8 Ocak 2013 Salı

Okuduğum İlk Kitaplar. :)

Hepimizin okulda okutulan Cin Ali serisi dışında okuduğu bir kitap vardır ve devamında bize okumayı sevdiren diğerleri. Bu yazımda da o güzel kitaplardan bahsetmek istiyorum. Okuduğum ilk kitap Kırmızı Balon'du. İncecik, büyük yazılı ve hemen hemen her yaprağında bir resim bulunan bir kitaptı. Buna rağmen annemle beraber okuduğumuz bu kitabı bir haftaya yakın bir sürede bitirmiştim. Bir sayfasını ben okurdum, diğer sayfayı da annem okurdu bana. Kardeş kardeş okuyorduk yani annemlerin kocaman yatağında. Bu arada iki yaşındayken o yataktan düşmüşüm, kafatasımın bir şeyi çekilmiş falan ama ne olduğunu hatırlayamadım şimdi. Eniyle boyuyla cidden kocaman bir yataktı yani. :D Kitaba geri dönecek olursak Erdal Öz Albert Lamorisse'in Kırmızı Balon adlı kısa filminden esinlenerek yazmış bu kitabı. Kitapta da filmden kareler var resim
olarak. Hatta yazarımızın bir  amacı da kitabı yönetmene göndermek ve onu sevindirmekmiş. Fakat maalesef filmin yönetmeni yeni bir film çekimi esnasında bir helikopter kazasında ölmüş. :( Bu arada filmi  buradan izleyebilirsiniz. Kitabın konusuna değinecek olursam küçük kahramanımız Pascal kocaman kırmızı bir balon bulur ve beraber irili ufaklı maceralar yaşarlar. Zaten kısacık bir kitap, fazla da bir şey söyleyemiyorum spoilera kaçsın istemem. :)

Can yayınlarından çıkan Kırmızı Balon iyi ki ilk kitabımmış, bir balonla çocuğun arasındaki ilişkinin sıcaklığı ancak bu kadar güzel yazılabilirmiş- gösterilebilirmiş.


Okuduğum diğer bir kitap İranlı yazar Samed Behrengi'nin Küçük Kara Balık adlı kitabıydı. Bu kitabı muhtemelen çoğunuz okumuşsunuzdur diye düşünüyorum. Gelmiş geçmiş en şirin ve en meraklı balığın bulunduğu dereden uzakları hayal etmesiyle başlıyor kitabımız. Denize gitmeyi kafasına koyan Küçük Kara Balık yaşadıklarıyla her çocuğun ufkunu genişletecek bir yolculuğa çıkıyor.

On bir bin dokuz yüz doksan dokuz balık "İyi geceler." diyerek gidip uyudular. Büyükanne de uyudu. Ama bir tane küçük kırmızı balık ne yaptıysa da, gözlerini uyku tutmadı. Sabaha kadar denizi düşündü durdu.


 Samed Behrengi'nin iki kitabını okudum, birisi Küçük Kara Balık, diğeri ise Bir Şeftali Bin Şeftali idi. Yazar bana göre doğunun gelmiş geçmiş en iyi çocuk öyküsü yazanlarından biri. Ne yazık ki 29 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ama ardında çocukların okurken hem eğleneceği hem de özgürlük kavramını tanıyabilecekleri eserler bıraktı. Bin Şeftali Bir Şeftali de bunlardan bir tanesi. Kitabı hayal meyal hatırlıyorum, iki fakir köylü çocuğunun bir şeftali çekirdeğinden şeftali ağaçlarını ekmelerini anlatıyordu.Ve maalesef mutlu bir sonla bitmiyordu bu masalımız. 




Okuduğum bir diğer güzel kitap Şeker Portakalı'ydı. Zeze'yle beraber yaşadık her şeyi. Yer yer ağlatma noktasına getiren bu kitap son günlerde Türkiye'nin de gündeminde. Sansürleyecek başka bir şey bulamamışlar gibi argo kelime içeriyor diye saldırdılar resmen kitaba. Oradaki kelimelerden ziyade yaşananlara, yaşananların ne kadar mükemmel bir dille aktarıldığına bakılmalı. Yazarın çok fakir bir çocukluk geçirmesinin de bu mükemmellikte etkisi büyük tabii. Üç kitap halinde çıkan Şeker Portakalı, Güneşi Uyandıralım ve Delifişek Zeze'nin çocukluğunu, biraz daha büyümüş halini ve gençliğini anlatıyor bize. Maalesef Delifişek' okuyamadım hala ama en kısa zamanda seriyi baştan sona okumak istiyorum.


Son olarak Şeker Portakalı'nın ardından çıkan Güneşi Uyandıralım'dan bahsetmek istiyorum. Okuduğum en dokunaklı kitaptı Güneşi Uyandıralım. Sonunda kendimi tutamadım ve fazlasıyla ağladım. Bu sefer Zeze'nin zengin bir aileye evlatlık verilmesini izliyoruz kitapta. Zeze'nin şeker portakalı yerine kalbine yerleşmiş bir kurbağası vardır artık. Okulda ve yeni evinde yaşadıklarını onunla paylaşır Zeze. Kitapta en içimi acıtan noktaysa hayalinde babası olarak gördüğü ünlü bir şarkıcının aslında babası olmadığını anladığı zamandı. Kurbağası artık gitmişti çünkü Zeze büyümüştü.


bir cururu-kurbağası
ırmak kıyısında 
kurbağa şarkıya başladı mı
 küçük kız,
 üşüdüğünü söyler...
üşüdüğünü söyler...


Bunlarda okurken çok sevindirik olduğum çocukluk kitaplarımdan iki tanesi. Aslında daha hatırlamadığım bir sürü kitap var ama 6-11 yaş arasında okuduklarımdan en sevdiklerim bunlar. Okuduysanız yorumlarınızı bekliyorum, okumadıysanız da mutlaka en kısa zamanda okuyun zaten hepsi incecik kitaplar. :)  Kitapların konularını tam anımsayamadığımdan istediğim gibi aktaramadım, kusura bakmayın ama neyse anladınız siz. :D  





6 yorum:

  1. Cin Ali ve Ayşegül serisi haricinde Oz Büyücüsü ve Haydut Haytazot ilk okuduğum kitaplardandı. Haydut Haytazot'u sanırım 5-6 defa okumuşumdur :) Hey gidi günler :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Ayşegül serisini bende okumuştum, çizimleri çok tatlıydı. :)

      Sil
  2. Ayşegül serisini hiç sevmezdim ben, Ayşegül'e de ayrı bir sinir olurdum nedense, belki de çok steril bir çocuktu diye bilemiyorum. İlk kitaplarımla ilgili yazı yazma isteği uyandırdın bende delice :) Benim de ilk kitaplarım Samed Behrengi kitaplarıydı. Bir Şeftali Bin Şeftali, Püsküllü Deve ve Küçük Kara Balık... Hiçbirinin etkisinden hala kurtulamadım. Püsküllü Deve kitabım hala durur, diğerleri kim bilir kimde... Şeker Portakalını ise 3 kere okudum ve 3ünde de her okumamda artan şiddetle olmak üzere ağladım... Güneşi Uyandıralım'ı da o zaman hiçbir yerde bulamamıştım. Nostalji oldu, kalemine sağlık :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Püsküllü Deve'yi okumamıştım çok merak ettim şu an. Şeker Portakalı'nda ağladıysan Güneşi Uyandıralım'da daha da bir ağlarsın bence, ben çok ağlamıştım. :/ Ve çok teşekkür ederim, öyle bir ara esmişti yazayım ilk kitaplarımı demiştim. Okuduğumuz kitapların benzer olmasına çok sevindim. :)

      Sil
    2. Tahran'da yaşayan, babası seyyar satıcılık yapan bir çocuğun tek bir gününü anlatıyor, öyle güzel ki :)

      Sil
    3. Çok merak ettim şu an ^_^

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...