Şubat ayının bitmesiyle beraber kış mevsimine veda ettik. Hatta bugün annemle balkonda oturarak sıcak havaların geldiğini onayladık diyebilirim. Yıllar öncesinin İstanbul'unda mart ayı da çok soğuk ve karlı olduğu için annem hala temkinli. Acaba kar yağar mı diye düşünüyor, ona göre temizlik ayarlaması yapacak. Bizim nesil mart ayında kar gördü mü? Şahsen ben hatırlamıyorum. Havaların ısınması iyi hoş ama mart ayını pek sevmiyorum. Hem soğuk hem de rahatsız edici bir güneş oluyor. Ilık veya bulutlu günler güzel. Geriye kalan günlerde ise güneş içimdeki bir şeyi zorla uyandırmak istiyormuş gibi rahatsız oluyorum. Bu hissi özellikle mart ayında yaşıyorum, sizin de böyle bir durumunuz var mı? Benzer hislerde birilerini bulursam gerçekten sevineceğim. Mart ayındaki bu uyumsuz süreçten sonra nisan - mayıs rahat geçiyor. Havalar ısındıkça yine rahatsız oluyorum. Hatta şu an güneşin rahatsız edici sıcaklığını düşününce bile kalbim ağrıdı. Abarttığım kesin ama buna mistik anlamda yaklaşmayı tercih ederim. Mesela adım Berfin olduğu için olabilir mi? Heheh ne kadar da gizemli... 👻👻👻
4 Mart 2017 Cumartesi
13 Şubat 2017 Pazartesi
Rüzgarın Adı - Patrick Rothfuss / İnceleme
"Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim. Felurian'la bir gece geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın kabul edildiğinden daha küçük bir yaşta Üniversite'den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim. Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım. Belki beni duymuşsunuzdur."
Gecikmiş bir inceleme yazısından herkese merhaba. Rüzgarın Adı'nı üç gün önce bitirdim. Kitabın etkisi gitmeden yazısını yazmayı planlıyordum ama hastalandım ve bilgisayar başında bırak yazı yazmayı, film izleyesim bile gelmedi. -_- Neyse ki Goodreads yorumum ve okuma defterime aldığım notlar var. Bu arada okuma defteri tutmaya başladığımı söylememiştim değil mi? Kitabı okurken kaydetmek istediğim alıntıları ve bitirdiğimde düşüncelerimi yazmak için bir defter tutmaya başladım. Güzel bir kitabı bitirince bilgisayar ya da telefon klavyesiyle rahat rahat yazamıyorum. Kağıt kalem daha iyi geliyor. Rüzgarın Adı bitince de öyle oldu mesela. Defter biraz daha dolduktan sonra burada paylaşırım, şu an için çok boş ve benim bile bazı kısımlarını okuyamadığım karalama yazılarla dolu. :D
Epik fantastik türüne bir türlü ısınamadım. Tüm o savaşlar, ülkeler ve isimlerini karıştırmama sebep olan sayamadığım kadar çok karakterler beni bunaltıyor. Gotik edebiyatın fantastikle birleştiği kitapları keşfettikçe epik fantastikten iyice uzaklaştım. Liseden beri de nadiren epik fantastik okudum. Zamanla türe karşı bir soğukluğum oluştu. Rüzgarın Adı'na kadar en az 2- 3 senedir epik fantastik okuduğumu hatırlamıyorum. Bu kısa ön bilgiden sonra söyleceğim ilk şey şu ki; Rüzgarın Adı epik fantastiğe karşı duyduğum tabuyu yerle bir etti. Hatta kitaplığımda okunmayı bekleyen epik fantastikleri en kısa zamanda okumayı istememi sağladı.

4 Şubat 2017 Cumartesi
Avalon'un Sisleri 1. Kitap: Büyü Ustası - Marion Z. Bradley / İnceleme
Marion Zimmer Bradley'nin yazdığı Avalon'un Sisleri Serisi, Arthur döneminde yaşanan tarihi olayları masalsı bir dille aktaran şahane bir kitap. Dört kitaptan oluşan serinin birinci kitabı olan Büyü Ustası hem bilgilendirici hem de merakla okumanızı sağlayacak bir kurguyla yazılmış. Kitapta ilk olarak Hristiyanlığın Pagan inanışları ve kadınların özgürlüğü üzerinde kurduğu baskıyı gözlemleyebiliyorsunuz. Kilisenin yaptığı bu baskılar eleştirel bir dille anlatılmış. Feminist yaklaşımla yazılan mistik - fantastik kitapları çok seviyorum. Bradley bu kitabında kadın karakterleri ön plana çıkarmış ve onları başarılı bir şekilde işlemiş.

29 Ocak 2017 Pazar
Ocak Ayında Okuduklarım / 2017
Herkese merhaba! Yılın ilk ayında istediğim okuma düzenini oturtamasam da güzel kitaplar okudum. Kış Okuma Şenliği'ne katıldığım için, seçtiğim kitaplardan en yaz yedisini okusam iyi olacaktı ama olsun. :3 Şu an okuduğum ve bitme üzere olan Avalon'un Sisleri'yle beraber ocak ayında toplam beş kitap okudum.
Yılın ilk kitabı aslında aralık ayından kalan Melankolinin Anatomisi'ydi. Robert Burton bu kısacık kitabın neredeyse yarısı boyunca kendisi hakkında savunma tarzı bir metin yazmış. Kullandığı Latince sözcükler ve sürekli dipnota bakmak zorunda olmam okurken keyfimi kaçırdı. Melankolinin o dönemdeki algısı hakkında istediğim bilgiyi alamadım. Kitabın devamı da olacak ama okumayı düşünmüyorum. Aslında dipnot bakmadan okuyacak kadar ön bilgiye sahipseniz değişik ve hoş bir okuma olabilir.

15 Ocak 2017 Pazar
Çekiliş Sonucu
Gotik Edebiyat Seti'nin kazananı Pınar Karabaş olmuştur. Kendisine facebook üzerinden ulaşacağım, 2 gün içerisinde dönüş alamazsam yedek talihlilerden seçeceğim. Katılanlara teşekkürler, herkese mutlu pazarlar. =)

12 Ocak 2017 Perşembe
Yerdeniz'e Dönüş: Tehanu - Ursula K. Le Guin / İnceleme
Tehanu Yerdeniz Serisi'nin dördüncü kitabı. Ursula Le Guin seriyi üçleme olarak tamamlamayı düşünmüştü. İlk kitap büyümek, ikincisi cinsellik ve üçüncüsü ölüm hakkındaydı. Tehanu bu üçlemenin bitiminden yıllar sonra yazıldı, yeniden doğmak, ikinci şans gibi. Yazar Yerdeniz'in En Uzak Sahil ile son bulmaması gerektiğini düşünerek Tehanu'yu çıkartmış. Seriyi bu kitap ile bitirmeyi düşünse de neyse ki Yerdeniz Öyküleri ve Öteki Rüzgar'la Yerdeniz devam etti.
Tehanu üçlemeden çok sonra çıktı, bu yüzden ilk kitaplarla arasında belirgin bir fark var. Kitapta Yerdeniz'in büyülü dünyasından ziyade toplumsal yapısı ön plana çıkıyor.

8 Ocak 2017 Pazar
Blogların Ortak Sorunu: Emek Hırsızlığı
Herkese merhaba. Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum. Bugün koymak hiç aklımda yoktu ama tesadüfen gördüğüm ve canımı sıkan bir durumdan dolayı yazmadan edemedim. Instagram hesabıma son blog yazımın linkini vermek için adımı aratırken Büyülü Ayraç ismiyle açılmış bir google+ profili ve youtube kanalı olduğunu fark ettim. Aslında profil açılalı baya olmuş, tarih olarak mart 2015 gözüküyor. O tarihten beri hiç paylaşım yapılmamış. Büyülü Ayraç'ın çok özgün bir isim olduğunu iddia etmiyorum. Yine de kitaplarla alakalı bir hesap açan kişi aynı isimde farklı bir hesap var mı diye kontrol etse keşke. Blogumu açtığım zaman isim ararken aklıma başka bir bloga benzeyen bir isim gelince bile vazgeçmiştim. Kitap okumayı seven birinin yaratıcı ve özgün olması gerekir diye düşünüyorum. Okudukça öğrenilen ve fark edilen onca şey ister istemez insana bu özellikleri yüklüyor. Bu sebeple, kitap okumayı blog açacak kadar seven birinin özgün olmasını beklerdim.

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






