29 Kasım 2016 Salı

Watchmen - Alan Moore / Dave Gibbons // Yorum

2 yorum:

Çok fazla çizgi-roman okumuyorum. Okumak istediğim fazlasıyla kitap varken çizgi-romanları zaman kaybı olarak gördüğüm için elim gitmedi bir türlü. En azından eskiden böyle düşünüyordum. Göz önünde olan popüler karakterlerin ötesine bakınca çok kaliteli çizgi-romanlar olduğunu keşfettim. Elimde Yalınayak Gen'in ilk iki cilti var mesela, Hiroşima'ya atılan bombanın hikayesini anlatıyor. Bunun dışında Karanlık Güzel, Güngezgini ve Ghost'u  okumak istiyorum. Sizin de beğenerek okuduğunuz çizgi-romanlar varsa yorum bırakırsanız sevinirim.  

Watchmen'in çizgi-romanını okumadan önce filmini izlemiştim. Bu yüzden okurken neler olacağını biliyordum. Bu durum okuma isteğimi hiç etkilemedi, zaten çizgi -roman filmine kıyasla çok daha dolu. Karanlık bir atmosferi var Watchmen'in, üçüncü dünya savaşının eşiğinde olunan zamanlar. Renkler bile kendi renginden ziyade griyi göstermek istiyormuş hissi veriyor. Süperkahramanların çağı sona ermiş. "Kim gözleyecek gözcüleri?" mottosuyla yola çıkılarak süper- kahramanlığı yasaklamışlar. Watchmen dağıldıktan sonra üyelerinin sırada yaşamları, karakter analizleriyle birlikte okuyucunun karşısına çıkıyor. 

Watchmen için kıyamete saatler kala senaryosu diyebilirim. Her bölümün başında giderek ilerleyen bir saat var. Korku ve panik bu saat ilerledikçe artıyor. Günü kurtarması için ihtiyaç duyulan süper - kahramanlar yok. Sadece geçirdiği evrim ile insanüstü bir varlığa dönüşen Dr. Manhattan var ki kendisi insanlık için bir muamma. Watchmen'in en derin karakteri Dr. Manhattan olabilir. Belki de çoğumuz onun düşüncelerini bilerek anlamak istemeyiz. Ufuk açan konuşmalarıyla Dr. Manhattan'ın - ya da ilk ismiyle Jon'un - olduğu kareler Watchmen'in en önemli temel taşlarından biri. Onun dışındaki kilit karakterlerden biri de Rorschah. Kendi ahlak anlayışı ve doğrularına göre yaşayan biri. Rorschah toplumun dışına itilmiş bir anti - süperkahraman. Kitabın karanlık atmosferine en çok katkı sağlayan karakter olduğunu düşünüyorum. 


Watchmen okuyucuyu cafcaflı süper-kahraman dünyasından koparıp gerçekçi olanı gösteriyor. Kendi kostümünü ve namını oluşturan herkesin süperkahraman olabildiği bu evrende mutlu sonlar ya da insanlığa hizmet etmek için hazır bekleyen, doğaüstü güçlere sahip kahramanlar yok. İnsanın dünyaya bakış açısını değiştiriyor dediğimiz eserlerden biri. Ayrıca Rorschach's Diary kısmını her okuduğumda aklımda Rorschah'ın boğuk sesi belirdi. İzlemediyseniz filmine de mutlaka bakın derim. Herkese iyi akşamlar. 

13 Kasım 2016 Pazar

Tüyap Kitap Fuarı'ndan Ne Alsak?

12 yorum:
İstanbul Tüyap Kitap Fuarı dün başladı. Geçen sene ve ondan önceki sene olduğu gibi bu sene de fuara gitmeyeceğim. Evde okunmayı bekleyen çok fazla kitabım var ve fuara gidersem bir iki kitapla dönmeyeceğimi biliyorum. :D Tüketim çılgınlığı varsın kitaptan olsun ama bu seferlik kendime dur diyeceğim. Ayrıca yol gözümde büyüyor, metrobüsle o kadar kitabı taşımak kolay değil. Birkaç yayınevi hariç aman aman bir indirim de olmuyor. Tüm bu sebepler birleşince fuara gitmekten soğuyorum. Gidenlerin paylaşımlarına zevkle bakıyorum orası ayrı tabii. =))

Fuara henüz gitmediyseniz ve kitap listenizde eksikler varsa size birkaç kitap önerim olacak. Kimisini okudum, kimisi yeni çıktı ve çok merak ediyorum. 

İlk önerim yeni çıkan ve Avatar Son Hava Bükücü'ye olan benzerliğiyle dikkat çeken Hava Uyanıyor. Avatar'ı çok seviyorum, kitabı okuyanlar da beğenmiş. Önümüzdeki ay kitap siparişi verirken Hava Uyanıyor'u mutlaka alacağım. 
Solaris İmparatorluğu, başkenti birleştirmeye bir zafer uzağındaydı ve nadir görülen büyüsel bir yakınlığın sahibi, on yedi yaşındaki kütüphaneci çırağı Vhalla Yarl savaşın seyrini değiştirebilirdi. 
Vhalla, Büyücüler Kulesi'ndeki gizemli büyü topluluğundan uzak durması gerektiğini bilerek büyümüştü ve kitapların sessiz dünyasında oldukça mutluydu. Ancak farkına varmadan, gelmiş geçmiş en büyük büyücülerden biri olan Prens Aldrik'in hayatını kurtardıktan sonra, yavaş yavaş onun dünyasına doğru çekildiğini hissediyordu. Şimdi önünde vermesi gereken zor bir karar vardı: Ya büyüsünü kabul edip bildiği hayatı terk edecek ya da büyücülükten defedilip eski haline dönecekti. Gölgelerde dolanan kudretli güçlerle birlikte, Vhalla'nın kararsızlığı ona sandığından çok daha fazlasına mal olacaktı.

Manga okumayı seviyorsanız çok severek okuğum Vampire Knight Serisi'ni fuardan alabilirsiniz. Arkadaş Kitabevi standında bulabileceğiniz seriyi okurken bloguma bir yazı girmiştim, bakmak isterseniz buraya tık tık
Ayrıca Arkadaş Kitabevi standında çok güzel Death Notelu, Vampire Knightlı ayraçlar var. Gidenler bana da getirse şahane olurdu. *.* 

Watchmen'in çizgi romanı İthaki Yayınları baskısıyla yeniden satışta. İnternetten ön siparişini verdim, kısmetse yarın elimde olacak. İlknokta'da %27 indirimle satılıyor, standa getirmişlerse üç aşağı beş yukarı aynı fiyattadır. 40 - 45 tl arası bir şey. Watchmen'in filmini çok beğenmiştim, eminim çizgi romanı daha güzeldir. İzlemediyseniz mutlaka izleyin, okumadıysanız gelin beraber okuyalım. ^.^


KİM GÖZLEYECEK GÖZCÜLERİ?

Seksenli yılların ortasında Alan Moore ve Dave Gibbons, çizgi roman tarihini kökten değiştiren ve popüler kültürün çizgi roman algısını yeni baştan yazan eşsiz bir eser yarattılar: WATCHMEN. Sıklıkla çizgi romanların ciddiye alınmasını sağlayan ilk eser olduğu söylenen WATCHMEN, süper kahramanların çok yönlülüğünü, psikolojik karakter derinliğini olabilecek en gerçekçi biçimde yansıtan yegâne eser.Amerikalı süper kahramanların varlığının bile tarihe farklı bir yön verdiği bir dünyada, Amerika Vietnam Savaşı’nı kazanmıştır, Nixon hâlâ başkandır ve Soğuk Savaş devam etmektedir. WATCHMEN bir cinayet öyküsü olarak başlasa da kısa sürede tüm gezegeni ilgilendiren bir komplonun izleri ortaya çıkar. Nihayetinde, tekrar bir araya gelmiş bu kahramanlar –Rorscach, Gece Kuşu, İpek Hayalet, Dr. Manhattan ve Ozymandias–s inançlarının sınırlarını zorlamak ve iyi ile kötünün çizgisinin nereye çizileceğini kendilerine sormak zorunda kalacaklardır. Bu edisyonda, eserin yaratılış sürecindeki daha önce yayınlanmamış çizim taslakları ve çizer Dave Gibbons’ın yeni önsözü de metinlere eşlik ediyor.

Günümüz fantastik ve bilim - kurgu edebiyatının en önemli yazarlarından Ursula Le Guin'in Yerdeniz Serisi bir diğer önerim. Metis Yayınevi fuar boyunca serileri set halinde uygun fiyata satıyor. Fuardan alabileceğiniz en güzel kitaplardan biri bence.

"Sanırım Yerdeniz Büyücüsü'nün en çocuksu yanı konusu: Büyümek. Büyümek, benim yıllarımı alan bir süreç oldu; bu süreci otuzbir yışımda tamamladım -ne kadar tamamlanabilirse; o yüzden de çok önemsiyorum. Çoğu genç de önemser. Ne de olsa esas işleri budur: Büyümek." 
-Ursula K. Le Guin




Bunların dışında Martı Yayınları'nın kitaplarına mutlaka bakın derim.  Kurtlara Söyle Eve Döndüm gibi şahane bir kitabı 10tl'ye alabilirsiniz. Ciltli kitapları 15 tl oluyordu. Go! Kitap'ın tüm kitapları fuar boyunca 12 tl. İnternetten daha ucuza bulabileceğiniz kitapları fuardan almayın bence. Sahaf kısmı varsa sahafları dolaşın, kitaplarla dolu bir fuarda olmanın tadını çıkarın. =)

 Az ama öz kitap önermeye çalıştım, umarım yardımcı olmuşumdur. Sizin de önerilerini varsa lütfen paylaşın, herkese mutlu günler. 

11 Kasım 2016 Cuma

Aylak Adam - Yusuf Atılgan / Kitap Yorumu

11 yorum:

Adı bile yok, ona sadece C. demiş Yusuf Atılgan. C. bir aylak, babasından kalan geliriyle yaşıyor. Çalışmıyor musun diyenlere, "Aylağım ben, çalıntı parayla yaşıyorum." cevabını veriyor. Melankoli yüklü bir karakter. Sokakları sanki aradığını her an bulacakmış gibi bir istekle dolaşıyor. Arayışı olmasa yaşama isteği de olmayacak muhtemelen. 
Aylak Adam Türk Edebiyatı'nın en popüler kitaplarından biri. Çok okunuyor, alıntıları paylaşılıyor. Okuyucuları genel olarak derinden etkilemiş, insanlar kitapta kendinden çok şey buluyor çünkü. Yine de kitabın popüler kültürün içinde şişirildiğini düşünüyorum. Eğer C. çevremizden biri olsaydı eminim onu çok sinir bozucu bulurduk. Parasıyla her şeyi yaptırabileceğini düşünüyor, yer yer kabalaşıyor hatta. Tahammülsüz biri ve daimi melankolik. Kısacık kitabı uzatan bir ruh hali var. Adeta cümleleri genişletiyor. Kitap ilerledikçe baba parasıyla geçinen birinin aylak biriyim ben heheheh diye dolaşmasından rahatsız oldum. Oraya buraya savuracak parası olmayan bir aylak okusaydık o zaman C.'ye hak verirdim. 

Kitapta çok sık geçmeyen bir karakter daha var. Onun da adı B. C.'den ziyade B.'yi sevdim, birbirlerine benziyorlardı ama B. daha samimi geldi bana. C.'nin aradığı kişi oydu belki de, okuyup siz karar verin. 

Aylak Adam değişik bir tat. Ama kesinlikle abartıldığı kadar iyi değil. Avrupalı gibi yaşayan, anadolu kökenli zengin ailelerin zengin çocuklarının buhranlarını okumak bir süre sonra düşündürücü olmaktan çıkıp boğucu bir hal alıyor. E banane senin burjuva travmalarından diyesi geliyor insanın. Sonuç olarak kısacık bir kitap zaten, her türlü okunur. Az çok bir şeyler kattığını hisseder kapatırsınız kitabı. 

8 Kasım 2016 Salı

Doctor Strange

4 yorum:

Doctor Strange geçtiğimiz cuma vizyona girdi. Film hakkında fragmanından edindiğim bilgi dışında hiçbir şey bilmiyordum. Çizgi - romanı varmış, okumadım. Beklentiyle gittiğim de söylenemez. Arkadaşlarımla güzel bir akşam geçirme amaçlı izledik. Siz de bu düşünceyle izlerseniz memnun kalırsınız diye düşünüyorum. Oyuncu kadrosu için dahi sinemada izlenebilecek bir film. Tilda Swinton kadim sanatlarla ustalamış gizemli bir büyücü mü desem, majisyen mi desem neyse büyücüyü canlandırıyor. :D Benedict  Cumberbatch ise başarılı bir doktorken bir şeylerin ters gitmesi ile kendini büyücülerin dünyasında bulan Doctor Strange rolünde. Rachel McAdams, Chiwetel Ejiofor gibi iyi oyuncular da kadroda. Mads Mikkelsen zaten benim açımdan filmin en önemli ismi. Oyuncuların bu kadar sağlam olduğu bir kadroyla daha iyi bir film çıkabilirmiş aslında. Konu genel olarak havada kalmış. Eski öğretilerle uğraşan, dünyanın dengesini koruduklarını söyleyen bir grup insan var. Önemli bir konumdalar ama izleyiciye bunu aktaramamışlar. Doctor Strange'in büyüleri iki dakikada öğrenmesi, ustanın hiç tanımadığı birine büyük sırları tak diye göstermesi vs. çok yavan olmuş. Oyuncuların hepsi çocuk olsa, film gençlik - çocuk filmi tadında olsa sırıtmazdı belki. Bunu düşünürken aklıma Karate Kid geldi. Başroldeki çocuk dövüş sanatında ustalaşmak için deliler gibi uğraşmıştı. Doctor Strange de o özen yoktu. Spoiler olacağı için filmin ilerleyen kısımlarına ait olmayan sahnelerden çok bahsetmeyeceğim. 

Son zamanlarda çıkan Süper Kahraman filmlerinde işin içine komedi katıp kalite arayan izleyiciyi değil eğlence arayan izleyiciyi etkilemeye çalışıyorlar. Captain America: Civil War ve Suicide Squad da öyleydi. Fena değildi, izlersiniz güldürüyor deyip geçiyoruz. Büyük bir kesim ise  fazlasıyla memnun kalıyor, çok komikti güldürdü Jared Leto Joker olmuş çok tatlı ya diyorlar vs. Captain America da Spider Man'e gülmüştük, film yeni başlıyor herhalde dediğim an tak diye bitmişti. Doctor Strange'in yönetmeni Scott Derrickson imiş. Kendisini daha önce korku filmlerinde yönetmenlik, senaristlik yapmış, ismini duyduğum biri değil. C. Robert Cargil, Jon Spaihts ve Derrickson beraber senaryoyu paylaşmışlar. Ayrıca Spaihts daha önce  Prometheus filminin senaristliğini yapmış. Stan Lee'nin film senaryosuna sokmamışlar galiba. Marvel bunlara parayı basıp hadi ortaya popüler kültüre uygun bir film çıkartın demiş gibi bir senaryo olmuş. Ama izleniyor mu, izleniyor. Mutlaka sinemada görülmeli diyemem. Görsel efektleri büyücü kalkanları ve tuhaf şekillere sokulan boyutlardan ibaret. Sadece oyuncu kadrosu için harika diyorum. 

Umarım Marvel'ın da DC'nin de önümüzdeki filmleri daha başarılı olur. Süreyi uzatıp konuyu derinleştirseler ortaya komediyle karışık harika filmler çıkabilir. Watchmen düzeyinde bir şeyler izlemek istiyoruz artık. *-* Siz Doctor Strange'i izlediniz mi, nasıl buldunuz? Görüşlerinizi benimle paylaşın, herkese iyi günler!


29 Ekim 2016 Cumartesi

Buradayım - Clélie Avit / Kitap Yorumu

5 yorum:

Herkese merhaba, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun! :) Hep birlikte nice 93 yıllarımız olsun. ^.^ Dün instagram hesabımdan birkaç kitap paylaşıp hangisini okusam diye sormuştum. Buradayım da fotoğraftaydı ama pek aklımda yoktu. Yorumlardan gelen bir öneri üzerine kitabı elime aldım ve nasıl başlıyor diye bakmak için ilk cümlesini okudum. Kitapların ilk cümlelerini çok önemsiyorum diyemem ama ilgi çeken bir başlangıç klasik bir girişten daha iyidir tabii. Buradayım'a başlamamı sağlayan şey ilk cümleleri oldu.

"Üşüyorum. Açım. Korkuyorum. Bunları Hissediyor Olmalıyım. Yirmi haftadır komadayım..."

Diye başlayıp devam ediyor. Dağ tırmanışında kaza geçirip komaya giren Elsa etrafındaki sesleri duyuyor ama tepki veremiyor. Aynı hastanede Thibault'un erkek kardeşi yatıyor. Tesadüfen Elsa'nın odasına giren Thibault komadaki kadınla ilgilendikçe ikisinin arasında duygusal bir bağ oluşmaya başlıyor. Daha önce komadaki insanlarla alakalı hiç kitap okumadım. Sesleri işittiklerine dair bir bilgim vardı ama gerçek mi değil mi bilmiyorum. Elsa'nın durumu bana uyku felci geçirdiğim zamanları hatırlattı. Zihin uyanık, sesleri duyabiliyorsun ama hareket edemiyorsun. İşin kötü tarafı uyku felcinde genellikle nefessiz kalıyormuşsunuz gibi bir his oluyor. Onun verdiği gerginlikle panik oluyorsunuz ve bu durum kalp krizine kadar gidebiliyor. Konudan bağımsız bilgi olacak ama uyku felci geçirmek istemiyorsanız dolu mideyle uyumayın. Ayrıca yorgun hissetmiyorsanız öğlen uykusuna yatmayın. Gerçekten kötü bir deneyim, düşündükçe geriliyorum. *-*

Buradayım'ın edebi açıdan pek bir değeri yok. Dolu dolu bir kitap değil ama kafa dinlendirmek, hoşça vakit geçirmek için çok iyi bir seçim. Sade cümlelerle konu hızlı bir şekilde ilerliyor. Kitap okuyamadığınız bir dönemdeyseniz Buradayım'a bakın derim. Kitapla ilgili tek keşkem sonunun aceleye getirilmiş olması. Bendeki kitabın sayfası mı eksik acaba diye düşündüm hatta. :D Yine de bir buçuk günde bitirdiğim kitaptan memnun kaldım. Kitabın edebi değeri yok demiştim ama mutlu bir şekilde kapattığımız her kitap bize bir şeyler katıyor aslında. :) Pozitif ve mutlu geçireceğimiz bir haftasonu olsun, herkese iyi günler. ^.^

25 Ekim 2016 Salı

Halloween İçin Kitap - Film - Dizi Önerileri

9 yorum:
Ekim ayının en mistik günlerindeyiz. ^.^ Cadılar Bayramı - Halloween haftasını seviyorum. Takip ettiğim paranormal diziler bu haftaya özgü bölümler çıkarıyor, Instagram ana sayfam hayalet hikayeleriyle alakalı kitaplarla dolu. Çoğu yabancı kitapseverlerden, dolayısıyla kitapların hepsinin dilimize çevirisi yok. Yine de ilerde okumak için hoşuma gidenleri not alıyorum. :) 31 Ekim şu an popüler kültürün bir parçası haline gelmiş olsa da kökeni eski pagan inanışlarına dayanıyor. Günün asıl adı Samhain. Ekim ayının bu zamanında ölüler ve yaşayanlar arasındaki perdenin inceldiğine ve iki dünyanın birleştiğine inanılıyor. İnsanlar diğer tarafların halklarından (periler, hayaletler vs.) gizlenmek için maskeler takarlar, kötü ruhların evin içine girmemesi için kapı önlerine yiyecekler koyarlarmış. Yani şimdiki gibi eğlence içinde geçen bir gece değilmiş bu durum. :3 


Neler olduğu hakkında kısaca bilgi verdiğime göre önerilerime geçebilirim. Gotik - romantik, biraz da korku içeren kitap - dizi - filmler cadılar bayramı temasına çok yakışıyorlar. Bu türlerdeki yapıtları çok seviyorum o yüzden sadece Halloween için önermiyorum. Özellikle havanın soğuk olduğu her zaman keyifle okunup - izlenebilirler. ^.^ 

Film dizi önerileriyle başlayayım. Hayalet hikayelerini seviyorsanız Crimson Peak'e bakabilirsiniz. Guillermo Del Toro tarafından yönetilen filmi gotik - romantik seven herkesin beğeneceğini düşünüyorum. Bir tık daha korkunç olsun, korku filmi izlemek istiyorum diyenlere Guillermo Del Toro'nun yapımcılığını üstlendiği  El Orfanato - Yetimhane filmini tavsiye ederim. Gerilim - korku türünde olsa da hüzünlü bir alt konusu var. Üstelik gece uyumaya engel olacak kadar korkunç değil. Genelde korku filmi fragmanlarından dahi rahatsız oluyorum. Bu yüzden açtığım bir korku filmini çok merak etsem bile huzursuz izliyorum, zevk alamıyorum. Yetimhane'yi ise sorunsuz izlemiştim, benim gibiyseniz çekinmeden açabilirsiniz. 
Yetimhane'den bir sahne, bu çocuktan biraz korkmuştum heheh 
La Belle et La Bete (2014) en sevdiğim Güzel ve Çirkin uyarlaması. Atmosfer, konunun ele alınış tarzı, Canavar'ın kostümü vb. aklıma gelen her şey klasik hikayeden çok daha karanlık ve gotik olmuş. Orjinal hikayeye birkaç detay ekleyip hüzünlü bir peri masalına dönüştürmüşler. Ayrıca Fransız yapımı olması ve dilinin Fransızca olması güzeldi, dilin tınısını seviyorum. Gotik - romantik severlere bir diğer önerim de bu film. olsun. ^.^


American Horror Story geçen seneki Hotel fiyaskosundan sonra evrim geçirerek geri döndü. AHS - My Roanoke Nightmare bu yazımın en korkunç önerisi olabilir. :D Televizyon şovu temasıyla işlenen sezon, kırsalda büyük bir çiftlik evi arazisinde geçen olayları konu alıyor. Bölgede yaşayan ruhlar, evde ölenlerin ruhları derken etraf hayalet dolu. Bazı sahneleri mide bulandıracak derecede vahşet içerdiği için rahatsız oldum ama konusu güzel, oyuncular tanıdık olduğu için izlettiriyor. Daha önce American Horror Story izlemediyseniz ilk sezonundan başlayın derim. Genellikle her sezonun 31 ekimle uyumlu bir bölümü oluyor. Halloween önerilerime en çok uyan dizi kesinlikle AHS. :3

Bunların dışında Bram Stoker's Dracula, Sleepy Hollow - 1999, The Addam's Family (1991), Beetlejuice ve Let The Right One In (2008) aklıma gelen diğer filmler. Sizin de önermek istediğiniz filmler varsa lütfen benimle paylaşın. :)

Kitap önerilerim de filmler gibi gotik - fantastik ve biraz korku türüne ait olacak. Korku deyince Stephen King'i es geçmek olmaz tabii. Hayvan Mezarlığı gece okursanız eğer türünün hakkını veren, fazlasıyla ürkütücü bir kitaba dönüşüyor. Kitabı üniversite birinci sınıftayken okumuştum, okulda kalabalıkta okurken korkuyu fazla hissettirmiyor. Ama gecenin bir yarısı evde herkes uyurken okuduğumda baya ürpermiştim. Zaten korku türündeki kitapların çoğu gece okumalarında kendini belli ediyor. Tıpkı hava kararınca ortaya çıkan gecenin yaratıkları gibi heheh. *şeytani gülüş*

İkinci önerim ise çok severek okuduğum, günümüz genç - yetişkin edebiyatı kitaplarına esin kaynağı olan Uğultulu Tepeler. İmkansız aşkı işleyen konusu ve pencerelerde görünen hayaletleriyle gotik - romantik türünün temel kitaplarından biri olduğunu söyleyebilirim. Kitabı klasiklerden çekindiğim bir dönemde okumaya başlamış ve tabularımı yıkarak bitirmiştim. Birden fazla film uyarlaması da var. İsterseniz kitabından sonra filmini izleyebilirsiniz. Benim tavsiyem Tom Hardy'nin oynadığı 2009 yapımı. 

Nora Roberts'ı tanımamı sağlayan Anahtar Üçlemesi, eski İrlanda efsanelerine dayanan konusuyla tavsiye edeceklerim arasında. Kitaplar Işığın Anahtarı, Bilgeliğin Anahtarı ve Cesaretin Anahtarı sırasıyla gidiyor. Farklı yaşamlar süren üç kadını yüzyıllar önceden birbirlerine bağlayan bir anlaşma ortaya çıkıyor. Her biri ışığın, bilgeliğin ve cesaretin anahtarını bulmak için uğraşırken aynı zamanda çok iyi dost oluyorlar. ^.^ Nora Roberts'ın fantastiğe kaçmadan ele aldığı mistik konularla gerçekçi karakterleri birleşince ortaya harika kitaplar çıkıyor bence. Bu üçlemenin dışında, yazarın Bataklıkta Gece Yarısı adlı kitabı da paranormal - romantik türünün sevilen örneklerinden biri. 

Şu sıralar H. P. Lovecraft'ın hikayelerini okuyorum. Korku türünde okuma yapmak istiyorsanız Lovecraft hikayelerine başlayabilirsiniz. Yazarın farklı yayınevlerinden çıkan tek ya da toplu öykü kitapları mevcut. Benim okuduğum ise Dost Kitabevi'nin bastığı Toplu Eserleri 2. Alfa Yayınları'nın yeni çıkan Lovecraft kitaplarına da bakabilirsiniz, şahsen baskılarını çok beğendim. 

Mezarlık Kitabı - Neil Gaiman okunacaklardaki son önerim. Kitaptan blogumda daha önce bahsetmiştim. Mezarlığa kaçan bir bebeğin hayaletler tarafından kabul görüp, orada büyümesini anlatıyor. Bitirdikten sonra "Neden ben de mezarlıkta yaşamıyorum ki?" diye ciddi ciddi düşünmüştüm. :D Geçen aylarda çizgi romanının ilk cildi dilimize çevrilmişti. Çizgi - roman okumayı seviyorsanız kitapla birlikte onu da okuyabilirsiniz. ^^

Umarım önerilerim hoşunuza gitmiştir. Halloween temasına uygun olduğunu düşündüğünüz kitaplar varsa lütfen benimle paylaşın. Bu arada bloga son girişimde tüm yorumları yayınladım ama hangisinin nerede olduğunu unuttuğum için cevaplayamadım kusura bakmayın. Bana sormak istediklerini olursa iletişim kısmındaki mail adresimden ulaşabilirsiniz. Herkese iyi geceler, mutlu bir hafta geçirelim. =)





3 Eylül 2016 Cumartesi

Bu Yazın En'leri - Mim Yazısı

9 yorum:
Sıcaklar henüz geçmemiş olsa da eylül ayına girdik. Yaz mevsimi bana göre değil, sonbaharın bir an önce kendini göstermesini bekliyorum. Üniversiteden yeni mezun oldum, bu yaz son tatilim olsun diyerek iş aramadım. Muhtemelen okullar açıldığında da çalışmıyor olacağım. Yani aslında sonbaharın gelmesi bana işsiz olduğumu hatırlatacak ama neyse. :3 

Blogunu severek takip ettiğim Kağıttan Dünyam beni yaz mevsiminde okuduklarım ve izlediklerimle ilgili birkaç soruda etiketlemiş. Uzun zamandır mim yazısı yazmamıştım. Özlemişim doğrusu. ^.^ Kağıttan Dünyam'ın bloguna  buradan ulşabilirsiniz. Blogu yeni olmakla beraber çok güzel yazılar yazıyor. Mutlaka bakın lütfen. =)

Sorulara gelecek olursam:

1) Bu yaz okuduğun en güzel kitap:Vampirle Görüşme - Anne Rice. Yorumuna buradan ulşabilirsiniz.

2) Bu yaz keşfedip okuduğun en güzel kitap: Bu yaz okuduklarımın hepsi önceden bildiğim kitaplardı.İhtiyaç sadece yeniydi, başka seçeneğim olmadığından onu yazıyorum. :3 Yorumuna buradan ulaşabilirsiniz. 

3) Bu yaz okuduğun ve sana en büyük hayal kırıklığını yaşatan kitap: Hayal kırıklığı yaşadığım kitap olmadı sanırım.

4) Bu yaz izlediğin en güzel film: 3 aylık süreçte izlediğim her şey aklımda değil o yüzden son zamanlarda izlediklerimden seçeceğim. :D Belle'i geçen sene izleyip çok beğenmiştim. Dün tekrar izleyesim geldi. Tarihi filmleri seviyorsanız mutlaka izleyin. 

5) Bu yaz dinlediğin en güzel şarkı: Wish That You Were Here - Florence + Machine. Miss Peregrine’s Home for Peculiar Children'ın şarkılarından biri galiba. Çok sevdim, filmi de heyecanla bekliyorum. =)


6) Bu yazı bir kelime ile tarif et: Bunaltıcı. *_*  2016'da olanlara bakarsak lanetli bir yıldayız zaten. 2017 hemen gelsin, belki bir şeyler düzelir. 

Sorular böyleydi. Ben de tatlı kıs Benherneysemo'yu ve Devrik Cümleler'i  davet ediyorum. Ayrıca görüp de yapmak isteyen herkes katılsın. =) 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...