Üç yılın ardından herkese merhaba. Blogu baya saldım, hepimiz saldık aslında. Buradan tanıştığım kişilerle sosyal medyadan takipleşiyoruz, nadiren birinin yazı girdiğini görüyorum. 18 – 19’ken açtığım sayfaya birkaç ay sonra 32 olacak bir ben olarak devam etmek çok ilginç. Okuma zevkim gelişti mi, evet ama çok değişmedi. Geçenlerde tekrar Mekanik Melek’i mi okusam dedim mesela, ya da Uğultulu Tepeler’i. Hatta ona mart bitmeden başlamak istiyorum, son çıkan filmi izledikten sonra orijinal hikâyeye ihtiyaç duyacağım kesin.
2025’i mangalarla kapattım. Çok
fazla okudum, okuma hedefi yetiştirme çabalarım sağ olsun favori manga çizerimle
tanıştım. Kendisi Shūzō Oshimi, young-adult ve psikolojik gerilim türlerinde yazıyor.
Özellikle Blood on the Tracks Serisi çok iyiydi. V. C. Andrews tarzı rahatsız edici
şeyler okumayı sevenlere tavsiye ederim. Vampirleri kendi tarzında anlattığı
Happiness de güzel. Kötülük Çiçekleri’nden esinlendiği The Flowers of Evil mangasının
animesi de varmış. Çizim tarzı mangadan çok farklı ama merak ettim izleyeceğim
bir ara.
2026’nın başında soft şeyler
okumak istediğim için yormayacağını bildiğim kitaplardan gittim. En son
Bridgerton'ın yeni sezonunun kitabını bitirdim, tatlıydı. Şimdi dan diye ağır
bir şeye zıplayıp Gölgeyle Buluşma – İnsan Doğasındaki Karanlık Yüzün Gizli
Gücü’ne başladım. Kırmızı Kitap’tan önce bunu okumam iyi olur mu bilmiyorum ama
Kırmızı Kitap’tan gözüm korkuyor. Bu yılki okuma hedefimi 50 kitap olarak
belirledim. Geçen sene neyime güvendiysem 100 kitap demiştim. Yetişsin diye de
manga okudum falan saçma bir hareketti. Oshimi ile tanıştığım için mutluyum ama
fazla okuyacağım diye kasmak istemiyorum. 2025’te yaptığım en iyi okumalardan
biri de bir ayı Japon Edebiyatı’na ayırmaktı. Kasiyer, Tokyo’da Tuhaf Hava ve Miso
Çorbasında’yı çok sevdim. Özellikle Miso Çorbasında’yı şiddetle tavsiye ederim.
Yazarın bir kitabını daha almıştım, bu yıl kesin okurum. Yine bir Japon
Edebiyatı ayı yapmak istiyorum zaten. Belki farklı bir ülke daha seçerim, peş
peşe aynı kültürün eserlerini okumak hoşuma gitti. 2025 favorilerim için ayrı
bir yazı yazmak istiyorum, orada daha detaylı anlatırım. ^^
2026’da okuma hedefim az ve öz okumak.
50 kitap okumak zorunda da değilim (dedi ve hedefine yetişemediğini görünce
mangalara sardı:d) ama dolu dolu okumalar yapmak istiyorum. Şu sıralar evdeyim,
müsaitim, eskisi gibi bir kitaba saatlerce gömülemesem de en azından bir saat
kafamı verip okumak istiyorum. Sadece istiyorum değil hatta, buna gerçekten
ihtiyacım var. Düzenli okumak, telefon odağını bölmeden okuyabilmek meditasyon
gibi. Yarım saat başka bir şeye bakmadan okuma yaptıktan sonra kendimi
yenilenmiş hissediyorum. Bazen bir kitap o kadar akıyor ki saatlerimi ona
ayırıp zihinsel karmaşamdan kopuyorum mesela. Mükemmel bir his. <3 Umarım bu
yıl bol bol böyle hissettiren kitaplar okuruz.
Geçen sene korku filmlerine sardım.
Zaten seviyordum orası ayrı ama izleyemem dediklerimi de açar oldum. 2024’te
izledim ama Longlegs’ten de bahsetmek istiyorum. Beni çok etkiledi, çözemediğim
ama tanıdık gelen bir yere dokundu. Film hakkında konuşmak isteyen varsa instagramdan
yazabilirsiniz. 2025’te çoğunlukla korku izledim. Favorim A Tale of Two Sisters,
bu ne ya dediğimse Weapons oldu. Bring Her Back fena değildi. Korku değil ama
The Ugly Stepsister’a bayıldım. 2026’ya da korkuyla gireyim diyerek Midsommar’ı
tekrar izledim. İzledikten sonra Yıkılan Kule kartı misali travmatik bazı şeyler
yaşadım. Favori korku filmlerimdendi, muhtemelen bir daha izleyemeyeceğim. Sevdiğiniz
şeyleri paylaştığınız ortamlara ve kişilere dikkat etmek lazımmış. Bunu da
öğrenmiş oldum. 2025’te izlediklerimle ilgili de ayrıca bir yazı gelecek.
Şu an bir yandan Gölgeyle Buluşma’yla
bakışıyorum. Yazı bitince biraz onu okuyup yatarım. Uzun bir okuma olacak, bakalım ne hissedeceğim, bakalım bana neler katacak. Son birkaç aydır rüyalarım
çok canlı ve gergin. Biraz da onun için başlıyorum aslında. Çözmem gereken bir
şeyler var, farklı bir noktadan bakmam lazım. Bir sonraki yazıda görüşmek
üzere, herkese keyifli okumalar ve hayırlı ramazanlar.



