4 Ekim 2015 Pazar

Bir Kitap Kurdunun Hüznü: Yarım Kalan Kitaplar & Titus Groan Hakkında


Bir pazar gecesinden daha herkese merhaba. Okullarla beraber hafta sonları gözümde eski değerini yeniden kazandı. Eh, ben de nasıl şanslı biriysem artık cuma gecesinden itibaren feci bir şekilde üşüterek bütün cumartesiyi yatakta geçirdim. Kitap bile okuyamayacak kadar kötü durumda olduğum için iki gün boyunca toplamda otuz saat kadar uyudum. Tüm günü yatakta geçirmek hastayken işkenceden farksız oluyormuş. -_-  Bu sebeple mevsim geçişi yaşadığımız şu dönemlerde güneş olsun olmasın dışarı çıkarken sıkı giyinmenizi şiddetle tavsiye ederim. *-* Başlığa gelecek olursam, "Bir Kitap Kurdunun Hüznü" yazı dizime yeni konu olarak yarım kalan kitapları ekleyeyim dedim. Önce biraz büyük bir hevesle başladığım Titus Groan'dan bahsetmek istiyorum. Kendileri Ukitap üzerinden iki güzel kitabımı verip sıfır olarak aldığım bir kitap oluyorlar. O derece özenmiştim yani seriye. Konusundan bahsedecek olursam kaba tabirle, devasa bir şatoda yaşayan birbirinden tuhaf karakterlerin gündelik hayatları üstüne kurulu diyebilirim. Evet, Titus Groan tam olarak böyle bir kitaptı. Tür olarak düşündüğüme kitabı herhangi bir kalıba koyamadığımı fark ediyorum, çok geniş, çok farklı bir tarza & hikayeye sahip. Okuduğum hiçbir kitaba benzemediğini söyleyebilirim. Bu kadar farklı olmasına rağmen neden yarım bıraktığıma gelirsem açık ve net bir cevabım var: Yazarın hayattan bezdirici anlatım şekli. -_-  Gerçekten en son ne zaman bu denli betimleme dolu bir kitap okudum hatırlamıyorum. O kadar rahatsız oldum ki düşündükçe başıma ağrılar giriyor. Bahçe köpeklerin öylesine dolaşmasını bile bir paragraf edecek şekilde anlatmasını ikinci dünya savaşı psikolojisine bağlıyorum, o yüzden kızamıyorum da. Ama böylesine güzel bir hikayenin gereksiz betimlemelerde boğulup gittiğini görmek beni üzdü. Beş yüz küsurat sayfalık kitabın yarısından fazlasını okumama rağmen nefret ederek bırakmış olmam ise apayrı bir durum. Eylül ayında tam gaz okumaya başlamış, gayet güzel giderken Titus geldi ve tüm düzenimi alt üst etti. Kitabı bıraktıktan sonra okuyamama sorunum yeniden ortaya çıktı, bir süre herhangi bir şeyi elime alasım gelmedi. Hala da yavaş okuyorum maalesef. -.- Absürt karakterler olsun kocaman bir şatoda yaşasınlar seve seve okurum, betimlemelere zaten bayılırım diyorsanız Titus Groan'ı inceleyebilirsiniz. Ama siz de benim gibi fazladan tasvirin zaman kaybı olduğunu düşünüyorsanız almadan önce bir kez daha düşünün derim. Sıkıldıkça sayfa atlayayım öyle öyle bitsin bari dedim ama o yöntem bile işe yaramadı, güzelim şatonun en küflü odasına hapsolmuş gibi hissedince kapağı uzunca bir süre açmamak üzere kapattım...


Böylelikle yarım kalan kitaplara bir diğerini daha eklemiş oldum. Kitap okumayı seven biri olarak elime aldığım bir kitabı yarım bırakmayı hiç ama hiç sevmiyorum. Eminim çoğu kitapsever de benim gibi düşünüyordur. Aslında bu dediğime son iki yıldır falan dikkat eder oldum. Daha öncesinde araya yoğun bir dönem girer de okuduğum kitapla cebelleşirken şansa çok beklediğim bir seri devamı kitabım çıkarsa hiç düşünmeden kitabı yarım bırakıp diğerine atlıyordum. Artık bu konularda biraz daha özenliyim diyebilirim. Yine de Titus Groan'da olduğu gibi, çok boğulduysam kitabı zirvede bırakıp rahatlatıcı alternatiflere yöneliyorum. :3 Bir kitap neden yarım bırakılır sorusunun cevabı basit zaten, sıkıcıdır, boğucudur, karakterler iğrenç ötesidir, rahatsız edici bir dile / çeviriyle sahiptir gibi gibi. Titus'un ilk elli sayfasından sonra sıkılmaya başladığımı hissetmiştim. Yüzlere geldiğimde git gide daha da bunaldığımı fark edince yarısına kadar şans tanıdım. Sanırım bu sene aldığım yeni kitap okuma kurallarımdan biri bu oldu, kitabı beğenmediysen yarısına kadar şans ver, olmuyorsa zorlama. Okunması gereken sayılamayacak kadar çok mükemmel kitap varken, beğenmediğimiz bir şeye takılıp kalmamak gerek değil mi ama =) Ayrıca bundan sonra sevdiğim yazarlar ve seri devamları dışındaki kitaplara büyük heveslerle başlamak istemiyorum. Hayal kırıklığı ne kadar düşük olursa o kadar az üzülürüm ki Titus beni çok üzdü. :( Bu arada şimdiye kadar yarım bıraktıklarımı sayacak olsam buradan Kadıköy'de yol olur, tek kitaba odaklandığıma bakmayın yani yarım bıraktığım çoook oldu. Yazıyı çok uzatmak istemiyorum, zaten saat de geç oldu. Bu konuda yalnız olmadığımı düşüyor ve sizlerden yarım bıraktığınız kitapları sebepleriyle beraber yorum atmanızı rica ediyorum. Belki de okumayı planladığım bir kitabı yarım bırakmışsınızdır, bir hüsran daha yaşamadan fikir alsam güzel olur. =P 

9 yorum:

  1. Benim çok ünlü kitaplardan okumayı birakmisligim vardır, Goethe'nin bir kitabı mesela. Bir de Oğuz Atay'ın Tutunamayanlari'ni yarım bırakmıştim, şimdi tekrar başladım. Yine aynı yazarın Korkuyu Beklerken adlı romaniyla birlikte okuyorum şimdi :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Daha sonradan tekrar başlayıp devam edebilmek güzel oluyor, keyifli okumalar :)

      Sil
  2. Geçmiş olsun, en kısa sürede toparlanırsın umarım ^__^
    Benim de en sevmediğim şeylerden biri yarım bırakmak ama olmayınca olmuyor bazı kitaplarda ve diyorum Eslem zorlamanın bir faydası yok....
    Püh Titus Groan'ı yine senin blogunda görmüştüm ve ilgimi çekmişti kitap ama böyle diyince soğudum birden. Uzuuuuun betimlemelere hiç gelemiyorum. İlla bir atraksiyon arıyor gözlerim :p

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bi kaç güne tamamen iyileşmeyi umuyorum. :D Titus Groan 2015'in pişmanlık kitabı oldu o derece diyeyim. :/ Macera, atraksiyon sıfır maalesef. :D

      Sil
  3. Yarım bırakmak evet mutsuz edici bi'şey ve arkasından gelen kitapları da etkiliyor, hemen kolay okunan kitaplarla o evre atlatılmalı :) Ben de 1Q84'ü bir türlü bitiremedim aslında sevdim ama sürekli pabucu dama atılıyor. Yeni kitap alıp ona dalıveriyorum :) Ama güzel yine de okuyacaksan sana engel olmak istemem :D

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Listemde ama uzun bir süre boyunca okuyacağımı sanmıyorum açıkçası. :3 Ben de rahat okunan kitaplara geçmeye çalıştım, yine de pek okuyamıyorum sıkıntı oldu yani :/

      Sil
  4. Şato falan dedin çok ilgimi çekti, biraz araştırdım bu kitabı. Üçlemeymiş aslında. Bu kitaplarda kurguyu mükemmel oturtmalılar çünkü yepyeni bir evren yaratıyorlar sonuçta. Betimlemelerden kaynaklanan şikayetinin nedeni bu olabilir bence :)
    Dedim ya ilgimi çekti biraz diye bu yazıyı kendime öneri olarak alıyorum ve en yakın zamanda okumayı düşünüyorum Titus Groan'ı. Teşekkür ederim :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Evet Titus Groan üçlemenin ilk kitabı, toplu almayı düşünüyordum ama beğenmezsem falan diye önden Titus'u aldım. Yeni evrenlerin yaratıldığı pek çok kitap okudum ama hiçbirindeki tasvirler beni Titus Groan kadar rahatsız etmedi. Yine de umarım beğenirsin. =)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...