Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Nisan 2020 Cumartesi

Karantinada Sakin Kalmaya Çalışmak ve Kitap Tavsiyeleri

16 yorum:
Aylar sonra herkese merhaba. Arayı açtığım bu sürede yüksek lisans tezimle cebelleşiyordum. (1 saat yazıp 2 gün boyunca yazmam lazım diye geriliyordum yani. ^-^) Günler çok çabuk geçti, ne olduğunu anlamadan mart geldi. Peşine korona virüsü tavan yaptı ve tezi dondurma hakkım doğdu. Krizleri fırsata çevirmek adına tezi dondurdum. Muhtemelen kasım sonuna kadar sürem olacak. Aylar var diyerek salmak istemiyorum, geçen sene tam olarak bunu yaptım ve sonuç hüsran oldu. Son aylara bırakmak beni çok gerdi, hocamı da neredeyse hiç aramamıştım. Endişe (aslında anksiyete) nöbeti geldiği gibi kitleniyordum ve en az bir günümü yiyordu. Derken derken dondurdum, hala tez aklıma geldikçe geriliyorum, sanırım bu his karantina kalkmadıkça devam edecek. Genel olarak sürekli evde kalmak ve bunun zorunlu olması duygusal halimi çok kötü etkiliyor zaten. Evcimen bir insanım, sessizlik olduğu sürece evimi ve odamı seviyorum. Fakat karantina bambaşka bir boyut, şu an herkesin bu durumda olması aa yalnız değilim dedirtmiyor, aksine daha kötü oluyorum çünkü kolektif bilincin kötü enerjisini çekiyorum (galiba). İstisnasız her gece kabus görmem bunun baya net bir işareti bence. Babamın dayısı şu an koronayla savaş veriyor, makineye bağlı durumda. Babam üzgün, ayrıca işe gitmesi gerekiyor ve insanlar korunmadan etrafta dolaştığı için kendi sağlığından endişe duyuyor. İnsanlar nasıl bu kadar sorumsuz anlamıyorum, bu gidişle koronanın bitmesi sonbaharı bulacak .Havalar ısındıkça herkes dışarı çıkmaya başladı. Saçma bir şekilde gündelik hayatlarına devam ediyorlar.

12 Ocak 2020 Pazar

2020 Okuma Temam, Hedefler ve Listeler

8 yorum:
Son yazımda 2019’da okuduklarımı paylaşmış, yılın getirilerini giriş alıp 2020 okuma planımı oluşturacağımı söylemiştim. Bu sene 2019’da tamamlayamadıklarımı kapatmanın yanında bildiğim yazarlar ve akımların üstünde durup “ben bunu iyi biliyorum.” diyebilmek istiyorum. Önceliğim kitaplığımı olabildiğince eritmek. Yani 2020 okuma teması için “Kitaplığını Erit” diyebilirim. ^-^
2020 okumaları için birkaç hedef belirledim. Bunları şu şekilde:

1. Her gün 100 sayfa okumak (Bunu 2018’de yapmıştım ve baya verim aldım.)
2. Kitaplıktan okumak, yeni kitap alımını sıfırlamak. (Artık kitap satılmıyormuşçasına :d)
3. Kurgu dışına ağırlık vermek, en az üç kitaptan birini kurgu dışı okumak
4. Öylesine, aradan çıksın diye okumalar yapmamak
5. Akademik okumalara ağırlık vermek
6. Okurken telefonu uzağa koymak
7. Mircea Eliade’nin elinde olan tüm kitaplarını bitirmek (5 kitap)
8. Tolkien kitaplarını bitirmek (9 kitap)
9. Her ay en az bir Türk Edebiyatı Eseri okumak
10. Şu kişilerde uzmanlaşmak: Eliade, Tolkien, Yaşar Kemal, Isabel Allende, Jung, Marquez
11. Türk kadın yazarlara ağırlık vermek (Önerilere açığım.)
12. Elinde bulunan tüm Latin Amerika kitaplarını bitirmek (Sanırım 15 kadar kitap var)
Bu listenin dışında kendime 48 kitaplık bir mutlaka oku listesi hazırladım. Çoğu senelerdir kitaplığımda bekleyenlerden oluşuyor. Bir kısmını yeni alacağım (İnce Memed mesela^^) Günde 100 sayfa nasıl okunur derseniz, elime kitabı aldığımda 50 sayfa okumadan bırakmamaya çalışıyorum. Veya günde iki saat vermek gerekiyor öyle diyeyim. Eskiden bunu çok rahat yapardım, şimdi zorlanıyorum çünkü telefona çok bakıyorum. Bu yüzden okurken artık telefonumu uzağa alacağım. Bu sene dilediğim yazarlarda ve türde uzmanlaşırsam gerçekten en büyük hedefimi gerçekleştirmiş olacağım. Sıfırdan başladığım tek kişi C. G. Jung olacak ki ona dair farklı kaynaklardan okumalar yapmıştım. Uzmanlık kriterin nedir derseniz okuduğum kişinin yazdıklarındaki alt metni kolaylıkla görebilmek, burada şuna atıf yapmış, şu sebeple böyle yazmış diyebilmek istiyorum. 
Seçtiğim maddelerin hemen hemen hepsini sadece kitaplığımdan kitap seçerek karşılayabilirim. Yalnız Türk Edebiyatı okumaları için ilerleyen zamanlarda kitap almam gerekecek. Belki bir ara toplu bir Türk Edebiyatı alışverişi yaparım. Sizden ricam, özellikle çağdaş edebiyatta sevdiğiniz yazarları benimle paylaşır mısınız? Kadın yazarlara ağırlık vermek istiyorum ama kimleri seçsem bilmiyorum. Elimde kadın yazarlardan okunmamış çok az kitap var maalesef, bu alanda baya eksiğim.
Bu arada geçen sene felsefe ve sosyoloji için listeye maddeler koymuştum ama bu sene eklemedim. Kurgu – dışı diye belirttiğim madde ağırlıklı olarak psikoloji ve felsefe okumalarından oluşacak zaten. Biraz da sanat üzerinden ilerlemek istiyorum.  Her ne kadar zorlansam da bölüm okumaları yapmam gerekiyor. Özellikle yüksek lisans tezimi yazmaya çalıştığım şu günlerde akademik okumalarımı artırmam lazım. Hiç içimden gelmiyor ama hadi bakalım. :3 
Bu arada bloğunu çok severek takip ettiğim Okuyan Bir Muggle klasik okuma maratonu düzenliyor. 2020 boyunca okuyabildiğimiz kadar Türk ve Dünya Klasikleri okumak üstüne kurulu bir maraton. Ben de okumak istediğim klasiklerle katılacağım. İnce Memed, Çalıkuşu, Kasvetli Ev, Faust, Dracula, Beyazlı Kadın, Keyif Evi, Saatleri Ayarlama Enstitüsü gibi bu sene okumayı hedeflediğim klasiklerle maratonda yerimi alıyorum. Katılmak isterseniz burayı tıklayarak yazısına geçebilirsiniz. 
Umarım 2020 hepimiz için verimli bir sene olur. Kitaplığımı eritmek üzerine kurduğum okuma temamda başarılı olmayı umuyorum. Sizin 2020 için planlarınız neler, herkese güzel bir hafta dilerim.




27 Ağustos 2017 Pazar

Okuma Maratonu: Türk Edebiyatı Haftası Sonucu

9 yorum:

Herkese merhaba! Geçen hafta bir okuma maratonuna başlayacağımdan söz etmiştim. 25 eylüle kadar her hafta farklı temalarda okuyabildiğim kadar çok kitap okuyacak, bu sayede yüksek lisans yoğunluğuna girmeden önce bol bol kitap okumuş olacaktım. Okuma maratonuna başladığımı bilmeyenler buraya tıklayarak yazısını okuyabilirler. İlk haftamı geride bıraktım ve sonuçtan memnunum. Türk Edebiyatı kitapları okuduğum bu hafta için fotoğrafta gördüğünüz 10 kitabı seçmiştim. Son anda ufak bir değişiklik olsa da maratonun ilk kısmını on kitap okuyarak tamamladım. O halde neler okumuşum gelin onlara bakalım. ^.^

Okuma maratonuna Yaşar Kemal'den Allah'ın Askerleri ile başladım. Yazarın lisede iki kitabını okumuştum. O zamandan beri de farklı kitaplarına maalesef geçemedim. Maraton vesilesiyle tekrar okuyabildiğim için mutluyum. Allah'ın Askerleri İstanbul'un sokak çocuklarını anlatan bir kitap. Görmedigimiz yerlerde yatıp kalkan, bir orada bir burada olan çocukların göçebe hayatları. Bir şey arıyormuş gibi oradan oraya gitmişler, bazen kaybolmuşlar bir daha gören olmamış. Gözümüzün önünde yürüyorlar ama görmüyoruz işte. Bakıyoruz sadece, sakınıyoruz bazen. Yaşar Kemal'in konuştuğu çocukları anlattığı kitap ben de bu hisleri uyandırdı. Bir süre sonra yeniden uykuya dalacak olan hisleri. Çünkü sokak çocukları da kaybolacak yine, kısmetlerini, ekmeklerini başka yerlerde arayacaklar. 
Bu arada, Yaşar Kemal'in betimlemelerini seviyorum ama bazen ağır gelebiliyor. Rahmetli bütün dünyayı aynı anda görebiliyormuş gibi yazmış. Onunla aynı anda göremeyince okuma aksıyor. Yine de Türkiye'nin en güçlü kalemlerinden biri olduğu kesin.


"Babalar, alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır."
Anlayamadım bu sözü önce, kitabı yarılayana kadar anlayamadım. Ana - baba sevgisini çocukken coşkuyla hissederdik, şimdi solmuş sanki. Kuşlar Yasına Gider ile babanın ne olduğunu hatırladım. Küçükken uzun süre evden uzak kaldı diye hastalanırsın, dut ağacının asla yetişemeyeceğin dallarına uzanır, en güzel meyveleri senin için koparır baba. Onun gideceğine, yaşlanacağına nasıl inanayım, nasıl veda edeyim?
Zaman geçiyor, türküler bitiyor. Hasan Ali Toptaş kendi kültürümüzü en ince detaylarına kadar o kadar güzel anlatmış ki tarif etmek için yazı dilim yetersiz kaldı. Uzun yolculuktasınızdır, güneş batmak üzeredir. O esnada bir ırmağın yanından geçerken ırmak bitmesin, dağların ortasındaki güneş hemen batmasın dersiniz ya öyle bir şey işte. O an ki huzuru içinize çekerken hissedilen buruk mutluluğu alıp üstüne büyülü bir dil katın, öyle bir şey işte.

11 Kasım 2016 Cuma

Aylak Adam - Yusuf Atılgan / Kitap Yorumu

11 yorum:

Adı bile yok, ona sadece C. demiş Yusuf Atılgan. C. bir aylak, babasından kalan geliriyle yaşıyor. Çalışmıyor musun diyenlere, "Aylağım ben, çalıntı parayla yaşıyorum." cevabını veriyor. Melankoli yüklü bir karakter. Sokakları sanki aradığını her an bulacakmış gibi bir istekle dolaşıyor. Arayışı olmasa yaşama isteği de olmayacak muhtemelen. 
Aylak Adam Türk Edebiyatı'nın en popüler kitaplarından biri. Çok okunuyor, alıntıları paylaşılıyor. Okuyucuları genel olarak derinden etkilemiş, insanlar kitapta kendinden çok şey buluyor çünkü. Yine de kitabın popüler kültürün içinde şişirildiğini düşünüyorum. Eğer C. çevremizden biri olsaydı eminim onu çok sinir bozucu bulurduk. Parasıyla her şeyi yaptırabileceğini düşünüyor, yer yer kabalaşıyor hatta. Tahammülsüz biri ve daimi melankolik. Kısacık kitabı uzatan bir ruh hali var. Adeta cümleleri genişletiyor. Kitap ilerledikçe baba parasıyla geçinen birinin aylak biriyim ben heheheh diye dolaşmasından rahatsız oldum. Oraya buraya savuracak parası olmayan bir aylak okusaydık o zaman C.'ye hak verirdim. 

Kitapta çok sık geçmeyen bir karakter daha var. Onun da adı B. C.'den ziyade B.'yi sevdim, birbirlerine benziyorlardı ama B. daha samimi geldi bana. C.'nin aradığı kişi oydu belki de, okuyup siz karar verin. 

Aylak Adam değişik bir tat. Ama kesinlikle abartıldığı kadar iyi değil. Avrupalı gibi yaşayan, anadolu kökenli zengin ailelerin zengin çocuklarının buhranlarını okumak bir süre sonra düşündürücü olmaktan çıkıp boğucu bir hal alıyor. E banane senin burjuva travmalarından diyesi geliyor insanın. Sonuç olarak kısacık bir kitap zaten, her türlü okunur. Az çok bir şeyler kattığını hisseder kapatırsınız kitabı. 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...