14 Nisan 2013 Pazar

Bu Kitapları Neden Yarım Bıraktım?

19 yorum:

Gördüğünüz üzere on adet yarım bırakılmış kitabım var. Aslında öyle sıkıcı kitaplar da değil hiçbiri ama araya kitap giriyor, serilerimin  devamı çıkıyor sonra unutuyorum diğer kitaplarımı. Hangi kitabı neden bıraktığım hakkında biraz bahsedecek olursam:

Nietzsche Ağladığında
Bu kitabı okuyacak seviyeye gelemedim sanırım. İki sene boyunca üç kez başladım ama olmadı, yarısında bunalıp bıraktım. Kitabın o ağır kederli havasını mı kaldıramadım bilinmez ama en az iki üç sene daha elime almayacağım kesin. GR Puanı: 4.11

Küçük Ağaç'ın Eğitimi
Bu kitabı hangi akla hizmet yarım bırakmışım bilmiyorum. Çok sıcak ve bilgece bir havası var üstelik Kızılderililer hakkında yazılmış. Büyük ihtimalle araya seri devamı kitaplarım girmiştir. Bu yaz bitmeden mutlaka tekrar okuyacağım. GR Puanı: 4.05

Yaratık Avcısı
Dex'in indirimden almıştım bu kitabı. İçinde hiç kadın karakter olmaması beni sıktı sanırım. Okuduğum kitaplarda az biraz da olsa romance arıyorum, yoksa sıkılıyorum ki Yaratık'ta kadın karakter bile yoktu. En azından okuduğum kadarında. GR Puanı: 3.93

Karanlığın Gölgesi
Üzülerek okumayı bıraktığım bir kitap Karanlığın Gölgesi. İlk kitapla arasına uzun zaman girince karakterlerin çoğunu unutmuşum haliyle okurken zevk alamadım. İlk kitabı okuduktan sonra geri döneceğim. GR Puanı: 4.07

Sofi'nin Dünyası
Bıraktığım güzel kitaplardan birisi daha. LYS döneminde okumaya başlamıştım ve hem kendi derslerim hemde kitabın öğretici havası bir arada olmamıştı. Kitap hikaye havasında felsefeyi genel olarak tanıtıyor, doğa filozofları kimdi, kime göre evrenin ana maddesi ne vs. Yani ders kitaplarının farklı bir versiyonu gibi .Felsefeye yeni başlayacak olanlar için çok faydalı olur diye düşünüyorum. GR Puanı: 3.79

Üç Kader Tanrıçası
Tatildeyken okuyacak kitaplarım biter korkusuyla babamdan gelirken kitap almasını istemiştim. Kesin saçma sapan bir şeyle dönecek diye düşünürken bir de baktım Nora Roberts kitabı almış! 15. yaş günümde barbie bebek alan babamdan böyle bir hareket beklemezdim açıkçası zaten ben çok sevinince o da şaşırmıştı. :D  Çok kalın bir kitap ve tatilde bitiremedim. İstanbul'a dönünce de kitaplığıma kavuştum biraz geriye koydum Üç Kader Tanrıçası'nı. Bu yaz bitirmek istediklerim arasında o da. GR Puanı: 3.97

Yetenek
Geçen yılbaşında hediye aldığım bir kitap, çok konuşulmuştu çıktığı dönemde ve çoğunluk baya beğenmişti. Bende büyük bir hevesle başladım ama ısınamadım, sanki kitabın girişinde olaylara bodoslama dalmışlar ve neyin ne olduğunu anlamadan maceraya atılmışlardı. Ne yalan söyleyeyim elime alıp okuyasım gelmiyor. Belki okurum dediklerimden.. GR Puanı: 4.13

Taht Oyunları
Geçen yaz dizi bitince bir hevesle kitapları set halinde aldım. Abartmıyorum diziyi kitaptan kopyalamışlar, her şey mi aynı olur yahu? Ara ara 70-80 sayfa okuyordum günde ama kalın bir kitap olduğundan bitmedi gözümde büyüdü. Üzülerek bırakmak zorunda kaldım. Şimdi yeni sezonun hevesiyle başlamayı düşünüyorum, hayır diğer kitaplarda okunmayı bekliyor o yüzden bunu bir an önce bitirmem lazım. GR Puanı: 4.42

Alice
İçinde Alice Harikalar Diyarında, Aynanın İçinden ve Peruklu Arı hikayelerinin olduğu ciltli ve görünümü harika olan kitabım. kütüphanemin iyi ki almışım dediklerim arasında yer alıyor. Aslında bu kitap öyle bir seferde okunup bitirilecek cinsten değil, daha çok baş ucu kitaplarına uygun. Gece yatmadan önce birkaç sayfa okuyup eğlenceli rüyalar görmenizi sağlayabilir diye düşünüyorum. Patlayan gece lambamın yerine yenisini alırsak okumaya başlayacağım umarım. :) GR Puanı: 4.49

Arı Kovanına Çomak Sokan Kız'ı yarım mı bıraktım, hiç mi başlamadım hatırlayamadım ama kardeşim çok güzel olmadığını söylemişti. Onun da GR Puanı: 4.14

Sizin yarım bıraktığınız kitaplar var mı?


12 Nisan 2013 Cuma

Göz - Stephen King

8 yorum:


     Hayvan Mezarlığından sonra King'in hangi kitabını okusam diye düşünürken bu sene Carrie'nin sinemalara gireceğini öğrendim. Fragmanını çok beğendiğimden (Kitabı okumak isteyenler izlemesin ama spoiler içeriyor.) Göz'ü okuyayım dedim. Kitabın baskısı tükenmiş, ancak ikinci el bulabiliyorsunuz. Neyse ki ilk aramamda buldum kitabımı. Bulamayanlar da üzülmesin zaten filminden dolayı yeni baskısını çıkarırlar. Dün okumaya başladım ve dün bitti, yorumumu Goodreads'e koymuştum, buraya da aynısını aktarayım.

     Carrrie White... Bu ismi unutacağımı sanmıyorum. Çok etkilendiğim kitaplara bir yenisi daha eklendi. Hayır anlamıyorum şu insanlar birilerini hor görmekten ne zevk alıyor? Sen açta kendi bi taraflarına gül. Bu kitap kurgu olabilir, bilim-kurgu kısmını çıkarırsak aynı durumu yaşayan binlerce kız olduğundan eminim ama bundan emin olmam da korkutuyor beni. Herkes hayatında bir gece bile olsa huzurla ve yarın mutlu uyanacağını düşünerek gözlerini kapatmayı hak eder, herkes sevilmeyi hak eder. Belki onu kalpten olmasa da sevenler vardı, annesi de kendince seviyordu ama yeterli değildi. Yine de umudunu yitirmedi Carrie, topluma dahil olma inancını kaybetmedi. King'in kaleminden çıkmış bu kızda herkes kendinden bir parça bulacak diye düşünüyorum. Bir Hayvan Mezarlığı kadar korkunç değil, hatta hiç korkunç değil ama kesinlikle çok daha çarpıcı.


     Bir iki şey daha ekleyecek olursam, kitap hem olayın yaşandığı zamanda hem de sonrasında geçiyor. Konumuz kısaca şöyle; Annesinin aşırı din bağlılığından dolayı (yobaz ve ötesi bir tutum) yaşıtlarından farklı bir şekilde büyüyen Carrie okulunda hem dışlanmakta hemde tacizlere maruz kalmaktadır. Bu durumu değiştirmek ve normal bir yaşam sürmek ister ama yakasını bırakmayan okul arkadaşlarından dolayı işi oldukça zordur. Sonunda patlama noktasına gelir vee devamı kitapta.

    Kitabı okurken sıkıldığım ya da monoton bulduğum tek bir sayfa bile olmadı. Dili akıcı ve devamında ne olacağına dair bir merakla okuyorsunuz. Kitap Türkçe'ye neden "Göz" diye çevrilmiş pek anlamadım ama çok takılmamak gerek.  2013 Yapımı olan Carrie filmi ise Ekim ayında vizyona giriyor. Evet daha çok var, umarım zaman su gibi akıp geçer, merakla bekliyorum filmi.



Düzeltme: Kitabın yeni baskıları da varmış, Ümraniye Meydan'ın oradaki D&R'de gördüm.

11 Nisan 2013 Perşembe

Liebster Blog Award #2

16 yorum:

Colorful Book blogunun sahibi ve Sevimli Hırsız  beni Liebster Award'a aday göstermiş. Kendilerine buradan çooook teşekkür ediyorum. =) Bunlar aldığım üçüncü ve dördüncü mimler. Uzun zamandır soru cevaplamamıştım, sevindim mimlenmeme.  Liebster Award'ın bazı kuralları olduğunu hatırlatayım. Bunları önceki yazılarımdan birinde yazmıştım. Bakmak için. : TIK TIK

Ve işte hakkımdaki 11 gerçek:

. Sevdiğim insanları kedi gibi severim, okşarım.
. Yanımda düşen birisine gülmeden edemem tabii kötü düştüyse hemen gülmem bende şok oluyorum o an. :D
. Kafamda yapmayı planladığım şeyler dolanıp duruyor ama harekete geçemiyorum bir türlü.
. Çok tatlı yiyecekleri sevmem; Waffle gibi.
. Mezuniyet gecesi gibi özel günler dışında yüzüme pudra/kapatıcı tarzı şeyler hiç sürmedim.
. En sevdiğim kitaplarımdan birini kaybettim. :( (Bütünün Bir parçası)
. Toplum içinde konuşamam *o*
. Fantastik kitap meraklısıyım, okuduklarımın yarısından çoğu fantastiktir.
. Çok sevdiğim insanlara "kedim" diyerek seslenirim.
. Naftalin kokan evleri hemen benimserim.
. İki gündür rejim yapıyorum hadi bakalım umarım kaptırıp götürürüm bu sefer. *-*



Şimdi de Colorful Book'un hazırladığı 11 soru:

1. Yapmaktan en çok zevk aldığınız şey nedir?
Kesinlikle uyumak!

2. Blog yazmaya nasıl karar verdiniz? Beklentileriniz neler?
Çevremde yazan arkadaşlarım vardı onlara özendim diyebilirim. Okuduğum kitapları tanıtmak,  kalemimi geliştirmek  ve aynı şeylerden hoşlandığımız bloggerlarla tanışmak beklentilerim arasında.

3. Hayatımın kitabı dediğiniz bir kitap var mı? Varsa isim alabilir miyiz?
Düşündüm ama hemencecik aklıma gelmedi. Demek ki yokmuş. :/

4. Birini yeniden diriltebilecek olsanız bu kim olurdu? Neden?
Dedemi diriltirdim, sebebi bana kalsın.

5. Yaşadığınız en büyük hayal kırıklığı nedir? 
LYS sonucum olabilir. Kendimi hayal kırıklığına uğrattım, onca emek boşa gitti.

6. Bir kitabın sonunu değiştirebilseniz bu hangi kitap olurdu ve neden?
Harry Potter'ın sonunu değiştirip Snape'i yaşatırdım. :(

7. Bugüne kadar aldığınız en büyük başarı?
6. sınıftayken resim yarışmasında Kadıköy üçüncüsü oldum. Eheheh en büyük başarım bu sanırım.

8. Okumak mı yazmak mı? Neden?
Okumak, çünkü daha kolay ve daha akıcı benim için.

9. Klasik bir soru. Hayatınız bir kitap olsa ismi ne olurdu?
Saçsız Kız olsun ironik olur.

10. Okumanın size kazandırdığı en büyük şey nedir?
Okurken kendimi güvende hissediyorum, güven duygusu olabilir.

11. Kendinize söylediğiniz en büyük yalan?
Bir sonraki dönem tüm notlarımı yüksek tutacağım... :p

Ve Sevimli Hırsız'ın Soruları:

1. Hiç anime izledin mi? İzlediysen favori animen?
İzledim ama sadece iki tane. Vampire Knight ve Death Note. Vampir Knight'ı daha çok beğendim.

2. Kitapların filmlere uyarlanmasını doğru buluyor musun ?
Güzel oluyor bence, okuduğumuz bir kitabın filmini de görmüş oluyoruz.

3. 2013 yılında kaç kitap okuyacaksın?
Goodreads'e 80 hedefini koydum ama yalan olacak gibi gözüküyor. :D

4. Elinde okunacaki kitap olduğu halde yeni çıkan bir kitabı hemen alır mısın?
Maalesef alıyorum, tutamıyorum kendimi ama o cici kitapların da okunmaya hakkı yok mu. =D

5. Anime/Dizi/Film/Drama'lardan sevdiğin bir sahneyi bizimle paylaşır mısın?
Big Fish'de babası oğluna nasıl doğduğunu anlatıyordu, bebek anneden fırlıyor ve koridorda uçuyor. :D Güzel filmdi.

6. En çok güldüğün ve en çok ağladığın kitap neydi?
En çok güldüğüm Bütünün Bir Parçası olabilir. Ağladığım kitapsa Bin Muhteşem Güneş.

7. Hayatında UNUTULMAZ dediğin bir an oldu mu?
Sanırım olmadı.

8. Kitapların hayatındaki öncelik sırası nedir?
Ailemden sonra kitaplarım geliyor.

9. Hiç -kesinlikle- bu karakter benim dediğin bir kitap karakteri oldu mu?
Tamamen bana uymuyor ama Gölge ve Kemik'teki Alina'yla benzer çok yanımız var.

10. Bir kitabı yorumlarken nelere dikkat edersin?
Sevdiğim ve sevmediğim yanlarına, yazarın konuyu kitaba dağıtış şekline ve yazarın üslubuna dikkat ederim.

11. Kitap yorumu yapmak profesyönellik ister mi?
İster mi? Ben de bilmiyorum ama bir şekilde yaptığımı düşünüyorum. :)

Bunlar da benim sorularım: 

1. Bu yaz neler yapmayı planlıyorsun?
2. En sevdiğin erkek kitap karakteri kim?
3. Şu sıralar takip ettiğin ve bize de önereceğin bir dizi var mı?
4. En etkilendiğin söz hangisi?
5. Kitapların son cümleleri sence nasıl olmalı?
6. Senede kitap alışverişine ne kadar para harcarsın?
7. İleri de nasıl bir hayat istiyorsun?
8. Sinemada en son hangi filmi izledin?
9. Evcil hayvanın olsa ismini ne koyardın, eğer varsa ismi ne?
10. Odanda bir değişiklik yapsan bu ne olurdu?
11. Şu an almak istediğin kitaplar hangileri?

Adaylarım.:

















7 Nisan 2013 Pazar

Hayvan Mezarlığı - Stephen King

10 yorum:


Klasik bir korku hikayesi girişiyle başlıyor Hayvan Mezarlığı. Mutlu bir aile ormanlık arazide büyük ve güzel bir ev satın alır ve gizemli olaylar hakkında konuşan komşuları vardır. Tabi o korku hikayelerinde olay evde geçiyordur ama burada arkadaki patikaya gidiyoruz; Hayvan Mezarlığına ve ötesine.

Louis Creed Maine Üniversitesi'nde çalışmaya başlayan bir doktordur. Kızı Ellie, oğlu Gage ve karısı Rachel ile birlikte  kredi borçlarının altına aldıkları evlerinde klasik bir aile yaşantısı sürmektedirler. Karşı komşuları olan Jud ve Norma aileye sıcak bir karşılama yapmıştır ama Louis kitabın sonlarında oraya hiç taşınmamış olmayı dileyecektir.

Stephen King'in okuduğum ilk romanıydı, çok mu korkunç hayır ama evde yalnızken ve gece saatlerinde okursanız bir de üstüne arada (nedense tam da korkunç sahnelerde) evden sesler geliyorsa fazlasıyla korkuyorsunuz. Akıcı bir dili var, en sevdiğim yanlarından birisi de karakterlerin iç sesleriyle konuştukları kısımdı. Yaşadıkları karşısında mantık kurmaya çalışıyor kahramanlar fakat aslında her şey önceden belirlenmiş gibi. Bana göre saçma kısımları da vardı ve bazı yerlerin ucu açık bırakılmıştı. Okuduğum ilk korku kitabı olduğundan olsa gerek o eksilerini görmezden geldim ve kitap bende 5 üzerinden 5 puan aldı.

En sevdiğim karakter bebekleri Gage oldu, betimlemelerle bebeği çok tatlı yansıtmışlar, annem de filmini izlemiş ve o da bebeğin çok tatlı olduğunu söylüyordu. Filmi baya korkunçmuş bu arada gerçi yıllar öncesinin efektleriyle ne kadar korkutur bilemem ama annem de 15 yıl önce izlemiş zaten. Zamanına göre iyi bir film olsa gerek.

Kitap okuyucuya az çok mesajlar da gönderiyor. Örneğin Louis her işte mantık arayan biri değil de dinine sadık ve perdenin ötesindeki varlıklara inanan birisi olsaydı oraya gitmezdi hatta pılını pırtını toplayıp taşınırdı ve üzücü olaylar yaşanmazdı. İncil'den yapılan alıntılar da bunu destekler nitelikte olmuş ve kitaba gerçekçi bir atmosfer sağlamış. Kapağında gördüğünüz şirin pisicikse evin kızı Ellie'nin kedisi Church. Çok gereksiz bir kapak olmuş ama cover'ları inceledim de çoğu kapakta tıslayan ya da sinsi sinsi bakan bir kedi var.

Hayvan Mezarlığı benim için korkudan ziyade psikolojik gerilim romanı tadındaydı. Çoğu arkadaşımın orta okul yıllarında okumuş olması sinirimi bozdu bir tek ben mi kalmışım okumayan dedim. Gerçi küçükken okusam kesin korkudan uyuyamazdım, o yaştaki halime hitap eden bir kitap değilmiş. Bu arada Stephen King'in  bu kitabı yazarken kaldığı evin arkasında Hayvan Mezarlığı olduğunu biliyor muydunuz?

Herkese iyi pazarlar..

6 Nisan 2013 Cumartesi

Game of Thrones 3x1 Yorumu

2 yorum:


   2. sezonun bitimini büyük bir heyecanla yapan Taht Oyunları yeni sezonuna başladı. öncelikle şunu söyleyebilirim, ilk bölüm açılış gibi bir şeydi, kimin ne yaptığını gösterdiler, (Herkesin değil mesela Arya görünmedi.) genel bir geçiş yaptılar. Heyecanlı pek bir şey olmadı yani. Ejderhalarımız ergenlik dönemine girmiş, Jon Snow kargalara sırtını dönmüş ve Ak Yürüyenler artık geldi. Şişko Sam az daha ölüyordu bak zar zor kurtardılar çocuğu. Sansa Sibel Kekili'yle "Gemiler nereye gidiyor" adı altında 0-6 yaş arası bir oyun oynuyor. Zaten onda bile zorlandı kafası  karıştı yavrucağın. Bu kızdan bir halt olmaz gerçekten, Joffrey'i ilk gördüğü gün çok yakışıklı bulduğunda anlamıştım. Joffrey de yeni gelen kıza kendin beğendirme çabalarında, ama o kızı sevdim ben. Her ne kadar döneklik yapmış olsa da o dönemler için doğal bir durum bu. Dizinin bu bölümünün en üzücü sahneleri ise Tyrion'ın babasıyla konuştuğu kısımdı. Adamın demediği kalmadı Tyrion'a, üzüldüm gerçekten. Ejderhaların annesi ise ordu bulma çabasında. 8 bin adet insanlıktan çıkmış asker buldu ama 8 bin yeterli olmaz, ejderhalar büyümeden krallığa dönmesi zor Daenerys'in..
Bir arkadaşım geçen sezonların hazırlık olduğunu ve dizinin asıl şimdi başladığını söyledi. Umarım dediği gibi olur. Winter is here dostlar, buralarda havalar ısında da kalbimiz de lapa lapa kar yağıyor, Ejderler kanatlanıyorrrr.


3 Nisan 2013 Çarşamba

Bloglovin

2 yorum:
Google reader'ın temmuz ayında kalkması üzerine çoğu blogger bloglovin hesabı açtı. Birbirimizi kaybetmemek açısından geçilmesi iyi gibi duruyor. Henüz nasıl kullanıldığını anlamasam da yavaş yavaş çözeceğiz. Bloglovin hesabım için. :
 Follow my blog with Bloglovin

1 Nisan 2013 Pazartesi

Duman ve Kemiğin Kızı - Laini Taylor

2 yorum:
Bir zamanlar şeytanın ininde yerde tüylerle oynayan küçük ve masum bir kızdı. O, artık masum değil.

Şeytanların düşündüğünüz kadar kötü, meleklerinse göründükleri kadar saf olmadıkları bir dünyada var olmaya çalışan mavi saçlı kız Karou'ya merhaba deyin. Mitolojik varlıkların arasında kim olduğundan bihaber büyüyen Karou için yaşam Prag'ın büyüleyici sokakları, sanat okulu ve babası yerine koyduğu Brimstone'un gizli işlerini yapmaktan ibaret gibi gözükse de bilmediği çok fazla şey vardır ve bunlar yavaş yavaş açığa çıkacaktır. 

Kitaba genel bir bakış atacak olursam büyük beklentilerle başladığımdan ilk kısımlarında biraz sıkıldım. Yazar bazı yerleri uzatmış ama sonrasına da zönk diye kalacağınız şaşırtıcı bilgiler eklemiş, havalı bölüm bitimleri yapmış ve o kısımları okuyunca sıkıntınızdan eser kalmıyor üstelik büyük bir heyecanla arka sayfalara geçiyorsunuz. Melek-şeytan dedim ama durum bu kadar basit değil, Daha mitolojik, değişik varlıklarla dolu. Bir Kimeralar var karanlık tarafta bir de melekler. Bana kalsa melekler yerine farklı bir şey  konulabilirdi ama böylesi de iyi olmuş. Bu arada Karou'nun mavi saçlı olduğundan söz etmiş miydim? Evet kızımızın laciverte çalan mavi saçları var. Doğuştan mı, hayır ama sonradan bir sebepten ötürü maviye dönüşmüş. Nedenini buraya yazmıyorum az biraz spoiler oluyor. Yani mavi saçlı olmayı kim istemez ki şahsen ben isterim bıktım siyahtan. Tabi sadece mavi saçlarıyla değil, güzelliğiyle de dikkat çekiyor Karou. İşte bu nokta da benim biraz canımı sıktı. Güzel kız- yakışıklı oğlan hikayelerinden farklı bir şey görmek istiyorum artık, ama Duman ve Kemiğin Kızı'nda durum yine aynıydı. Yakışıklımız kim diyorsanız o da sürpriz olsun ama başlarda çıkan hödük Kaz değil, bunu söyleyebilirim. (Kaz Karou'nun amatör oyunculuk yapan eski sevgilisi.)


Bu kız hayalimdeki Karou'ya çok benzemiş bak. Tabii onun saçları uzun ama benzettim ben.

Kitap ağırlıklı olarak rüya gibi  iki şehirde geçiyor; Prag ve Marakeş. Gitmek istediğim yerleri okuyunca kitaba daha da bağlandım, o sokaklarda gezmeyi, Karou ve arkadaşının takıldığı Zehir adlı mekanda heykellerin arasında oturmak istedim ben de. Kapalı havaları seviyorsanız Duman ve Kemiğin Kızı'nın gizemli sokaklarını, nereye ve hangi dünyaya açıldığı belli olmayan kapılarını da çok seveceksiniz. Yılan saçlı bir kadını bile seveceğinizi düşünüyorum yani daha ne diyeyim. Kitap Goodreads'de 5 üzerinden 4.09 gibi hayli yüksek bir puan almış, bende kitaba 4 puan verdim. 1 puanı da o eksik gördüğüm yanlardan dolayı kırdım. Devamı olan Days of Blood orjinal dilinde çıktı ve GR'den aldığı puan 4.32. İkinci kitabını merakla beklememe sebep veren bir puan olmuş umarım en kısa zamanda çevirirler.  



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...