradan hiç sevmedim bir sahafa göre pahalı satıyordu ve nihayetinde gayet işlek bir yerde olmasına rağmen kapandı.) Kitabın başlangıcında Will'in bir iblisi parçalama sahnesi vardı, tiksinmiştim bu ne biçim başlangıç demiştim falan. Tabii nerden bileyim o seri çok ünlü olan Ölümcül Oyuncaklar'ın geçmiş zamanları niteliğinde çıkmış. Gölge Avcıları'nı kısa sürede benimsedim, Cassandra nefilim olayını harika bir üslupla ele almıştı. İlk kitap soru işaretleri ile bitince ve ikincinin çıkmasına baya uzun bir süre olunca Ölümcül Oyuncaklar'a sardım ben de. Cehennem Makineleri kadar güzel gelmese de ilk kitap olan Kemikler Şehri'ni sevmiştim. (gerçi şu an ikisini birbirinden ayıramıyorum eşitler gözümde.) Zaman geçti, Mekanik Prens çıktı, yine şaşırtıcı olaylarla bitti. Ben başından beri Jem'i sevdim açıkçası Will'i hep eksik bulmuşumdur. O yüzden Mekanik Prenses'de ne olacağını ve nasıl biteceğini çok merak ediyordum. Kitabı okumaya başladığımda dedim eğer Jem'e bir şey olursa daha da bu kadının kitaplarını okumam. Oldu mu olmadı mı orasını anlatmıyorum tabiki de spoilera kaçmasın. Seriyi okuyanlar bilir Jem ölümcül bir hastalığın pençesindeydi ve herkes ona öleceği gözüyle bakıyordu.

Kitaplarda görünce yeter artık dediğim şu gereksiz aşk üçgenleri maalesef bu seride de var. Tessa serinin ilk başlarından itibaren hep Will ve Jem arasında kaldı. Kimi diğerinde daha çok sevdiğine bir türlü karar veremedi. Neyse ki Tessa'nın ne tür bir varlık olduğu gizemi koruyordu da aşk üçgenine daha az sinir oluyordum. Zaten Jem gibi biri dururken neden Will'i de sevdi hiç anlam veremedim. Sanırım seriyi sevenlerin çoğu Team Will ama ben en başından beri Jem'i tercih ettim. 

Bu yazı aslında sadece Mekanik Prenses'in yorumu olacaktı ama seriyi okumayanlar da spoiler almadan az biraz bilgi sahibi olsun dedim. Ben de o ara içimi dökmüş oluyorum falan. :P İkinci kitabı bitirdiğimde kafamda oluşan ana fikir "Allah Belanı Tessa"ydı. Cidden kız tam bir süzme, ne yapacağını bilmeden hareket eden bir ergen. Seriyi okuyup Tessa'ya hak veren var mı bilmiyorum, sanmıyorum olduğunu. Son kitabı sadece Jem ve Tessa'nın ne olduğunu öğrenmek için okudum. Diğer sahnelerde çok keyif almadım açıkçası. Neyseki son kitap Tessa'nın ne tür bir varlık olduğu üstüne kuruluydu da okuttu kendini. Bu arada seri bu üç karakterin etrafında dönmüyor tabiki de. İkinci kitap da ortaya çıkan Lighwood kardeşleri de çok sevdim. Özellikle abi Giedon'u. Aslında seride o kadar çok karakter var ki ve Cassandra hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmiş, hepsinin sonunda ne olduğunu görebiliyoruz. Bu yüzden bu kadının yazdıklarına bayılıyorum.

19 Kasım 2013 Salı

Ben de Kütüphaneye Gitmek İstiyorum!

10 yorum:

Ötekiler Arasında'nın kahramanı Mori tam bir kitapkurdu. İngiltere'deki kütüphaneler arası ödünç sistemi sayesinde ülkesinde baskısı olan istediği tüm kitaplara kavuşuyor, sürekli okuyor. Benim bir huyum vardır, okuduğum kitabın ana karakterinde hoşuma giden bir şey olursa çok özenirim. Aynısını yapmak isterim. Şu an yapmak istediklerimin ilk sırasında deli gibi bilim-kurgu okumak ve kütüphane ziyaretleri yapmak var. İstanbul'da sürüsüne kütüphane var ama henüz aradığımı bulamadım. Bir de evimin yakınlarında pek yok sanırım, olsa kesin dikkatimi çekerdi. Zaten bizim ülkemizde kütüphane kültürü yok pek. En son geçen sene kütüphaneye ödev araştırması için gitmiştim, İstanbul Üniversitesi'nin dibinde olmasına rağmen çok yavan bir yerdi. Çalışanları özensiz, ortam soğuk. Gelen birkaç kişi de test çözmek için oradaydı. Kimse romanları incelemiyordu mesela. Kısa bir süre için de olsa kitaplıklara göz gezdirdim ve az çok fantastik kitaba rastladım. Şaşırdığım bir nokta oldu, korsan kitaplar da vardı. Belki o kitapları birileri bağışlamıştır ve gözden kaçmıştır korsan oldukları ama devlet kütüphanesine dahi korsan sızmış olması beni üzdü.


Şimdiye dek gördüğüm kütüphaneler arasında en iyisi kuşkusuz Hogwarts Kütüphanesi'ydi. Felsefe Taşı'ndan itibaren bizimkiler takıldığı her noktada kütüphaneye başvururdu. Her tarafı kitaplarla dolu olan bir okulda okumak güzel olsa gerek, bizim kütüphanemiz o kadar küçükki, lisedeki bile daha iyiydi.

En kısa zamanda kendime bir kütüphane belirleyip düzenli olarak gitmeye başlayacağım. Siz kütüphanelere gidiyor musunuz ya da önereceğiniz güzel bir kütüphane var mıdır acaba?

18 Kasım 2013 Pazartesi

İlgimi Çeken Kitaplar #2

4 yorum:
Bu hafta yayınevlerinin ve alışveriş sitelerinin sayfalarını incelerken gözüme takılanlar neymiş bir bakacak olursak:

Çürük ve Harabe - Jonathan Maberry / Parodi Yayınları

Parodi Yayınları yeni bir yayınevi olmasına rağmen yayınladığı kaliteli kitaplarla okuyucu kitlesini oluşturdu bile. Çürük ve Harabe zombiler tarafından işgal edilmiş bir ülkede bir grup insanın yaşama savaşını ele alan fantastik türde bir roman. Benim de kitaplığımda bulunan bu kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. ^^













Rüyalar - Daniela Sacerdoti / Milena Kitap Yayınları

O kapakta bir kuzgun mu var yoksa bana mı öyle geldi? :) Sarah Midnight üçlemesinin ilk kitabı olan Rüyalar kapağıyla ben gotik - fantastik türündeyim diye bağırıyor adeta. Tabii okumadığım için gerçekten öyle mi bilemeyeceğim. Konusu şöyleymiş:

On yedi yaşındaki Sarah Midnight’ın rüyaları on üçüncü yaş gününden itibaren ifritler yüzünden kâbusa dönmüştür. Ancak çoğu kişininkinin aksine Sarah’nın kâbusları gerçekleşmektedir. Sarah, Midnight Kanı taşıyor olmanın asıl belalarından uzakta, dehşet içinde ama güvende yatağında beklerken, rüyaları anne ve babasına avlarının yerini göstermektedir. Ancak zamanla olaylar farklı bir hal alır. Ailesi öldürüldükten sonra onların görevini devralmak zorunda kalan Sarah inanılmaz tehlikelerle dolu gizli bir dünyanın ortasında kendini bulur. Bir başına ve hazırlıksız yakalandığı bu savaşta Sarah çok geç olmadan kanında var olan güçleri kullanmayı öğrenmek ve kime güveneceğine karar vermek zorundadır.



Gölün Cadısı - Elizabeth George Spare / Epsilon Yayınları

Cadıların konu olduğu kitaplar ilgimi çekiyor, özellikle de orta çağ zamanlarında geçiyorsa. 1687 yılında geçen roman teyzesinin yanına taşınan Kit'in arkadaşı Hannah'ın cadılık ile suçlanması üzerine bir roman. O dönemlerde cadılık suçunun cezasının ölüm olduğunu belirteyim.












Mistik Şehir - Theo Lawrence / DEX Yayınları

Aşk asla unutmaz.
Manhattan sular altında.
Küresel ısınma, kaotik bir şehir yarattı.
Bir kız, aşkını hatırlamıyor.
Ve tıpkı Romeo ve Juliet'teki gibi
iki düşman aile yüz yüze geliyor.
Manhattan’ın hükümdarları
sular altındaki eski şehri yoksullara bıraktılar.
Ve kendilerine gökdelenlerin tepesinde
yepyeni bir şehir inşa ettiler.
Şimdi büyü gücüne sahip mistiklerin enerjilerini
sömürerek ayakta kalıyorlar.
Yükseklerde yaşayan Aria Rose,
ailesinin gücünü artırmak için bir evliliğe zorlanıyor.
Fakat yakışıklı bir mistik ve tutkulu
bir devrimci olan Hunter’ın ortaya çıkışı
Aria’nın hayatını sonsuza dek değiştiriyor.

Korkunç bir isyan ateşlenmek üzere…

Between The Devil And The Deep Blue Sea - April Genevieve Tucholke / Parodi Yayınları

Parodi'den yakın zamanda çıkmasını beklediğim kitap. Konusu çok ilgimi çekti. Ve Allah'ım nasıl uzun bir yazar adı o yazarken tükendiğim vallahi. :D

Konusu:
“Gökyüzündeki bulutlar yavaşça dağılıyor. Süzülen ay ışığı, üç erkek çocuğunun hareketsiz silüetini aydınlatıyor belli belirsiz. Işık yüzlerine vurduğunda, bana dikilmiş, donuk bakışlarını görüyorum. Yüzleri bir ölününki kadar beyaz, bakışları karanlık, içim eziliyor, titriyorum. Öyle duruyorlar ki karşımda, çocuk değiller, hiç olmamışlar sanki.”

Ressam ebeveynleri yurt dışında servetlerinden kalanları tüketirken, 17 yaşındaki ikizler Violet ve Luke White, bir zamanlar görkemli, şimdiyse köhne malikâneleri Citizen Kane’de, büyük anneleri esrarengiz Freddie ile birlikte yaşarlar. Fakat bir gün, biricik Freddie’si ölünce, Violet yapayalnız kalır ve hayal dünyasıyla arkadaşlık etmeye başlar. Çünkü elinde kalanlar, hiç anlaşamadığı erkek kardeşi Luke ve tek komşuları olan tutkulu Sunshine’dan ibarettir. Ta ki bir gün gizemli misafir River West misafir evlerini kiralayana kadar.
Çarpık gülüşlü, zeki ve mükemmel bir yalancı olan bu misafir, birkaç gün içinde hem Violet’ın hem de tüm Echo kasabasının hayatını değiştirir. Doğaüstü yetenekleri olan River, etrafındaki herkes için tehlike saçarken, Violet için hem tekinsiz bir yabancı hem de karşı konulamaz bir varlıktır. Tüm bunlara ek olarak hem kasabanın hem de White ailesinin sırları birer birer açığa çıkmaya başlayınca, Violet kendini sımsıkı bir düğümün ortasında bulur.

Bu haftaki ilgimi çeken kitaplar böyleydi. İçlerinde okuduğunuz ya da okumak istedikleriniz var mı? 

Carrie: Günah Tohumu

Hiç yorum yok:

Stephen King'in romanından uyarlanan Carrie'yi uzun zamandır bekliyordum. Filmi geçtiğimiz cuma izleme fırsatım oldu. Açıkçası beklediğimi bulamadım, belki Göz'ü okurken çok beğendiğimden filmine fazladan beklentiyle gittim bilmiyorum. Zaten hangi kitaptan uyarlama film kitabı kadar iyi oldu ki? Konusuna kısaca değinecek olursam Carrie White inanılmaz derece dindar (onlara bir şey deniyordu ama unuttum şimdi.) bir ailede doğmuştur. Annesi kızını küçük yaştan beri İncil'de dahi geçmeyen ağır dini yükümlülüklerle büyütmüş, çevresinden asimile etmiştir. Kadın terzilik yapıyor mesela günahkar bir elbise diktiği için kendine ceza olsun diye bacağını deşiyor falan. Hani Hz. İsa'nın acılarını çekme amaçlı bedenlerine zarar veren bir grup var ya bu bayan da o kesimden. Bu derece dindar bir annenin kızı olduğu için okul arkadaşları Carrie'yi dışlıyor. Sürekli tacize maruz kalan Carrie'ninse tek istediği normal bir kız olmak.

Tam da normal olmak istemişken kızımız normallik hayalini sonsuza dek kapatacak bir şey keşfediyor, telekinezi gücü. Eşyaları hareket ettirebilmek Carrie için kendisini özel hissetmesini sağlayan bir sığınak ama içinize şeytan kaçtığını düşünecek türde bir anneniz varsa durumun rengi değişiyor.


Bu resimde Carrie annesinin zorla soktuğu dolabın içinde. Orası dua edilmesi için kurulmuş bir mekan ama etraftaki ölü İsa heykelciklerinden ötürü fazlasıyla ürkünç.

Hem annesinin baskısı hem okuldakilerin zorbalıkları hem de telekinezi olayı olunca Carrie patlamaya hazır saatli bomba haline geliyor. Filmin ilk yarısı hatta 3/4'ü sahneyi tanıtmak üzerine kurulmuş. Olaylar daha sonra başlıyor ve ne olduğunu anlayamadan film bitiyor. Bunun yerine en başından beri bazı olaylar olsaydı ve aynı zamanda karakterleri tanımamızı sağlayacak sahneler çekilseydi film adamakıllı bir hal alabilirmiş. Carrie = dışlanmış süper gücü olan kız ve Annesi= yobaz kadın der gibi yapmaları karakterleri hissedemeden filmin bitmesine sebep olmuş.

Göz'ü okumanızı şiddetle tavsiye ederim ama 2013 yapımı Carrie için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Sinemaya gitmeye değmeyeceğini düşünüyorum. Bu arada oyuncular karakterlere yakışmış unutmadan onu da söyleyeyim.

17 Kasım 2013 Pazar

Kitap Canavarlarının Blog Turu / Ötekiler Arasında'nın Yazarı Jo Walton'u Tanıyalım + Çekiliş

Hiç yorum yok:

Kitap Canavarları olarak bu blog turumuzda, fantastik edebiyatın kapılarını çok kaliteli bir kitap ve harikulade bir yazarla araladık. Kendileri Jo Walton oluyor efendim, kitabımız ise İthaki Yayınları'ndan  yeni çıkan Ötekiler arasında.

Kitap hakkında hiçbir şey bilmiyorum, turu şimdi öğrendim diyorsanız buraya bakabilirsiniz. Önceki yazılarımda dile getirdim mi bilmiyorum ama bu tur KCBT kapsamında en çok sevdiğim tur oldu, kitaba gerçekten bayıldım çünkü.

Jo Walton 1 Aralık 1964'de Galler'de doğmuş. İlk kitabı olan The King's Peace 2000 yılında yayınlanmış. "Tir Tanagiri" serisinin ilk kitabı ve Kral Arthur hakkında olan The King's Peace Walton'un yazarlık serüveninin de başlangıcı olmuş. Yazarımız 13 yaşından beri yazıyormuş onu da belirteyim.


2003 yılında yayınlanan kitabı Tooth and Claw 2004'de  World Fantasy Award for Best Novel ödülünü kazanmış. Ejderhalar hakkında olan bu kitabı da dilimize en kısa zamanda çevrilir umarım. 








Tur kapsamında incelediğimiz Ötekiler Arasında 2011 yılında yayınlanmış ve Hugo ile Nebula ödüllerinin sahip olmuş fantastik bir eser.

Yazarın Goodreads sayfasına bakarken şöyle bir cümle ile karşılaştım.
Jo Walton writes science fiction and fantasy novels and reads a lot and eats great food.

Yemek kısmı dikkatimi çekti şahsen ben de yemeyi çok seven bir insanım. Zaten çok okuyan ve çok yiyen insandan zarar gelmez bunu bilir bunu söylerim. Neyse, Jo gerçekten de çok okuyormuş. GR sayfasını incelerseniz 2792 adet kitap okuduğunu görebilirsiniz. 

Evli ve bir çocuk annesi olan Jo Walton ilk kitabı yayınlandıktan sonra Kanada'ya taşınmış. Yazar hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz aşağıdaki linkleri inceleyebilirsiniz.

http://en.wikipedia.org/wiki/Jo_Walton
https://www.goodreads.com/author/show/107170.Jo_Walton

Tur takvimimiz


Çekilişimize katılmayı unutmayın, 3 kişiye İthaki Yayınları sponsorluğunda Ötekiler Arasında'yı hediye ediyoruz. :)



a Rafflecopter giveaway

16 Kasım 2013 Cumartesi

Ötekiler Arasında Blog Turumuz Yayında!

Hiç yorum yok:

Kitap Canavarları olarak fantastik edebiyatın uzun zamandır çıkarttığı en kaliteli eserlerinden birini inceliyor, 3 kişiye hediye ediyoruz. Turun ilk gününde ön okuma ile Mavi Kalem'deyiz, kitap hakkında fikir edinmek isterseniz sizi buraya alayım.

13 Kasım 2013 Çarşamba

Kitap Tanıtımı: Çürük ve Harabe - Jonathan Maberry

Hiç yorum yok:

Çürük ve Harabe elime dün ulaştı. Öncelikle şunu belirteyim, kitabın kalitesi harika. Kapağı, dokusu, sayfa düzeni, boyutu... Çok beğendim çok. =) Konusu ise şöyle:

Yalnızca iki seçeneğiniz var 
Çalışmak ya da ölene hatta öldürülene kadar aç kalmak. 
Zombiler tarafından işgal edilen çorak bir ülke. Kendi yasalarıyla çevrelenmiş küçük bir kasaba. Burada 15 yaşına giren herkes çalışmak zorunda. Çitlerin içinde veya dışında çalışmayanın sonu açlıktır.
Benny artık 15 yaşındadır. Çalışmak için birçok iş dener ancak bir türlü başarılı olamaz. Abisi Tomun sürdürdüğü aile mesleği ise ona göre değildir. Fakat çaresiz kalan Benny bu işi kabul eder. O bir zombi avcısıdır artık. Ancak istemeyerek üstlendiği bu görev ona bambaşka bir şey öğretir İnsan olmanın ne demek olduğunu...
Jonathan Maberrynin zombi cehenneminde kendi yolunu bulmaya çalışan bir gencin olgunlaşma evresini ustalıkla kaleme aldığı eseri Çürük ve Harabeyi soluksuz okuyacaksınız.


Çürük ve Harabe'yi okuma fırsatı tanıdığı için Parodi Yayınları'na çok teşekkürler.

12 Kasım 2013 Salı

KCBT 3. Blog Turu / Uykusuzlar - Gülşah Elikbank Kitap Yorumu

Hiç yorum yok:


Rüyalar, Tanrı'nın insanlarla konuşma 
yolu olabilir mi? 
Peki ya Evren, Tanrı'nın rüyasından ibaretse?
İnsan uyurken mi hayattadır, hayattayken mi rüyada?

   Bir lanetle, kaderle, gölgelerle ve rüyalarla boğuşan Nina'nın sürükleyici macerasına sahne olan Uykusuzlar, fantastik dünyaların felsefeyle yoğrulduğu bir aşk hikâyesi… 
"İnsan hayallerini somutlaştırmak ve sorularını, gözü kapalı gördüklerini, herkese ait kılmak için yazıyor olabilir. İçimizden birileri ise ne yana baksa dünyanın yetersizliğiyle karşılaşır ve gerçeğin sınırlarını zorlayıp esnetmek için yazar. Çünkü gerçek katıdır ve arzulayıp ulaşamadıklarımız kadar anlayamadığımız birçok şey de çizginin öte yanındadır. Gülşah Elikbank bakışını, gönlünü bu öteki yana, gerçeğin görünmez yanlarını da içinde taşıyan fantezinin, uçsuz bucaksız, bereketli topraklarına çevirmiş yetenekli bir yazar. Bizde pek gelişememiş olan fantastik edebiyatın göz dolduran, hızla parlayan yıldızlarından biri.

   Elikbank, yeni romanı Uykusuzlar'da rüyalara eğiliyor. Gerçek ya da düşsel roman kahramanlarını aşkları, çelişkileri, açmazları, olağan ya da olağandışı rüyaları, rüyasızlıkları ve insanlığı tehdit eden sorunlara çare arama çabaları temelinde anlatıyor. Romanın özeti ve sorduğu evrensel değerdeki soru ise şu: Hepimiz aynı rüyayı görebilsek, dünya daha güzel bir yer olabilir mi?"
-İnci Aral-

Uykusuzlar Gülşah Elikbank'ın okuduğum ilk kitabı. Fantastik - romantik türünde yazılmış 197 sayfa olan kitabımız nasıl olduğunu anlamadan bitiveriyor.

Nina başarılı bir iş kadınıdır ve onu seven bir erkekle nişanlıdır. Tabii kızımızın aklında sorular var, çünkü nişanlısıyla arasında gerçek aşk çekimi yok gibi. Yıllar önce annesini kaybetmiş, babası yeniden evlenmiştir. Hatta Nina'yı nişanlısıyla tanıştıran kişi üvey annesidir.
Bir de Ares var, Nina'nın rüyalarında buluştuğu adam. İnsan rüyasında gördüğü birini sevebilir mi demeyin, Nina ona karşı bir şeyler hissediyor ve bunu saçma bulduğundan psikologlara gidiyor ama sonuç yok.

Kitaba ilk başladığımızda kendimizi hiç tanımadığımız bir fantastik türün yanında buluyoruz. Onların ne olduğunu kavramaya çalışırken bir yandan da alışkın olmadığım bir yazarın diline uyum sağlamaya çalıştım. İlk 30 - 40 sayfa boyunca falan uyum sağlayamadım da. Ünlemler beni rahatsız etti mesela o tip bir kitapta daha yumuşak cümleler olsa daha çok severdim. Sonra olaylar ardı ardına gelmeye başladı, bi' an dedim n'oluyoruz, nereden çıktı bu Ares? 

Kitabın en güzel yanı sonunda her şeyin biraz bulanık olması.  Pan'ın Labirenti'nin sonu gibi. Rüya mıydı gerçek miydi diye düşünüyorsunuz. Klasik sonlardansa böyle sonları tercih ederim şahsen. 

Kitap hakkında spoiler vermek istemediğim için konuya çok fazla girmeyeceğim, bakmayın aslında olay sadece Ares ve Nina'nın aşkı değil, çok daha farklı şeyler oluyor. Şaşırıp kaldığım yerler oldu, Gülşah Elikbank olayları çok iyi bağlamış. Bir süre sonra her şey uyum içerisinde ortaya çıkıyor kitapta.

Puanım:


Çekilişimize katılmayı unutmayın! ^_^



a Rafflecopter giveaway

10 Kasım 2013 Pazar

Ötekiler Arasında - Jo Walton Çok Yakında Kitap Canavarlarında

4 yorum:

Uykusuzlar turumuz tüm hızıyla devam ederken (salı günün yayındayım) İthaki'den diğer turumuz için düşündüğümüz Ötekiler Arasında geldi. Kitabı gördüğümde nasıl sevindim anlatamam, konusunu incelemiş ve çok beğenmiştim. Kapağının muhteşemliği de beni benden aldı. İlk sayfasını ilk cümlesini okudum ve kapattım. Şu an başka bir kitap okuyorum ve bu büyülü kitabı öylesine incelemek istemedim.  Eser şimdiden fantastik edebiyatının klasikleri arasında sayılıyor, birçok ödüle layık görülmüş.

Kısmetse Ötekiler Arasında 4. turumuzun konuğu olacak. Ayriyetten İthaki Yayınları sponsorluğunda üç kişiye hediye edeceğiz bu süper eseri. Takipte kalmanızı şiddetle tavsiye ediyorum dostlar kitap harika duruyor. *.* İlk defa bir tur için bu kadar heyecan yaptım, desteği için İthaki'ye sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. :)

Bu da kitabımızın arka kapak tanıtımı ve konu bilgisi:

John W. Campbell En İyi Yazar, Dünya Fantezi En İyi Roman ve Prometheus En İyi Roman ödüllerine sahip Jo Walton'dan bir başyapıt!Modern fantezi klasikleri arasında yerini şimdiden alan Ötekiler Arasında; Hugo, Nebula ve Dünya Fantezi ödüllerinin üçüne birden aday olmayı başaran -ve ikisini kazanan- çok az sayıda kitaptan biri.
Morwenna Phelps (Mori), perilerin ve insanların dünyası arasında sıkışık bir hayat yaşamaktadır. Galler'de yetişen Mori'nin en yakın arkadaşları periler ve bilimkurgu romanlarıdır. Deli bir büyücü olan annesi, perileri karanlık bir sona doğru sürüklemeye çalıştığında Mori kendisini topal bırakacak büyülü bir savaşta onunla yüzleşmek zorunda kalır… ve ikiz kız kardeşi ölür.
Yaşadığı üzücü olaylardan sonra İngiltere'ye, onu ve kardeşini doğumlarında terk eden babasının yanına gönderilir. Burada arkadaş bulmakta zorlanan Mori, büyü yaparak kendisi gibi düşünen insanları çevresine toplamak ister, ama yaptığı büyü annesinin dikkatini çeker. Bu durum, Morwenna'yı yıllardır kitaplardan öğrendiği her şeyi kullanmasını gerektirecek bir hesaplaşmaya doğru sürükler.
Yolu Tolkien, Le Guin ve Vonnegut'tan geçen herkesin kendisini bulabileceği "anı"lar taşıyan bu eser, fantastik ve bilimkurgu edebiyatının esinlerini bir araya getiriyor. Günlük biçiminde yazılmış olan Ötekiler Arasında sadece bir roman değil, tüm bilimkurgu ve fantastik edebiyat dünyasına topyekûn bir övgü ve selamlama.
"Tesadüfler zincirini oluşturan şey büyünün ta kendisidir… Parmaklarınızı şaklatarak bir gül yaratabilirsiniz ama bunun asıl nedeni uçakla geçen birinin tam o esnada düşürdüğü gülün elinize konmasıdır. Gerçek bir kişi, gerçek bir uçak ve gerçek bir gül vardır, ama elinizde bir gül tutuyor olmanızın sebebi büyü yapmamış olduğunuz anlamına gelmez." 

8 Kasım 2013 Cuma

Kitaplığımdaki Fantastik Yaratıklar: Melekler

15 yorum:


Daha önce kitaplığımdaki büyücüler ve vampirlerden bahsetmiştim. Şimdi de melek/nefilim ağırlıklı kitaplarımı paylaşayım dedim. Toplam on altı tane melek ağırlıklı konusu olan kitabım var. Çoğunluğu seri halinde. ilk serimiz Cassandra Clare'in yazdığı ve benim bayılarak okuduğum Ölümcül Oyuncaklar Serisi.


Ölümcül Oyuncaklar Cassandra'nın  Gölge Avcıları ırkını ortaya koyarak melek konulu kitaplara farklı bir boyut kazandırdığı seri. Gölge Avcıları yarı insan yarı melekler ve görevleri dünyamızı iblisler gibi kötü varlıklardan korumak. Bunun yanı sıra vampirler, kurtadamlar, büyücüler, periler gibi bir sürü fantastik ırk aşağı dünyalılar adı altında toplanmış olarak karşımıza çıkıyor. Her türden varlığın olduğu bir kitabı okumanın zevki apayrı ve vampirleri ilahlaştırmamış olması serinin güzel yanlarından biri bence.

Kemikler Şehri'nin filmi geçtiğimiz ağustos ayında vizyona girmişti. Yorumumu incelemek isterseniz buradan ulaşabilir ve seri hakkında daha geniş kapsamlı bilgi edinebilirsiniz fantastik sever dostlarım. ^^


Cassandra'nın Ölümcül Oyuncaklar'la aynı anda götürdüğü ve yine gölge avcılarını konu alan seri. ÖO'dan farkı ise 1800lerde geçiyor olması. Şu an Mekanik Prenses'in son 200lük dilimindeyim. Seri üç kitapla son buldu ve bana kalırsa ÖO'dan daha iyiydi.

6 Kasım 2013 Çarşamba

Blogumun Senesinin Dolmasına Bir Ay Kala...

4 yorum:


Büyülü Ayraç'ı aralık ayının 16'sında açmışım. O zamanlar arkadaşlarıma: "Bak, takipçi sayım 15 olmuş." der, kendi kendime sevinirdim. Şimdi belli bir düzeye ulaşmış olmak beni çok mutlu ediyor. Aynı mutluluğu takipçilerim de yaşasın istiyorum. O yüzden kasımın 16'sında başlayıp aralığın 16'sında son bulacak olan bir çekiliş yapacağım. Kaç kişiye hangi kitapları hediye edeceğim konusunda kafamda net bir şey yok. Kitaplığımdan vereceklerim de var satın alacaklarım da. Hazır pazar günü tekrar Tüyap'a gidecekken oradan alırım belki. Sizin bu konuda önerileriniz var mı, çünkü bu sefer basit bir çekiliş yapmak istemiyorum sadece. Acaba yarışma tarzı bir şey mi yapsam? :)

Okuyorum: Mekanik Prenses - Cassandra Clare

Hiç yorum yok:

Dracula'ya yeni başlamıştım ama Mekanik Prenses'i aylardır merakla bekliyordum. Elime alınca kendimi tutamadım, Dracula'ya ara verip Mekanik Prenses'e başladım. Bakalım neler olacak, lütfen Jem ölmesin, üzülmesin. :(

Bu arada tanıtım yazısı:

Gölge Avcıları yok olmanın eşiğine sürüklenirken tehlike ve ihanet, sır ve cazibe, aşk ve ölüm birbirine karışıyor! 
Tessa Gray mutlu olmalıydı. Ne de olsa bütün gelinler mutludur, öyle değil mi? Ancak Tessa, Jem Carstairs'la evlenmeye hazırlanırken Londra Enstitüsü'ndeki Gölge Avcıları'nın başları büyük beladaydı. Mortmain, acımasız otomatlardan oluşan Cehennem Makineleri ordusunu, Gölge Avcıları'nı yok etmek için kullanmayı planlıyordu. Planını tamamlamak için de son bir şeye ihtiyacı vardı: Tessa Gray'e. Enstitü başkanı Charlotte Branwell, Mortmain'i bulup onu durdurmak için her şeyi göze almıştı. Fakat Mortmain, Tessa'yı kaçırmıştı ve genç kıza aşık iki adam, Jem ve Will, onun için savaşmaya hazırdı. En yakınları Tessa'yı Mortmain'in kurtarmaya çalışırken, genç kız, kurtuluşun yalnızca kendi elinde olduğunu anlayacaktı.
Ancak Tessa, melekleri kontrol etme gücüne sahip olsa bile, acımasız bir orduyla tek başına mücadele edebilir miydi?

4 Kasım 2013 Pazartesi

TÜYAP Kitap Fuarı Alışverişim

18 yorum:
Heyecanla beklediğim bir senenin ardından kitap fuarıma kavuştum. Cidden, geçen seneden beri ara ara fuarda ne alsam, gelse de gitsem diye düşünüyordum. Aslında cuma günü gidecektim ama bir arkadaşım da gitmeye istekli olunca bugün gidiverdik. Cebimizdeki parayı son kuruşuna kadar harcadık, ne yalan söyleyeyim fuar beklediğim kadar ucuz çıkmadı. Yazımın ilerleyen kısımlarında hangi yayınevi neler yapıyor detaylıca değineceğim.


Resimler bulanık çıktı kusura bakmayın, poşet taşımaktan acıyan ellerim ve yetersiz ışıkla ancak bu kadar çekebildim.

Fuardan toplam 13 adet kitap aldım. Aşağı yukarı 200tl gibi bir şey ödedim. Yani anlayacağınız üzere fuar pek ucuz değildi. İndirimde olan bir sürü kitap var ama çoğu yayınevi yeni kitaplarında %20 indirim uyguluyordu. Arkadaşım Can Yayınları'ndan beş adet kitap alacaktı, daha fazla indirim istedik ama yapmadılar. Biz de kitapları almadık kimse kusura bakmasın ama o fiyatı kitap için bile olsa vermek istemedik. Resmen insanları kazıklıyorlar.


Fuar alanına ilk girdiğimde gözüme Tudem Yayınları çarptı. Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri'ni aldım oradan. Aslında üç kitabı çıkmış bir seri ama ilk kitabı beğenip diğerlerini öyle alayım dedim. Fiyatı 13tl'ydi. Bu arada Tudem'den bir sürü şirin ön okuma kitapçığı ve İyi Kitap adında bir dergi verdiler. çoğu çocuk kitabı ama olsun ben ara ara incelerim onları, fazla şirinlerdi. :)

Dex şansıma girdiğim salondaymış, koşturarak gidip Köken'i aldım. Lux Serisi'nin dördüncü kitabı olan Köken uzaylıları anlatan fantastik türde bir roman. Üçüncü kitap çok fena bitmişti bakalım Köken'de neler olacak. Aslında Dex'in 4 ve 9tl'lik kitaplarını da incelemek istiyordum ama çoğu seri başlangıcı ya da okumuş olduğum kitaplar. Fuara gidecekseniz Dex standına bakmadan geçmeyin, yeniler %20 indirimli olsa da uygun fiyata güzel kitaplar bulabilirsiniz.

Tudem'den verilen ön okuma kitapçıkları. :)

İthaki %25lik indirimiyle diğer yayınevlerine göre daha iyiydi. Ayrıca Poe'nun kitaplarında indirimleri %50ye çıkıyor. Arkadaşım Poe'nun hem şiir hem de hikayelerini aldı ve o kalın iki kitap 50tl'ye geldi. Bense Neil'in yeni kitabı olan Yolun Sonundaki Okyanus'u aldım. Konusu olsun kapağı olsun baya güzel bir kitap. Bu arada bir şey dikkatimi çekti, fuar bu sene çok boştu. Geçen sene Pegasus, Artemis, Dex gibi büyük yayınevlerinin stand önleri doluyken bu sene tek tük insanlar gördüm. Pazartesi diye mi bilmiyorum ama bunda fiyatlarında etkisi var. Zaten fuara geleceğiz diye onca yol tepiyoruz, yine pahalı kitaplar almak istemiyor insan. Korsan okuyanlara hak vermeye başladım vallahi.

Artemis de %25lik indirimle sınıfı geçenlerden oldu. Mekanik Prenses'i yırtığı eksiği var mı diye hızlıca inceleyip aldım. Görevli bayan da çok güleryüzlüydü. Pegasus'dan Kağıttan Kentler'i aldım, %20lik klasik indirimi vardı. -_- Verdikleri karton poşetlerin hatrına indirimlerinin azlığını görmezden geldim. John Green'in kitabını her türlü alacaktım zaten. Aspendos'daysa %50lik süper bir indirim var. Seraphina'yı almak isteyenler kaçırmamalı. 


Fuardan topladığım ayraçlar ve türevleri. 

Fuarın en iyi yayınevi hangisi derseniz benim için Martı'ydı. Her kitabı 10tl, cep boyutlar 5, ciltliler ise 15. Geçen yazımda paylaştığım Kurtlara Söyle eve Döndüm'ü aldım, olsaydı Beşinci Tüp'ü de alacaktım ama yoktu. Satış görevlisi çok ilgiliydi. İndirimleri için teşekkür etmeyi ihmal etmedim. Okumadıysanız Martı'dan çıkan Gölge ve Kemik'i almanızı şiddetle öneririm. Fantastikseverler için yazılmış adeta.

Fuardan toplayabildiğim haberlere gelecek olursam, Altın Kitabevi'nde Stephen King'in O'su yoktu. Genişletilmiş bir versiyonu hazırlanıyormuş ve bir iki aya çıkacakmış. Mahşer'in sansürsüz metni gibi olacak sanırım. Gölge ve Kemiğin devamı ise 2014'ün başlarında geliyor, net bir tarih verilmediğinden ilk çeyreğinde gelmesini umuyorum. Artemis'e Gölge Ateşi'ni soracaktım ama Mekanik Prenses'in heyecanıyla her şeyi unuttum o an. 

Fuara gidecek olan arkadaşlara birkaç tavsiyem olacak,
Öncelikle, kesin alacağım dediğiniz kitap seri devam kitaplarınız değilse internetten araştırın, yorumlarını okuyun. ben genelde bunun için kitapyurduna bakıyorum.
Orada yemek yerim diyorsanız yakınlarda Fast-food yemek yerleri var. Biz geçen sene Mc'den yemiştik ve çok kalabalıktı. Fuar alanının biraz ilerisinde Burger King var, oraya yürürseniz boş bir yerde daha rahat oturursunuz. Tüyap içinde de yemek bölümler var ama fiyatları bir hayli pahalı.
Cüzdanınıza mukayyet olun, alacağınız kitaplar için yanınıza sırt çantası alın ama cüzdanı orda tutmayın bence.
Son olarak aldığınız kitabın hasarlı olup olmadığına çok dikkat edin. Altın Kitaplar'dan aldığım Medyum'un yazıları resmen yamuk. Umarım okurken zorlanmam. Ayrıca Piyon'un da kenarında yırtık varmış, dikkatimden kaçmış.

Tüyap'a ulaşımın nasıl olduğunu merak ediyorsanız bu sayfayı ziyaret etmenizi tavsiye ederim. Biraz uzun bir yazı oldu umarım sıkmamışımdır. Pahalı fiyatlara ve yorgun omuzlarıma rağmen bir sürü kitabın olduğu ve herkesin kitap almaya geldiği bir ortamda bulunmak güzeldi. Gidebilecek olanlar mutlaka gitmeli bence.

3 Kasım 2013 Pazar

İstanbul Kitap Fuarı'ndan Almayı Planladıklarım

4 yorum:

















Bu fuarda seri devamı olsun yeni kitaplar olsun almak istediğim baya kitap var. Kesin alırım dediğim birkaç kitabı aklımda netleştirdim, geri kalanına fuarda bakarım artık. Zaten çok fazla almak, özellikle de yeni serilere başlamak istemiyorum. Okunması gereken kitaplarım arttıkça bende bir panik oluştu nasıl bitireceğim diye. :D Kesin alacaklarım ise şunlar olacak:

1.Mekanik Prenses - Cassandra Clare
Serinin son kitabı. Çıkalı oldu baya ama ben fuarda almak istedim. Nasıl biteceğini deli gibi merak ediyorum. ^^














2. Kağıttan Kentler - John Green
John Green'in çevrilmiş yeni kitabı. Pegasus Yayınları'ndan başka bir şeyler daha alırım diye düşünüyorum.


3. Kurtlara Söyle Eve Döndüm
Bu kitabı yarım saat önce keşfettim. Martı yenisi ve konusu baya ilgimi çekti. 


4. Köken - Jennifer L. Armentrout
Fuardan almayı dört gözle beklediğim kitap. Mekanik Prenses kadar merak etmesem de yeri benim için apayrı.
5. Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri - Chris Priestley
Bu kitabı bir blogda görmüş ve çok merak etmiştim. Sanırım devamı niteliğinde bir kitap daha çıkmış ama onu alır mıyım bilmiyorum. Zaten kaç tane kitap alacağım yayınevlerinin indirimine bağlı.

6. Ve Dağlar Yankılandı - Khaled Hosseini
Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş kitaplarına bayılmıştım. Eminim bu kitap da en az diğer ikisi kadar iyidir. Öyle olmasa bile sevdiğim bir yazarın kaleminden okumaya değer. :)

Bunlar mutlaka almak istediklerim. Stephen King ve Neil Gaiman kitapları da alacağım ama hangi kitaplarını istediğime henüz karar vermedim. Dex'den başka bir şeyler daha alabilirim, Epsilon'dan almayı planladıklarım da var ama fuar coşkusuyla ne alırım bilinmez. Gittiğim günün akşamında fuar hakkında uzun bir yazı yazacağım. Fuara gittiniz mi ya da gitmeyi düşünüyor musunuz? Herkese bol kitaplı günler! :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...