26 Nisan 2013 Cuma

Animeler #1 Vampire Knight

17 yorum:
Vampire Knight izlediğim birkaç animeden biri. Konusuna kısaca değinecek olursam Cross Akademisi'nde aşayan iki ırk var; insanlar ve vampirler. Gündüzleri okulu insanlar kullanırken alacakaranlık olunca vampirler  okula geçiyor. Geceleri vampirleri gözetleyen iki insan nöbetçimiz var; Zero ve Yuki. 


İkisi de yetim ve Cross Akademisi'nin müdürünün gözetimi altında büyümüşler. Zero yapı olarak içine kapanık ve asabi biriyken Yuki onun aksine daha sevgi dolu. Bu arada babaları olan  müdürün ilk başta cinsiyetini anlayamamıştım, adam sürekli çiçekli bir şeyler giyiyor ve saçları da uzun. Vampirlere bakacak olursak okulda yaşayan vampirlerin çoğu karizmatik, yetenekli ve soylular hatta okula geçişleri sırasında kızlar hayran hayran vampirleri seyrediyor bildiğiniz fangirl olmuşlar vampirler için. Vampir klanının başında olan Kaname Kuran diğerlerine göre çok daha güçlü ve insanların hem hayran olduğu hem de korktuğu biri. Yuki de çoğu insan-vampir gibi Kaname'ye hayranlık duyuyor ayrıca ikilinin tanışması Yuki'nin bulunduğu karlı geceye kadar uzanıyor. Bu arada Japon diline alışamamış olan ben anime de sık sık geçen vampir kelimesini çok sevdim. Japonlar vampiri "Vampayi" diye okuyor ve çok mistik bir havası var. Onun dışında hala hayt huyt, şok olan yüzler ve asabi çıkışlar bana bunaltıcı geliyor. Gözlerinin titremesini de seviyorum bak.



Vampire Knight'ın iki sezonu yayınlanandı ve üçüncü sezonun yıllardır söylentileri dolaşıyor. Umudumuzu kaybetmeyerek beklemeye devam ediyoruz biz de. Bu arada müzikleri bir harika. Telefonumdaki nadir Japonca şarkılardan ikisi Vampire Knight'a ait. Her iki sezonunda açılış ve kapanış müzikleri sıkılmadan tekrar tekrar dinlediğim türden müzikler.

 




Siz de benim gibi yatılı okullarda geçen fantastik ve romantik film/dizi/animeleri seviyorsanız Vampire Knight'ı da çok seveceksiniz. Bu animeyi geçen yaz izlemiştim ve o zamandan beri yeni bir anime izlemedim. Şimdi Darker Than Black'i izlemek istiyorum. Başka anime önerileriniz varsa iletirseniz sevinirim. Herkese iyi geceler. *.*





   

22 Nisan 2013 Pazartesi

Happy Box Etkinliğinden Gelen Kutum

2 yorum:
Melodram'ın  blogunu takip ediyorsanız biliyorsunuzdur, şu an üçüncüsü yapılan Happy Box adında şirin mi şirin bir etkinliğimiz var. Blog sahibi olanların katıldığı bu etkinlikle eşleştiğiniz kişiye içi karşı tarafı mutlu edecek şeylerle dolu bir kutu gönderiyorsunuz. Benim de eşim olan MsMelYas'ın  gönderdiği kutu bugün elime ulaştı. Paketim sürpriz olduğundan içinde ne var bilmiyordum ve çıkanları çok beğendim. :) Neler gelmiş bana diye bakacak olursak:


     Fotoğraf çılgınlar gibi bulanık çıktığından net seçilmiyorlar, ben biraz açıklayayım. Öncelikle Faberlic marka ürünlerimizin neşelendirdiği paketimde duş jeli, şampuan, vücut peelingi, eyeliner, maskara, ruj ve dudak nemlendiricisi bulunuyor. Aa güneş kremi ve banyo tuzunu da unutmamak gerek, özellikle güneş kremine çok ihtiyacım vardı. Bu yaz kremsiz güneşe çıkmam yasak gibi bir şey olduğundan alacaktım ama hediye olması beni ayrı bir sevindirdi. Makyaj malzemeleri özürlüsü olan ben Faberlic markasını daha önce duymamıştım ve çok kaliteli bir marka olduğunu öğrendim. Bu arada hepsi çok güzel kokuyor, tekrar teşekkür ederim Melisa'cım. :) Bunların dışında, ojelerin renklerini çok sevdim özellikle pembe olanı. Tırnak süsünü de en kısa zamanda kullanmak istiyorum. Resimde görünen küçük eflatunlu paketlerde çikolata var, tahmin ettiğiniz gibi birini ben diğerini kardeşim anında mideye indirdik. Makyaj temizleme mendili, tokalar, el kremi ve bir kitap bloggerı olarak ayraç için çok teşekkür ederim. Hepsini çok beğendim. Umarım eşim de ona göndereceklerimi beğenir. 

21 Nisan 2013 Pazar

Kitap Okuyamamak..

6 yorum:
     Dünden beri bir sayfa kitap okumuş değilim. Vize ödevleri sağ olsun Oniks'imi okutmuyorlar. Vaktim yok mu, bir-iki saat ayırabilirim ama bir başlasam o bir saat olur dört-beş saat ve benim ödevler yatar. Her yerde Oniks'i okuyan insanların sevindirik yorumlarını görüyorum ve cidden üzülüyorum. Kaç gündür ben o kitapları bekledim bu mu olacaktı, okumak bana haram resmen.:(

     Pazartesi günü itibariyle odama kapanıp Oniks'e yumuluyorum. Evet, yarın güzel olacak hem önümde iki günlük tatil var hem de Game of Thrones'un yeni bölümü çıkıyor. Tamam sakinim, sinirlerim yatışmaya başladı. :D Bugün benim yerime bol bol kitap okuyun, dizi-film izleyin. Oniks'i okuyorsanız yavaş yavaş okuyun bitince üzülmeyin sonra.

   Ben gidip ödev için araştırma yapmaya devam edeyim, herkese keyifli pazarlar.



19 Nisan 2013 Cuma

Kitaplarım Geldi!

7 yorum:
     Salı akşamı Okuoku'dan sipariş verdiğim kitaplar bugün elime ulaştı. :) Kargoya dün verilmişti açıkçası hızlarını takdir ettim. Bu seferki siparişimden memnun kaldım yani. :) Siparişi verdiğim günden beri heyecanla kitaplarımı bekliyordum, üç adet de seri devamı olan kitaplarım vardı. Muhteşem Kaos, Rüya Ateşi, Oniks, Kaset ve Tatlı Bela'yı sipariş etmiştim. İçlerinden Oniks'e mi yoksa Rüya Ateşi'ne mi daha çok sevinsem bilemiyorum ama  ikisi de benim kedilerim. =) Kitaplara şöyle bir bakacak olursak;


     Oniks kaç gündür çıktı çıkacak diye bekleyip kendi kendimi yememe sebep olan bir kitap. Nihayet elime ulaştı, dokundum kitabıma. Rüya Ateşi'ni İntikam Ateşi'ni bitirdiğim andan beri bekliyorum, Jericho'yu nasıl özledim anlatamam. Onu Oniks'ten sonra okuyacağım. Sıralamanın sebebi Oniks'i daha çok merak etmem mi yoksa Rüya Ateşi'ni hemen okumaya kıyamamam mı bilemiyorum, sanırım her ikisi de.
    
     Muhteşem Yaratıklar'ın üçüncü kitabı olan Muhteşem Kaos ilk iki kitabı bitirdikten bir buçuk sene sonra çıktı. Karakterleri falan hatırlıyorum zaten ama araya çok uzun zaman koydu yayınevi. O da severek okuyacağım bir kitap olacak. Tatlı Bela ve Kaset ise sepete aniden ve kararsızlıklarla attıklarımdan. Pegasus Yayınları'nın kitaplarını beğendiğimden Kaset güzeldir diye düşünüyorum. Konusu ilgimi çekmişti, artık ilerleyen haftalarda okurum. Tatlı Bela şu sıralar çok konuşuluyor fakat almamayı düşündüklerimdendi. Nedense beğenmeyecekmişim gibi hissediyordum ama Goodreads'den aldığı 4.25'lik uçuk puan kitabı okunacaklar sepetime atıverdi. Gölgeler Kitabı'na gelecek olursak onu Okuoku'dan almadım. Kadıköy'de bir sahafta rastladım, basımı tükenmiş kitaplardan biri olduğunu öğrenince ne olur ne olmaz diye aldım. :D Konusu ve ismi çok dikkatimi çekmişti, oralarda bırakmaya kıyamadım. Okunmasına çok var gibi duruyor ama hiç olmamasından iyidir. Üstelik baya hacimli bir kitap olmasına rağmen sadece 5tl. Sahaflar <3 mi desem ne desem şimdi. Gerçi evdeki satmak istediğim kitapları su parasına alıyorlar ama baskısı olmayan kitaplar için tek umudumuz da onlar. 
     
    İşte bunlar benim yeni cicilerim. Kendime Tüyap'a kadar kitap alma yasağı koymuştum ama kısmet değilmiş. :D Bu sefer cidden almayacağım, sanırım almayacağım yani alabilirim de ama almasam iyi olacak gibi duruyor. Belki bir iki tane alırım. *_*

     Siz yeni kitaplar aldınız mı? 
     




17 Nisan 2013 Çarşamba

Hannibal

8 yorum:

     Son zamanlarda katilli-öldürmeli dizi/kitaplara olan merakım güzel şeyler keşfetmemi sağladı. Bunlardan biri de nisan ayında yayına başlamış olan Hannibal. Konumuza gelecek olursam FBI için çalışan ve katillerin gözünden olayı canlandırabilen bir özel dedektifimiz var, Will Graham. Pek normal birisi değil Will, bazı ruhsal sorunları var ve işlevleri normal insanlara göre fazla empatik çalışıyor. FBI ile beraber korkunç cinayetleri çözemeye çalışıyorlar ve o da kendini katilin yerine koyup "şöyle öldürdüm burasını kestim" falan gibilerinden canlandırıyor kafasında. Sonrasında ajanlardan birisi Will'in psikolojik  durumunu analiz etsin diye ünlü psikiyatr Hannibal Lecter'a gidiyor ve devreye karizmatik seri katilimiz girmiş oluyor. Tabii şöyle bir durum var, dizinin sadece iki bölümü yayınlandı. Ve o iki bölümde de Hannibal birini öldürmedi, en azından biz görmedik. Ama adam et yemekleriyle baya haşır neşir, kesip biçip güzel yemekler yapıyor ve o etlerin türünü henüz öğrenemedik...

    Buradaki Hannibal'ımız da diğerleri gibi oldukça karizmatik, tam bir beyefendi. Katil matil yani adam hoş şimdi kimse hakkını yemesin. Will'in de köpek besleme huyu çok hoşuma gitti. İnsanlarla iletişim kuramıyor ama evi sokakta bulduğu başı boş köpeklerle dolu ve hepsi çok şirin. :) İleriki bölümlerde ne olacağını kestiremiyorum ama çok yeni bir dizi ve dikkatli gitmeleri gerekiyor. Bu tarz dizilerde en ufak bir hata bile izleyicinin "saçmaladılar yaaa" demesine neden oluyor çünkü. Dizi hakkında benim söyleyeceklerim bunlar. Zaten çok yeni bir dizi, neler olacağını ilerleyen bölümlerde göreceğiz.

16 Nisan 2013 Salı

Doğaüstü - Kiersten White

2 yorum:

Paranormal'i okumayanlar için az biraz spoiler içerir


     Paranormal serisinin ikinci kitabı olan Doğaüstü'nü az önce bitirdim. Kitap için söyleyeceğim ilk şey son 30 sayfasında kendini baya aşmış olduğu. İlk başlarda ortalama düzeyde gidiyordu, yer yer çok güzel yer yer biraz sıkıcıydı. Sonra  o kadar çok şey açıklandı ki bilgileri sindirmeye çalışırken bir de baktım kitap bitti. :( 
   
     Bu kitapta Paranormal'deki normallerin hayatına özenen Evie yerine liseden bıkmış, tek hayali Lend ile aynı üniversitede okumak olan Evie'yi görüyoruz. Evet kızımız o çok istediği lise sıralarına kavuştu fakat dolaplar dışında her şey onun için fazlasıyla sıradan. Tam da hayatının sıradanlığına dayanamadığını düşünürken UPTA'dan gelen iş teklifi onu paranormallerin kaçık dünyasına geri çağırıyor. Lend ve diğerleri bu durumdan hoşnut olmasa da Evie için özel hissetmek önemli ama şöyle bir sorun var ki perilerle patikaya gitmek istemiyor kızımız. E haksız mı o  Reth kapar götürür kızı vallahi bir daha da bul bulabilirsen. Bu noktada devreye kitabın yeni çocuğu sarışın mavi gözlü (her şeyden önce gamzeli) olan hiper-aktif Jack giriyor. Kendisi insan ama peri patikalarını periler kadar iyi kullanabilen biri. Eğlenceli ve oldukça komik bir çocuk ama zor durumlarda kalınca ona güvenmeyin baştan söyleyeyim. Neyse ki Evie'nin paranormaller karşısında kullanabileceği ve kullanmaktan çekindiği bir silahı var. Hem o da 7. seviye paranormal, hatırladınız mı? (Yoksa değil mi, burada çelişkiye düştüm sayın okur.)

     Kitabın dili beklediğim gibi akıcıydı, araya serpiştirilen komik diyaloglar hoştu, güldüm baya. Diğer yazarlardan farklı birisi Kiersten White, bunu yazarın "Teşekkürler" yazısını okuyunca daha iyi anlayacaksınız.  Karakterlerin hepsi benim için ayrı ayrı iyi, özellikle Evie'nin pembe tutkusuna bayılıyorum. Bunların dışında değişik paranormal varlıkların olması temponun düşmesini engelliyor. Kitabın bir puanını ise fazla "liseli gençler" havasında olmasından dolayı kırdım. Serinin ilk kitabından beri, tam istediğim tarz kitap, neden ısınamıyorum diyordum ve sebebini bulmuş oldum. Hafiften liseli eğlenceli gençlik havası var. liseli gençliğin hangi kesimine benzettiğime gelirsek evet onu ben de çözebilmiş değilim. Bu arada liseden geçen sene mezun olmuş birisi olarak "liseli gençlik" tabirini kullanmamı kınıyorum. istediğim lise hayatını da yaşayamadım zaten, Evie ile bir iki ortak yanımızdan biri bu sanırım.

     Kitap hakkında diyeceklerim bu kadar. Toparlayacak olursam ilk kitaptan daha iyi, daha komik ve daha devamı bilinmez bir kitap olmuş Doğaüstü. Birazda genel bilgiler vereyim o halde *.*


Sayfa Sayısı: 244
Tür: Fantastik
Yayınevi: DEX
Puanım: 4
Goodreads Puanı: 3.92

Serinin üçüncü kitabının önümüzdeki ay çıkması bekleniyor. Bu arada serinin ilk kitabı olan Paranormal hakkındaki yorumum için TIK TIK

   







The Perks of Being a Wallflower

2 yorum:

     Nisan başında Feniks Kitap'tan çıkması beklenen The Perks of Being a Wallflower okumak istediklerim arasında. Maalesef kitapla ilgili çalışmalar yetiştirilememiş, çıkış tarihi biraz ertelenmiş. Türkçe'ye "Saksı Olmanın Faydaları" olarak çevrilmiş, hoş bir isim olmuş bence. 

     Kitap orijinal ismiyle filme de uyarlanmış. Baş rollerde Emma Watson, Logan  Lerman ve Ezra Miller oynuyor. Filmini izlesem mi diye düşündüm ama kitabını okumadan izlemek istemiyorum. Umarım en kısa zamanda çıkar.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...