27 Kasım 2013 Çarşamba

İlgimi Çeken Kitaplar #3

Hiç yorum yok:
Bu hafta sınavlardan ve ödevlerden vakit bulup kitapları inceleme fırsatım pek olmadı doğrusu. ama her kitapsever ne kadar yoğun olursa olsun mutlaka almak istediği bir kitaba denk geliyor sanırım. :)


Losing İt - Cora Carmack / Pena Yayınları

Gülen Yorumbaz'da görmüş ben de onun sayesinde haberdar oldum kitaptan. Henüz türkçesi çıkmadı ama yakın zamanda bekliyoruz. Goodreads'den anladığım kadarıyla güzel bir konusu var. Arkadaş çevresindeki tek bakire olan kızımız bu durumdan sıkılıyor ve tek gecelik bir ilişki yaşamak istiyor. Karşısına çıkan yakışıklı ise bilin bakalım kimmiş, kızın tiyatro öğretmeni.






Lanetliler Ormanı - Carrie Ryan / Pegasus Yayınları

Mary’nin dünyasına basit gerçekler hâkimdi… 


Rahibe Kardeşliği her zaman en doğrusunu bilir.
Koruyucular kollar ve hizmet eder.
Lanetliler hiçbir zaman pes etmez.
Ve gözünü, kasabayı çevreleyen tel örgülerden ayırmaman gerekir.
Kasabayı, Lanetliler Ormanı’ndan koruyan tel örgülerden…

Mary’nin kanıksadığı bu gerçekler, onu birer birer yüzüstü bırakmaktadır. Rahibe Kardeşliği ve Koruyucularla ilgili sırları keşfederken sorgulamaya başladığı hayatı, Lanetlilerin tel örgüleri aşmasıyla yerle bir olur. Mary artık hem yaşamın hem de ölümün acımasızlığıyla yüz yüzedir.
Tel örgülerin ardındaki Lanetliler Ormanı’nda bir ölüm kalım savaşına atılan Mary, hayallerindeki okyanusa ulaşmak için kasabası ile geleceği, sevdikleri ile kendisini sevenler arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaktır... 





MERLYN - T. A. Barron / Parodi Yayınları


Büyü temalı kitaplara bayılıyorum. *.* Merlin'in hikayesini bir de bu kitaptan dinlemek gerek.








24 Kasım 2013 Pazar

Kitap Canavarlarının 4. Blog Turu: Ötekiler Arasında - Jo Walton (Yorum)

Hiç yorum yok:


Anlatılmaz yaşanır diyebileceğim bir kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Fantastik ama bir o kadar gerçekçi, akıcı ve bilim-kurgu romanlarıyla dolu bir kitap Ötekiler Arasında. Galler'in vadilerinde perilerin arasında başlıyor ve sihri en başından hissediyorsunuz. Hugo ve Nebula ödüllerini kazanmasına şaşmamak gerek, Jo Walton içinde kaybolacağımız bir dünya yaratmış. İyi ki İthaki dilimize çevirmiş, iyi ki tur kapsamında bizimle olmuş.

Arka kapak yazısında anlatıldığı gibi, hikaye tam bir kitapkurdu olan ve perileri görebilen Mori'nin yaşamından bir kesitle karşımıza çıkıyor. İkizi de var Mor. Ancak o annelerinin sebep olduğu bir kazada hayatını kaybetmiş. Aynı kaza Mori'nin topal kalmasına neden olmuş. Kazanın ardından yatılı bir okulda eğitim görmeye başlayan Mori bir yandan annesinin kötü büyülerinden korunmaya çalışırken diğer yandan okuduğu kitaplarla bizi bilim-kurgu ve fantastik eserlerle dolu sayfalarla karşılıyor. Karakteri kıskanmadım desem yalan olur, bir kitabı bitirip peşine ötekine başlıyor. O kadar hızlı okumasına çok imrendim doğrusu. Tabii kitapların sadece ismi geçmiyor her biri hakkında kısa kısa bilgiler öğreniyoruz. Ötekiler Arasında sayesinde bilim-kurgu türü hakkında baya bir fikir edindim. En kısa zamanda kitapta adı geçen kitaplardan birkaç tane seçip alacağım.

Kütüphane kavramı Ötekiler Arasında'da büyük yer kaplıyor. Mori kütüphaneler arası ödünç sistemi sayesinde istediği çoğu kitaba ulaşabiliyordu. Bizde de kütüphanelere bu kadar çok önem verilse keşke.

Kitap hakkında söyleyeceğim şeylerden birisi de dingin oluşu. Belli bir temposu var ve bu ne düşüyor ne de yükseliyor. Ama kesinlikle sıkıcı değil. Sakin, öğretici ve onca sihir kavramına rağmen bir o kadar mantıklı bir kitap okudum. Bunda Mori'nin zeki bir kız olmasının etkisi var. Hani özgür, zeki ve çekici bilim kadınları ya da yazarlar olur ya Mori de öyleydi. Kimseye ihtiyacı yoktu. Çantasını içindekiler ona yetiyordu. Kitaplar, gezerken nerede olduğunu anlayabilmesi için bir harita ve yanında ne olur ne olmaz diye taşıdığı para. Tabii yürümesine yardımcı olan bastonu da var. Öhöm, neyse. Bu kitaba bayıldım. Blogumu takip eden herkese tavsiye ediyorum. Okuyacak hoş bir şeyler arıyorsanız Ötekiler Arasında'ya bir şans verin. Kitaplarımızı veren ve bu tura destek olan İthaki Yayınları'na çok teşekkür ederim.

Puanım tabiki  5 kuzgun. =)


22 Kasım 2013 Cuma

Etkinlik: Üç Blogger ile Son Zamanlarda

5 yorum:

Vampirellanın Güncesi, Optik'in Kitap Blogu ve Büyülü Ayraç olarak toplandık, eğlenceli bir etkinlik hazırladık. Son zamanlarda başlığıyla oluşturduğumuz 10 soruya cevap vermek için etkinliğe katıl! Cevabını yorum olarak atabilir ya da blogunda konuyu işleyebilirsin. İşte sorular:

Son zamanlarda:

1. Seni mutlu eden bir kitap haberi


2. Okuyup da çok beğendin bir kitap

3. Okuyup da beğenmediğin, seni hayal kırıklığına uğratan bir kitap


4. Okuma alışkanlığında bir değişim oldu mu? Son iki ayda kaç kitap okudun?


5. Gözüne kestirdiğin, mutlaka okumalıyım dediğin kitaplar hangileri?


6. Etkinliği takip edenler bir kitap öner!


7. Okuyup da yarım bıraktığın bir kitap


8.En çok hangi yayınevinin kitaplarını okudun?

9. Bu ay okuduğun en uzun kitap neydi ve kaç sayfaydı?

10. Hediye kitap aldın mı? Aldınsa bizimle paylaş.


Cevaplarım

Büyülü Ayraç 1. Yaş Günü Çekilişi

118 yorum:


Blogumun birinci yaşı 16 aralıkta doluyor. Bu zamana kadar beni takip eden kitapsever dostlarıma çok teşekkür ederim. Birinci yaş gününde bitecek bir çekiliş düzenleyerek resimde görmüş olduğunuz 5 kitabı 5 kişiye hediye edeceğim. Aşağıdaki Rafflecopter formundan çekilişe katılabilirsiniz. Haklardan bir tanesine "En sevdiğiniz kitap nedir ve bu kitabı sevme sebebinizi kısaca açıklayın." seçeneğini koydum. Kim hangi kitapları seviyor görmüş olurum. :) Facebook paylaşımlarını yaparken yukarıdaki resmi koymanız gerekiyor, seçenekte yazıyor ama buradan da söyleyelim dedim. Düşüncelerin benim için önemli kısmını da lütfen doldurun blogumda görmek istediğiniz şeyleri ya da değiştirmemi istediklerinizi öğrenmek istiyorum.

Çekiliş bu akşamdan başlamış olup 16 aralıkta yani blogun birinci yaş gününde bitecek şekilde programlandı. Kazananları seçtikten sonra mail atacağım ve iki gün içerisinde dönmezlerse yeni kazananlar belirleyeceğim. Kargo ücreti bana ait, kitapları kitaplığımdan veriyorum. Hepsi tabii ki de orijinal ve özellikle Oksa Pollock kocaman ciltli süper bir kapağa sahip. :D Fantastik, romantik ve gerilim türlerinde kitaplar koydum ki herkesin seveceği şeyler olsun. Umarım kitaplar onu en çok isteyen kişilere gider, bir nevi yılbaşı hediyesi olur hem diyor ve herkese bol şans diliyorum.


a Rafflecopter giveaway

20 Kasım 2013 Çarşamba

Kitap Yorumu: Mekanik Prenses - Cassandra Clare

12 yorum:

Cehennem Makineleri Serisi'ne Ölümcül Oyuncaklar'dan önce başlamıştım. Kitabın türkçesinin ilk çıktığı zamanlardı, hep uğradığım bir sahafta birden fazla kopyasını görünce merak edip almıştım. (Not: o sahafı sonradan hiç sevmedim bir sahafa göre pahalı satıyordu ve nihayetinde gayet işlek bir yerde olmasına rağmen kapandı.) Kitabın başlangıcında Will'in bir iblisi parçalama sahnesi vardı, tiksinmiştim bu ne biçim başlangıç demiştim falan. Tabii nerden bileyim o seri çok ünlü olan Ölümcül Oyuncaklar'ın geçmiş zamanları niteliğinde çıkmış. Gölge Avcıları'nı kısa sürede benimsedim, Cassandra nefilim olayını harika bir üslupla ele almıştı. İlk kitap soru işaretleri ile bitince ve ikincinin çıkmasına baya uzun bir süre olunca Ölümcül Oyuncaklar'a sardım ben de. Cehennem Makineleri kadar güzel gelmese de ilk kitap olan Kemikler Şehri'ni sevmiştim. (gerçi şu an ikisini birbirinden ayıramıyorum eşitler gözümde.) Zaman geçti, Mekanik Prens çıktı, yine şaşırtıcı olaylarla bitti. Ben başından beri Jem'i sevdim açıkçası Will'i hep eksik bulmuşumdur. O yüzden Mekanik Prenses'de ne olacağını ve nasıl biteceğini çok merak ediyordum. Kitabı okumaya başladığımda dedim eğer Jem'e bir şey olursa daha da bu kadının kitaplarını okumam. Oldu mu olmadı mı orasını anlatmıyorum tabiki de spoilera kaçmasın. Seriyi okuyanlar bilir Jem ölümcül bir hastalığın pençesindeydi ve herkes ona öleceği gözüyle bakıyordu.

Kitaplarda görünce yeter artık dediğim şu gereksiz aşk üçgenleri maalesef bu seride de var. Tessa serinin ilk başlarından itibaren hep Will ve Jem arasında kaldı. Kimi diğerinde daha çok sevdiğine bir türlü karar veremedi. Neyse ki Tessa'nın ne tür bir varlık olduğu gizemi koruyordu da aşk üçgenine daha az sinir oluyordum. Zaten Jem gibi biri dururken neden Will'i de sevdi hiç anlam veremedim. Sanırım seriyi sevenlerin çoğu Team Will ama ben en başından beri Jem'i tercih ettim. 

Bu yazı aslında sadece Mekanik Prenses'in yorumu olacaktı ama seriyi okumayanlar da spoiler almadan az biraz bilgi sahibi olsun dedim. Ben de o ara içimi dökmüş oluyorum falan. :P İkinci kitabı bitirdiğimde kafamda oluşan ana fikir "Allah Belanı Tessa"ydı. Cidden kız tam bir süzme, ne yapacağını bilmeden hareket eden bir ergen. Seriyi okuyup Tessa'ya hak veren var mı bilmiyorum, sanmıyorum olduğunu. Son kitabı sadece Jem ve Tessa'nın ne olduğunu öğrenmek için okudum. Diğer sahnelerde çok keyif almadım açıkçası. Neyseki son kitap Tessa'nın ne tür bir varlık olduğu üstüne kuruluydu da okuttu kendini. Bu arada seri bu üç karakterin etrafında dönmüyor tabiki de. İkinci kitap da ortaya çıkan Lighwood kardeşleri de çok sevdim. Özellikle abi Giedon'u. Aslında seride o kadar çok karakter var ki ve Cassandra hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmiş, hepsinin sonunda ne olduğunu görebiliyoruz. Bu yüzden bu kadının yazdıklarına bayılıyorum.

19 Kasım 2013 Salı

Ben de Kütüphaneye Gitmek İstiyorum!

10 yorum:

Ötekiler Arasında'nın kahramanı Mori tam bir kitapkurdu. İngiltere'deki kütüphaneler arası ödünç sistemi sayesinde ülkesinde baskısı olan istediği tüm kitaplara kavuşuyor, sürekli okuyor. Benim bir huyum vardır, okuduğum kitabın ana karakterinde hoşuma giden bir şey olursa çok özenirim. Aynısını yapmak isterim. Şu an yapmak istediklerimin ilk sırasında deli gibi bilim-kurgu okumak ve kütüphane ziyaretleri yapmak var. İstanbul'da sürüsüne kütüphane var ama henüz aradığımı bulamadım. Bir de evimin yakınlarında pek yok sanırım, olsa kesin dikkatimi çekerdi. Zaten bizim ülkemizde kütüphane kültürü yok pek. En son geçen sene kütüphaneye ödev araştırması için gitmiştim, İstanbul Üniversitesi'nin dibinde olmasına rağmen çok yavan bir yerdi. Çalışanları özensiz, ortam soğuk. Gelen birkaç kişi de test çözmek için oradaydı. Kimse romanları incelemiyordu mesela. Kısa bir süre için de olsa kitaplıklara göz gezdirdim ve az çok fantastik kitaba rastladım. Şaşırdığım bir nokta oldu, korsan kitaplar da vardı. Belki o kitapları birileri bağışlamıştır ve gözden kaçmıştır korsan oldukları ama devlet kütüphanesine dahi korsan sızmış olması beni üzdü.


Şimdiye dek gördüğüm kütüphaneler arasında en iyisi kuşkusuz Hogwarts Kütüphanesi'ydi. Felsefe Taşı'ndan itibaren bizimkiler takıldığı her noktada kütüphaneye başvururdu. Her tarafı kitaplarla dolu olan bir okulda okumak güzel olsa gerek, bizim kütüphanemiz o kadar küçükki, lisedeki bile daha iyiydi.

En kısa zamanda kendime bir kütüphane belirleyip düzenli olarak gitmeye başlayacağım. Siz kütüphanelere gidiyor musunuz ya da önereceğiniz güzel bir kütüphane var mıdır acaba?

18 Kasım 2013 Pazartesi

Carrie: Günah Tohumu

Hiç yorum yok:

Stephen King'in romanından uyarlanan Carrie'yi uzun zamandır bekliyordum. Filmi geçtiğimiz cuma izleme fırsatım oldu. Açıkçası beklediğimi bulamadım, belki Göz'ü okurken çok beğendiğimden filmine fazladan beklentiyle gittim bilmiyorum. Zaten hangi kitaptan uyarlama film kitabı kadar iyi oldu ki? Konusuna kısaca değinecek olursam Carrie White inanılmaz derece dindar (onlara bir şey deniyordu ama unuttum şimdi.) bir ailede doğmuştur. Annesi kızını küçük yaştan beri İncil'de dahi geçmeyen ağır dini yükümlülüklerle büyütmüş, çevresinden asimile etmiştir. Kadın terzilik yapıyor mesela günahkar bir elbise diktiği için kendine ceza olsun diye bacağını deşiyor falan. Hani Hz. İsa'nın acılarını çekme amaçlı bedenlerine zarar veren bir grup var ya bu bayan da o kesimden. Bu derece dindar bir annenin kızı olduğu için okul arkadaşları Carrie'yi dışlıyor. Sürekli tacize maruz kalan Carrie'ninse tek istediği normal bir kız olmak.

Tam da normal olmak istemişken kızımız normallik hayalini sonsuza dek kapatacak bir şey keşfediyor, telekinezi gücü. Eşyaları hareket ettirebilmek Carrie için kendisini özel hissetmesini sağlayan bir sığınak ama içinize şeytan kaçtığını düşünecek türde bir anneniz varsa durumun rengi değişiyor.


Bu resimde Carrie annesinin zorla soktuğu dolabın içinde. Orası dua edilmesi için kurulmuş bir mekan ama etraftaki ölü İsa heykelciklerinden ötürü fazlasıyla ürkünç.

Hem annesinin baskısı hem okuldakilerin zorbalıkları hem de telekinezi olayı olunca Carrie patlamaya hazır saatli bomba haline geliyor. Filmin ilk yarısı hatta 3/4'ü sahneyi tanıtmak üzerine kurulmuş. Olaylar daha sonra başlıyor ve ne olduğunu anlayamadan film bitiyor. Bunun yerine en başından beri bazı olaylar olsaydı ve aynı zamanda karakterleri tanımamızı sağlayacak sahneler çekilseydi film adamakıllı bir hal alabilirmiş. Carrie = dışlanmış süper gücü olan kız ve Annesi= yobaz kadın der gibi yapmaları karakterleri hissedemeden filmin bitmesine sebep olmuş.

Göz'ü okumanızı şiddetle tavsiye ederim ama 2013 yapımı Carrie için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Sinemaya gitmeye değmeyeceğini düşünüyorum. Bu arada oyuncular karakterlere yakışmış unutmadan onu da söyleyeyim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...